Derslerim bitince hemen eve gittim. Çünkü bir plan kurmuştum kafamda. Uraz'ı evime davet edecektim. Bir akşam yemeği yeseydik ne olurdu ki ?
Hem daha iyi tanışırdık. Biliyorsunuz ki komşu ilişkileri önemlidir :)
Eve gelip hızlıca evi temizlemeye başladım. Saat öğlen 4 tü. Pek vaktim yok gibi geliyordu ama kendime gaz vererek işe giriştim. Ev zaten temizdi. Neden bu kadar uğraşıyordum ki? Of of! Temizliğimi bitirip yemeğe giriştim, bir yandan da tatlıyı yapıyordum tabi. O sırada bugün onunla yolda konuşurken aldığım telefon numarasına mesaj yazdım.
"Uraz, bugün evime, akşam yemeğine davetlisin. Hayır yanıtını kabul etmiyorum sayın arkadaşım:)"
O sırada hızlıca giyinmeye gittim. Siyah, ne kısa ne uzun bir elbise geçirdim üzerime. En sevdiğim parfümümü de sıktım tabi. Yemek kokmak istemiyordum ona karşı. O sırada telefonuma bildirim geldi.
"Biraz sonra kapıdayım, arkadaşım ;))"
Vaaay bu gülücük hoşuma gitti. Mesajına ne yazacağımı bilemediğim için görüldü attım. Masayı hızlıca hazırladım. Aaaah çıldıracağım şimdi. Ne ara bu kadar özgüvenli oldum ben. Off sakin ol Tuğba, sonuçta sadece arkadaşız, değil mi ?
Her şeyi hazırlamıştım ki kapı çaldı. Zilin sesi bile kalbimi güm güm attırmaya yetmişti bile. Acaba o nasıl hissediyordu? Biraz sonra kapıyı açtım ve gülümseyerek elimle içeriyi gösterdim.
OHA O ELİNDEKİ NE?!?!? Bİ DE ÇİÇEK Mİ ALMIŞ? AAAA BAYILACAĞIM ŞİMDİ.
Çiçekleri bana uzattı sırıtarak. Şaşkınca alıp teşekkür ettim. İçeriye göz gezdirdi ve gülümseyerek bana döndü.
-Yemek davetin için teşekkürler arkadaşım. Çok naziksin.
-Arkadaşız sonuçta değil mi? Tabii ki davet edeceğim.
Dedim gülerek. Elini yıkamak için banyoyu sordu. Ben de gösterdim ve çiçekleri bir vazoya koydum o sırada. O gelene kadar yemekleri ve içeceklerimizi koydum.
Saat 1'e kadar konuşmuşuz. 1 Mİ? BENİM YARIN VİZEM VAR. Zamanın farkına bile varamadım. O sırada ayağa kalktı ve uykusu geldiğini bu yüzden eve gitmek istediğini söyledi. Ve tabii ki evden çıkarken müziğin sesini çok açmamamı da bildirdi beyefendi.
Sırada bulaşıklar vardı. Muhabbet iyi güzel de şu misafirlerden sonra yorgun şekilde bulaşık yıkamak çok sıkıcı çok.
O kadar çok konuştuk ki sanki yıllardır arkadaşız gibi hissediyordum. Ona evimi bile gezdirdim. Çocukluk anılarımdan bile bahsettik. Ama onun geçmişinden hiç konuşmadık. Sormaya çekindim ben de. Neyse daha sonra anlatır herhalde, canım arkadaşım...
Telefonuma bildirim geldi ben yatağa girer girmez. Uyumamı falan mı bekliyordu bu saatte? Telefona bakar bakmaz karnımda kelebekler uçuştu.
-İyi geceler güzellik.
Ne yani bu kadar kısa bir mesaj beni bu kadar çok mu heyecanlandıracaktı? Ne büyüsüydü bu?
-İyi geceler beyefendi.
Yeterli bir yanıt bence. Ne fazla ne eksik. Uykuya dalarken bu kadar zorluk çekme sebebim onun bu mesajıydı tabi. Yarın vizem var benim vizeeeeem ;(
Sabah bu kafayla gittim okula. Neyse ki geçtim diyebilirim. Ama şimdi gerçekten öğle uykusuna yatmalıydım. Eve girecekken yanımdan hışımla bir çift geçti. Hem de yan daireye. Hemen o yöne kaydı gözlerim. Uraz ve ... ?
Kimdi o kadın? Hayır hayır bu kardeşi değildi. Ve sanırım aşkından o kadar sarhoştu ki beni görmedi bile. Eve gülüşerek girişlerini izledim. Hafif gözlerim doldu ama o yaşların akmasına izin vermedim. İçeri girdim ve yüzümde mimik olmadan, tepkisizce duşa girip hemen yattım. E haliyle sabah hasta olarak uyandım. Offf. Şu anda tek iyi haber vizeleri halletmemdi.
Burnum tıkalıydı. Sesim bi garipti, kalınlaşmıştı. Tam depresyon havasındaydım. Ama giresim yoktu. Çünkü bugün arkadaşlarımla buluşmam vardı. Hayır hayır bugün depresyona giremem. Buluşmaya kadar iyi hazırlanıp dün yaşadıklarımı onlara belli etmemem lazım. Saat 12 gibi hazırlanıp çıktım. Vee telefonumu evde unutunca tekrar eve girmem gerektiğini farkettim. Çantamda anahtarı karıştırırken arkamdan gelen tanıdık bir sesle irkilip arkamı döndüm.
-Bugün unutkanız sanırım Tuğba Hanım. Yardımcı olabilir miyim?
Dedi Uraz karşımda sırıtarak.
Yok bu sefer etkilenmedim. İçimde biriken sinir açığa çıkmayı bekliyordu sanki. Gözlerine doğrudan baktım ve soğuk bir şekilde "Hayır" yanıtını yüzüne soğuk su gibi çarptım. Hayır Uraz Bey bugün o samimi,mutlu,neşeli Tuğba'yı göremeyeceksiniz!
Çantamdan anahtarı çıkardım ve eve girip kapıyı yüzüne çarptım. Çıktığımda hala orada bekliyordu. Yüzünde ciddi bir ifade vardı bu sefer. Gitseydin ya sevgilinin yanına. Neden buradasın sen?
Gözlerime bakarak konuştu.
-Neler oluyor Tuğba? Ne bu sinir? Dün çok iyiydik oysa ki.
Derin bir nefes aldım ve verdim.
-Evet sinirliyim. Çünkü güya arkadaşız ama sen bana sevgilinden bahsetmedin bile. Bense aptal gibi her şeyimi ortaya döktüm.
Dedim. Kaşlarım çatıktı ve zaten hasta olduğum için sesim kalındı. Bu kadar soğuk olmak istememiştim aslında. Vereceği cevabı merakla bekliyordum...