Bisi dicem
Bu kitap niye okunmuyo aq Mdlwldwldmwlslwlslw varya cildircam yeminlen neyse eglencesine yazıyorum zaten
Ama yine de yorum yazmayı lütfen ihmal etmeyin çünkü yorumları okumak cidden çok eglenceli ve bölüm yazma istegimi getiriyor emin olun ki yazılan her yorumu okuyorum ve gülmekten ölüyorum resmen
Neyseee uzatmayalım
İyi okumalarrr
×
Tam konuşmak için ağzımı aralayacağım sırada dizlerimi kırıp ayaklarımı yere yasladığım bacaklarımın arasından, pikenin yüzeyinde fark edilecek şekilde bir hareketlenme görünce duraksadım.
Bir anda boxerımın üstüne düşmesiyle kapanan aletim açılınca gerildim. Aletim de hissettiğim tanıdık sıcaklıkla dudaklarımı araladım. Kaşlarım çatılmış, sırtım yay gibi gerilmişti.
Sikeyim seni Jungkook!
Ağzıyla bana yarım kalan işini bitirmek ister gibi ağız işi vermeye başladığında gözlerimi sımsıkı yummuştum. Mingyu başucumda bir şeyler konuşurken benim tek temennim bir an önce bu durumdan kurtulmaktı.
Mingyu'nun önünde bu şekilde gözükmek istemiyordum. Onun gibi değildim. Ona onun gibi yaklaşamazdım. Onu ve altına yattığı herifi o hâlde gördükten sonraki duygu karmaşam öyle yoğundu ki sadece gözlerimi çıkartmak istemiştim. Bu his berbattı.
Onun yüzünden her şey.
Bacaklarımın arasındaki adamın sesi tekrar beynime dolarken anın karmaşasıyla buna şaşıramamıştım bile. Öyle ki ona katılmıştım. Doğruydu. Her şey onun yüzündendi.
Yaşadıklarını yaşat ona.
Hayır.
Ben... Böyle bir adam değildim.
O adamın gözlerinin önünde sevgilini boşalttığı gibi, sen de beni boşalt. İntikamını al.
İntikam mı?
O sırada o pikeyi hareket ettirecek şekilde kafasınk hareket ettirmeye başlarken kafamı geriye yatırdım. Bom bok bir durumda olsam da beni öylesine azdırmıştı ki, şu anda hiç bir şey sikimde değildi. Onun sıcak ağzı dışında(!)
Zaten Mingyu da çok dikkat kesilmemiş kendi kendine yalandan açıklamalar anlatıyordu. Dikkati burda olsa bile büyük bir ihtimalle kendimi çektiğimi falan düşünüyor olmalıydı. Zira Jungkook'u görmüyordu.
Tıpkı benim gibi.
Aniden penisimi tamamen ağzına çektiğinde alt dudağımı ısırdım.
"Mmh... Jungkook."
"Jungkook mu?"
Mingyu'nun burada olduğunu bir anlığına tamamen aklımdan çıkartmış, Jungkook'la sesli konuşmuştum. Ama ifademi bozmadan ona bir cevap vermemeyi seçmiştim sonuç olarak.
"Sana siktir git denilince ne anlıyorsun sen? Git Mingyu. Eğer bir daha tekrarlatacak olursan yemin ediyorum ki kötü olacak."
Amma da sertleşmişsin. Amanın yanmaz umarım.
"Ama önce söyle. Neden bana başka bir isimle seslendin?"
"Ah Tanrım..."
Büyük bir iç çekerken Jungkook'un üzerimden yavaşça çekilmesiyle boşluk hissini hissettim. Gözlerim sanki her şeyin farkına yeni varmış gibi irileşirken etrafa bakındım.
O... Yoktu?
Buradayım.
Yoksun.
"Yoksa... Siktir. Sana inanamıyorum Taehyung!" Bakışlarım Mingyu'ya dönerken bağırışıyla kaşlarım iyice çatılmıştı. Ne ima etmeye çalıştığknk bile anlamamıştım.
"Sevgilin mi yoksa?! Aldattın mı beni!"
Çenem kaskatı kesilmiş, sinirlerim depreşmeye başlamıştı. Tam o sırada pike nin altındakş fermuarımı kapatıp hızla ayaklanmıştım. Onu burda görmeye daha fazla dayanamayacaktım.
"Beni kendinle karıştırma."
Kolunu tuttuğum gibi odadan çıkartmaya başladım. Her ne kadar reddederek ters yönde kuvvet uygulasa da aramızdaki kütle ve güç farkından çok da direnememişti. Koridorda ilerleyerek merdivenlere yöneleceğim sırada kolunu benden kurtardı.
"Söylesene! Kim o sürtük?!"
"Saçmalamayı kes artık! Seni ilgilendirmez!"
Dişlerini öylesine sıkıyordu ki bir an gerçekten kıskandığınj zannedecektim. Kim olsa öyle zannederdi ama ben o kimselerden değildim. Zira onu iyi tanıyordum. Kıskanmak kadar masum değildi.
Hırs ve kin vardı içinde.
"Onu düşünüp kendini çekiyordun yani..."
Artık iyice sıcaklamaya başladığım ve daraldığım için bir hışımla dünden beridir bir türlü çıkartamadığım asker üniformamın üstünü çıkarttım. Göğsüm çıplak kalırken biraz olsun rahatladığımı hissedebiliyordum.
"Ne zamandır aldatıyordun beni?"
Hala orda takılıkalmıştı. Cidden... "Kafan basmıyor değil m-" konuşmamın yarıda kesilmesinin sebebi Mingyu'nun arkasında kalan bornozla bedeni görmemdi. Saçları ıslak, dudaklarına arsız bir gülüş vardı. Cidden! Neden çıkmıştı ki?!
Ben orada dikkat kesilince Mingyu da yavaşça arkasına dönmüştü. Tam da o sırada Jungkook diliyle piercingini dürtüp bize doğru ilerlemeye başlamıştı.
Kalçalarını sallaya sallaya yürümesi bir anlığına odağımın alt kısmına kaymasını sağlamıştı.
"Sevgilim?" Sesi oldukça yumuşak ama arsız geliyordu. Yumuşak tınısı içinde bir şeytanlık barındırıyordu. Sikeyim! O ne yapmaya çalışıyordu?! Sevgilim ne demekti şimdi?
Devam etti sözlerine. "Misafirimiz mi var yoksa?"
Tüm konuşmasına Mingyu'ya bakarak başlamış, her bir kelimesinde bize biraz daha yaklaşarak en sonunda omzuma sarılmıştı. Gülümseyerek bakıyordu Mingyu'ya. Mingyu ise sinirinde kıpkırmızı kesilmiş, titremeye başlamıştı.
Bakışlarım yanımda bana imalı ve dolu gözlerle bakan Jungkook'a döndüğünde kaşlarım tamamen çatılmış, dişlerimin arasından tıslamıştım.
"Böyle anlaşmamıştık Jungkook." Oldukça sessiz ve biz çıkmıştı sınırlı sesim. O ise buna hiç aldırış etmemiş, parmak uçlarında yükselerek yanaiıma bir öpücük kondurmuştu.
"Bir el atayım dedim sevgilim."
Hay sevgilini-
Ne yapmaya çalışıyorsun sen?!
"Tae-Taehyung..." Mingyu'dab duyduğum adımla ona döndüm. Yüzü kırgın görünüyordu. Kırgın bir çiçek gibi. Ama altında bir kin vardı. Nefret dolu bir bakış. Aynı benim ona -onları gördüğümde- baktığım gibi.
Tam konuşmak için ağzımı aralayacağımda Jungkook yine lafa girmişti. "Of Taehyung ya... Duşta bekle birazdan geliyorum dedin ama gelmedin sevgilim! Bir tur yetmedi bana. Doyamadım hâlâ."
Bu yalan yanlış sözlerine rağmen onu azarlayamayacak kadar tuhaf bir hisle dolmuştum o an. Karşımdaki gözlerde gördüğüm kırgınlık içimde tuhaf bir his işlemişti. Hayır hayır. Kötü değildi. Askine, ben...
Kendimi çok iyi hissediyordum.
Tam o anda aklıma dolan fikirle gülümsedim ve yanımdaki bedene döndüm. Elimi kaldırdım siyah saçlarına götürüp yüzüne düşen tutamı kualğının arkasına yerleştirdim.
"Benim bebeğim doyamamış mı bana?"
Jungkook da en az Mingyu kadar şaşkın görünüyordu. Ama o şaşkınlığı anında yüzünden silerek yüzünü ekşi hâline getirdi ve dudağını büzerek beni onaylar şekilde kafa salladı.
Ben ise elimi çenesine götürmüş baş parmağımda alt dudağını okşamıştım. Bakışlarım orda gezinirken dudağına ufak bir öpücük kondurdum. Ardından ise tekrardan birleştirerek alt dudağını dudaklarım arasına aldım.
Ellerim beline dolanırken bedenini önüme aldım ve omzunun arkasından görünen Mingyu'nun simasına baktım. Çoktan ağlamaya başlamıştı. Ellerini iki yanında yumruk yaparken gördüklerine inanamaz gibi kafasını sağa sola salladı.
Jungkook ise o sırada öpücüğü mesaj karşılık vermiş dudağını dişlerim arasına aldığımda bir inlemesini duyurmuştu. Fakat hemen ardından dudaklarımızı ayırdı ve ellerini iki omzuma koyup beni uzaklaştırdı. Ama benim belindeki ellerim hâlâ yerini koruyordu.
"Misafirimizin önünde yapma bari Taehyung. Ne kadar ayıp." Gözlerindeki o bakış bir anlığına beni içine çekse de hemen gözlerimi kaçırmış, Mingyu'ya döndürmüştüm. Gülümsüyordum zaferle.
"Sorun yok güzelim. Misafirimiz de tam gidiyordu zaten."
Jungkook arkasına dönmüş, Mingyu'yu süzmeye başlamıştı. Bir eli ise çıplak gövdemde geziniyordu.
Mingyu buna daha fazla dayanamamış olacak ki sinirle tısladı. "Sizi sikikler!" Ardından ise hızlı adımlarla merdivenlerden inerek kapıya doğru ilerlemeye başladı. Arkasından öyle bakarken Jungkook sanki gıcıklığına yapıyormuş gibi seslice konuşmuştu.
"Kapıya kadar uğurlasaydık bari." Mingyu tam kapının önündeyken bunu duymasıyla durmuş bize son kez bakmıştı. O kin dolu bakışları gördüğümde onu kendime benzetmiştim bir daha.
Ardından ise kuvvetle kapıyı açıp gitmişti. Kapının yüksek sesli çarpılışını duyduğumda içimde yaşanan o güçlü duygu fırtınasını tüm iliklerime kadar hissetmiştim.
İntikam. Yeterince güçlüyse, soğuk yenmese de olurdu.
Önemli olan, kalıcı olmabilmesiydi. Ve de bu oldukça kalıcı olmuştu. İçimdeki acısını söndürecek kadar hemde.
Gözlerim ona kaydığında bana -içimden dediklerimi duyar gibi- gururla gülümsediğini fark ettim. İster istemez bende gülümsemiştim. Gururla.
Senin sayende.
×××
Öyle bi hızlı yazdım ki elim koptu resmen. Çünkü ders calısmam lazım acil ve ben mal gibi fic yazıyorum.
Yazım yanlişlarım varsa kb
Umarım bölümü begenmişsinizdir dogrusu benim hic icime sinmedi sırf günlerdir kitap boş durmasın diye attım.
Oy ve yorum lütfen
Sağlıcakla kalınnn

