bu bölüm aslında zurnanın zırt dediği bölüm ama şunu söylemeden edemicem. bölümde 'ağda esprisi' var. okur kitlemin kasıntı ve duyarlı olduğunu düşünmüyorum ama yine de bundan iğrenme gibi bir yorumda bulunacak olan varsa, lütfen yorumunu yapıp da moralimi bozmasın. çünkü hadi ama kızlar, hangimiz twink doğuyoruz💁♀️ iyi okumalar efenimm💋💋 • • jungkook's pov Ya ben vallahi biliyorum, geçen bölüm Taehyung kişisi anlattı ve bölüm sıkıcıydı değil mi? Bakın biliyorum sıkılıyorsunuz, çünkü benden dinlemediniz! Net olarak en havalı, en renkli, en neşeli karakter olduğum için yani sizi de anlayabiliyorum. Yani tabiki abla, herkes beni ister, haklısınız. Ay neyse, ne diyordum ayol? Evet. Taşşaklı mı taşşaklı üniformalı komutan yarim ufak tehditim üzerine, bir şekilde, götünü yırta yırta iznini alabildiğinden ortalama 4 saat önce buradan sonunda ayrılmıştık. Ya şaka gibi ama yani ben gerçekten çıldıracaktım! Formaniteden asker oldum ama askerden bile değersizdim ya, şaka mı bu! Onların çarşı izni vardı ama benim Taehyung gitmediği sürece bir yere gitme iznim yoktu! O işkolik köpek de bi yere gitmiyordu, anca ofiste göt büyütüyordu. Ama Jungkook ne yapsın! Düşünen yok ki beni! Neyse, ay sakin olmalıyım. İşte yolculuk sonunda neyseki Jimin oppamın evine varmıştık. Ve tabiki de son derece duyarlı, düşünceli, görgülü insanlar olduğumuzdan 2 gün boyunca onda kalacağımıza dair haber verme gereksiniminde bulunmadığımız için kapıyı alacaklı gibi çalmamız üzerine kendisini ağda yaparken yakalamıştık. "Yıkın yıkın! Evi de üstüme yıkın orospu çocukları!" "Yaa ben de seni çok özledim Jiminie!" diye kollarımı boynuna sarıp sarılırken, ayakkabılarımı çıkartmaya üşendiğim için ayaklarımı sıra sıra arkaya doğru uzatmış, arkamdaki Taehyung'un ayakkabılarımı çıkartmasına sebebiyet vermiştim. Ne? Ne bakıyorsunuz öyle? Yapacak tabi, işi ne sanki? "Ya ağda yapıyordum gerizekalılar. Bi insan haber verir ya- oha! Kaç gün kalacaksınız siz?!" diye bağırdı yavaşça benden ayrılırken sonradan gördüğü valizlerimizle. Taehyung da ayakkabılarını çıkarttıktan sonra -aşırı güçlü, kaslı ve erik bir erko olduğu için, hrrr- 3 valizi de yüklenip içeriye adımlamıştı. Ay bi yükselmiştim ha şimdi. Acaba Jimin'i evden atıp, onu da yatağa mı atsaydım? "Mal mısın? Sen ne diye ağda yapıyorsun?" "Ağda ne ki?" diye bakışlarımı ikisi üzerinde gezindirirken Taehyung yüklüğün yanına valizleri koydu ve kıskanç köpek olduğu için bedenimi koluna sarıldığım Jimin'den elimi tutarak uzaklaştırdı. "Oha Jungkook, dünyaya yeni mi indin gerizekalı?" "Yoo 4 ay oldu-" "Düzgün konuş lan eniştenle yer elması." Az kalsın yakayı ele verirken ucundan sıyrılmamızı sağlaması hem de bu bahçe cücesine beni savunması nedeniyle, her ne kadar dokunmama cezası versem de canım sıkıldığı için çenesine uzandım ve yanağına öpücük kondurdum. "Sağol aşkım." "İy kusucam." "Kes, hem ağda ne demek hala söylemediniz?" diye tekrarlamama karşın Taehyung arkama geçti ve belime sarıldı. "Tüyleri almak için işte bebeğim, boşver." Duyduklarımla, evet duyduklarımla, ağzım ahanda kahkaha atan tilkiler gibi açılmıştı. "Ne?! Jimin sen doğal twink değil miydin!" dediğim an Jimin omzuma vurdu. "Ya of-kessene sen sesini!" "Oha kudur, ben orjinal twinkim ezik." "Sohbet biraz mide bulandırıcı olmaya başladı, artık içeriye mi geçsek?" Evet, Taehyung haklıydı. Oha farkında mısınız, Taehyung ilk defa haklıydı. Kafamı salladım ve peşine düştüm. Koltuğa yayıldık hemen. Jimin de bacağındaki pembe renkli bi kağıtla beraber salonun ortasına dikildi. Oydu galiba ağda denen şey, ıy. İki elini de beline koydu hava atar gibi mal çünkü. "Cevap versenize sorularıma. Kaç gün kalacaksınız ya? Ben müsait değilim belki." "Sormadık müsait misin diye." diye öpücük attım. "İki gün kalacağız Jimin, abartma. Hem ben de senin boklu evine bayılmıyorum. Jungkook tutturdu gidelim gidelim diye. Ne varsa artık burda- Ah!" Cümlesinin sonunda ayağımı yüzüne doğru savurdum, burnuna geldi, oh olsun. "Burdan da başka bir yere herhalde." deyip tam da halının ortasında bağdaş kurduğunda, bir an oturacak sandım ama o bacağını tutup bir de arkadan gerdirip kâğıdı tutmaya başladı. "Huhh 1, 2, 3! Ahhh!!" diye aniden çekti. Oha! Ağda korkunç bir şeydi! "Hayır 2 günlüğüne izin aldım- Ya Jimin iğrençsin yapma önümüzde!" "1,2,3- Ahh!!! Lan! 2 gün için 3 valiz niye alıyorsunuz beyinsiz misiniz?! Ahh bacağım!" diyeden bacağını okşarken bu durum psikolojimi kötü etkilediğinden Taehyung'a doğru yakınlaştım ve kucağına yerleştim. "Jimin'in kıllarından mı korktun bebeğim? "Hm hm." "Lan rol yapma ecnebi it! Kılıma kurban ol- Ahh!!" Bir kere daha şu saçmalığa devam ettikten sonra sonunda akıllanmış olsa gerek işini yarım bırakıp yanımıza tekrar dönüğünde ona kınayan bakışlarımızı atıyorduk. Ayıp ya, hem evine davet ediyor hem de böyle şeyler yapıyordu. Nerde kaldı o eski misafirperverlik! Kucağında bulunduğum sevgilime arkamı döndüm ve bacaklarının arasına girip sırtımı göğsüne yasladım. "Hadi yemek yap. Yoldan geldik." Bu bardağı taşıran son lokma olacak ki Jimin tam bunun üzerine yanındaki tekli koltuğu kaptığı gibi kaldırdı. • • "Ama bir şey diyeyim mi? Meditasyonların harbiden işe yaramış bacım. Maşallah pozitif enerjiyi götünden çekmişsin." Elimizde papatya çaylarımız, sakin sakin yudumlarken dediklerime karşın göz devirdi Jimin. "Üstüne bir de çay içince... benden sakini yok." diye gülümsedi. Ardından takır takır sesler çıkartan yerdeki bedene döndük. "Ne demezsin. Ne sakin ne sakin!" dedi kafası sargılı olan Taehyung. Ha ben anlatmayı unutmuştum değil mi? İşte Jimin öyle koltukla üzerimize gelince ben tabiki de, zekamı konuşturarak hemen çekilmiştim koltuktan. Taehyung da, garibim, koltuğu yemişti kafasına. Ama yapacak bir şey yoktu. Yesindi ayol, işi neydi sanki? Kafasını tutarken çok şeker durduğundan gülümseyerek ayaklandım ve yanaklarından öptüm. "Çok acıyor mu canın aşkım?" Kafasını salladı. "Evet. Öp de geçsin." Parmak uçlarımda yükselmeme rağmen kafasının üstüne ulaşamadığımdan "Eğil de öpeyim." dedim. "Eğilemem kafam acıyor." Göz devirdim dediğine karşın. Buna da iyilik yaranmıyordu ya! "İyi ben de öpmem o zaman mala bak." diye tam çekileceğimde elini belimin iki yanına koydu ve resmen beni oyuncak gibi kaldırdı. Bir an öyle bir ateş girmişti ki öpmeyi unutmuştum. "Öp bebeğim hadi, kollarım ağrıyor ama." Kafasına öpücük kondurdum hemen. Sonra da beni indirmesini söylemeden adına yanlışlıkla kafasına vurduğum için bir daha inlemişti. Ay benim de elim kolum hiç durmuyordu vallahi. Ne alem herifim. "Romantizm midemi bulandırıyor sizi görünce." "Kudurma bahçe cücesi. Yoongi hyung yüz vermiyor diye bize sataşıyor bu da." diyen sevgilime katıldığım için kafamı salladım. O sırada kapı çaldı ve Jimin sonunda siparişler geldiği için koşa koşa gitmişti. Aslında yani yoldan gelmişiz, ev yemeği isterdik ama işte. Jimin beceriksiz olduğu için yemek yapmamış dışarıdan söylemişti. Bana jambonlu pizza söylediği için şanslıydı tabii. "Of kafam çok acıyor. Kırılmış olmasın?" Taehyung yanımdaki tabureye otururken kafasını ovuştura ovuştura söylendiğinden dudaklarımı büzmeden edememiştim. Görüyor musunuz, benim tosbik kafalımın kafası kırılmıştı. Uy yerim minnak kafasını. Boynuna sarıldım ve yanağını öptüm. Ardından ise ondan uzun bir iç çekme alınca, yanağımı yanağına yasladım. "O koca kafan öyle kolay kırılır mı zannediyorsun aşkım?" "Çok kırıcısın ama yavrum." Biz öyle sessiz sakin fingirdeşirken evden yüksek bir çığlık sesi gelince o romantik saniyelerimizden bir çırpıda ayrılmıştık. Ya yine ne bok olmuştu da, bu Jimin mal gibi bağırmaya başlamıştı hiç bilmiyordum ama en son onu bir güzel boğazlayacaktım. "Abi pizzayı niye yedin?!" İşte o an gözlerim seğirmişti. Çünkü bu bana açılan bir savaş demekti. "Jambonlu pizzamı mı yemiş...?" Sessizce konuşurken ayaklandığımda, Taehyung felaketin yakın olduğunu bildiğinden hemen kollarımı bırakmıştı. Çünkü tutarsa onun da ağzını yırtardım. "Hayır, hayır, Jungkook sakin ol." "JAMBONLU PİZZAMI MI YEMİŞ?!" Koşar adımlarla kapıya koştururken hem o anda varlığımı hatırlayan Jimin, hem de peşimden koşturan sevgilim endişeli bakışlarını üzerime dikmişlerdi. Tam kurye abi hala elinde bir dilim pizzamı yemeye devam ederken sinir krizi geçirmemek elde değildi tabi. Ay ne sanıyordu bu kendini ya?! "Taehyung!" dedim gözlerim bana faltaşı gibi açılmış gözleriyle bakan orta yaşlı kuryedeyken, arkamdaki bedene karşın. "E-Efendim bebeğim?" "Sen de o arkadaşları ara, emanetleri getirsinler. Savaş başlasın amınakoyim." "Ay ne diyon ayol?" Tabi Jimin anlamazdı. Ama bakın eniştenize. "Olamaz... Sıfır Bir'e de mi başladın..." Ne de güzel anlamıştı, değil mi? Dik dik kuryeye bakmaya devam ederken onun gülümseyen suratına hala şaşırmadan edemiyordum. "Dayı ne gülüyorsun lan!" Tam üzerine atılacaktım ki, o bir anda pizzayı bırakıp iki elini iki yana açtı. "Jungkook!" "Sen adımı nereden-" diye cümleme devam edemeden ufak bir saçmalık yaşandı ve kurye abi bir anda beden değiştirip sakallı uzun boylu tanıdık bir simaya dönüştü. Hala yüzünde aynı gülümseme vardı, kollar iki yandaydı. Oh hayır hayır... Bak hayatcım, saçmalıyorsun şu an. "Oğlum, beni özlemedin mi?" Ama hayır ya! "Baba?!" Evet babamdı. Yani Taehyung'la yine 'step dad-horny son' fantezisi falan yapmıyorduk. Ay resmen babamdı ya! Of ne yapacaktım?! Tabii o an bunun şokundayken asıl sorunun ne olduğunu unutmuştum bile. "Oha Yüce Honos evimde!" • • • seytan kral baba jeon geldi aq sonunda su sahneyi de yazabildim ya bin sükür umarım bölümü beğenmişsinizdir, biraz aceleye geldi ama kusuruma bakmazsınız artık yorum sıklıgına göre bölümün gelis süresini belirlicem ona göre bu arada yeni ficim Nerd Wars'a da beklerim bebeklerim
Bölüm 30
“oha yüce honos evimde?!”
Bölüm sonu
5 yorum
Yazar hanım maşallah ne güzel yazıyorsunuz elinize emeğinize sağlık
2YanıtDevamını şuan çok merak ettim
Devamını şuan çok merak ettim
Kaldım ben böyle
Devam nerde
