herkese selammm bu bölümü, yorumlarını çok severek okuduğum ve tatlı bir kişiliğe sahip olduğundan emin olduğum bir okuyucuma ithaf etmek istiyorum. @serendipityaly4 tesekkür ederim bebikim�� (ay umarım nicki yanlıs yazmamısımdır rezillik aq) bol bol yorum bırakmayı ve bölümleri oylamayı unutmayın iyi okumalar ••• jungkook's pov Selam günlükcan, yine ben cnm. Bir süredir yoktum ama görüyorsun, diva geri geldi. Bugün açıkçası pek fazla bir şey yapmadım. Ama yapıcam. Çünkü biliyorsun, o kadını doğduğuna pişman etmek için plan yapmam gerekti. Taehyung diyor "uğraşma hayatım" falan ama yok! Ben o kadını mahvedicem yani. Gıcık ya. Bi görsen, askerler tedaviye gidiyor bu da kendini bir şey zannediyor sanki. Saçlarını atıyor böyle, burun kıvırıyor mal mal. Ama vallahi o saçlarını bi yolucam onun neye uğradığını şaşıracak? Benim olanı öpmek ne demek ya? Bi ben öpebilirim Taehyung'u o kaşara ne oluyor? Ay vallahi çok sinirliyim. Öf neyse sen de çok sıkıcısın bb. • • jungkook's pov "Yavrum, ne yazıyorsun?" Arkamdan gelip sarılan Taehyung'u hissedince pembe tüylü kalemimi günlükcanın sayfasının üzerine koydum ve kapağını kapatıp bir kenara bıraktım. "Günlükcan'la sohbet ediyorduk." Kulağına yakınlaştım. "Aramızda kalsın. Çok gıcık bu da. Ben konuşuyorum ama hiç yanıt vermiyor." Taehyung dediğimle kıkırdadı ve masadaki dönen koltukta oturan bedenime eğilip, bir elini bacağımın altından diğerini belimden geçirerek kucakladı. Dudaklarımızı birleştirdi. "Umarım bugünkü planlarını anlatmıyorsundur, öyleyse günlükcan bile tırsar senden." Göz devirdim. "Ne alakası var gerizekalı? Sanki çok kötü bir plan hazırlamışım da..." Taehyung "ciddi misin?" der gibi kaşlarını kaldırdığında, gözlerimi kaçırırken dudaklarını büzdüm ister istemez. Çok da kötü bir plan değildi tamam mı. • • • "Askerciğim anladın değil mi? Bak. Pakettekileri yemeğine at, karıştır. Ama dikkatli ol tamam mı?" Geçen gün kapıya gelip zorla dosyaları almaya çalışan o alık askerle beraber, doktorun revir kapısının önündeyken fısıldaşıyorduk. O elindeki pakete değişik değişik bakıyorken, endişeli duruyordu. "Bay Kim," diye başladığında hala bu soyadına alışamadığımı fark ettim tekrar. Jeon olmak tabi ki daha bi havalıydı ayol. Aman ne hallere düşmüştüm. "Paketin içinde ne var?" Sinirle nefes verirken gözlerimi onuncu defa falan devirdim. "Askerciğim salak mısın? Bin defa söyledim ya. Kurutulmuş kokonat kurtcuğu-" Tam tekrar korkuyla baktığına omzunu tutup sarstım. "Salak mısın ayol? Sorun yok. Ne olacak?" "A-Ama Bay Kim-" İşaret parmağımı dudağının üzerine koyup susturdum. "Bak şekerim, doktor veganteryen hastasıymış ya." "Veganteryen mi? O da ne?" "Ölümcül bir hastalık." dedim daha da fısıldarken. Samimiyetsizce üzülmüş gibi baktım. "Et yiyemiyor. Sadece bu kurtçukları yiyebiliyor ama biliyorsun, suratsızın teki olduğu için hastalar bunun çirkin yüzünü görmek istemiyor tabi- Yani şey, hani hasta ya, ondan pek çalışamıyor. Parası da yetmiyor ki alsın bunlardan." Son anda kıvırmamla askerin de benim gibi yüzü üzülmüş bir ifadeye büründü. "Tüh, yazık ya..." "Dimi ya vah vah... Orospu." Son dediğimi ağzımın içinden dediğim için duymamıştı ama boşverin. Devam ettim. "Ben de dedim günah, yesin ölecek. Ama görürse de utanır, gururu kırılır. O yüzden sen burda yemeğine koy, iyice karıştır. Zaten içinde ekmek kuruları var ya salatanın onlardan belli etmez. Tamam mı tatlım?" Asker dudaklarını birbirine bastırıp gülümsedi. "Bay Kim... Çok iyi bir insansınız." Maşallah cümlede tek bir doğru yoktu! İçimden resmen kahkaha atıyordum. Ardından olaylar biraz hızlı gelişti. Asker kurtçukları koydu, yemeği götürdü. Ama doktor biraz zeki olduğu için yemeğin ortasına doğru gelince yediği ekmek kurularının kurtçuk olduğunu anlayıp tüm askeriyeyi inletecek şekilde çığlık attı. İkimiz de koşa koşa askeriyenin diğer tarafına giderken, asker anlam veremiyor, bense kahkahamı tutamıyordum. • • • "Jungkook." "Ne var be? Ne de güzel yaptım. İyilik yapıyoruz, yine habakat oluyor." Kollarımı birbirine dolayıp küsünce, Taehyung bedenimi kucağına taşıdı. Bacaklarına oturup saçlarımı severken, kıkırdadı. "Kabahat onun adı." "Ay ne bokumsa." Boynuma dizdi bu sefer öpücüklerini. "Yine de sen yapma yavrum olur mu? Başına bir iş açacaksın. Karina-" Adını söylediği an gözlerimi pörtletince yutkundu. "Yani doktor yeni ağlamayı bıraktı. Senin yaptırdığını anlarsa, sorun olur." Dediğine karşı gülümsedim. Daha planımın ikinci yarısına geçmediğim için hala uslu duruyordum. Ama aklıma devamı geldikçe gülümsemede edemiyordum. "Aa aşkım ne yapmışım ben sanki?" Kalçamı tutup sıktı koca eliyle. Ardındansa koca bir şaplak attı. "Aşkım diyen dilini varya..." Ona doğru dönüp, dilimi dudakları arasından yollayınca, yaramazlıklarımı unuttuğu için rahatlamıştım. Çünkü daha yeni başlıyorduk. • • "Bay Kim, be-bence bu hiç iyi bir fikir değil." "Aa niyeymiş tatlım? Herkes ister gece gece odasında palyaçolar tarafından koşturulmayı! Benim küçükken hayalimdi. Palyaço olup dünyayı az mı basıyorduk!" "Dünyayı mı?" Pot kırdığımı fark edince tam tedirgin olacaktım ki askerin ne kadar gerizekalı olduğunu hatırladım ve boşverdim. "Dünyalar tatlısıydım da küçükken ondan." Asker benimle aynı boyda aynı hacimdeyken ne bokuna güvendiyse, kolunu doktorun odasının kapısına yasladı ve kendince flörtöz bir gülümseme attı. "Hala öylesiniz Bay Kim." Ona 'mal mısın' bakışlarımı atınca ifadesi bozuldu ve kendini hemen toparladı. "Asker." Yine korkmuş olacak ki, elini alnına yükselip selamladı. "Emredin." "Yavşama, beğen geç. Uğraştırma beni. Vallahi Taehyung'un kulağına bir gitse, seni donundan asar tavana ona göre." Asker hemen kafasını salladı ve özür diledi. O sırada başrolümüz yanımıza gelmiş ve palyaço kıyafetinden belli olan göbeğini ovuştura ovuştura kendi kendine konuşmuştu. "Angalia mambo ninayoshughulika nayo katika umri wangu..." diye gelen yaşlı askeriye aşçısı afrikalı ablaya gözlerimi belerttim. "Kız sus. Fısıldasana." Anlamamış gibi baktığında dilimizi bilmediğini hatırlayıp, gözlerimi yumdum bıkkınlıkla. Alnımı ovuşturdum, askere kadını işaret ettim. "Şuna söyle fısıldasın, ay vallahi yakalanacağız." Asker "Emredersiniz." diyerek kadına döndü. "Abla, Bay Kim diyor ki, fısılda." Üçümüz arasında uzun bir sessizlik çöktüğünde asker gülümseyerek bana döndü. "Söyledim efendim." Ona dik dik bakarken, sakinliğini korumak için ekstra bir çaba sarf ediyordum. Yutkundum ve gülümsemeye çalıştım. "Tatlım, yemin ediyorum bizim oradaki alık zebanilerden farkın yok." Kafasını karışmış gibi alnını kaşıyan adamın alnına bir tane şaplattım. "Sen salak mısın? Ben de sormayı biliyorum, kadın bizim dilimizi mi biliyor?" Ağzını aralayıp anlamış gibi kafasını salladığında bir anda tekrardan arkasına döndü ve hiç beklemediğim bir şekilde kırk yıldır Uganda'da yaşamış gibi şakıdı adam! "Dada, Bwana Kim anataka kimya. Sasa utaingia na kumtisha daktari. Umeelewa, sawa?" Ağzım açık kalmıştı. "Lan." Gerisi hızlı gelişti. Ugandalı abla sessizce içeriye girdi. Biz koridorun sonuna kadar koşturduk ve izlemeye başladık. Çok geçmeden zaten doktor yine mal mal bağırmaya başladı, biz şeytan gibi gülmeye başladık. Yani ben kendimi anladım da, bu askere ne oluyordu vallahi billahi anlamamıştım ben de! Zaten o sırada Ugandalı abla ne yapıyorsa, doktor çığlık çığlığa her yeri inletmeye devam ediyordu. Biz kikir kikir gülerken de çığlık sesine gelen güvenlikler ve bir kaç kişi ile koşar adımlarla kaçmış, o koğuşuna ben de kendi odama gitmiştim. Aman Tanrım! Bu iş inanılmaz zevkliydi! • • Offf çok sıkılmıştım. Sabah olmuştu ama ben sadece iki plan yaptığım için şu anda yapacak bir şey bulamıyordum. Zaten Taehyung da üzerime hayvan gibi abandığı için yerimden kalkamıyordum, daha da bi sinirlenmiştim. Kolunu tutup göğsümden atmaya çalıştım. "Yaa! Taehyung!" Ama kolunu bile oynatmıyordu. Maşallah beygir gibi uyuyordu ayı! "Of kalksana! Ezildim!" Hmlar gibi karşılık verse de hareket etmiyordu. "Ya Taehyung of!" diye mızmızlanmaya devam ettiğimde gözlerini zar zor araladı ve kollarını boynuma dolayıp yüzümü boynuna gömdü. Bir bacağını da üstüme attığında tamamen kapana sıkışmıştım. "Günaydın güzelim." dedi sabah sabah daha bi seksi gelen boğuk, erik, hayvansı ve ilkel sesiyle. Uf ne yükselmiştim ama ha! "Ya gününe sıçayım be adam! Bıraksana beni. Nefes-" Göğsünden ittirmeye çalıştım. "Alamıyorum!" Yüzümü avuçlayıp kaldırdı ve dudaklarımı üst üste öptü. Dağıldığına emin olduğum mor saçlarımı da karıştırdı. "Güne seninle başlamak mükemmel. Sabah sabah daha bi seksi oluyorsun." diye kulak mememi emdiğinde kulağıma değen sıcak nefesleri huylanmamı sağladı. "Üf kes sesini. Kalk üstümden. Acıktım... Kahvaltı istiyorum." Yan şekilde yatan bedenimi daha da göğsüne çekerken elini kalçama atıp avuçluyordu. Sapık işte. Sesli bir şekilde yanağımı öptü. "Tamam bebeğim. Bir elimi yüzümü yıkayayım da, sipariş ederim ben." Bedenimi bırakıp, yatakta doğrulduğunda kafamı sana eğdim. Kaşlarım havalandı anlamamış gibi. "Ne siparişi ya? Dün yemekhaneye o kadar avokado aldırdım! Boşuna mı aldırdım ben Taehyungie?" Saçlarımı karıştırdı yine. Bir tutamı parmağının ucuna doladı. "Duymadın mı?" dedi gözlerini büyütüp, alay eder gibi. "Aşçı abla doktorun odasına palyaço kıyafetiyle girmiş, korkutmuş. Bu hafta gelemeyecek." Dilini dudağının üzerinde gezindirdi. "Ne alakaysa, değil mi?" Ay... olamaz. Gözlerimi ister istemez kaçırırken, alnıma düşen tutamı kulağımın arkasına sıkıştırdım. "E tabi yani ne alakası var? Ve ah be! Teyzeye bak! Ne diye karışıyorsun kadına? Kadın işinde gücünde, namusuyla çalışıyor, kimsenin sevgilisini öpmüyor. Yani ne istiyorsun kadından, değil mi?" Diye gözlerim kısıla kısıla kıkırdamaya başlayınca kendi yalanıma kendim bile inanamadığımdan kahkahamı tutamadım. Taehyung da boğazından gelen gülme sesiyle yanımda bittiğinde durumuna göz devirmiş "Ne yapıyorsan yap, arkanı ben toplarım." demişti. Bu dediğiyle hayranlıkla gülümsedim ona. Yüzümü yana eğdim. Ayağa kalkıp kollarımı boynuna doladım ve parmak uçlarımda yükselip elmacık kemiği üzerine uzun bir öpücük kondurdum. "Toplayacaksın tabii, işin ne?" "Çok kötüsün." "Gurur duyarım." • • • bölüm sonu. umarım bölümü beğenmişsinizdir. aslında bu bölümde doktor biraz daha çekecekti bizim oğlandan ama yazmaya çok üşendim çünkü aklıma daha güzel şeyler geldi. yakında görürsünüz��
Bölüm 28
little devil’s revenge (ō_ō)
Bölüm sonu
2 yorum
Kook umarım karinanın donuna kadar alır ohh olsun
Gece saat bir buçuk ve ben kahkaha attım sesim odada yankılandı
