yorum ve oylarda fena düsüs var... aman tanrım siz sırfıntılar beni deli etmeye falan mi calısıyosunuz neyse takipcimsiniz ve sizi seviyom diye bu seferlik affediyorum • • • Jungkook's pov Ya ben... Gerçekten kendime inanamıyordum ya... Ben ne kadar gerizekalı birisine dönüşmüştüm. Eski şeytan Jungkook'u hatırlayınca diyordum hemen, vaaayyyy beee neymişim ben. Ama şimdi bi bakın. Ayakta uyutuluyorum! Ben sandım bu Taehyung adamı öldü kaldı bir şey oldu! İçeriye aldım hemen. Ah be lubunya ne diye alıyorsun! Ne diye kanıyorsun hemen! Bi de lak lak susmuyor. Neymişmiş, dinlemezsem bir şeyleri çözemezmişiz. Pışııık! Bak bana bende var mı sana her şeyi anlattırıp sessiz sessiz dinleyecek göz ha?! "Hepsi böyle işte." Varmış galiba. "Bak Taehyung kişisi. Beni ilgilendirmiyor, beni ilgilendirmiyor! O kadın seni öptü mü? Öptü. Olay kapanmıştır!" Yaklaşık 10 dakikadır ben koltukta kollarımı birbirine bağlamış, ondan olmayan tarafa dönüp göz devirirken; o da dizlerini kırıp önümde çökmüş, ellerini diz kapaklarıma yaslamış, göz açıma girmeye çalışa çalışa anlatıyordu. Tabii şimdi pat diye ayaklanınca o da beklememişti. Hemen peşime düştü. Nereye gidiyordum bilmiyordum ama o an, ofisin mini buzdolabına gitme ihtiyacı hissettim. "Ya güzelim yemin ediyorum benim bir suçum yok. Farkında olsam yapar mıyım böyle bir şey? Bulunur muyum orada?" Göz devirdim ve buzdolabını açtım. Of of of! Kolalı uzun şekerlerim bitmişti! Hızla döndüm ona. Sinirli bakışlarımı attım. "Bir de bulunsaydın!" Adam resmen irkildi. Tanrım... neydim ben böyle ayol? Buzdolabından süt dilimini aldım ve çatık kaşlarımla paketini açarak koltuğa geri döndüm. O da garibim peşimden geliyordu. "Jungkook. Bir şey demeyecek misin? Daha ne demeliyim?" "Elinin körünü de Taehyung." Koltuğa yaslandım, ayaklarımı da önündeki masaya uzattım. Kumandayı aldım ve vedioyu dondurduğum Bir Garip Aşk'ın 12. bölümüne devam ettim. Ellerimle yanaklarımı kıstırdım, elimle önüne gelen saçımı kulağımın arkasına götürdüm cilveyle, eril erkeğime baktım. Saçmalamayın tabiki Taehyung'a değil. O arada da Taehyung bir şeyler zırvalıyordu ama şu anda önemli olan Arnav'ımın etrafa attığı eril bakışlarıydı. Esmer bomba hrrr.... yerim onu. Düşünce ve fantezilerimi yarıda kesmemi sağlayan etken bir anda tevelizyonun önüne geçip kumandayı aldığı gibi vedioyu durduran Taehyung şahsiyeti oldu. Bu ne cüret!! "Çekil tevelizyonumun önünden!" "Neyinin?" Çatık kaşlarımla dudaklarımı birbirine bastırdım. Kalktığım gibi masanın üstüne çıktım. Evet harbiden masanın üstüne çıktım. Şaşırmıştı. Vallahi ben de şaşırmıştım. E yani ne alakaydı ki bi anda dimi? Büyük ihtimalle Türk dizilerinde olduğu gibi böyle benim kumandaya ulaşmaya çalışırken aramızdaki boy farkı nedeniyle uwu jungkook olarak, petrol taehyungun üzerine düşeceğimi ve romantik bir sahne yaşayacağımızı düşünmüştü ama yok canım. Şimdi soracaksınız, masanın üstüne çıkıp ne bok yiyorsun abla, diye. E atladım abla. Adamın üstüne atladım. Altına sıçtı, yani beklemiyordu. Bir daldım ikimiz de yere yapıştık. O anlar inanılmaz havalı hissettiğim için tam kjmandayı alıp üzerinden çekilirim, göt olur diye düşünürken; sen gel Taehyung beni belimden kavrayıp üstüne çek! "Ne yapıyorsun gerizekalı?! Bırak!" Kolları arasında çırpınırken mal mal güldüğünü görünce kumandayı kavradığım gibi alnına geçirdim. Dedim herhalde ellerini oraya götürür çıkarım oradan. Ama yok. Hayvan herif sırf ellerini götürmemek için ağzını aça aça, kaşlarını kaldırıp indire indire ovuşturdu orayı. Vallahi yok artık dedim. "Alnım yarıldı." "Oh canıma da değsin." Dudaklarını büktü 'eril komutan kim taehyung'. Göz devirdim. Farkında olmadan çırpınmayı bırakmıştım. "Öp de geçsin." Öpmek kelimesi geçince tekrar döndürdüm kesin bakışlarımı üzerine. Yutkundu. "Başkaları öpsün. Alıştırmışsındır tabi." "Haydaaaa! Ne alıştırması!" Hemen üzerinden kalktım tabii beklemeden. Ben ona o romantik sahneyi yaşatmayacaktım kardeşim! Öyle kolay mıydı ha? Tekrardan vediomu açtık ve dizimi izlemeye devam ettim. Sadece dişlerim ve dudaklarım yardımıyla yediğim süt dilimimin altından ufak bir parça aldı Taehyung. Kendi ağzına götürüp koltuğa yerleşirken kötücük bakışlarımı yolladım. "Boğazında kala emi." "Ama yok artık." diye şaşkın şaşkın isyan ederken, göz devirdim ona. "Bir de yayılmışsın. Utanmaz arlanmaz." "Benim ofisin değil mi ya? Yayılırım tabi." Bilmiş tavrıyla yanımdaki yastığı aldığım gibi kafasına geçirdim. Öne doğru sendeledi. Ağzı gözü şaşkın şaşkın aralanıp tam konuşacakken bir tane de ağzına geçirdim. "Ben izin verdim mi yayılmana öküz herif!" Ellerini kafasına siper etmişken vurmaya devam ettiğim için bir süre böyle devam etti. Lakin bir anda öne doğru atılıp belimi sarmalamayacağına ve yastığı tutan iki kolum arasından kafasını sokup, üzerime doğru uzanacağını tahmin etmemiştim. Bacaklarım arasına girdi ve boynumu öptü. "Bebeğim..." Bir daha öptü boynumu. "Affet beni artık, hm?" Çeneme kondurdu bu sefer de dudaklarını. Ardındansa yükseltti ve her ne kadar gıcık olsam da hızla dudağımdan da öpücük çaldı. Bir daha öpmesin diye hemen dudaklarımı birbirine bastırdım. Bakışlarımı tabiki de ona döndürmeyecektim. Çünkü tatlılık yapmaya çalıştığı için baktığım an yumuşayabilirdim, bu tür dikkatsizliklerin yaşanmasını istemeyiz, dimi kızlar? Belimi okşadı. Çok güzel hissettirmişti. "Minik tavşanım? Oy oy oy benim minik tavşanım bana kızmış mı?" Şimdi böyle bebek sever gibi konuştuğu için birazcık gözlerim dolmuş ve dudaklarım titremiş olabilirdi. Ne olmuş yani? "Kırıldım." Of sesim çatlamıştı, rezillik ayol. "Beklemiyordum işte." Gitgide düşen ses tonumu ve gözyaşlarını engellemek için dilediğim dudaklarımı ister istemez öne doğru büzdüğümde Taehyung, üzgün ifadesiyle onları öptü ve belimdeki ellerini tamamen sarıp, iyice sarıldı bedenime. Normalde tripliyim diye sarılmayacaktım ama kollarımı tutup boynuna sarmalayınca, ben de sarılmayı engellemedim ve boynuna sarıldım. En başta gevşek de olsa, gözyaşlarım dökülmeye başlayınca sıkı sıkıya sarıldım. "Özür dilerim." Burnumu çektim. "Yapma o zaman özür dilenecek şeyler gerizekalı. Sinir ediyorsun beni." Yüzünü omzumdan ayırırken birbirine bastırdığım dudaklarımı öptü. "Senden başkasını öper miyim?" İfadesi çok buruktu. Gözleri dolmuşa benziyordu. "Senden başkasını görür müyüm?" Baş parmağını tenimde sürterek göz yaşlarımı sildi yavaşça. Gözlerimi öptü. "Koca yıldız gözlerine..." Saçlarımı okşadı. "Güzel mor tutamlarına kurban olurum, minik şeytanım." Belime sarıldı ve boynuma ufak öpücükler kondurup kokumu içine çekti. Biz o şekilde dururken biraz sakinlediğimde, kısa süreli bir sessizlik çökmüştü. Ensesini okşadım o sırada. "Taehyung." Sesim hâlâ titrek çıkıyordu. "Efendim, güzelliğim?" Onunki de titrekti. Ondan yavaşça ayrıldım, ellerimi şakaklarına yaslayıp gözlerine kenetlendim. "Üzülme tamam mı? Affettim ben seni." Dudaklarımı büzüp dudaklarını öptüm minicik. "Güveniyorum sana." Gülümsedi rahatlamış gibi. Yanaklarımı öptü. Lakin yanaklarımda çekildiği anda karşılaştığı bakışlarım ve sinirli ifademle anında irkildi. Gözleri kocaman açıldı. "Ama o kadına değil." Ne yani kızlar? Onca şey o ucubenin yanına mı kalacaktı? O şırfıntıyı doğduğuna pişman edecektim. Tabiki abla, daha şeytan Jeon Jungkook'la tanışmadın. • • • bölüm sonu. jungkook yine bildiğimiz gibi
Bölüm 27
ağlak ggukie ToT
