İçeriğe geç

Şeytanını Nasıl Eğitirsin? |taekook|

Bölüm 17 · 6 dk okuma

Şeytanını Nasıl Eğitirsin? |taekook|

Bölüm 17

öpülesi dudaklar

selamlarrr

yorumları unutmayın 💗

iyi okumalar

•

•

•

jungkook's pov

Selam yine ben alt tabaka insanlar. Şimdi anlatacaklarıma var ya.... İnanamayacaksınız!

Dinleyin!

Aman ha bölmeyin tamam mı?

Taehyung komutanımın pizza jestinden ortalama 2 gün geçmiş ve sonunda tahliye olabileceğimi söylemişti o gıcık hemşire. Aman o da ne gıcıktı ama ya!

Sonra da Taehyung, -eski arabasını bir anda satma gereği duymuş- yeni (biraz şüpheli) külüstür arabasına zorla binmemi sağlayıp eve sürmeye başlamıştı.

Zorla burada bulunuyordum yani!

"Yeni araban bok gibiymiş Komutan Beyciğim."

"Hah? Yürüyerek git o zaman cadaloz."

"Yolu bilseydim, emin ol bu arabayla gideceğime yürüyerek giderdim be deli adam. Arabanın kendine hayrı yok! Ne yaptın Esenyurt'tan mı çaldın bunu?"

Bir anda yüzünü bana doğru döndürdü. "Seni küçük şey... Neyi varmış benim Juliet'imin?"

"Ay bi de isim vermiş deli... Ben de onu soruyorum akıllım! Neyi var?" O göz devirmekle yetinirken, hiiiiç lafımı esirgemeden başladım tabii konuşmaya.

"Baaaak." diye bulunduğum ön koltuğun camını açtım aşağıdaki kolu döndürerek. O da buna güldü. "Bak işte ne güzel açılıyor-" Tam o sırada benim camı açmamla arka koltuğun camlarının da açılması bir olmuştu. O şoka girmiş gibi bakarken bir anda kıkırdadı. "Sorun değil, hallederiz. Sonuçta mis gibi gidiyoruz!"

Tam o sırada bir anda araçtan kısık bir patlama sesi geldi ve araba sağa doğru eğildi. Taehyung anında frene basmış, hızla arabadan inmişti. Arabanın etrafında tam tür dönüp aşağıya doğru bakarken, tam da yan tarafımda durarak yüzünü ekşitti.

Nereye bakıyordu bu öyle alık alık?

"Tanrım! Olamaz!"

"Noldu ya?!" Kafasını salladı olamaz der gibi. "Teker patlamış!" diye bağırdı. "Neyseki dar bir sokakta, yolun ortasında değiliz."

Teker patlaması ne demek olduğunu bilmediğim için -aslında teker ne demek onu da bilmiyordum da neyse- merakla arabadan indim ve tam kapıyı kapattıp çarptığım anda şöför koltuğunun kapalı kapısı açıldı.

"Bu ne biçim araba be...?"

•

•

Baya sıkıntılı anlar yaşamış, çekiciyle -ki adam hiç de çekici değildi- arabayı evin önüne getirmiştik. Şimdi ise evimizdeydik. Taehyung koltukta boylu boyunca uzanıyorken ben öylesine geziniyordum. Herşeyden önce sinirlerim çok bozuktu. Çünkü bir kaç bir şey olmuştu, dinleyin!

"Ben anlayamıyorum ki, biz o gün o gıcık çocuğu postalamadık mı ya? Bir de çekici abi tamir ederken gelmiş diyor ki "Aaa ne tesadüf!" Kesin tesadüftür gerizekâlı! Bir insan nasıl bu kadar yüzsüz gurursuz olabilir! Anlayamıyorum! Yani görmüyor musun, adamın yanında dağ gibi sevgilisi var sürtük! Ne diye yanaşıyorsun öyle!"

Eli alnında gözleri kapalıyken homurdanarak konuşmuş sözlerimin kesilmesini sağlamıştı. "Sadece o anlık sevgili rolü yapmıştık Jungkook. Eminim Mingyu, hyunglarımdan öğrenmiştir bile. O yüzden umursamamış olmalı."

"Lan çıldırtma beni!" diye dönüp yaklaştım ona doğru. "Bu yaklaşabilir mi demek sanki! Hah! Ben varım lan orda! T-Tamam belki sevgilin değilim ama şeyinim!" Neyiydim? "...neyinim?" dedim kısıkça.

"Ben de bilmiyorum ki..." Kısık kısık konuştuğundan hiç bir şey anlayamamıştım. "Ne diyorsun lan moruk!"

"Of Jungkook of! Sus artık! Zaten migrenim tuttu, uğraşamayacağım seninle." İnleyerek elini başına götürdü.

"Susmuyorum tamam mı? Çünkü çok sinirliyim! Evet çok sinirliyim. Neden öyle sırnaşıyor sana ya? Bak! Delleniyorum hatırladıkça! Sen niye laf etmiyorsun gerizekalı! Uzaklaş desene! Kocam var benim desene!"

"Bağırma ya lütfen..." Sesi ağlamaklı geliyordu. Gözlerini yumup yüzünü buruşturmuş, bir anda üzerindeki kazağını çıkartmıştı. "Ay! Noluyor?"

Gözlerimi kapatmışken tabiki de iki parmağım arasından bakıyordum. Uf komutanım da komutandı ha...

Üf...

Heyt be...

Kazağını tuhaf tuhaf döndürdükten sonra başına götürdü ve başını sarmaya başladı. İki kaslı konuyla tutup iki ucundan sıkıp kuş beynini sıkıştırırken kol kasları gözüme bayram ettiriyordu. Beynim pelte olmuş olmalı ki, hiç bir utanma gereksimi duymadan yanına gittim ve işaret parmağımı kol kasına dokundurttum. Gözleri kapalı olduğundan yanına geldiğimi fark etmemişti sanırsam, keza geldiğim anda irkilmişti. Sonradan kaslarına dokunduğumu görünce mal mal gülümsedi.

"Hoşuna mı gitti güzelim?" Tabii koluna bir tane şaplatmamla gülümsemesini ve sesini kesmesini sağlamam bir olmuştu. İnleyip çıplak kolunu tuttu.

"En son bu koluna sırnaşıyordu kedi gibi." Yine vurdum. "Hoşuma gitmiş mi sence gerizekalı!"

"Vurma ya!"

"Sus!" Bir daha vurmamla aniden kolumu tutup bedenimi üstüne çekmesi ve kendimi kucağında bulmam bir olmuştu. Bacakları yerine kasıklarında duruyor olmam, kal gelmiş gibi donaklamamı sağlamıştı. Yutkundum zar zor.

Kısık gözleri, aralık dolgun dudakları, sabah ışığının boyadığı esmer teni öyle muhteşem gözüküyordu ki, iki elimin dengede durmak adına tutunduğu geniş omuzlarını saymıyorum bile, kelimelerim kifayetsiz kalmıştı.

Bu salak hep bu kadar çekici miydi yahu?

"Jungkook."

"Hm.."

Yüzünü yana doğru eğerken dolgun dudağının bir köşesi öylece havalandı. O an aklımdan geçen, yapış ulan!, sözüne kulak asmamakta zorlanıyordum.

"Neden bu kadar kıskançsın?"

"Şeytanım ben şekerim. Kanımda var. He-Hem ne kıskanması, deli." diye sallaya sallaya konuştum. Ama o pek de etkilenmişe benzemiyordu. Alık alık bakıyordu. Ne var öyle bakacak onu da anlamamıştım ki...

"Şekerim diyen dilini..." Kısık kısık konuşmuştu yine.

"Ne diyorsun lan moruk?"

"Ah çıldıracağım. Moruk diyen de 800'lerinde-"

"Hii! Ne hadle yaşımdan vurursun!" diye sinirle kaşlarımı çatıp dudaklarımı büzdüğümde Taehyung kişisinin gözleri yine ve yine dudaklarıma kaymıştı. Farkındaydım, zaten bu yüzden daha da büzüyordum.

Bu arada hâlâ kucağındaydım durum güncellemesi tamam mı?

"Ne bakıyorsun dudaklarıma sapık sebastian?"

Gözleri hâlâ dudaklarımdayken bir anda beklemediğim bir şey yaptı ve ellerini belime sarıp yüzümü yüzüne yakınlaştırdı. Bu ani hareketiyle ellerim omuzlarına daha da sıkı tutunmuş, heyecandan ellerim titremeye, kalbim maroton koşmuşçasına atmaya başlamıştı.

Ne oluyordu lan! Saldırırım herkese ha!

Taehyung'un ifadesiz fakat dolu bakışları dudaklarım ve gözlerim arasında gidip gelirken sarmaladığı belimdeki uzun parmakları üzerindeki kazaktan içeriye sızarak birer birer gezindi bel kavisimde. O an belimin gitgide kavislendiğini, dokunduğu yerin resmen yandığını hissettim.

İstemsizce adımladı parmaklarım omuzlarından boynuna ve yine istemsizce kollarım boynunu sarmaladı. Neredeyse burunlarımız birbirine değerken Taehyung'un kasıklarında kayan bedenim, elleri arasına hoplamış tekrardan kasıklarına inmişti.

Gülümsedi kısık bakışlarıyla. Vücudumun tekrardan şeytana döndüğünü hisseder gibi sıcakladığını hissettim.

"Dudaklarınızın ne kadar öpülesi gözüktüğünden haberiniz var mı prensim?"

Gözlerim büyümüş, kalbim yerinden çıkacak gibi olmuştu. Ellerim titriyordu ve nedenini bilmiyordum. Yüzümün yandığını, tüm kanın oraya pompalandığını hissediyordum çıldıracak gibiydim! Öyle ki ne yaptığımın bile farkında değildim!

Tabii ki de o yüzden bir anda kucağından atlayıp elime aldığım ilk yastığı kafasına atıp "Hemen de geçti başının ağrısı! Sapık Sebastian! Sapık!" diye bağırmaya başlamıştım.

"Ah! Du- Dur! Lan- DUR!"

"SUS!"

Elime aldığım herhangi bir şeyi daha atarken elimin televizyon ünitesinin kitaplığındaki 700 sayfalık ansiklopediye gittiğinin de farkında değildim. Aniden Taehyung'a atınca bu sefer de diğer kaşı yarılmış -bir kaç gün önce de yarılmıştı da- ve Taehyung cehennemdeki tavşanlarım Blossom, Bubbles ve Buttercup'ın bile duyabileceği şekilde bağırarak adımı haykırmış -öküz-, her günkü gibi beni kovalamaya başlamıştı.

Neyseki normal halimize dönmüştük, keza öpülesi dudaklarımı dudaklarıyla mühürlemekten başka şansım kalmayacaktı.

"JUNGKOOK!"

"Komutan Beyciğim! Özür dilerim! Yanlışlıkla oldu! Vallahi ben nereden bileyim onu attığımı ya... Gelme!"

Zaten gelememiş, bu sabah yine yerleri silerken yanlışlıkla ahşap temizleyici yerine kayganlaştırıcı kullandığım koridor başında yere yapışmış, bileğini burkmuştu.

"Ayy... Aman ya..."

•

•

•

bölüm sonu.

cıldırcam bunlar neden bu kadar bipolarlar?!?!

artık sikisin sevisin evlenin cogalın ya

neyse umarım bölümü begenmissinizdir isteksiz ve bos bulunup yazdıgım bir bölümdü kusura bakmayın 💗

Bölüm sonu

10 yorum