SELAMLARRRR BEN GELDİMM
görüsmeyeli nasılsınız ummmarım iyisinizdir cünkü ben bok gibiyim... moralim cok bozuk sonra anlatırım ask mesk isleri:/
bol bol yorum bekliyom yorum atmayanı bulurum kabusu olurum
°0°
jungkook's pov
tekrardan selam. yine ben.
Beni özlediniz mi diye sormayacağım, çünkü özlemek zorundasınız. Özlemediyseniz de hepinizi kınıyorum çünkü bugün moralim çok bozuk. Tamam tamam çok ısrar ettiniz, anlatıyorum.
Komutan bey kişisi tüm gün benimle ingilenmemişti. Çıldıracaktım! Bu adam benimle kafa mı buluyordu lan! Ben o kadar ölümden dönmüşüm, bayılmışım, koluma ve popoma iğneler yemişim... Benimle nasıl ilgilenmezdi değil mi?
"Taehyung!!!" Ona bağırınca gelmesi 2 saniye sürmüştü! Ne hadle!?!
"Efendim Jungkook?" dedi kapıdan bakarken. Gözlerinin altı morarıktı ve daha da morartasım gelmişti. "Nerdesin sen be?!"
"Su almaya gittim Jungkook. Ne istiyorsun? Ne diye yine cazgır cazgır bağırıyorsun!" Bıkkın gibiydi. Gebertirdim.
"Bağırma lan!" diye bağırınca hızla kulağını kapattı. Yanımdaki serumumu bağlayan hemşire de yerinden sıçramıştı. Haa bu arada söylemeyi unuttum. Ben, o dizilerdeki gibi hastanede yatmayı istediğim için hemen Taehyung'a hastanede yatmak istediğimi söylemiştim. O da o kötü hâlime bakarken hâlime -dolu dolu bakan gözlerim ve daha da tatlı olmak için büzdüğüm dudaklarıma- dayanamamış olmalı ki, hastaneye getirmişti beni.
"2 saniye 47 salise geç açtın kapıyı Taehyung!"
"Neyse ne. Ne oldu diyorum."
"Açım aç! Göbüşüm gurul gurul gurulduyor. Ben aç mı kalayım? Göbüşüm aç mı kalsın ha?" Yine o tatlı ifademle başucumda biten adama dolu bakışlar atarken, bir şeyleri kazanmış hissediyordum. Keza çok geçmeden konuştuğunda, beni mutlu edecek sözler söylemişti.
"Tamam bakma öyle. Hallederim ben. Hatta..." Serumla işi bittikten sonra tam odadan çıkacak olan hemşireye seslenmişti. "Hasta bakıcıdan, hasta yemeği rica edebilir miyiz?"
"Hasta yemeği yemem ben!" Zaten kız korkudan kaçmıştı. Artık Taehyung kişisi istese de söyleyemezdi galiba.
"O ne demek Jungkook? Aç değil miydin?"
"Açım ama istemiyorum o yemeklerden. Başka bir şey istiyorum."
Bakın bakın yine! Yine! Tanrım! Ağlayacağım! Saçlarımı okşadı! Hatta yanağımı okşadı! Hâlâ okşuyor! KALP KRİZİ GEÇİRİYORUM YARDIM.
"Ne yemek istiyorsun bakalım?" DERKEN ÇENEMİN ALTINI OKŞADI! OKŞAMA ADAM OKŞAMA LAN.
"Pizza istiyorum~"
Dudaklarını yaladı. Elini çenemden çekip ceketinin cebine götürürken kaşlarını havalandırdı. "Maalesef... Hafif şeyler yemen gerekli."
"Pizza da hafif şey ama."
"Ne? Saçmalama Jungkook."
"O zaman hamburger?"
"Hafif şeyler diyorum. Hafif."
"Yarrak?" Ne diyeyim ben şimdi ama.
"Çok komik haha." Bir de dalga geçiyor zilli.
Elini diğer cebine atıp telefonunu aldı ve bir şeyler yaptı. Sonra da benim günde 30 kere ona yaptığım gibi telefonunu kulağına götürüp arama yaptı. O cevaplanıncaya kadar sorduğum onlarca "o kim?" 'leri umursamaması sinirimi bozsa da telefon açılınca anında dinlemeye koyuldum. Ama ben yatakta olduğum ve o bir kaç adım uzağımda olduğu için ses pek gelmedi. Bir tek Taehyung kişisini duyabiliyordum.
"Alo? Nerdesin Jim?"
"..."
"Ayıp ediyorsun ama."
"..."
"Ebemi niye kattın şu an işin içine?"
"..."
"Ha bugün müymüş dünya ebeler günü..."
"..."
"Ha ben şey. Bir bırakmadın ki konuşayım. Siz geliyorsunuz değil mi bugün kesin?"
"..."
"1 saate! İyi süper. Gelirken Jungkook'a hafif bir hasta çorbası yaptırın. Acıkmış."
"Çorba yemem ben be!" diye çıkıştım tabiki. O yemeğin ne olduğunu bilmiyordum ve bilmediğim şeyleri yemezdim. Daha bir kaç gün önce tattığım jambonlu pizza hariç ama!
"Sus cadaloz..." dedi bana doğru. Sonra yine arkasını döndü. "... Jimin saçmalama. Hafif şeyler yemesi lazım."
"..."
"Lan olur mu öyle şey? Kebap'ı başka zaman denetirsin çocuğa."
"..."
"Jimin deli etme beni bak. Ve şu telefonu Namjoon hyunga."
"..."
"Hyung. Jungkook acıkmış. Ben de hastaneden çıkamıyorum siz gelirken halledin olur mu?"
"..."
"Jungkook bırakmıyor ki çıkayım!" diye bağırırken bana doğru kötücük bakışlar attı. Gebertirdim ve gebertecektim. Manyak herif.
"Ne bakıyorsun öyle ya obur?"
"Tanrım..."
"..."
"Sipariş edebilsem sizden mi isterim? İnternetim yok."
"..."
"Sensin fakir."
"..."
"Ah süper! Sağol hyung. Bak sana güveniyorum. Hafif bir şeyler."
"..."
"Evet evet, en hafif çorba olsun. Bak sen orda."
"..."
"Aynen sağooool."
"..."
"Tamam uzatma kapat."
"-"
Sonra yüzüne kapattı ve bana döndü. O anda bir şey fark ettim ve dişlerim gözükecek şekilde gülümsedim.
"Neye gülüyorsun öyle minik tavşan?"
"Ayy ne tatlı olmuşsun sen bugün alt tabaka insan. O bere çok şirin olmuş ya."
"Ha n-ne?"
Kollarımı uzattım. "Gel bi öpeyim."
"Ne?!"
"Gel öpcem." Kollarımı ona doğru daha da kaldırırken bakışları tüm odada gezinmeye başladı. Bir saniye. Bu manyak kızarmış mıydı lan?
Ayy yerim..
"Lan gel!" Yerinde mal mal durunca bağırdım. Tabi o da anında kollarımın arasına geldi. Ellerimi şakaklarına yerleştirip dudaklarımı büzdüm. Tam o sırada tuhaf bir şey yaşanmış ve Taehyung kişisi büyülü dudaklarıma bakıp dudaklarını yalamıştı. Neden öyle baktığını anlamadığım için dudaklarımın hareketini bozmadan yüzüne doğru yaklaştım.
Ve tam da burun uçlarımız birbirine değdiği anda gözlerini kapatmış, ben de tam da alnının üstüne sesli ve oldukça uzun bir öpücük kondurmuştum. Hatta o kadar ki dudaklarımı sertçe alnına bastırırken çıkık ön dişlerim tenine değmişti.
"Ohhh! Şeker komutan seni."
"Alnım!" Benden çekildiği anda elini alnına götürdü ve kazağının kol kısmıyla ıslaklığı sildi. "Tüm enzimlerini attın Jungkook ya."
"Ye onları."
"Yedim zaten bir süre önce..." Kendi kendine bir şeyler söylemişti. Fakat öyle sessizdi ki, hiç bir sik duyamamıştım.
"Babama mı küfrediyorsun Komutancık?"
"Evet."
"Sana saldırırım."
"Sokağa atarım."
"Hiiih! Pislik! Evini yakarım!"
"Ha? Ne!"
•
•
"Maşallah... Halil İbrahim sofrası mübarek!"
Namjoon hyung, Yoongi hyung, Jin hyung ve Jimin beni görmeye gelmişlerdi. Çünkü beni seviyorlardı ve hasta olunca üzülmüşlerdi, Taehyung öyle söylemişti. Ben de artık onları sevmeye karar vermiştim. Çünkü bana yemek de getirmişlerdi.
Tabii biraz tuhaf bir yemekti ama bir şey olmazdı.
"Hyung iyiki hafif bir şeyler al dedim ya!" dedi Taehyung kişisi.
Namjoon hyung o tuhaf krem-kahve karışımı renkteki yemeği ağzına atarken ağzı dolu dolu yanıtlamıştı. "Olm- ay ağzımdan çıkan bulgur tanesi için özür diliyorum." Evet, biraz iğrençti. Devam etti. "Hafif bir şey zaten bu!"
"Lan şırdanın neresi hafif!"
Taehyung sinirden kırmızı olmuşken, ben hasta yatağında oturmuş; bir kenarda sofra kurup tıkınan hyunglara bakıyordum. Açıkçası o kadar iştahlı yiyorlardı ki, canım çekmişti. Her ne kadar ordaki şeyin ne olduğunu bilmesem de gururdayam göbüşüm dilimi dudaklarım üzerinde gezdirerek yemeklere bakmama neden olmaktaydı.
"Taehyungie..." dediğimde hyunglar umursamasa da Taehyung anında bana dönmüş, ne olduğunu sorar gibi kafasını sallamıştı. "Efendim güzelim?"
GÜZELİM?!
WHAT DEDİN GÜLÜM?!
Tamam sakinim... Hiç bir şey dememiş gibi davran... Sakın ve havalı ol... Bunu normalleştirin...
GÜZELİM DEDİ!!!
Ay bir de kaşları böyle havaya kalkmıştı, sen işte dünyaları sereyim önüne der gibi. Tamam bu biraz şahsiydi ama olsundu.
"Ben de istiyorum." dedim istemsizce dudaklarımı büzerek. Cidden çok açtım... Göbüşüm ağrımaya başlamıştı.
Taehyung bana bakarken derin bir iç çekti. Dilini dudağına değdirdi. "Ne istiyorsun?"
"Dandan."
"Ney?" Kaşları çatılmıştı.
Elimi hyungların olduğu yerdeki yemeğe doğrultup konuştum. "Dandan." Bakışları işaret ettiğim yeri bulmuş, nedensizce bir anda kıkırdamıştı. Bir eliyle güzel yüzünü ve nadir gördüğüm kare gülümsemesini gizledi. Dişiyle dudağını ezdi. Bugün o dudaklarıyla sorunları var gibiydi.
"Dandan değil, şırdan o Jungkook. Ve üzgünüm ama doktorun dediğini biliyorsun. Sadece hafif şeyler yiyebilirsin-"
"Ya hayır! Açım ben Taehyung! Kahvaltıyla duruyorum."
Yüzünü yana eğip alaya alır gibi baktı. "Saat daha 1 ve kahvaltını 11'de yedirdim. Nasıl bu kadar erken acıkmış olabilirsin?"
"Ben belki erken acıkıyorum ne var?"
"Yiyemezsin Jungkook."
"Yerim Taehyung."
"Yaaa yeter! Durun lan iki saniye." dedi Jimin elinde bir adet dandanla bana doğru gelirken. "Yesin ne olacak? Acıkmış çocuğum." Son günlerde aramız iyiydi. O yüzden bana babişim dışında birisinin çocuğum demesine bir şey demeyecektim.
"Hayır Jimin."
"Kes lan." Şırdanı ağzımın ucuna verdiği anda tam bir ısırık alacak iken hasta odasının kapısı açıldı ve hemşire içeri girip endişeyle bağırdı.
"Beyefendi durun!"
•
•
•
Göğsümdeki koca yamığın üstündeki sargı yüzünden canımı yanması, gecenin bu saatinde bir başıma hasta odasında -HÂLÂ AÇ- bir şekilde beklerken Taehyung'un eve duş almaya gitmesinden daha az yakıyordu.
Kaltak hemşirenin -çok pardon- "Hastamız nedenini anlamadığımız bir şekilde sürekli olarak tansiyon problemi yaşadığı için bir kaç gün hafif şeyler tüketmeli.", falan filan uydurunca maalesef aç açına bekliyordum. Hemşirenin bahsettiği 'nedenini bilmediğimiz bir şekilde' şeysi ise Taehyung'un dediğine göre, kalbim -bir kaç haftadır atıyor olsa da- daha yeni yeni tam anlamıyla çalıştığından tansiyonum çıkıyor olmalıymış.
SONUÇ OLARAK AÇIM. TAEHYUNG ORTALIKTA YOK. DUŞ ALMAYA GİTTİ. VE BEN -SÖYLEDİM Mİ BİLMİYORUM AMA- AÇIM.
"Beni aç bırakıp nasıl gidersin Komutan Beyciğim ya..." Kendime kendime söylediğim yaklaşık 27 dakika 39 saniyenin ardından kapım çalmış ve ben adım seslerinden Taehyung olduğunu anladığım için anında kapıya arkamı dönecek şekilde uzanmıştım. Trip atacaktım. Oh olsundu!
Kapı açılınca ilk duyduğum sesler Taehyung'un boktan ayakkabısının boktan gıcırtı sesleri -ki ordan anlamıştım o olduğunu- ve bir poşet sesiydi. Tahminime göre elindeki poşeti koltuğa bırakmış ve ardından ona sırtı dönük bedenime doğru yaklaşmıştı. Gözlerimi yumduğum için uyuduğumu zannediyor olmalıydı.
Keza söylediği sözler, ben uyanıkken duyamayacağım kadar güzellerdi.
"Uyurken bir melekten farkın yok." Elini çok hafifçe saçlarıma değdirip okşadı. "Kalbime zararsın minik şeytan."
Tam o sırada burnuma dolan inanılmaz derecedeki güzel kokuyla burun deliklerimi istemsizce birazcık büyüttüm.
Tanrım... Olabilir miydi ki?
Jambonlu pizza...? Sen misin?
"Ah bir de uyuyor taklidi yapabilsen..."
Uyumadığımı anladığına göre rahatlayabilirdim.
Anında popişimi yatağa değdirip gövdemi kaldırdım ve Taehyung'a bakmayı umursamadan koltuğun ordaki poşete baktım. Tanrım... Orada.
Duygulanmış bir şekilde dolu gözlerle Taehyung'a döndüğümde göz kırptı.
"Komutan Beyciğim..."
Gülümsedi.
"Minik şeytanım..."
•
•
•
bölüm sonu.
ay bunlar bir tık oluyor gibi ya. sizce?
neyse bir sonraki bölümde görüsmek üzere byess


