seeeeelaaaaamlaaaaar
yazarınız bir aradan sonra tekrar geldi
Bu arada fark etmişsinizdir kitap adını değiştirdim çünkü neden olmasın?
yorumlarınız icin tesekkür ederim. bugün size oldukça eglenceli bir bölümle geldim.
simdiden iyi okumalarr
°0°
jungkook
Evet, çok tuhaf bir şey yaşanmıştı.
Kesinlikle çok tuhaftı.
Anlattığımda da eminim ki size de tuhaf gelecektir.
Çünkü! Gerçekten çok tuhaf!
Dün gece kendimi garip hissediyordum. Saatlerce evi temizlemiş ve -Komutan Bey'in>
Sanırım boyut değiştirdim.
Gözlerim tekrar açıldığında kendimi sayın Komutan Bey'in yatağında, kıyafetlerim değişmiş hâlde bulmuştum. Garip olanı sabah olmuştu ve benim 8 saatim kayıptı.
Tanrım! Bu saatler nereye gitti?!
"Aklımı deliricem aklımı! Offf!!" Ellerimi saçlarıma geçirmiş, psikolojimi düzeltmek adına ufak bir kriz yaşarken aniden açılan kapı ile yerimden sıçradım. Somurtkan ve her zamanki gibi kaşları çatık Taehyung'u gördüğüme ilk defa bu denli seviniyordum.
"Hayret, birileri kış uykusundan kalkabilmiş-"
Onun ne dediğini umursamadan yatak üzerinde dizlerimde yürüyerek ona yaklaştım ve hâlâ yere inmemişken ellerimle siyah tişörtünün yakalarından tuttum. "Ah alt tabaka insan... Başıma ne geldi bir bilsen."
Tişörtünü kavrayan ellerimi nazikçe indirdiğinde hiç düşünmeden tekrar kavradım. Hayatımdan koparılan zaman dilimi dudaklarımı bükmeme ve gözlerimi doldurmama en büyük nedendi.
Tam da o sırada sanki hayatımda her şey tuhaf değilmiş gibi bir tuhaf şey daha yaşanmıştı. "Ne gelmiş bakalım?" K
Komutan Bey saçlarımı sevdi!! Çığlık!!
İçimde dinazorlar tepinirken bunu hiç belli etmeyip dudaklarımı daha da büzdüm ve aşağıdan bakan koca gözlerimi onunkilere kilitledim. "Taehyung..." Ağlamış gibi gözükeyim de daha çok sevsin diye burnumu çektim. "Ben..."
Ama o elini saçımdan çekti! Sinirli çığlık!! "Sen?"
"Boyut değiştirdim!"
"Ne?"
"Boyut değiştirdim diyorum!"
Alay eder gibi gülümsemiş ve göz devirmişti. Ayakları yavaş yavaş odanın tuvaletine doğru ilerlerken ben, bana inanmadığı için sinir krizi geçirmekle meşguldüm. "Ne boyutu? Saçmalama Jungkook."
"Ne saçmalaması lan?!" Yataktan doğrulup ayağa kalkacakken bir anda ayağımı burkmuş ve yere kapaklanmıştım. Ama o anda ayağımın ufak sızısından çok daha önemli bir şey olduğundan, tuvaletteki bedenin yankna ilerledim. "Gerçeği söylüyorum Komutan Bey! Siz bana inanmıyor musunuz yoksa?" dedim gözlerimi şaşkınlıkla büyütüp.
Tıraş köpüğünden birazını eline sıkıp sakal bölgesine yaymaya başlarken gözlerime kısa bir bakış atıp tekrar işiyle ilgilenmeye koyulmuştu.
"Bir şeytana güvenmek, sence mantıklı mı?"
"Ama ben artık tam şeytan değilim ki..." Bir de böyle bir sorun vardı. Önceden de anlattığım gibi, dünyaya gönderildiğimden beridir güçlerimi kullanamıyor; kullanmaya çalıştığımda ise vücudumda yanıklar oluşuyordu. Acı eşiğim düşmüştü ve bedenim hiç hissetmediğim duyguları yaşamaya başlamıştı. "Yarım şeytanım."
Mesela bazenleri -ki şu an da dahil- karnımda acayip bir ağrı ve tuhaf sesler geliyordu. Dün gece ise -bir daha kırmızıya döneceği meçhul olan- gözlerim zorla kapanmış ve boyutlar arası seyahat yapmıştım.
Hah evet! Boyut!
"Hangi şeytan bu kadar salak olabilir ki zaten amınakoyayım?"
"Sensin o salak. Sensin o amınakoyayım. Ben oldukça zeki ve kurnazım tamam mı?"
"Ondan mı evimde tek kaldığın ilk gün gözüm gibi baktığım çiçeklerim banyoya alındı ve üstüne üstlük kola-çamaşır suyu karışımı ile sulanarak öldürürdü? Üstelik daha, yerleri kayganlaştırıcıyla sildiğin için belimi incittiğim ve yatak örtümü yakarak bahçede yangın çıkarttığın kısma gelmedim bile!"
"Şey..."
Sanırım birazcacık haklıydı. Ama çok küçük. Çünkü ben ona en başından da demiştim iş miş yapamam diye... Bir dakika. Galiba... çok iyi iş yaparım diyerek iddiaya girmiş olabilirdim. Ama bunun ne önemi vardı ki!
Konuşmaya çekinip gözlerimi kaçırırken tam eline jilet alıp yanağını keseceğini görünce şok içinde kalmış ve hızla öne atılmıştı. "Komutan Bey yapmayın!"
Hılza öne atılıp jileti çekmeye çalışırken biraz geç kalmış olmalıyım ki, yanağından kanın süzülmesini engelleyememiş; üzüntüyle dudak bükmüştüm. "Şimdi neden yaptın ki bunu..."
"Jungkook!" Aniden bağırıp bana korkunç bir ifade ile bakınca yerimden sıçramıştım. "Ne bağırıyorsun lan?!"
"Manyak mısın sen?! Sen bana kafayı mı yedirtmeye çalışıyorsun?!"
Ya şimdi ne yapmıştım ki? Yanaklarını kesecekti, göz göre göre yardım etmese miydim?
Bir dakika.
Lan ben niye yardım ediyorum?
"İyilik yapanda suç zaten hıh!"
"Ne biçim şeytansın lan sen!"
"Çeyrek şeytanım!"
"Hani yarımdı!"
"Sus diyorum sus."
Kollarımı birbirine bağlayıp tuvaletten çıkarken, aklım hâlâ neden yardım ettiğimdeydi. Harbiden ben ne biçim şeytandım? Normalde asla yapmayacağım şeyleri yapıyordum. Bir seks bağımlısı olarak, aklıma artık cinsellikle alakalı epey az şey geliyordu ya da kendimi hiç ezdirtmem desem de bu adam resmen bana ezik bir şeytanmışım muamelesi yapıyordu. Ve ben sırf evinde yaşadığım için hiç bir şey diyemiyordum!
Ben odadaki yatağa geçip kollarım hâlâ sarmalanmış hâlde otururken, Taehyung da kanayan yanağına havlu bastırarak yanıma gelmişti. Sinirli gözüküyordu, alnındaki bir damar kendini belli etmişti. Üstelik kendi kendine söylenip duruyordu.
"Beni deli ediyorsun..."
"Asıl sen beni deli ediyorsun mal."
"Off! Ben neden seni eve aldım ki! Salaklık bende-"
"Sen de ne abartıyorsun... Ne yaptık sanki?"
"Jungkook." dedi imâyla sanki dün gece yaptıklarımı kasteder gibi. Oysaki dün gece yaptıklarımdan pişman değildim ve yanlış bir şey yaptığımı da zannetmiyordum.
Lafı değiştirmem gerekiyordu. "Hem! Hem sen ne umursamaz adamsın ya! Evinde boyut değiştirdim diyorum!"
Sonunda kan durmuş olacak ki, havluyu çekip kirli sepetine attı ve bıkmış bir ifade ile uzun soluklu bir iç çekerek yanıma doğru yaklaştı. Dağılmış saçları ve güneş ışığı vurduğu için parıl parıl parlayan esmer teni, güzel duruyordu. Ayaklarım yataktan sarkacak şekilde oturduğumdan, bacaklarım arası girdi ve dizleri üzerine geçti. Koca elleri bacaklarıma, gözleri gözlerime tutunmuştu.
"Boyut falan değiştirmemişsin."
"Sen bana yalancı mı diyorsun?" Bakışlarımı başka yöne çekmek için tripli gibi gözükmek en sevdiğim yöntemlerdendi. Nedenini bilmediğim bir şekilde utanıyordum.
"Sana yalancı falan demiyorum çakma melek." Tekrar sesli bir nefes vermişti. "Sadece olanı söylüyorum. Boyut falan değiştirmemişsin. Sadece uyumuşsun."
"Uyumuşsun mu?" dedim inanmış gibi kıkırdayarak. Tanrım... Böyle saçmalık olur muydu? Nerede görülmüştü bir şeytanın uyuduğu? Üstelik bir de benim? Bir şeytan prensin?
"Şeytanlar uyumazlar Komutan Bey. Yanlışınız var."
"Demek ki artık şeytan değilsin."
"Yalan konuşma."
Kıkırdayarak doğruldu. Ona aşağıdan sinirle bakarken, tam konuşacağım sırada biraz olsun eğilerek saçlarıma öpücük kondurmuş ve sözlerimi bölmüştü. "Bunu bir şeytan demez mesela." dedi biraz önce dediklerime ithafen.
Fakat benim aklım hâlâ saçlarıma konan öpücükte ve bu adamın bu dengesizliklerinin kalbimi neden bu denli hızlandırdığındaydı.
Tam benden uzaklaşacak iken elini tutup durdurmuş ve insanlıkta benden daha kıdemli olduğundan, aklımdaki sorulara cevap aramaya çalıştım.
"Siz insanlarda hep böyle mi olur?" derken boştaki elimi kalbime götürmüş ve şaşkın bakışlarımla konuşmuştum. Bir kaşı havalanmış, yüzü anlamsız bir ifadeye bürünmüştü. "Nasıl?"
Tuttuğum elini çektim ve kalbimin üzerine koydum. "Böyle..."
Elinin altında hissettiğine emin olduğum bir maraton koşmuşçasına hızlı atan kalbim, insan olmaya başlamaktan nefret etmemi sağlarken; Taehyung bir kaç saniyenin ardından dudağının bir kenarı havalanacak şekilde gülümsemiş ve kolunu tutan elimi kavramıştı.
"Hayır." dedi gülümsemesini saklamaya çalışarak. "Hep böyle olmaz."
"Nasıl yani..." dedim hâlâ anlamaz bir şekilde. Bana neler olduğunu anlamıyordum. Gördüğüm tek insan Taehyung olduğu için ondan yardım almaya çalışıyordum fakat o da bir iyilik yapana kadar canımı çıkartıyordu.
"Hep bu kadar hızlı atmaz işte çakma melek." diye arkasını dönerek kapıya doğru ilerlemeye başladı. Tam çıkacak sandığım an, duraksayıp arkasını dönmüş ve kendinden emin olan alaylı bir bakış atmıştı. "Tabii..."
Sonra ise hâlâ vücudunu dönmeden konuşmasını devam ettirdi.
"Aşık olmuşsan, işler değişir."
•
•
•
bölüm sonuu
kook asırı sirin degil mi yicem





