İçeriğe geç

Sevim ile Mert

Bölüm 5 · 5 dk okuma

Sevim ile Mert

Bölüm 5

Operasyon rafadan

"Abi, uyanma vakti."Akın'ın sesiyle gülümsedim. Normalde bu kadar erken kaldırılınca sinirlenirdim ama insan bu kadar özlediği bir yerden en nefret edildiği davranış bile yapıldığı zaman sinirlenemiyordu. Buradaki insan ben oluyordum, nefret edilen şeyde erken kalkmamdı.

"birazdan gelirim abicim."dedim uykulu çıkan sesimle, gözlerimi açma zahmetine girmemiştim.

Akın bu halime iç çekti, ardından odadan çıktı.

Bugünkü planımda ne mi vardı? Hiç bir şey. Dün çok maceralı ve kavuşmanın verdiği hüzünle geçmişti. Peki ya şimdi? Yatağımdan çıkmaya üşeniyorum. Akın odama tekrar girdi ve kıkırdayarak "Sevim abla arıyor."dedi. Sevim ismini duyar duymaz canlanmıştım zaten. uyku pozisyonundan çıktım, Akın'a döndüm.

" Ne diyor? "Diye sordum ama Akın'ın elinde telefon yoktu. Beni oyuna getirmişti ve bende kanmıştım. Akın bana gülerken ben kaşlarımı çatmıştım. Yüzümde 'Komik mi bu şimdi?' bakışı vardı.

"Bunun işe yarayacağını biliyordum."dedi bir yandan gülerek. Madem oyun istiyordu bende abi güçlerinin kullanıldığı bir oyunu ona sunardım. Yataktan fırlarcasına kalktım ve bana gülmeye devam eden Akın'ın saçlarına elimi daldırdım. Akın buna huylanıp, 'abi yapma' tarzı bir şeyler derken ben bana yapılan şakanın intikamını alıyordum.

Annem'in içeriden sesleri gelince dağıtmış olduğum saçları bırakıp gülerek odadan çıktım. Akın buna iç çekerken arkamdan geldi. Yok yani kimin için hazırlanıyordu ki bu kadar? Sevdiği biri falan mı vardı?

**************

"Bunu yapmamız gerekiyor Mert."dedi Hayri iddialı bir şekilde. Sabahtan beri bunun olamayacağını, artık o yaşlarda olmadığımızı inandırmaya çalışıyordum ama tabiki Hayri'nin maceracı kimliği buna izin vermiyordu. Olay şuydu:Hayri geçen mahallede bir hırsızlık haberi olduğunu duymuştu, polislerin yapamadığı şeyi bizim yapmamızı bekliyordu.

Yani daha önce de maceralara karıştığımız olmuştu ama üzerinden yıllar geçmişti. Paslanmış olabilirdik, durduk yere başımıza bela açmaya soğuk bakıyorum. Hayri ise daha bizim onayımız gelmeden çoktan planlar kurmuştu. Hayır, biz hırsızın kim olduğunu nereden bilebilirdik ki? Kameralara da yansımamıştı. Bir bakkaldan bolca yemek çalınmıştı, bir süreliğine bakkaldan ayrılan esnaf bakkala gelince az da olsa bir şeylerin çalındığını anlamıştı, ve direk polise haber vermişti.

Sevim, Hayri'nin bu haline iç çekerken Kamil gülüyordu. Akın da donuk donuk bir şeyler düşünüyordu, aramızdaki en mantıklı kişilerden biri olduğu için onunda red edeceğinden emindim.

"Tuzak kurarsak kimin çaldığını öğrenebiliriz."Diye ortaya bir fikir attı. Az önce düşündüğüm şeyler hüsrana uğrayınca şaşırmıştım. Ne yani bir tek ben mi böyle düşünüyordum?

"Aferin Akın, yine zehir gibisin!"Hayri, Akın'ın saçlarıyla oynarken Kamil de aydınlanma yaşamıştı. Sevim de her ne kadar karşı duracak gibi dursada onun da içinden ekipçe maceraya atılmak istediğini biliyordum. İçini görüyorum onun, eskiden bile tanıdığımdandır belki ama ne düşündüğünü, ne hissettiğini şıp diye anlama yeteneği yüklenmişti vücuduma.

***********

Gece vaktiydi, hepimiz en kıymetli eşyalarımızı alıp bir bankın üzerine bırakmıştık. Hayri bir tepsi baklava, Kamil yastığını, Akın matematik test kitabını, Hale tokasını, Sevim de en mantıklı şeyi getirmiş olacak ki motosikletinin anahtarını getirmişti. Bende bir saat getirmiştim. Sevim'in anahtarını koymuş, hepimiz merakla ve içimizde salgılanan adrenalin hormonuyla bekliyorduk. Hayri sabırdan ölecek kıvama geldiğinde iç çekti.

"Of arkadaş, biz böyle hep bekleyecek miyiz?"

"Bu işe karışmak isteyen sendin Hayri, az sabırlı ol."dedim kısık sesimle. Zaten hemen yanımda duran Sevim den kaynaklı karşımızdaki pusu ya odaklanamıyordum. Kamil uyukluyordu ve kuvvetli bir şekilde horluyordu. Ben babamdan bu kadar horlama sesi duymamıştım, Kamil'in burnunda ne vardı? Hayri'nin buz dolabı falan mı?

"Kamil, uyan.." Hayri, Kamil'i dürtüyordu fakat uykusunun derin olduğunu bildiğimiz arkadaşımız uyanmıyordu.

Dakikalar geçti, geçip giden olmadı. Sevim'in sabrı sınanmış olacak ki saklandığımız yerden kalkıp banka doğru yürüdü, anahtarını aldı ve direk cebine attı. Gelen geçen yoktu işte boşuna bekliyorduk.

Hepimiz boşuna geçirdiğimiz o zamandan sonra olaya puflaya evlerimize dağılıyorduk. Hayri bir yandan Kamil ile uğraşıp diğer yandan bizi "Baklavayı koysak hırsızı yakalardık." diye azarlıyordu.

Hayri ile Kamil mahallede biraz daha dolaşacağını söyleyip bizden ayrılıp diğer yola saptılar, Hale uykusunun geldiğini söyleyip evine gitmişti, ve biz sona kalan üçlü mahallenin sıcak havasıyla, her köşesinde olan anılarımızla yürüyorduk. Hiç birimizden çıt çıkmıyordu.

"Hırsız olduğu nereden belli?" Diye sordum ikisine de tek tek bakıp. Sevim az önce sorduğum soruyla şaşırmış, kaşlarını kaldırmıştı. Akın ise ne dediğimi anlamış gibi başını sallamıştı.

"Hayri abinin dediği gibi yemek koysak?" Diye fikrimi tamamladı Akın. Kardeş geninden midir bilinmez ama aklımdan geçen her şeyi tahmin etmişti.

"Saçmalamayın, hırsız olmasa kim çalıcak o yemekleri?" Sevim'in söylediği şey düşündürücü olsada ben fikrimden vazgeçmezdim.

"Var mısın iddiasına?" Sevim'in kaşları önce havaya kalktı sonra kazanacağından emin olduğu için yüzünde bir haz ifadesi belirdi.

"Varım, neyine?" O her ne kadar kazanacağından emin olsada bende onun kadar iddialıydım. Serçe parmağımı ona doğru uzattım ve o da serçe parmağını çarpraz bir şekilde benim serçe parmağıma bağladı. Böylece tutuşmuş olduk.

"Ona sonra karar veririz."dedim parmağımı çekerken, başıyla onay verdi. Akın'a döndüğüm zaman telefonundan gruba mesaj çekiyordu. Büyük ihtimalle operasyonun henüz bitmediğini bizimkilere haber ediyordu.

******

Hayri baklavaları hepsini yediğinden bizde bir tabağa ekmek koymuştuk. Yine hepimiz bankın orada bekliyorduk, Hale'nin gözleri uykuluydu ama bu anı kaçırmak istemediğinden dayanmaya çalışıyordu. Hayri, Kamil'in burnuna bir şey takmıştı her an uykuya dalıp etrafta deprem etkisi yaratacak bir ses çıkarmasın diyeydi. Sevim karşısına gülümseyerek bakıyordu, kazanacağından emindi.

Ama çok emin olmamalıydı çünkü bir sokak köpeği ekmeğimize doğru yaklaşıyordu, ekmeği alıp gittiğinde Hayri "AMANNN EKMEĞİMİZİ ALDI!" Diye bağırdı ve köpeğin peşinden koştu. Bizde Hayri'ye ayak uydurarak köpeğin arkasından koştuk, önceden çok fazla köpek saldırısına uğramıştık ve o anları tekrar, o eski ruhumuzla yaşıyor gibi hissediyordum. Hayri haklıydı, bu operasyon iyi bir fikirdi, bunu yapmamız gerekiyordu.

Köpek ekmeği, çocukları için almıştı. Ekmeği onların önüne bıraktığında bize döndü. Hırsız köpekti, bunu kanıtlayansa kaldıkları yerde olan bakkaldan çalınan, henüz yenilmemiş olan yiyeceklerdi. Sevim'e zaferle döndüğümde hüsrana uğramış bir şekilde bana döndü, kaybetmeyi sevmezdi. Bu özelliğinide biliyordum lakin biz birbirimize çok benziyorduk.

"Ben kazandım."başını salladı ve ellerini ğöğüsünde bağlayıp, hiç istemediğini konuşmadan belli ediyordu.

"İsteğin ne?"

"Yarın, tüm gün boyunca kölem olacaksın. Rica etmiyorum çünkü buna mecbursun."

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.