Uzun ve eğlenceli geçen motor gezisinin ardından, ürkütücü bir hava aldığım bir yerde durduk. Sevim ustaca motordan indi, kaskını çıkardı. Bende onun kadar ustaca olmasamda aynı hareketleri tekrar ettim.
Geldiğimiz yere bakılırsa, aklımda iki tane seneryo vardı. Birincisi:Sevim ile beraber hayalet avlayacaktık. İkincisiyse:-en çok korktuğum ihtimal-Sevim bir seri katildi ve beni öldürmek için böyle ıssız bir yere getirmişti.
Kafamı fabrikadan, Sevim'e doğru çevirdiğimde bana karşı bir silah tutmasıyla geriye doğru sıçradım. İşte ikinci seneryo gerçekleşiyordu! Çığlık atacağım sırada Sevim elini ağzıma kapatdı. Sıkıcı bastırdı elini ağzıma doğru. O kadar güçlü olan elleri ne kadar sert olursa olsun çok narin gibi geliyordu bana. Korkuyla ona baktığımda, Sevim ciddiydi. Kafamı 'neden buraya geldik' anlamında salladım, Sevim anlamış olacakki - anladı çünkü benim durumumda olan herkes bu sözü söylerdi-elini ağzımdan çekti. "Bir suçlu burada ve benim onu oyalayacak birine ihtiyacım var."
Bir dakika?! Şimdi içeride bir suçlu vardı ve bende onun bu kadar yakınında mıydım?! Daha önce macere yaşadım ama şimdi olmazdı... O şeylerin üzerinden çok geçmişti, unutmuştum korkusuzluğu. Ayrıca söyle bir soruda vardı 'Neden ben?'. Hayri de gayet maceracı bir insandı, ayrıca dikkat dağıtma ondan sorulurdu.
"S-Sevim..." Ne diyeceğimi bilmiyordum, bu kadar rahat ve eğlenerek geldikten sonra geldiğimiz istikamet gerçekten burası mıydı? Sevim korktuğumu biliyordu, beni ikna etmekten başka seçeneği yoktu.
"Dinle, Mert. İçerideki adam tek başına, bir kız çocuğunu kaçırmış ve onu esir tutuyor. Onu kurtarmamız lazım, sonuçta daha öncede kahramanlık yaptığımız oldu." Her ne kadar korksamda, Sevim'in ikna edici sesine- ayrıca güzel sesine-karşı gelmek istemedim. Sonuçta o kadar yol kat ettik, geri dönmek olmazdı.
"Sen içeriye gir ve adamı oyala sadece tamam mı?" başımı evet anlamında salladım, korkarcasına içeri girdim. Ayaklarım titriyordu ve heyecandan böbreklerim idrar üretiyordu. Derin bir nefes aldım ve adamın orada olduğunu belli eden ışığı takip ettim. Şimdi tam karşısına çıktım, adam elindeki silahı gölgeler içindeki bana doğru tutunca yutkundum. Kaçırdığı kız yanda sandalyede oturuyordu, büyük ihtimalle fidye falan istiyordu karşımdaki adam.
"Sen kimsin!?" Diye sordu elindeki silaha daha çok tutunup. Şimdi en zor olan yere geldik, ben bu dikkat dağıtma işini nasıl yapacaktım?
"Pardon, pizza siparişini siz mi verdiniz?" Aklıma gelen ilk şey buydu, adam'ın anlamaz bakışlarına gülmemek için kendimi zor tutuyordum.
"Ne pizza siparişi? Kimsin?!" sesinin seviyesi daha çok artdığında benim korkumda ona eşlik edip artıyordu. Hayatım boyunca macera yaşadım, ama kafama silah dayanıp benim ona pizza siparişi sormamı unutmayacaktım.
"Adamın biri yorgunluktan bitmiş, arkadaşıda pire."Aklıma gelen diğer şeyde, Hayri'nin bize eskiden yaptığı şakaydı. Adam giderek daha çok sinirleniyordu, şuan kafama sıkmaması bir mucizeydi."En sevdiğiniz şarkı nedir?"
Adam aniden gelen soruyla şaşırdı, sandalyede oturan kız gülüyordu. Yaptığım şapşallık onu bile güldürmüştü.
"Kuzu kuzu" adamın verdiği cevaba yüzümü gülümsememek için zor tutdum. Yapıyordum işte dikkat dağıtıyordum ama keşke bunu daha havalı bir şekilde yapsaydım. Sandalyede oturan kız kahkaha atacak kıvama gelmişti, bizim yaşlarımızdaydı.
"Güzel, bende severim Tarkan'ı."dedim,adam hala silahı bana doğru tutuyordu, hala dikkatini dağıtdığımı anlamamıştı, kendimi övmek gibi olmasın ama iyi dikkat dağıtıyorum."Hobi olarak mı insan kaçırıyorsunuz yoksa mesleğiniz bu mu?"
"Mesleğim bu, baya iyi para yapıyor. Sende katılmak ister misin?" kahkaha atmanın sırası değildi, bu sahneyi yaşamam gerçekten çok komikti kabul etmeliyim. Kızı kurtarır kurtarmaz güzelce gülerdim, şimdi sırası değildi.
"Şey aslında hırsızlık bana göre değil-"Ben lafımı tamamlamadan, Sevim karşımdaki adama silahın sert kısmını geçirdi. İçimde büyük bir rahatlama oluştu, adam yere yığıldığında Sevim bana gülümseyerek baktı, güzel gülümsüyordu. Eğer Hayri ile bu anı yaşasaydık kesinlikle benimle dalga geçerdi. Ama bence dalga geçseydi yeriydi çünkü bende olsaydım bende dalga geçerdim.
"Seni daha çok görevlere almam lazım."dedi yatan adama bakıp, ardından tekrardan bana baktı. Yüzündeki minnet - ayrıca gülmesini zor tutması-anlaşılıyordu. Yine gözlerimiz birbirine kenetlendi, bu anlar hem aniden geliyordu hemde bağımlılık yaptırıyordu insana. Gözlerine daha çok bakmak isterdim ama kızı çözmeyi unutmuştuk.
Sevim bunu hatırlamış olacak ki kızın yanına gitti, bana da yaşadığım şeyleri sorgulamam için kısa bir zaman tanındı. Harbiden ben ne yaşadım?
*********** * *
Polisleri çağırmıştı Sevim, zaten adam uzun süredir aranan bir suçluydu. Sevim'e hem adamı yakalamasında hem de mesleğinde ona olan saygının artmasına yardımcı oldum. O, ondan büyüklerle el sıkışırken ben ona bakıyordum. Şuan içimde ne hissediyorsam gözlerime de onu yansıtıyordum. Gurur ayrıca birazda içime kaçan kahkahalar vardı. Alt tarafı Sevim ile vakit geçirmek istemiştim ve başıma gelmeyen kalmamıştı. Ama iyi yandan bir suçluyu yakalamıştık, Sevim konuştuğu adamlara bakmayıp, kısa bir süre bana baktı. Bakışları bir süre bende takılı kaldı, ardından dönmek zorunda olduğu adamlara baktı.
Yanıma gelen kızı fark etmem için kızın konuşması gerekti. "Teşekkür-" Ben aniden geri sıçrayınca kızın gülümsemesi yüzüne daha çok yayıldı.
"Sakin ol pizza kuryesi, sadece teşekkür edecektim."
Az önceki korkuyu atamamla gülümsedim. "Rica ederim."kız ben daha ne olduğunu anlayamadan bana sarıldı, ben biraz çekinerek sarıldım tabii ama o sanki tüm iç organlarımı dışarıya çıkarmak ister gibi sıkıca sarılıyordu. Benden ayrıldı ve gülümsedi.
"Kıskandı, siz kesin olacaksınız."ben önce ne dediğine anlam veremedim, sonra tam karşımda bize kitlenmiş gibi bakan Sevim'i gördüm. Kız haklıydı, kıskanmıştı.
****************
Kapıya anahtarımı geçirdim, ne gündü ama! Anahtarı geçireceğim sırada sesi duymuş olacak ki Akın kapıyı açtı. Bana endişeli gözlerle bakıyordu, ayrıca biraz sinirliydi. Neden geç kaldığımı sorduğunda ben ne cevap verecektim? Yaşadığım şeyler inanılır türden değildi.
"Abi?"
"Abicim?"
Akın, kolumdan tutup beni içeriye soktu. Kapıyı yavaşça ama sinirini belli ederek kapatdı. Büyük ihtimalle annemleri idare etmişti ve benim için endişelenmişti. Ellerini göğüsünde birleştirdi, bana kaşlarını çatarak bakıyordu. Ayakkabılarımı çıkardım ve içeriye doğru girdim. Akın beni takip ediyordu, odaya kadar içindeki siniri tutması lazımdı.
Odaya girdim ve kendimi Akın'ın yatağına bıraktım. Akın kapıyı kapatdı ve derin bir iç çekti. "Neredeydin sen abi? Endişelendim senin için!" haklıydı, geldiğim ilk gün böyle bir şey yapmam iyi değildi, abi-kardeş kavuşma gecemize geç kalmıştım.
"Anlatsam inanmazsın, Akın." dedim ardından kardeşime baktım. Yatakta oturur pozisyona geçtim ve kardeşime ciddiyetle baktım. Biz bu yüzden benziyorduk işte, ayrı kaldığımızda ikimizde çökmüştük, kesinlikle aynı derecede özlemiştik ailemizi. Çok.
"Peki abi." dedi ve çalışma masamızın sandalyesine oturdu.
Bugün yaşananları düşündüm, tatil hem böyle garip hemde çoğunlukla Sevim'le geçecekse ben vardım.