İçeriğe geç

Sevgili öğretmenim

Bölüm 5 · 8 dk okuma

Sevgili öğretmenim

Bölüm 5

Boston üniversitesi

Universitenin ilk günü eskiden hayatı sadece siyah beyaz gören Axel rengarenk dünyanın tadını çıkarmaya başlamıştı. İlk günden şık bir okul kiyafeti pahali saati ve bir o kadar da pahali çantasıyla üniversitenin yolunu tutmuştu.

Onun kalbinde uyuyan şeyler çoktan uyanmış ti. Ama bunu kimseye söyleyemezdi. Çünkü bu hisleri yaşatan insan profesör Mikelson di.

Arabaya atlayıp yeni okulu yolunu tuttu. Yolda ağaçların arasında parıldayan güneşin ışıkları gözlerine geliyor cıvıl cıvıl öten kuşların sesi tam bir orkestra sesi gibi. Yaprakların sesleri hepsini kalbinin derinlerinde hissettip müziğe dönüştürüyor. Kafasında güzel notalar diziyordu. Çok büyüleyici. Ve bu büyülü ortami bozan Stefan'in ani freni oluyor.

S:"Yoluna baksana adamim. Senin sorunun ne kırmızı ışıkta niye geciyorsun"

Bağırış çağırışlar polisin duduk sesi. Artık dünyadan tekrar kopup yine hayal alemine dalıyor. Ve araba hareket ediyor bir kaç dakika sonra universite önünde duruyor. Ve nedense içinde garip bir karanlık oluşuyor karnina kramplar giriyor.

S:,"Sorun ne Axel. Renkin değişti. Hayalet görmüş adam döndün resmen!?

A:"Yok, her şey yolunda. Merak etme sadece heyecanlıyim"

S:"İçeride insan yemiyorlar. Merak etme. Umarım öyledir."

Stefanin bu hiç te komik olmayan şakasına güldü. Ve üniversite kapısına doğru adım atmaya başladı.

A:(Dik dur. Derin nefes al. Her şey iyi olacak. Kendine güven.)

Kendi kendini teselli ederek içeri doğru adımlar atti. İçerisi baya kalabalık. Her kez bir şeylerle meşguldu. küçük hayalperest müdür odasına giderek onunla konuştu.

A:"Merhaba Bay Halloway. Ben Axel. Babam sizin hakkınızda çok konuşuyor. Sizinle tanışmak bi şeref efendim. Babam sizi tarif ederken çok şakacı ve sıcakkanlı olduğunuzu söylemişti. Bunun yanı sıra çok karizmatik olduğunuzu da göre biliyorum efendim. "

Hafif gülümseme ardından yüksek tonlu sesiyle konuşmaya başladı.

Müdür"Bende senin ne kadar beyefendi biri olduğunu göre biliyorum bizde sen gelmeden biraz evvel babanla konuştuk. Seni çok müziğe düşkün olduğunu söyledi. Bu yeteneği ni taktır ediyorum. Sana bir sir vereceğim. Galiba bu yetenek sana babandan geçti. Joseph iyi bir müzisyen di. Tabi sonra iş hayatıya atılmak zorunda kalınca, müziği bıraktı. Sen doğduğun gün ordaydim. Ne kadar heyecanlı olduğunu göre biliyordum. Saçlarına dokunurken gözlerindeki yaşlara hakim olamamıştı. Bugün karşımda yetişkin biri olarak oturuyorsun. Baban seninle gurur duyuyor. Ve senin iyiliğin için her şey olmasını isteyor derslerle ilgili bir problem ve herhangi bir ihtiyacın olursa ilk bana haber veriyorsun evlat."

Babasinin bir müzisyen olduğunu öğrenince bir şok yaşayan Axel kibar yüzünü koruyarak

"Teşekkür ederim Bay Halloway. İyi günler diliyorum"-, diye odadan çıktı. Mudur Halloway'in söylediklerini sindirmeye çalışıyor camdan dışarı bakarak babasini müzisyen olduğunu hayal ediyor du. Ayrıca babasınin onu ne kadar çok sevdiğini değer verdiğini öğrenmek mutlu hissettiriyor du.

A:(Vay be, ben hep babam bana karşı ilgisiz sevgisiz sanıyor dum, meğerse benim için her zaman endişeleniyor beni çok seviyormuş bunu bilmek çok güzel hissettiriyor)

Büyük koridorlardan geçerek sınıfına doğru girdi. İçerisi kalabalık ders başlamamış ve her kez bir biriyle tanışmakla meşgul du. Axel kapidan girdi. Onu gören bazi kızlar resmen aşık oldular. Vucut hatlari keskin bıçak gibi, yüzü parlak yaz güneşi gibi, kokusu yeni açan gül gibi olan Axelle tanışmak istediler.

"Merhaba Adim Sophie Howard Chicagodan geldim. Senin adin ne?!"

"Merhaba ben Axel. Axel Anderson. New Hampshire dan geldim. Tanıştığımıza memnun oldum Sophie."

Kibarca elini sıkıyor.

"Merhaba bende Janice."

"Bende Suzy."

"Memnun oldum kızlar."

Kibarca gülümseyerek yerine geçti. Ama kızlar ona dik dik bakmaya devam ediyorlardi. Tabi bu durum sınıfın başka erkeklerini rahatsız etti. Tum kızlar Axelle ilgilenince rahatsız olan çoktan çete haline gelen delikanlılar Axelin etrafını sarıyor ve garip ses tonuyle

"Merhaba adim Harold bu da arkadaşlarım Hanry ve Chan"-, diye tanıştırdı sağ yanındaki sarışın ela gözlü Avusturyalılara benzeyen ve hafif çekik gözlü çocuğu isaret ederek. Görünüşe göre her zaman çete halinde takılan kendini en havalı zanneden ve kimseye saygı duymak istemeyen bu çocuk Axel'den hoşlanmadığını açık açık belli ediyordu. Ama Axel kibarligini bozmadan

"Merhaba bende Axel tanıştığımıza memnun oldum. Umarım iyi arkadaş oluruz"-, dedi gerginliğini belli etmemek için de sahte tebessüm etti.

Tam o sırada ziller çalındı ve kapının önünde o sesi bekliyormuş gibi öğretmen sinifa daldı.

Öğretmen"Her kez yerine geçsin. Yeni okul yılınız kutlu olsun çocuklar. Ben iktisat hocanız Bay Anders. Tum sene boyunca iktisat işletme ve ekonomi krizler hakkında öğreteceğim. İlk dersimiz kısaca tanışma olacak. Düşünüyorum ki bu saate kadar bir birinizle tanışıp arkadaş olmuş sunuzdur. Şimdi benimle tanışacak siniz. Sırayla başlıyoruz."_ diye sinifin ismi yazılı defteri önüne açtı ve sirayla çağırmaya başladı "Bayan Stuart buyurun sizinle başlayalım"

Her kez tek tek kendini tanıştırır ve sira Axel da

"Merhaba. Ben Axel Anderson New Hampshire dan geldim. Sanat ve müziğe yoğun ilgi duyuyorum. Müsait zamanlar da keman eğitimi alıyorum. Buraya ilk defa geldim. Şehirdeki hayatıma adapte olmaya çalışıyorum. Burda gerçekten mutluyum. Hepinizlede iyi arkadaş olmayı umut ediyorum."

"Teşekkürler Bay Anderson sirada ki bayan Sandra"

Tum sinifla tanıştıktan sonra dersi anlatmaya odaklandı. Ziller çalındı ders bitti extra ders listelerine bakarken müzik dersleri olduğunu farkeden Axel çok mutlu oldu. Hemen kayıt oldu. Fen dersleri bittikten sonra extra dersler başlandı. Her kez sınıfta toplandı ve bir biriyle yakından tanışmaya kim hangi enstrümani çaldığını sormaya başladı bazılar hatta grup bile oldular.

Yabancı kız:"Merhaba Axel. Biz tarih dersinde beraberdik. Ben Elizabeth Gilbert. Bildiğim kadarıyla sen keman çalıyorsun ve bende bass çalıyorum. Beacon hill daki küçük parkta bazen çalıyorum. Hayır demezsen bir gün beraber gidelim."

A:"Merhaba tabiki de isterim. Ama yanlış anlamazsan bir şey soracağım"

E:"Tabi buyur"

A:"Orda müzik çalıp para topluyorlar değil mi?!"

E:"A-ah, evet. "

A:"Görünüşe göre buna ihtiyacı olan biriye benzemiyor sun!"

E:"Evet. Orda çalışıp geliri evsiz insanlara yetimhanelere veriyorum elimden gelene kadar yardımcı olmaya çalışıyorum. Seninde bunda katkın olursa sevinirim"

A:"Tabikide. O zaman bu hafta sonu 10:00 da buluşsak ne dersin?"

E:"Olur, çok teşekkür ederim Axel seninle tanışmak gerçekten güzel di ***** bu benim numaram parkta buluşuruz. Görüşmek üzere"

A:"Görüşürüz (çok tatlı ve iyi kalpli bir kıza benziyor onunla buluştuktan sonra derse giderim. Profesör Mikelson'a hayir hayır Conroy'a bu hakkında söylerim belki o da bizimle gelmek ister)"

Hayallere dalmışken zalin kapısı açıldı ve içeri hoca girdi. Ama Axel Conroyu düşünmek le meşgul olduğu için kimin girdiğini pek umursamıyor du.

öğretmen:"Merhaba gençler adım Conroy Mikelson müzik derslerini ben vereceğim şimdi çalma yeteneklerine göre gruplara ayrılmanızı isteyorum."

Conroyun ahenkli sesi odaya dağıldı. Her kez dersi bırakıp profesöre bakıyor du. Axel onu burda görünce çok şaşırdı. Ne hissediyor du tam olarak bilmiyor du. Her kez arasında konuşmaya başladı. Axel dunyani unutup onun güzel yüzüne bakmakla meşgul du. Sonradan hayata geri dönüp etraftakilerin konuşmasını dinlemeye başladı. Kızların kendi aralarında yeni genç profesörü baştan çıkarma planlarini duyunca kiskanma duygusuyla yandı. Yerinden kalkıp Conroyu her kezin önünde öpmeyi, profesör ona ait olduğunu her keze göstermeyi düşünüyordu. Ama sonra (daha ikinci kez buluşuyoruz. Ve onun hayatını tam olarak bilmiyorum. Bunu yaparsam rezil olurum) diye düşündü.

Ders muhteşem geçti. Ders çıkışı sınıftaki her kezin çıkmasını bekledi. Ve her kez gidince Axel tum cesaretini toplayıp Conroyun yanina gitti ve selam verdi.

A:"Merhaba profesör"

C:"Seni üniversite ortamında görmek daha farklıymış Axel"

Beklenmedik cevap karşısında ne tepki vereceğini bilmiyor du.

A:"A-a şey nasıl yanı tam olarak?

C:"Bilmiyorum, daha farklı geldi. Evime gelip geceyi koltukta geçirip sabah uyandığımda bir sapık gibi beni izleyen birini başka öğrenciler arasında gördüm. Ve ilk girdiğim de gözleri güneş ışığı gibi parlıyor ve bir daha dönüp baktığım da o güneş etraftakilari yakip yıkmaya hazır gibi duruyor du"

A:"A-ah, öyle mi."-,yuzu kızardı ve ne diyeceğini bilemedi (ah lanet olsun. Ben neler yapiyorum. Ama dur o beni izliyordu tum ders boyunca onca öğrenci varken beni farkediyor ve bana bakiyor du. Bu ne anlama geliyor yoksa oda beni....)

C:"Axel bir sorun mu var yuzun kızarmış"-diye Axelin yuzunu avucunun içine aldi basparmaklari yavaş yavaş Axelin yüzünü okşamaya başladı"kendini nasıl hissediyorsun. Ateşin falan mi var hemen revire gidiyoruz"

A:"(Ay bunlar ruya mi görüyorum yoksa su an o bana dokunuyor ve sağlığım hakkında gerçekten endişeleniyor mu?)

Yok efendim ben iyiyim. Sadece olan bitenler için üzgünüm. Yanlış anlaşılmak istemedim. Şey ben gitmem lazım (hayir ama gitmek istemiyorum bu an bitmesin isteyorum neden gitmek isteyorum dedim kahretsin mal kafali Axel seni) hafta sonu görüşürüz"

C:"Görüşürüz Axel"

Binayi ışık hızıyla tarketti önce bir bardak kahve içip sakinleşmek için yemekhaneye indi sonra da yeni kitaplarini almak kütüphaneye doğru adım attı. Ve rafların arasında dolaşırken XIX asrın başlarındaki çalgı sanatçıları hakkında ki raflara doğru ilerledi. O tarafa genelde kimse gelmiyor kimsenin görmediği bir yer di. Hatta öyle ki temizlikçilerin bile nadiren geçtiği yerdi orası. Axel orda oturup olanlari sindirmeye çalışıyor du. Bi anda ayak sesleri duydu. Kafasını kaldırıp baktığında Elizabeth tatli gülümsemeyle karşısında dikilmiş duruyordu

E"Selam. Ne yapiyorsun burda. Yoksa sende mi bu asr edebiyatı meraklısısin"

A"Hayır, sadece buraya pek gelmiyorlarmiş bunu öğrendim. Yalnız kalmaya ihtiyacım var di."

E"Özür dilerim rahatsız ettim. Görüşürüz"

A"Liz gitme! A şey sana liz diye bilirmiyim"

E"Tabikide"

A"Teşekkürler"

E"Sen iyimisin?! Gözlerin neden hüzünlü"

A"Kafam biraz karıştı. Burda ilk günüm ve benimle gerçekten arkadaş olmak isteyen sensin."

E"Etrafında çok kız toplanıyor ama gördüm"

A"Onlardan farklısın. Onlar hep başka şeylerin peşinde. Hepsi flörtöz kızlar ama sen farklısın Liz seninle gerçekten arkadaş gibi hissediyorum kendimi ve ve ...

E"Neden sustun"

A"Bilmiyorum kendim ola biliyorum. Ve bana kendimi iyi hissettiriyorsun sana bir sır versem kimseye soylemez mısın?"

E"Tabikide söylemem"

A"Ben biseksualim. Yani erkeklerden hoşlanıyorum. Ama seninleyken de ayni onun yanındaymis gibi hissediyorum kendimi mutlu ve güvende hissettiriyorsun"

Gözleri yaş dolu baktı. Bu sözlerden sonra onu bırakıp gitmesinden korkuyor ama onu hic gitmesini istemiyor yalvarırçasina bakıyor du.

E"Her zaman yanindayim merak etme. Ayrıca, önemli olan cinsel tercihlerin değil insanlarla arandaki duygular"

A"Teşekkür ederim Liz. Tek mı yaşıyor sun."

E"Hayır, arkadaşlarımla beraber ama onlar burda okumuyorlar"

A"Şey, sakıncası yoksa bizim eve gel seni Stefan ve Ameliayla tanıştırmak istiyorum"

E"Onlar kim?"

A"Onları babam işçi olarak tutmuş ama biz onlarla iyi bir arkadaş oldum. Hayatımda ki ilk arkadaşlar. Ve sende öylesin hayatımda ki ilk arkadaş ilk kiz arkadaş yani sadece arkadaş ama kız arkadaş senden hoşlanıyorum ama aşık değilim"

E"Tamam saçmalamayı bırak şapşal o zaman bu kitapları kayit ettirelim da beraber biraz şehir turu yapalım sonra da gideriz"

A"Stefan gelmiş kapida bekliyordur istersen arabayla gezeriz"

E"Tercih etmem. Önce dolaşalım sen buranin doğasındaki müzik sesini duya bileceğin bir yere götüreceğim"

A"Tamam bana uyar"

İkisi beraber okul çıkışı doga yolunu tuttular. Axelin mutluluğu sonsuz gibiydi ama ileride başına gelecek olanlardan habersiz di.

Bölüm sonu

11 yorum