İçeriğe geç

SEVGİ NEYDİ

Bölüm 9 · 3 dk okuma

SEVGİ NEYDİ

Bölüm 9

BÖLÜM 9

Ertesi sabah uyandığımda ilk yaptığım şey, masanın üzerindeki deftere bakmak oldu.

Kahverengi kapak, pencerenin kenarından içeri giren güneşin altında duruyordu.

Bir gece önce yazdığım cümleyi düşündüm.

Bugün onu yeniden tanımaya başladım.

Neden yazdığımı bilmiyordum.

Belki söyleyemediğim şeyleri yazıya dökmek daha kolaydı.

Belki de bazı duygular insanın içinde kaldığında ağırlaşıyordu.

Defteri açtım.

Altına bir cümle daha ekledim.

Ama kendimi hâlâ tanıyamıyorum.

Kalemi bıraktım.

Tam o sırada kapı çaldı.

Nisa'nın kapıyı çalma şekli farklıydı. İki kere hızlı, sonra bir kere yavaş.

Bu yüzden gelenin o olmadığını anladım.

Kapıya doğru yürürken kalbim hızlandı.

Kapıyı açtığımda Bora karşımdaydı.

Elinde iki bardak vardı.

“Günaydın.”

“Senin sabahın niye benim kapımda başlıyor?”

“Ben de sana günaydın dedim.”

“Günaydın.”

Bardaklardan birini bana uzattı.

“Çay.”

“Ben sana çay istediğimi söylemedim.”

“İstediğini biliyorum.”

Bardağı aldım.

“Beni çok iyi tanıyorsun.”

“Tanımaya çalışıyorum.”

Bu cümle hoşuma gitmişti.

Ama belli etmedim.

“Ne yapacağız bugün?”

“Sen ne yapmak istiyorsun?”

“Hiçbir şey.”

“Ben de hiçbir şey yapmayacağım.”

“Peki niye geldin?”

“Hiçbir şey yapmaya beraber gidelim diye.”

Güldüm.

“Sen gerçekten tuhafsın.”

“Bunu iltifat olarak kabul ediyorum.”

Kapının önünde birkaç dakika daha konuştuk.

Sonra birlikte yürümeye başladık.

Bora beni şehrin biraz dışındaki küçük bir parka götürdü.

Çocuklar oynuyordu. Birkaç yaşlı adam banklarda oturmuş gazete okuyordu.

Bir banka oturduk.

“Burayı neden seviyorsun?” diye sordum.

“Çünkü kimse kimseyi tanımıyor.”

“Bu sana huzur mu veriyor?”

“Bazen.”

“Ben seni tanıyorum.”

“Sen farklısın.”

“Niye?”

“Sen beni tanıdığını sanıyorsun.”

Kaşlarımı kaldırdım.

“Demek öyle?”

“Evet.”

“Peki neyi bilmiyorum?”

“Çok şey var.”

“Mesela?”

Bora bir süre sustu.

“Mesela çocukken ne olmak istediğimi.”

“Ne olmak istiyordun?”

“Pilot.”

“Niye olmadın?”

“Boyum yetmedi.”

Gülmeye başladım.

“Pilot olmak için boy mu gerekiyor?”

“Benim için gerekiyordu.”

“Saçmalıyorsun.”

“Biliyorum.”

Sonra ciddi bir ifadeyle bana baktı.

“Sen ne olmak istiyordun?”

“Hatırlamıyorum.”

“Yalan.”

“Gerçek.”

“Sen küçükken nasıldın?”

“Çok konuşurdum.”

“Şimdi?”

“Şimdi de çok konuşuyorum.”

“Hayır.”

“Ne demek hayır?”

“Şimdi söylemek istediklerinin yarısını içinde tutuyorsun.”

Gülümsemem kayboldu.

Bora bunu fark etti ama üzerine gitmedi.

Bir süre sessizce oturduk.

Sonra cebinden küçük bir taş çıkardı.

“Bunu görüyor musun?”

“Evet.”

“Çocukken her önemli günümde bir taş saklardım.”

“Niye?”

“Hatıra olsun diye.”

“Bu taş neyin hatırası?”

“Henüz değil.”

“Ne demek?”

“Bugün için.”

Taşı avucuma bıraktı.

“Şimdi sen sakla.”

“Ben niye?”

“Çünkü bugün önemli.”

Taşa baktım.

Küçücük, sıradan bir taştı.

Ama nedense elimde ağırlaşıyordu.

“Bir gün geri ister misin?”

“Hayır.”

“Niye?”

“Senin yanında kalsın.”

Başımı çevirdim.

Bora bana bakıyordu.

O an söylemek istediğim çok şey vardı.

Ama yalnızca:

“Tamam,” diyebildim.

---

Akşam Nisa eve geldiğinde beni masanın başında buldu.

Defter önümdeydi.

“Ne yazıyorsun?”

“Hiç.”

“Yine mi?”

“Evet.”

Yanıma oturdu.

“Bora?”

“Bora.”

“Ne yaptınız?”

“Parkta oturduk.”

“Romantik.”

“Değildi.”

“Taş verdi mi?”

Başımı kaldırdım.

“Nereden bildin?”

“Romantik erkeklerin yüzde sekseni taş, çiçek veya mektup verir.”

“Senin romantizm anlayışın çok garip.”

“Benim eski sevgilim bana bir kere silgi vermişti.”

“Niye?”

“Kalemim yoktu.”

İkimiz de güldük.

Sonra Nisa bir anda sustu.

“Sevgi.”

“Efendim?”

“Sen mutlu görünüyorsun.”

“Mutluyum.”

“Peki korkuyor musun?”

Bu kez gülümseyemedim.

“Çok.”

Nisa başını omzuma yasladı.

“Bazen korktuğun şeyin içine bakmak gerekir.”

“Ya baktığımda hoşuma gitmeyen bir şey görürsem?”

“Gözlerini kapatırsın.”

“Bu çözüm değil.”

“Benim bütün çözümlerim böyle.”

Gülümsedim.

O gece herkes uyuduktan sonra defterimi tekrar açtım.

Tarihin altına uzun uzun yazdım.

8 Nisan 2005.

Bugün Bora bana küçük bir taş verdi. Çok saçma bir hediye. Ama onu saklayacağım. Çünkü bazı şeyler değerli oldukları için değil, onları veren insan değerli olduğu için saklanır.

Kalemimi bıraktım.

Sonra taşımı defterin arasına koydum.

Defteri kapatırken nedense içime garip bir huzursuzluk çöktü.

Sanki ileride bu taşı tekrar elime aldığımda bugün bambaşka bir anlam taşıyacaktı.

Ama neden böyle hissettiğimi bilmiyordum.

Bilmek de istemedim.

O gece uyumadan önce son düşündüğüm şey Bora'ydı.

Ve ilk kez ondan kaçmayı değil, yanında biraz daha kalmayı istedim.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.