İçeriğe geç

SEVGİ NEYDİ

Bölüm 10 · 2 dk okuma

SEVGİ NEYDİ

Bölüm 10

BÖLÜM 10

Bora'yla aramızdaki şeyin adını koymamıştık.

Arkadaş değildik.

Sevgili değildik.

Ama birbirimizin hayatından da çıkmıyorduk.

Bazen sabahları kapımın önünde bir çay buluyordum. Kimin bıraktığını sormama gerek yoktu.

Bazen öğleden sonra iş çıkışında onu uzakta görüyordum.

Bazen de günlerce hiç karşılaşmıyorduk.

İşin garip tarafı, eskiden onun yokluğu içimi acıtırken şimdi sessizliği bana iyi geliyordu.

Çünkü üzerimde bir baskı hissetmiyordum.

Bora beni zorlamıyordu.

Ben de kendimi ondan kaçmak zorunda hissetmiyordum.

Nisa ise bu durumu kendi yöntemince yorumluyordu.

“Sevgili misiniz?”

“Hayır.”

“Barıştınız mı?”

“Hayır.”

“Birbirinizi seviyor musunuz?”

“Bilmiyorum.”

Nisa gözlerini kocaman açtı.

“Sen bunu gerçekten bilmiyor musun?”

“Biliyorum.”

“E?”

“Ne?”

“Bora'yı seviyorsun.”

“Evet.”

“Bora seni seviyor.”

“Evet.”

“E o zaman?”

“Öyle kolay değil.”

Nisa ellerini iki yana açtı.

“İnsanlık olarak aşkı gereğinden fazla zorlaştırıyoruz.”

“Senin çözümün ne?”

“Evlenin.”

“Sen daha on dokuz yaşındasın.”

“Romantik açıdan çok olgunum.”

“Kesinlikle değilsin.”

Güldü.

Ama sonra yüzü ciddileşti.

“Peki sen neden kendine izin vermiyorsun?”

Bu soruya cevap vermedim.

Çünkü cevabı biliyordum.

Bora'ya yeniden yaklaştıkça kendimden uzaklaşmaktan korkuyordum.

---

O akşam Bora beni aradı.

Telefon çaldığında ekranda adını görmek hâlâ garip geliyordu.

Bir süre baktım.

Sonra açtım.

“Alo?”

“Meşgul müsün?”

“Hayır.”

“Dışarı çıkar mısın?”

“Nereye?”

“Söylemeyeceğim.”

“Niye?”

“Gelmezsin.”

“Belki gelirim.”

“İşte bunu görmek istiyorum.”

“Bir saat.”

“Yarım saat.”

“Bir saat.”

“Tamam.”

Yarım saat sonra kapının önündeydi.

Bu kez elinde hiçbir şey yoktu.

“Hazır mısın?”

“Evet.”

Arabaya bindik.

Nereye gittiğimizi sormadım.

Şehrin ışıkları geride kaldı.

Bir süre sonra deniz kenarında durduk.

Araba sessizleşti.

Dışarı çıktık.

Hava soğuktu.

Denizin sesi uzaktan geliyordu.

“Burayı neden getirdin beni?”

Bora ellerini cebine soktu.

“Bazen insan konuşmak için sessiz bir yere ihtiyaç duyuyor.”

“Konuş o zaman.”

“Seninle ilgili bir şey fark ettim.”

“Ne?”

“Beni seviyorsun.”

Kalbim duracak gibi oldu.

“Bunu zaten biliyordun.”

“Hayır.”

Bana döndü.

“Bunu ilk kez kabul ettiğini görüyorum.”

Başımı eğdim.

“Bora…”

“Kaçmayacağım.”

“Ben kaçıyorum zaten.”

“Biliyorum.”

“Peki neden hâlâ buradasın?”

“Çünkü senden vazgeçmek istemiyorum.”

“Ya ben senden vazgeçmeni istersem?”

“İstemediğini biliyorum.”

“Bunu nereden biliyorsun?”

“Çünkü beni görünce gözlerin değişiyor.”

“Bu çok saçma.”

“Belki.”

Bir adım yaklaştı.

Ben geri çekilmedim.

İlk kez.

Aramızdaki mesafe birkaç santime kadar indi.

Bora elini kaldırdı ama bana dokunmadan durdu.

“İzin var mı?”

Ne demek istediğini anladım.

Başımı hafifçe salladım.

Elini yanağıma koydu.

Gözlerimi kapattım.

Bir an için bütün korkularım sustu.

Geçmiş.

Gelecek.

Kendimle ilgili düşüncelerim.

Hepsi.

Sadece onun elinin sıcaklığını hissettim.

Sonra Bora geri çekildi.

“Tamam.”

Gözlerimi açtım.

“Ne oldu?”

“Daha fazlasını istemiyorum.”

“Niye?”

“Çünkü senden aldığım bir şeyin, sen hazır olmadan gerçekleşmesini istemiyorum.”

O an ona baktım.

Belki de ilk defa gerçekten güvendim.

“Teşekkür ederim.”

“Ne için?”

“Beni zorlamadığın için.”

Gülümsedi.

“Ben seni kazanmak istiyorum.”

“Ben ödül değilim.”

“Biliyorum.”

“Öyleyse?”

“Seni kaybetmek istemiyorum.”

Başımı çevirdim.

Denize baktım.

İçimde bir şey çözülmeye başlamıştı.

---

O gece günlüğümü açtım.

12 Nisan 2005.

Uzun süre yazamadım.

Sonra tek bir cümle yazdım:

“Bugün ona biraz daha yaklaştım. Ve ilk kez bunun beni korkutmasından çok, mutlu ettiğini hissettim.”

Kalemi bıraktım.

Defteri kapattım.

Ama taş hâlâ sayfaların arasındaydı.

Ve ben o küçük taşın bir gün bu günlerin benden geriye kalan en değerli şeyi olacağını bilmiyordum.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.