İçeriğe geç

SEVGİ NEYDİ

Bölüm 7 · 2 dk okuma

SEVGİ NEYDİ

Bölüm 7

BÖLÜM 7

O sabah yağmur yağıyordu.

Pencerenin camına vuran damlaların sesini dinleyerek uzun süre yataktan çıkmadım. Rüyamın etkisi hâlâ üzerimdeydi.

Aynı sokak.

Aynı şemsiye.

Aynı bakış.

Bora'nın bana ilk kez baktığı o günü hatırlamak tuhaf bir şekilde içimi acıtıyordu.

Çünkü bazı başlangıçlar, sonlarını bilmeden güzel oluyordu.

Benimki de öyleydi.

Nisa öğlene doğru geldi.

Kapıyı açtığımda elinde bir poşet ve yüzünde garip bir ifade vardı.

“Ne oldu?” diye sordum.

“Hiç.”

“Sen hiç dediğinde kesin bir şey oluyor.”

“Eski sevgilimi gördüm.”

“Yine mi?”

“Bu sefer kaçmadım.”

Şaşırdım.

“Konuşabildiniz mi?”

“Hayır.”

“E?”

“Baktık birbirimize.”

“Bu konuşmak değil.”

“Benim için büyük ilerleme.”

Gülmeye başladım.

Nisa ayakkabılarını çıkarıp salona geçti.

“Bu arada sana bir şey aldım.”

Poşeti uzattı.

İçinden küçük bir defter çıktı.

Kahverengi kapaklı, kenarları hafif yıpranmış bir defterdi.

“Bu ne?”

“Günlük.”

“Ben günlük tutmam.”

“Tutarsın artık.”

“Niye?”

“Çünkü kafanın içi çok kalabalık.”

Deftere baktım.

“Sen de mi tutuyorsun?”

“Benimki aşk günlüğü.”

“Adı ne?”

“Eski sevgilime nasıl geri döneceğim.”

“Çok yaratıcı.”

“Birinci bölüm: Tesadüfen karşılaş.”

“İkinci?”

“Beni özlediğini fark et.”

“Üçüncü?”

“Benimle evlen.”

Kahkaha attım.

“Sen gerçekten delisin.”

“Biliyorum.”

Defteri masaya bıraktım.

Ama o gün ilk kez günlüğü düşündüm.

Belki de insan bazı şeyleri anlatamadığında yazmalıydı.

Belki bazı cümleler ağızdan çıkınca anlamını kaybediyordu.

---

Akşamüstü dışarı çıktım.

Yağmur hâlâ devam ediyordu.

Sokağın köşesine geldiğimde onu gördüm.

Bora.

Bir ağacın altında durmuştu.

Elinde siyah bir şemsiye vardı.

Beni görünce gülümsedi.

“Tesadüf mü?”

“Senin tesadüflerine inanmıyorum artık.”

“Ben de.”

Yanıma geldi.

Şemsiyeyi üzerime tuttu.

“Üşüyor musun?”

Bir an donup kaldım.

Aynı cümle.

Aynı ses.

Yıllar önceki yağmur.

Aynı şemsiye.

Gözlerim doldu.

Bora fark etti.

“Ne oldu?”

“Hiç.”

“Sevgi…”

“Bir an geçmişi hatırladım.”

“Hangisini?”

“İlk karşılaştığımız günü.”

Bora gülümsedi.

“Hatırlıyorsun.”

“Unutmadım.”

Birlikte yürümeye başladık.

Yağmur şemsiyenin üzerine vuruyordu.

Bora bana bakmadan konuştu.

“Ben o gün sana âşık olduğumu düşünmemiştim.”

“Ne düşündün?”

“Çok güzel olduğunu.”

“Başka?”

“Çok sinir bozucu olduğunu.”

Güldüm.

“Sen de çok kendini beğenmişsin.”

“Sonra?”

“Sonra ne?”

“Sonra ne düşündün?”

“Sonra seni tanıdım.”

“Ve?”

Bora durdu.

Bana baktı.

“Ve işte o zaman bitti.”

“Ne bitti?”

“Benim kaçışım.”

Başımı eğdim.

“Sen hiç kaçmadın.”

“Kaçtım.”

“Ne zaman?”

“Senden değil.”

“Kimden?”

“Kendimden.”

Bu kez ben sustum.

Çünkü onunla aramızdaki farkı o anda daha iyi anladım.

Bora kendinden kaçmıştı.

Ben ise kendime sığınmıştım.

Belki de ikimiz de aynı yerdeydik.

Sadece farklı yollardan gelmiştik.

Bora şemsiyeyi biraz daha üzerime tuttu.

“Bugün benimle yemek yer misin?”

“Bilmiyorum.”

“Bu hayır değil.”

“Hayır da değil.”

“Demek ki evet.”

“Sen her şeyi kendine göre yorumluyorsun.”

“Evet.”

“Bora.”

“Efendim?”

“Beni gerçekten tanımak istiyor musun?”

“Evet.”

“Pişman olabilirsin.”

“Olursam da kendim olurum.”

O cümleyi duyduğumda içimde bir şey değişti.

Belki çok küçük bir şeydi.

Ama değişti.

“Tamam,” dedim.

“Tamam ne?”

“Yemek yiyebiliriz.”

Bora gülümsedi.

Ve o akşam ilk kez, onun yanında otururken kaçmayı düşünmedim.

Sadece korktum.

Ama bazen korkmak, gitmek anlamına gelmiyordu.

Bazen korka korka kalmak gerekiyordu.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.