İçeriğe geç

SEVGİ NEYDİ

Bölüm 5 · 2 dk okuma

SEVGİ NEYDİ

Bölüm 5

BÖLÜM 5

Sabah uyandığımda Nisa hâlâ uyuyordu.

Salonun ortasında, battaniyeye sarılmış halde öylece yatıyordu. Televizyon açıktı ama sesi kısılmıştı. Ekrandaki görüntüler sessizce değişiyor, odanın içine soluk bir ışık vuruyordu.

Üzerine battaniyeyi biraz daha çektim.

Sonra mutfağa geçtim.

Çay koyarken kapının altından içeri sıkıştırılmış küçük bir kâğıt fark ettim.

Eğilip aldım.

Kalbim daha kâğıdı açmadan hızlanmıştı.

Üzerinde yalnızca bir adres vardı.

Altında da tek cümle:

“Bugün kaçma.”

Kâğıdı elimde sıktım.

Bora.

Bunu yapacağını biliyordum.

Ama yine de şaşırmıştım.

Çünkü ona dün gitmesini söylemiştim.

O ise gitmişti.

Ama vazgeçmemişti.

Belki de benim korktuğum şey tam olarak buydu.

Bora'nın vazgeçmemesi.

Nisa mutfaktan gelen seslerle uyandı.

“Sevgi?”

“Uyandırdım mı?”

“Hayır.”

Bir süre sonra yanıma geldi. Saçları darmadağınıktı.

“Ne o?”

“Hiç.”

“Yine mi hiç?”

Kâğıdı elimden çekip aldı.

Okudu.

Sonra bana baktı.

“Gideceksin.”

“Hayır.”

“Gideceksin.”

“Gitmeyeceğim.”

“Gideceksin.”

“Nisa.”

“Sevgi.”

Birbirimize baktık.

Sonra gülmeye başladık.

“Beni neden bu kadar iyi tanıyorsun?” dedim.

“Çünkü sen kendini saklamayı beceremiyorsun.”

“Bora da aynısını söyledi.”

Nisa'nın yüzündeki gülümseme kayboldu.

“Demek ki çocuk seni gerçekten tanıyor.”

“Bundan korkuyorum zaten.”

---

Öğleden sonra o adrese gittim.

Bora beni eski bir çay bahçesinin önünde bekliyordu.

Beni görünce ayağa kalktı.

“Geleceğini biliyordum.”

“Bundan bu kadar emin olma.”

“Geldin ama.”

“Bir daha gelmeyeceğim.”

“Bunu da sonra konuşuruz.”

Masaya oturdum.

Karşıma geçti.

Aramızda iki çay vardı.

Bir süre ikimiz de konuşmadık.

Sonunda Bora ellerini masanın üzerine koydu.

“Benden neden korkuyorsun?”

“Seninle ilgili değil.”

“Öyleyse neyle ilgili?”

Başımı eğdim.

“Benimle.”

Kaşlarını çattı.

“Anlamadım.”

“Ben sana iyi gelmiyorum.”

“Buna sen mi karar verdin?”

“Evet.”

“Peki bana sordun mu?”

“Hayır.”

“Belki ben farklı düşünüyorumdur.”

“Bora…”

“Sevgi.”

Sesindeki ciddiyet beni susturdu.

“Ben çocuk değilim. Neyin iyi, neyin kötü olduğunu anlayabilirim.”

“Anlayamazsın.”

“Niye?”

Çünkü sana anlatamayacağım şeyler vardı.

Çünkü beni sevmenin kolay olduğunu düşünmeni istemiyordum.

Çünkü bir gün beni gerçekten tanırsan, gözlerindeki o sevgiyi kaybetmekten korkuyordum.

Ama hiçbirini söylemedim.

“Çünkü sen beni seviyorsun.”

Bora şaşkınlıkla baktı.

“Bu nasıl bir cevap?”

“Çünkü sevgi insanın bazı şeyleri görmesini engelliyor.”

“Ben seni körü körüne sevmiyorum.”

“Bence seviyorsun.”

“Evet.”

Bir an sustu.

“Belki de haklısın.”

Bunu beklemiyordum.

Bora sandalyesinde geriye yaslandı.

“Belki seni sevdiğim için bazı şeyleri görmüyorum.”

Kalbim sıkıştı.

“Ama bir şeyi çok net görüyorum.”

“Neyi?”

“Senden vazgeçmek istemediğimi.”

Gözlerim doldu.

“Bunu yapma.”

“Neyi?”

“Beni daha fazla sevme.”

Bora'nın yüzündeki ifade değişti.

“Bunu yapamam.”

“Yapabilirsin.”

“Hayır.”

“Bora…”

“Sevgi, senden tek bir şey istiyorum.”

“Ne?”

“Beni senin yerine karar vermek zorunda bırakma.”

Başımı eğdim.

O gün ilk kez gerçekten sustum.

Çünkü haklıydı.

Ben onu korumaya çalışırken aslında onun elinden seçim hakkını alıyordum.

Bora ayağa kalktı.

“Bugün senden benimle birlikte olmanı istemiyorum.”

Şaşırdım.

“Ne?”

“Yarın da istemeyeceğim.”

“Peki ne istiyorsun?”

“Beni tanımana izin ver.”

Bana baktı.

“Gerisini sonra düşünürüz.”

Ve gitti.

Ben masada tek başıma kaldım.

Çayım soğumuştu.

Ama içimde ilk kez uzun zamandır sıcak bir şey vardı.

Umut.

Ve o gün henüz bilmiyordum.

Bazı umutlar insanı kurtarmazdı.

Bazıları yalnızca daha derine batırırdı.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.