İçeriğe geç

SEVGİ NEYDİ

Bölüm 4 · 2 dk okuma

SEVGİ NEYDİ

Bölüm 4

BÖLÜM 4

Bora'nın arkasından kapıyı kapattığımda evin sessizliği bir anda üzerime çöktü.

Elimde hâlâ onun getirdiği poşet vardı.

Mutfak masasına bıraktım.

Açmak istemedim.

Ama birkaç saniye sonra dayanamadım.

İçinden bir sandviç, küçük bir meyve suyu ve çikolata çıktı.

Gülümsedim.

Bora'nın böyle bir huyu vardı.

Ben kendimi düşünmediğim zamanlarda bile o beni düşünürdü.

Çikolatayı elime aldım.

Sonra geri bıraktım.

“Saçmalama,” dedim kendi kendime.

Bir insanın sana yemek alması, hayatını onunla paylaşman gerektiği anlamına gelmezdi.

Telefonum çaldı.

Nisa.

“Alo?”

“Sevgi!”

“Ne oldu?”

“Çok önemli bir gelişme var.”

“Ne?”

“Ben onu gördüm.”

Kimin olduğunu biliyordum.

“Eski sevgilini mi?”

“Evet!”

“Ne yaptın?”

“Kaçtım.”

Gülmeye başladım.

“Sen ciddi misin?”

“Çok ciddiyim. Bana bakıyordu.”

“E konuşsaydın.”

“Hazır değildim.”

“Sen onunla barışmak istemiyor muydun?”

“İstiyorum ama insan sevdiğini görünce bazen beyni çalışmıyor.”

“Bunu senden duymak güzel.”

“Niye?”

“Çünkü sonunda beni anlıyorsun.”

Bir süre sessiz kaldık.

Sonra Nisa'nın sesi yumuşadı.

“Bora geldi mi?”

Elimdeki çikolataya baktım.

“Evet.”

“Ne dedi?”

“Adını söyledi.”

“Nasıl yani?”

“Bana adını söylemediğini fark etmiş.”

Nisa birkaç saniye sustu.

“Sevgi…”

“Efendim?”

“Sen gerçekten bittin.”

“Biliyorum.”

“Onu seviyorsun.”

“Biliyorum.”

“Peki niye birlikte olmuyorsunuz?”

Bu kez cevap veremedim.

Nisa'nın sesi değişti.

“Tamam. Söylemek istemiyorsan sorma.”

“Teşekkür ederim.”

“Bir gün anlatırsın.”

Telefonu kapattıktan sonra uzun süre masada oturdum.

Bora'nın adı aklımda dönüp duruyordu.

Bora.

İnsan bir ismi bu kadar çok düşünür müydü?

Ben düşünüyordum.

---

22 Mart 2005

O gün yağmur yağıyordu.

Bunu hatırlıyorum.

Üzerimde mavi bir kazak vardı.

Saçlarım ıslanmıştı.

Onu ilk kez gördüğümde elinde siyah bir şemsiye vardı.

Bana bakmıştı.

Ben de ona.

O zaman henüz birbirimizin hayatında ne kadar büyük bir yer kaplayacağımızı bilmiyorduk.

Bana “Üşüyor musun?” diye sormuştu.

“Hayır,” demiştim.

Oysa dişlerim birbirine vuruyordu.

Şemsiyesini üzerime doğru uzatmıştı.

“Yalan söylemeyi beceremiyorsun.”

Gülmüştüm.

“Sen de insanları fazla gözlemliyorsun.”

“Belki sadece seni gözlemledim.”

O cümleyi yıllar sonra bile unutmadım.

---

Akşam olduğunda Nisa yine geldi.

Kapıyı açtığımda elinde iki poşet vardı.

“Market yaptım.”

“Sen market yapamazsın.”

“Niye?”

“Çünkü geçen sefer tuz yerine şeker almıştın.”

“Bu sefer doğru aldım.”

Poşetleri mutfağa bıraktı.

Sonra çantamın üzerinde duran kâğıdı gördü.

Bora'nın sabah verdiği kâğıt.

“Bu ne?”

“Elime dokunma.”

“Sevgi…”

“Ciddi söylüyorum.”

Nisa ellerini kaldırdı.

“Tamam.”

Bir süre beni izledi.

“Onunla tekrar birlikte olacak mısın?”

“Hayır.”

“Peki neden yüzün öyle?”

“Nasıl?”

“Sanki hem ağlayacak hem gülecekmişsin gibi.”

Cevap vermedim.

Nisa yanıma oturdu.

“Bazen insan sevdiği kişiye kavuşamaz.”

Başımı ona çevirdim.

“Bunu niye söyledin?”

“Çünkü senin yüzünde bunu görüyorum.”

O gece Nisa uyuduktan sonra ben pencerenin önünde oturdum.

Sokağın ışıkları cama vuruyordu.

Elimde Bora'nın verdiği çikolata vardı.

Sonunda açtım.

Bir parça yedim.

Ve istemeden gülümsedim.

Çünkü insan bazı insanlardan kaçarken bile onların kendisine bıraktığı küçük mutlulukları yanında taşıyordu.

Ben de taşıyordum.

Hem de ne kadar uzağa gitsem, o kadar ağırlaşıyordu.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.