“Emir mi?”
Kendi sesimi tanıyamadım.
Babam başını eğdi.
“Evet.”
“Hayır.”
Bora bana baktı.
“Sevgi…”
“Hayır, olamaz.”
Babam sessiz kaldı.
“Emir beni korudu.”
“Biliyorum.”
“Beni yıllarca korudu.”
“Biliyorum.”
“Bora'yı da korumaya çalıştı.”
Babam gözlerini kapattı.
“Bunu da biliyorum.”
“Öyleyse neden?”
Babam cevap vermedi.
Bu kez Bora konuştu.
“Çünkü o gece kaza yapmak istemedi.”
Bora'nın sesini duyunca ona döndüm.
“Sen nereden biliyorsun?”
“Çünkü oradaydım.”
Babam başını salladı.
“Bora da arabadaydı.”
Bir anda başım döndü.
“Ne?”
Bora gözlerini kaçırdı.
“22 Mart gecesi arabada üç kişi vardı.”
“Sen…”
“Ben.”
“Emir.”
“Evet.”
“Ve ben.”
“Evet.”
Bir adım geri çekildim.
“Ben hiçbirini hatırlamıyorum.”
Babam:
“Hatırlamaman için sebep vardı.”
“Ne sebebi?”
“Başını çarptın.”
“Bu yüzden mi?”
“Hayır.”
Babamın sesi titredi.
“Senin hatırlamamanı biz istedik.”
“Biz?”
“Ben, Bora ve Emir.”
Gözlerim doldu.
“Benim hayatım hakkında karar verdiniz.”
“Evet.”
“Beni kandırdınız.”
“Evet.”
“Ve şimdi bana gerçeği söylüyorsunuz.”
Babam başını eğdi.
“Çünkü artık saklamanın anlamı kalmadı.”
“Niye?”
Babam gözlerimin içine baktı.
“Çünkü Emir seni koruyamaz.”
“Emir nerede?”
Babam cevap vermedi.
Bora araya girdi.
“Onu bulmamız gerekiyor.”
“Niye?”
“Çünkü Emir 22 Mart'tan sonra ortadan kayboldu.”
“Bana hep yanımda olduğunu söyledi.”
“Çünkü geri döndü.”
“Ne zaman?”
Bora sustu.
“Ne zaman?”
“Seninle tekrar karşılaştığımız dönemde.”
İçimde bir şey koptu.
“Yani beni takip eden kişi…”
“Emir olabilir.”
“Beni neden takip etsin?”
Babam cevap verdi:
“Çünkü o da senden bir şey saklıyor.”
“Ne?”
Babam masanın üzerindeki başka bir zarfı aldı.
“Bunu sana vermek için yıllarca bekledim.”
Zarfı açtı.
İçinden eski bir fotoğraf çıktı.
Fotoğrafta ben, Bora ve Emir vardık.
Ama arkamızda bir kişi daha vardı.
Fotoğrafa dikkatle baktım.
Adamın yüzünü tanıyınca nefesim kesildi.
“Selim.”
Babam başını salladı.
“Evet.”
“Bu fotoğraf ne zaman çekilmiş?”
“22 Mart'tan bir gün önce.”
“Yani 21 Mart.”
“Evet.”
Fotoğrafın arkasını çevirdim.
Tek bir cümle vardı:
“Yarın hiçbiriniz aynı kişi olarak eve dönmeyeceksiniz.”
Bora fotoğrafa baktı.
“Bunu daha önce görmedim.”
Babam ona döndü.
“Çünkü bunu ben sakladım.”
“Niye?”
“Çünkü fotoğraftaki dördüncü kişi Emir değildi.”
Bora'nın yüzü değişti.
Ben fotoğrafa tekrar baktım.
“Ne demek istiyorsun?”
Babam fotoğrafı elimden aldı.
“Fotoğrafta beş kişi vardı.”
“Beş?”
“Evet.”
“Peki beşinci kişi nerede?”
Babam fotoğrafın kenarını gösterdi.
Fotoğrafın bir bölümü kesilmişti.
“Biri bu kısmı kopardı.”
Bora:
“Kim?”
Babam gözlerini bana çevirdi.
“Sevgi.”
“Ne?”
“Fotoğrafı sen kopardın.”
Donup kaldım.
“Ben mi?”
“Evet.”
“Niye?”
“Çünkü o kişiyi tanıyordun.”
Kalbim hızlandı.
“Kimdi?”
Babam cevap vermeden önce dışarıdan bir araba sesi duyuldu.
Bora hemen pencereye yöneldi.
“Biri geliyor.”
Babam:
“Buradan gitmelisiniz.”
“Hayır.”
“Sevgi, şimdi değil.”
“Kim geliyor?”
Babam perdeyi araladı.
Yüzü bir anda değişti.
“Emir.”
Bora kapıya yöneldi.
“Ben konuşacağım.”
Babam onu durdurdu.
“Hayır.”
“Niye?”
“Çünkü Emir'in senden istediği şeyi henüz bilmiyorsun.”
“Ne istiyor?”
Babam bana baktı.
“Günlüğünü.”
Günlüğüm elimdeydi.
Bir anda onu göğsüme bastırdım.
“Niye?”
“Çünkü son sayfayı sen değil, Emir yazdı.”
Dünyam yeniden yerinden oynadı.
“Ne?”
Babam:
“Ve o sayfada 22 Mart gecesi kimin direksiyon başında olduğu yazıyor.”
Kapının önünde ayak sesleri duyuldu.
Bir.
İki.
Üç.
Sonra kapıya üç kez vuruldu.
Tak.
Tak.
Tak.
Emir'in sesi dışarıdan geldi.
“Sevgi.”
Bora bana baktı.
“Günlüğü bana ver.”
Başımı salladım.
“Hayır.”
Kapının ardından Emir tekrar konuştu.
“Sevgi, bana güven.”
Gözlerimi kapattım.
Çünkü bu cümleyi daha önce duymuştum.
22 Mart gecesi.
Aynı ses.
Aynı ton.
Ve ardından gelen cümleyi de hatırladım:
“Direksiyona ben geçeceğim. Sen sadece gözlerini kapat.”
Gözlerimi açtım.
Emir kapının diğer tarafındaydı.
Ve artık emindim.
O gece arabayı gerçekten Emir kullanmıştı.
Ama babamın söylemediği bir şey daha vardı.
Emir arabayı kime çarpmamak için kırmıştı?