İçeriğe geç

SEVGİ NEYDİ

Bölüm 33 · 3 dk okuma

SEVGİ NEYDİ

Bölüm 33

BÖLÜM 33

Kaseti elimde tutarken bir süre hiçbirimiz konuşmadık.

Üzerindeki yazı benim el yazımdı.

“SEVGİ — 22 MART / SON KONUŞMA”

“Bunu nereden buldun?” diye sordum.

Bora kutuya baktı.

“Eski evden.”

“Ne zaman?”

“Bugün.”

“Daha önce neden bana vermedin?”

“Çünkü ne olduğunu bilmiyordum.”

Nisa kaseti elimden aldı.

“Bunu dinlemek için eski bir teybe ihtiyacımız var.”

Bora cebinden küçük bir cihaz çıkardı.

Nisa ona baktı.

“Sen yanında kasetçalar mı taşıyorsun?”

Bora omuz silkti.

“Hayatım son zamanlarda normal gitmiyor.”

Nisa istemeden güldü.

“Buna itiraz edemem.”

Kaseti yerleştirdi.

Bir düğmeye bastı.

Önce cızırtı geldi.

Sonra yağmur sesi.

Uzaktan arabaların sesi duyuluyordu.

Ve ardından…

Benim sesim.

Titriyordu.

“Bora, bunu dinliyorsan muhtemelen artık yanımda değilsin.”

Gözlerimi kapattım.

Kendi sesimi duymak tuhaf bir şeydi.

Sanki geçmişteki bir yabancı konuşuyordu.

Kayıtta birkaç saniyelik sessizlik oldu.

Sonra Bora'nın sesi duyuldu.

“Ben buradayım.”

Nisa bana baktı.

Ben nefesimi tuttum.

Kayıttaki ben ağlıyordum.

“Gitmen gerekiyor.”

Bora'nın sesi sakindi.

“Gitmeyeceğim.”
“Bora, lütfen.”
“Sana ne yaptılar?”

Uzun bir sessizlik.

Sonra benim sesim:

“Beni değil, seni kullanacaklar.”

Bora:

“Umurumda değil.”
“Benim umurumda.”

Bir hıçkırık sesi geldi.

Sonra:

“Seni seviyorum.”

Bora'nın sesi ilk kez titredi.

“Bir daha söyle.”
“Seni seviyorum.”
“Bir daha.”

Ben ağlayarak tekrar ettim.

“Seni seviyorum.”

Kasetin sesi birkaç saniye cızırdadı.

Sonra Bora:

“O zaman benimle gel.”

Ben:

“Gelemem.”
“Neden?”
“Çünkü babamı bulmam gerekiyor.”

Bora:

“Babanı bulduktan sonra?”

Uzun bir sessizlik.

Sonra benim sesim çok alçak çıktı:

“Sonra seni bulacağım.”

Bora:

“Söz mü?”
“Söz.”

Kasette bir kapı sesi duyuldu.

Sonra başka bir erkek sesi.

Sertti.

“Sevgi.”

Üçümüz de donduk.

Emir bile sessizleşmişti.

Kasetteki ben fısıldadı:

“Bora, saklan.”

Bora:

“Kim bu?”

Ben:

“Git!”

Bir sandalye devrilme sesi geldi.

Sonra koşuşturmalar.

Erkek sesi:

“Babanı bulduğunu sanıyorsun ama hiçbir şey bilmiyorsun.”

Ben:

“Bora'ya dokunma!”

Adam:

“Oğlanı düşünmeyi bırak. Önce kendini kurtar.”

Ardından büyük bir gürültü.

Kaset birkaç saniye boyunca yalnızca cızırtı çıkardı.

Sonra benim sesim yeniden duyuldu.

Ama bu kez sakin değildim.

Korkuyordum.

“Bora…”

Bora'nın sesi:

“Buradayım.”
“Eğer bu geceden çıkamazsak…”
“Çıkacağız.”
“Hayır. Beni dinle.”
“Sevgi…”
“Eğer başıma bir şey gelirse…”

Sesim kesildi.

Sonra çok net bir şekilde söyledim:

“Günlüğümü oku.”

Kaset durdu.

Oda sessizliğe gömüldü.

Kimse konuşmadı.

Nisa'nın gözleri dolmuştu.

Bora ise cihaza bakıyordu.

“Devamı yok mu?” diye sordum.

Başını salladı.

“Kaset burada bitiyor.”

“Hayır.”

Kutuyu aldım.

İçine baktım.

Kapağın altında küçük bir not vardı.

Açtım.

Tek bir cümle:

“Son konuşmanın devamı günlükte.”

Kalbim hızlandı.

“Günlüğümde.”

Bora bana baktı.

“Evet.”

Günlüğü açtım.

Sayfaları hızla çevirdim.

22 Mart tarihli sayfaya geldim.

Ama yazılar farklıydı.

Sanki o gün yazdığım şeyleri sonradan tamamlamıştım.

İlk satırı okudum:

“Bora'ya söyleyemediğim son şey…”

Devamındaki satırın üzeri karalanmıştı.

Bir sonraki cümleyi okuyabildim:

“Eğer bir gün beni kaybedersen, bunun sebebi seni sevmediğim için olmayacak.”

Gözlerim doldu.

Sayfanın en altında ise daha küçük bir cümle vardı:

“Bora bunu okuduğunda artık çok geç olacak.”

Bora yanıma geldi.

“Ne yazıyor?”

Sayfayı ona uzatmadım.

“Henüz değil.”

“Sevgi?”

“Bu benim geçmişim.”

“Biliyorum.”

“İlk kez kendim okuyacağım.”

Bora başını salladı.

“Tamam.”

O gece herkes gittikten sonra yalnız kaldım.

Günlüğü tekrar açtım.

22 Mart sayfasının devamını okumaya başladım.

Ve ilk kez, geçmişteki Sevgi'nin bana doğrudan seslendiğini hissettim.

“Sevgi, eğer bunu okuyorsan, sana bir şey söylemem gerekiyor.”

Altındaki satırı gördüğüm anda nefesim kesildi.

“Bora'nın seni bulmasına izin verme.”

Bir sonraki satır:

“Çünkü seni bulduğu gün…”

Cümle yarım kalmıştı.

Sayfanın devamı yoktu.

Sayfa koparılmıştı.

Tam o sırada telefonum çaldı.

Ekranda Bora'nın adı vardı.

Açtım.

“Bora?”

Uzun süre konuşmadı.

Sonra çok kısık bir sesle:

“Sevgi…”

“Efendim?”

“Ben sana bir şey söylemek için aradım.”

“Ne?”

“Yarın seni bir yere götürmem gerekiyor.”

“Nereye?”

“Babanın olduğu yere.”

Kalbim hızlandı.

“Baban nerede?”

Bora cevap verdi.

Ve söylediği yer, elimdeki günlüğün son sayfasında yazan adresle aynıydı.

22 Mart'taki kazanın olduğu yer.

Ama Bora'nın ardından söylediği cümle, bütün gece uykumu kaçırdı:

“Sevgi, oraya gidersek sana neden yıllar önce senden uzaklaşmak zorunda kaldığımı da anlatacağım.”

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.