İçeriğe geç

SEVGİ NEYDİ

Bölüm 32 · 4 dk okuma

SEVGİ NEYDİ

Bölüm 32

BÖLÜM 32

Telefonu kulağımdan çekip ekrana baktım.

Bora hâlâ hattaydı.

“Bora…”

“Buradayım.”

“Az önce ne dedin?”

“Adresin kim tarafından gönderildiğini bilmiyorum.”

“Bana o kâğıdı sen verdin.”

“Evet.”

“Bunu nereden aldın?”

Sessizlik.

“Bora.”

“Arabamda buldum.”

“Ne zaman?”

“Bu sabah.”

“Ve üzerinde babamın adı vardı.”

“Evet.”

“Peki neden bana verdin?”

“Çünkü babanın el yazısına benzediğini düşündüm.”

“Benzediğini düşündün mü?”

“Evet.”

“Yani emin değilsin.”

“Hayır.”

Gözlerimi kapattım.

Her şey yeniden birbirine karışıyordu.

Bora'nın sesi daha da ciddileşti.

“Sevgi, o adrese gitmeyeceksin.”

“Babam oradaysa?”

“Orada değil.”

“Bunu nereden biliyorsun?”

“Çünkü bugün oraya gittim.”

Kalbim duracak gibi oldu.

“Sen oraya gittin.”

“Evet.”

“Ne gördün?”

“Boş bir ev.”

“Başka?”

“Duvarlarda fotoğraflar vardı.”

“Benim fotoğraflarım mı?”

“Evet.”

“Bora…”

“Bir de günlüğünden koparılmış sayfalar.”

Elimdeki günlüğe baktım.

“Ne?”

“Birileri senin geçmişini senden önce toplamış.”

Telefonu daha sıkı tuttum.

“Kim?”

“Bilmiyorum.”

“Bora, bu artık komik değil.”

“Ben de şaka yapmıyorum.”

---

Ertesi sabah Nisa erkenden uyandı.

Beni pencerenin önünde görünce:

“Uyumadın.”

“Hayır.”

“Yine mi?”

“Bora'nın verdiği adres sahteymiş.”

Nisa'nın yüzü ciddileşti.

“Nasıl?”

“Oraya gitmiş.”

“Ne bulmuş?”

“Benim fotoğraflarımı.”

“Başka?”

“Günlüğümden koparılmış sayfaları.”

Nisa birkaç saniye düşündü.

“Biri seni izliyor.”

“Evet.”

“Peki neden?”

“Bilmiyorum.”

“Bora biliyor olabilir.”

“Biliyorum.”

“Emir?”

“Onun da bir şey bildiğini düşünüyorum.”

Nisa masaya oturdu.

“İki erkek var. İkisi de geçmişini senden daha iyi biliyor.”

“Evet.”

“Ve ikisi de sana gerçeği söylemiyor.”

“Evet.”

Nisa çayından bir yudum aldı.

“Bence ikisini de aynı anda sorgulayalım.”

İstemeden güldüm.

“Nasıl?”

“İkisini buraya çağırırız.”

“Sonra?”

“Birbirlerinin yalanlarını yakalarız.”

“Sen dedektif misin?”

“Hayır.”

Bir an durdu.

“Ben sadece eski sevgilime dönmek isteyen bir kızım.”

İkimiz de güldük.

Sonra Nisa'nın yüzü değişti.

“Sevgi.”

“Ne?”

“Bence senin hikâyende herkes seni korumaya çalışıyor.”

“Evet.”

“Ama hiç kimse sana ne istediğini sormuyor.”

Bu cümle beni susturdu.

Çünkü doğruydu.

---

Öğleden sonra Bora geldi.

Arkasından Emir de geldi.

İkisi aynı odada karşılaşınca hava bir anda gerildi.

Nisa kapıyı kapattı.

“Kimse çıkmıyor.”

Bora ona baktı.

“Sen ciddi misin?”

“Evet.”

Emir sandalyesine oturdu.

“Ne konuşacağız?”

“Gerçekleri.”

Emir bana baktı.

“Hangisini?”

“14 Ocak.”

Sonra Bora'ya döndüm.

“22 Mart.”

İkisine de aynı soruyu sordum:

“Ben neden sizden bir şey sakladım?”

Bora cevap vermedi.

Emir de.

“İkiniz de biliyorsunuz.”

Emir sonunda konuştu.

“Çünkü babanı bulduğunda her şeyin biteceğini düşünüyordun.”

“Ne bitecekti?”

“Bora'yla ilişkin.”

Bora başını kaldırdı.

“Niye?”

Emir ona baktı.

“Çünkü senin babanın düşmanları seni kullanmak için Bora'yı hedef alacaktı.”

Bora'nın yüzü gerildi.

“Bunu bana neden söylemedin?”

“Çünkü Sevgi söylememi istemedi.”

“Bana söylemediği şeyi sen neden benden sakladın?”

Emir cevap vermedi.

Ben araya girdim.

“Peki 22 Mart'ta ne oldu?”

Bu kez Bora konuştu.

“Sen beni terk etmedin.”

“Ne?”

“Ben senden ayrılmadım.”

“Ne demek istiyorsun?”

Bora gözlerimin içine baktı.

“22 Mart'ta seni benden uzaklaştıran şey sen değildin.”

“Ne?”

“Babandı.”

“Babam mı?”

“Baban beni tehdit etti.”

“Ne söyledi?”

“Eğer seninle birlikte olmaya devam edersem…”

Bora sustu.

“Devam et.”

“Beni öldüreceğini söyledi.”

Odaya sessizlik çöktü.

“Bora…”

“Ben korkmadım.”

“Peki?”

“Senin için korktum.”

Emir başını eğdi.

“Bora seni bırakmadı.”

“Ne yaptı?”

“Senin hayatını kurtarmak için kendini senden uzaklaştırdı.”

Gözlerim doldu.

Bora'ya baktım.

“Peki neden bana söylemedin?”

“Çünkü bana bir söz verdin.”

“Ne sözü?”

“Babanın hayatını tehlikeye atmamak.”

“Babamı korumak için mi sustun?”

“Evet.”

“Beni korumak için mi?”

“Evet.”

“Peki kendini?”

Bora gülümsedi.

Acı bir gülümsemeydi.

“Benim için önemli değildi.”

O an ayağa kalktım.

Bora'ya doğru yürüdüm.

Ve ilk kez hiçbir şey söylemeden ona sarıldım.

Bora birkaç saniye kıpırdamadı.

Sonra kollarını bana sardı.

“Özür dilerim,” dedi.

“Ben de.”

“Ne için?”

“Geçmişte seni kendimden uzaklaştırdığım için.”

“Senin suçun değildi.”

“Belki.”

“Değildi.”

Başımı göğsüne yasladım.

Bir süre öyle kaldık.

---

O gece günlüğümü açtım.

24 Mayıs 2005.

“Bugün öğrendim ki bazı vedalar sevgisizlikten değil, sevgiden doğuyormuş.”

“Bora beni bırakmamış.”

“Ben de onu bırakmamışım.”

Bir süre durdum.

Sonra yazdım:

“Belki de ikimiz de aynı insanın bizi birbirimizden ayırmasına izin verdik.”

Sayfayı çevirdim.

Kalem elimde dondu.

Birden aklıma bir şey geldi.

Günlüğümün başındaki ilk sayfa.

Bora'yla birlikte olduğumuz o sabah.

Hatırlamadığım ama romanın en başında başlayan gece.

Kendime sordum:

Bora'yla neden aynı yatakta uyanmıştım?

Cevabı biliyordum.

Onu seviyordum.

Ama bir şey daha vardı.

O gece Bora bana bir şey söylemişti.

Hatırlayamıyordum.

Tam o sırada kapım çaldı.

Nisa kapıyı açtı.

Bora içeri girdi.

Elinde eski bir kutu vardı.

“Bunu sana vermem gerekiyor.”

Kutuyu açtım.

İçinden küçük bir kaset çıktı.

Üzerinde benim el yazımla:

“SEVGİ — 22 MART / SON KONUŞMA”

yazıyordu.

Bora bana baktı.

“Bunu dinlemeye hazır mısın?”

Kaseti elime aldım.

Ve ilk kez gerçekten korktum.

Çünkü geçmişimi hatırlamaktan değil…

kendi sesimi duymaktan korkuyordum.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.