Perdenin arkasından Bora'nın arabasına baktım.
Telefon hâlâ elimdeydi.
Az önce arayan adamın sesi kulaklarımda çınlıyordu.
“Çünkü o sana gerçeğin tamamını anlatmadı.”
Bora arabadan indi.
Başını kaldırıp doğrudan benim pencereme baktı.
Sanki beni gördüğünü biliyordu.
Perdeyi kapattım.
Birkaç saniye sonra kapı çaldı.
Açtım.
Bora'nın yüzü bembeyazdı.
“Sen iyi misin?”
“Beni biri aradı.”
Bora'nın bakışları değişti.
“Kim?”
“Bilmiyorum.”
“Ne söyledi?”
“22 Mart'ı gerçekten hatırlamak istiyorsan sana sorma dedi.”
Bora sustu.
“Sonra?”
“Gerçeğin tamamını anlatmadığını söyledi.”
Bora gözlerini kapattı.
“Sevgi…”
“Bana söyle.”
“Ne?”
“Gerçeği.”
Bora içeri girdi ve kapıyı kapattı.
Bir süre konuşmadı.
Sonra cebinden küçük bir anahtar çıkardı.
Anahtarı masanın üzerine bıraktı.
“Bunu tanıyor musun?”
Anahtara baktım.
Kalbim hızlandı.
“Hayır.”
“22 Mart'ta bunu sen bana verdin.”
“Ben mi?”
“Evet.”
“Ne için?”
“Bir ev için.”
“Nasıl bir ev?”
Bora cevap vermedi.
“Bora!”
“Eski bir ev.”
“Az önceki rüyamda gördüğüm mü?”
“Evet.”
Başım dönmeye başladı.
“Oraya neden gittik?”
Bora sandalyesine oturdu.
“Çünkü sen birini bulmak istiyordun.”
“Kimi?”
“Bilmiyorum.”
“Yine bilmiyorum diyorsun.”
“Çünkü gerçekten bilmiyorum.”
“Peki o adam kim?”
Bora bana baktı.
“Onu ben de arıyorum.”
“Ne zamandır?”
“Yıllardır.”
“Niye?”
“Çünkü seni ondan uzak tutmak istiyorum.”
“Beni korumak için mi?”
“Evet.”
Başımı iki yana salladım.
“Hayır.”
“Ne?”
“Bu kez bana gerçeği söyle.”
Bora derin bir nefes aldı.
“22 Mart gecesi o eve gittik.”
“Birlikte?”
“Evet.”
“Sonra?”
“Sen içeri girdin.”
“Ben?”
“Evet.”
“Sen girmedin mi?”
“Hayır.”
“Niye?”
“Çünkü bana girmememi söyledin.”
“Ben sana ne söyledim?”
Bora'nın gözleri doldu.
“‘Eğer beni seviyorsan burada kal.’”
Bir an hiçbir şey söyleyemedim.
“Sonra?”
“On dakika bekledim.”
“Sonra?”
“İçeriden bir ses duydum.”
“Ne sesi?”
“Senin sesin.”
“Ne diyordum?”
“Bilmiyorum.”
“Bora!”
“Çünkü kapıya doğru koştuğumda sen dışarı çıkmıştın.”
“Yanında kim vardı?”
Bora sustu.
“Kim vardı?”
“Kimse.”
“Yalan.”
“Sevgi…”
“Rüyamda biri vardı.”
“Biliyorum.”
“Fotoğraftaki çocuk.”
Bora'nın yüzü gerildi.
“Evet.”
“Kim o?”
“Bilmiyorum.”
“Bora!”
“Gerçekten bilmiyorum.”
Masadaki anahtarı elime aldım.
“Bu ev hâlâ duruyor mu?”
Bora bana baktı.
“Evet.”
“Beni oraya götür.”
“Hayır.”
“Niye?”
“Çünkü oraya tekrar gitmeni istemiyorum.”
“Ben gideceğim.”
“Sevgi.”
“Bu benim geçmişim.”
“Ve ben seni kaybetmek istemiyorum.”
Sesi kırılmıştı.
Bir an sustum.
Sonra yavaşça:
“Beni kaybetmekten korkuyorsan, gerçeği benden saklama.”
Bora gözlerini kapattı.
“Yarın.”
“Ne?”
“Yarın seni oraya götüreceğim.”
---
Ertesi sabah yola çıktık.
Arabanın içinde ikimiz de sessizdik.
Şehir geride kaldıkça içimdeki huzursuzluk büyüyordu.
Bora direksiyona sıkıca tutunuyordu.
“Bora.”
“Efendim?”
“Beni daha önce buraya getirmiş miydin?”
“Hayır.”
“Emin misin?”
“Evet.”
Bir süre sonra eski bir mahalleye girdik.
Sokaklar sessizdi.
Bora arabayı durdurdu.
Karşımızda eski, iki katlı bir ev vardı.
Evi gördüğüm anda nefesim kesildi.
Kapının önünde durdum.
“Burası.”
Bora yanıma geldi.
“Hatırladın mı?”
Başımı salladım.
“Evet.”
Gözlerimi kapattım.
Bir görüntü geldi.
Ben kapının önündeydim.
Yağmur yağıyordu.
Bora yanımdaydı.
Ve başka biri kapıyı açıyordu.
Kapıyı açan kişinin yüzünü göremiyordum.
Ama sesini duydum.
“Sonunda geldin.”
Gözlerimi açtım.
Bora bana bakıyordu.
“Ne oldu?”
“Bir şey söyledi.”
“Kim?”
“Kapıyı açan kişi.”
“Ne dedi?”
“‘Sonunda geldin.’”
Bora'nın yüzü değişti.
“Sevgi…”
“Ne?”
“Bu imkânsız.”
“Niye?”
“Çünkü 22 Mart'ta bu ev boştu.”
“Ne?”
“Kimse yaşamıyordu.”
İçimdeki bütün tüyler diken diken oldu.
“Öyleyse ben kimin yanına girdim?”
Bora cevap veremedi.
Tam o sırada evin üst katındaki pencerede bir perde hareket etti.
İkimiz de aynı anda baktık.
Bora'nın yüzü bembeyaz oldu.
“Burada kimse yok.”
“Bora…”
Perde tekrar hareket etti.
Sonra pencerenin arkasında bir siluet belirdi.
Bir erkek.
Bize bakıyordu.
Ve birkaç saniye sonra elini kaldırdı.
Elinde küçük, eski bir anahtar vardı.
Aynı anahtar.
Bora'nın cebinden çıkardığı anahtarın aynısı.
Siluet geri çekildi.
Bora kolumdan tuttu.
“Arabaya bin.”
“Hayır.”
“Sevgi, şimdi.”
“Bora, o kim?”
Bora ilk kez gözlerimin içine bakarak cevap verdi.
“Bilmiyorum.”
Ama bu kez sesindeki korkudan anladım.
Yalan söylemiyordu.