İçeriğe geç

SEVGİ NEYDİ

Bölüm 21 · 3 dk okuma

SEVGİ NEYDİ

Bölüm 21

BÖLÜM 21

“22 Mart'ta…”

Cümleyi tamamlayamadım.

Bora önümde diz çökmüş, yüzüme bakıyordu.

“Hatırladın mı?”

Başımı salladım.

Ama aslında hiçbir şey tam olarak net değildi.

Sadece parçalar vardı.

Yağmur.

Eski bir sokak.

Bir araba.

Bora'nın yüzü.

Ve benim ağladığımı hatırlıyordum.

“Sen oradaydın,” dedim.

“Evet.”

“Bana yalan söyledin.”

“Evet.”

Bu kadar kolay kabul etmesi öfkemi daha da artırdı.

“Bana ilk kez o gün rastlamadın.”

“Hayır.”

“Beni daha önceden tanıyordun.”

“Evet.”

“Ne kadar zamandır?”

Bora sustu.

“Bora.”

“Bir süredir.”

“Ne kadar?”

“Birkaç ay.”

Kalbim hızlandı.

“Birkaç ay mı?”

Başını eğdi.

“Evet.”

“Ve bana bunu hiç söylemedin.”

“Sen hatırlamak istemiyordun.”

“Ben hatırlamak istemediğimi nereden biliyordun?”

“Çünkü bana kendin söyledin.”

Başımı iki elimin arasına aldım.

Hatırlamaya çalıştıkça başım ağrıyordu.

“Bana ne olmuştu?”

Bora hemen cevap vermedi.

“Bunu bugün öğrenmek zorunda değilsin.”

“Hayır.”

Başımı kaldırdım.

“Artık yeter.”

“Sevgi…”

“Hayatımın ne kadarını benden sakladın?”

“Sandığın kadar değil.”

“Bunu sen söyleyemezsin.”

Ayağa kalktım.

“Benim geçmişim hakkında benden fazla şey biliyorsun.”

“Çünkü seni korumaya çalıştım.”

“Ben korunmak istemiyorum!”

Sesim yükselmişti.

Bora sustu.

“Beni seviyorsan gerçeği söyle.”

Uzun süre gözlerime baktı.

Sonunda cebinden telefonunu çıkardı.

Bir fotoğraf açtı.

“Buna bak.”

Telefonu bana uzattı.

Fotoğrafta eski bir ev vardı.

Evin önünde iki kişi duruyordu.

Birisi bendim.

Diğeri…

Bora.

Ama fotoğrafın tarihi daha da garipti.

14 Ocak 2005.

Fotoğrafı elime aldığımda nefesim kesildi.

“Bu ne?”

“Senin bana ilk kez geldiğin gün.”

“Ben sana mı geldim?”

“Evet.”

“Niye?”

“Bilmiyorum.”

“Bilmiyor musun?”

“Bana hiçbir şey anlatmadın.”

Fotoğrafı tekrar inceledim.

Ben Bora'nın yanında duruyordum.

Yüzümde korku vardı.

Bora'nın elinde ise siyah bir şemsiye.

Aynı şemsiye.

Rüyalarımda gördüğüm.

“Bu fotoğrafı kim çekti?”

Bora başını iki yana salladı.

“Bilmiyorum.”

“Nasıl bilmiyorsun?”

“Fotoğrafı kapının önünde bulmuştum.”

“Ne?”

“Sen gittikten sonra.”

“Ben ne zaman gittim?”

Bora cevap vermedi.

“Bora.”

“14 Ocak gecesi.”

“Sonra?”

“Bir daha seni görmedim.”

“22 Mart'a kadar mı?”

“Evet.”

Gözlerimi kapattım.

Zihnimde bir görüntü daha belirdi.

Ben koşuyordum.

Yağmur yağıyordu.

Birinin elini tutuyordum.

Ama o kişi Bora değildi.

“Başka biri vardı.”

Bora'nın yüzü değişti.

“Kim?”

“Bilmiyorum.”

“Erkek miydi?”

Başımı salladım.

“Evet.”

“Yüzünü gördün mü?”

“Hayır.”

Bir an sessizlik oldu.

Sonra Bora çok sakin bir sesle sordu:

“Sevgi… o çocuğun elinde ne vardı?”

Gözlerimi kapattım.

Hatırlamaya çalıştım.

Bir nesne.

Metal gibi.

Küçük bir anahtar.

“Bir anahtar.”

Bora'nın yüzü gerildi.

“Ne anahtarı?”

“Bilmiyorum.”

Bora ayağa kalktı.

“Artık bu gece konuşmayacağız.”

“Hayır.”

“Yeter.”

“Bora!”

Kapıya doğru yürüdü.

“Senin için değil.”

Durdu.

“Ne?”

“Benim için.”

Bana döndü.

“Şu an senden gerçeği saklamıyorum. Sadece parçaları birleştirmeye çalışıyorum.”

“Peki ya sonra?”

“Sonra sana her şeyi anlatacağım.”

“Ne zaman?”

Bora bir süre bana baktı.

“Hazır olduğunda.”

“Ben hazırım.”

“Hayır.”

“Hazırım!”

“Henüz değilsin.”

Bu cümle beni öfkelendirdi.

“Buna da sen karar verme.”

Bora'nın gözleri doldu.

“Keşke verebilsem.”

Sonra kapıyı açtı.

Çıkmadan önce arkasını döndü.

“Sevgi…”

“Ne?”

“14 Ocak'ı hatırlamaya çalışma.”

“Niye?”

“Çünkü o gün seni bana getiren şey, 22 Mart'ta seni benden uzaklaştırdı.”

Kapı kapandı.

Ben odanın ortasında kaldım.

---

O gece günlüğümü açtım.

Sayfanın üstüne tarihi yazdım.

12 Mayıs 2005.

Sonra uzun süre hiçbir şey yazamadım.

En sonunda:

“Bora'yı sandığımdan daha önce tanıyormuşum.”

Bir satır daha.

“14 Ocak'ta onun yanına ben gitmişim.”

Sonra kalem elimde durdu.

İçimde bir his vardı.

Sanki günlüğün ilerleyen sayfalarında cevabı bulacaktım.

Sayfaları çevirdim.

Ama daha önce yazmadığım birkaç sayfanın arasında bir şey fark ettim.

Defterin ortasında, benim el yazıma benzeyen ama hatırlamadığım bir cümle vardı.

Tarihsizdi.

Tek satır.

“Bora'ya güveniyorum. Ama onu sevdiğimi hiçbir zaman söylemeyeceğim.”

Kalemi düşürdüm.

Çünkü bu cümleyi ben yazmıştım.

Emin değildim.

Ama el yazısı bendim.

Ve altında, çok daha küçük harflerle başka bir cümle vardı:

“Çünkü bir gün onu kendimden korumam gerekecek.”

O gece ilk kez şunu düşündüm:

Belki Bora benden bir şey saklamıyordu.

Belki asıl sırrı saklayan kişi…

geçmişteki Sevgi'ydi.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.