İçeriğe geç

SEVGİ NEYDİ

Bölüm 15 · 3 dk okuma

SEVGİ NEYDİ

Bölüm 15

BÖLÜM 15

Sabah gözlerimi açtığımda ilk işim komodinin üzerindeki fotoğrafa bakmak oldu.

Bora'nın bana baktığı o fotoğraf…

Nedenini bilmiyordum ama her baktığımda içimde garip bir sıcaklık oluşuyordu.

Belki de fotoğrafta benim görmediğim bir şeyi o görüyordu.

Kendimi.

Ben kendime baktığımda hep eksiklerimi görüyordum.

O ise nedense hep tamamlanmamış yanlarımı bile sevilecek bir şey olarak görüyordu.

Yataktan kalkıp mutfağa geçtim.

Çay koyarken kapı çaldı.

Bu saatte kim olduğunu tahmin edebiliyordum.

Kapıyı açtığımda Bora elinde iki kahveyle duruyordu.

“Günaydın.”

“Senin başka işin yok mu?”

“Var.”

“Ne?”

“Seni görmek.”

“Bu iş sayılmaz.”

“Benim için sayılır.”

Kahveyi bana uzattı.

“Şeker yok.”

“Ben şekersiz içiyorum.”

“Biliyorum.”

Bardağı aldım.

“Beni gerçekten tanıyorsun.”

“Çalışıyorum.”

Gülümsedim.

Bora içeri girdi.

Masaya oturdu.

“Bugün ne yapıyoruz?”

“Ben çalışacağım.”

“Akşam?”

“Bilmiyorum.”

“Ben biliyorum.”

“Ne?”

“Seninle yürüyeceğiz.”

“Emir mi?”

“Teklif.”

“Farkı ne?”

“Emirde itiraz edemezsin.”

“Ben zaten ediyorum.”

“Biliyorum.”

Güldük.

Sonra bir süre sessizce kahvelerimizi içtik.

Bora'nın yanında sessizlik bile rahattı artık.

Bu beni korkutuyordu.

Çünkü bir insana alışmak, onu sevmekten daha tehlikeli olabiliyordu.

---

Akşamüstü birlikte yürümeye çıktık.

Şehir her zamanki gibi kalabalıktı.

Bora bazen bir vitrinin önünde duruyor, bazen bir dükkâna bakıyordu.

“Ne arıyorsun?” diye sordum.

“Hiç.”

“Sen de hiç diyorsun.”

“Senin kelimen.”

“Benim kelimemi kullanma.”

“Tamam.”

Bir süre sonra küçük bir kitapçıya girdik.

Bora raflara bakmaya başladı.

Ben de kitapların arasında dolaştım.

Bir kitabı elime aldığımda Bora yanımda belirdi.

“Bunu seviyorsun.”

“Okumadım.”

“Okursun.”

“Sen okudun mu?”

“Hayır.”

“E o zaman nereden biliyorsun?”

“Adından.”

Kitabın kapağına baktım.

“Sen kitap seçmeyi bilmiyorsun.”

“Sen seç.”

Bir süre kitaplara baktık.

Sonunda iki kitap aldım.

Kasada Bora parasını çıkardı.

“Ben ödeyeceğim.”

“Hayır.”

“Bora.”

“Ben alayım.”

“Benim param var.”

“Biliyorum.”

“Öyleyse?”

“İzin ver.”

Başımı salladım.

“Hayır.”

Bora birkaç saniye bana baktı.

Sonra cüzdanını kapattı.

“Tamam.”

Bu küçük şey bile bana iyi gelmişti.

Çünkü bana yardım etmekle beni yönetmek arasındaki farkı öğreniyordu.

Belki ben de öğreniyordum.

Kitapçıdan çıktığımızda Bora bir anda durdu.

“Bir şey soracağım.”

“Yine mi?”

“Evet.”

“Bu sefer ne?”

“Benimle neden sevgili olmak istemiyorsun?”

Kalbim sıkıştı.

“Bora…”

“Cevap vermek zorunda değilsin.”

“Hayır.”

Başımı kaldırdım.

“Cevap vereceğim.”

Bora sustu.

“Çünkü seni seviyorum.”

“Bunu biliyorum.”

“Hayır. Dinle.”

Derin bir nefes aldım.

“Ben senin yanında olduğumda kendimi başka biri gibi hissediyorum. Daha iyi biri gibi. Daha temiz, daha değerli…”

Bora'nın yüzü değişti.

“Sevgi…”

“Sonra yalnız kaldığımda o kadın olmadığımı düşünüyorum.”

“Bunu kim söyledi sana?”

“Kimse.”

“Sen mi?”

Başımı salladım.

“Evet.”

Bora uzun süre sustu.

Sonra yavaşça elimi tuttu.

“Ben seni başka biri olduğun için sevmiyorum.”

Gözlerim doldu.

“Biliyorum.”

“Hayır, bilmiyorsun.”

Elimi biraz daha sıktı.

“Ben seni olduğun kişi olduğun için seviyorum.”

“Ya olduğum kişi sana yetmezse?”

“Bunu ben söylerim.”

Bu cümle içime oturdu.

Çünkü haklıydı.

Ben onun yerine sürekli karar veriyordum.

Onun ne hissedeceğini, ne zaman vazgeçeceğini, neyi kaldırıp kaldıramayacağını…

Belki de onu sevmek, bunların hepsini onun elinden almak değildi.

Bir süre yürüdük.

Sonra Bora durdu.

“Bir anlaşma yapalım.”

“Ne anlaşması?”

“Sen benim yerime karar vermeyeceksin.”

“Peki sen?”

“Ben de senin korkularını küçümsemeyeceğim.”

“Ve?”

“Ve acele etmeyeceğiz.”

Gülümsedim.

“Tamam.”

Elini uzattı.

“Anlaştık mı?”

Elini tuttum.

“Anlaştık.”

---

O gece günlüğümü açtığımda uzun süre yazamadım.

Sonra tarih attım.

27 Nisan 2005.

Bugün Bora'yla bir anlaşma yaptık. Ben onun yerine karar vermeyeceğim. O da benim korkularımı küçümsemeyecek.

Bir süre kalem elimde kaldı.

Sonra yazdım:

“Belki aşk, birbirinin bütün yaralarını iyileştirmek değildir. Belki bazen sadece o yaralara dokunmadan yanında oturabilmektir.”

Defteri kapattım.

Ama bu kez taşın yanına bir şey daha koydum.

Bora'nın aldığı fotoğrafı.

Ve o gece ilk defa geleceği düşünürken içimde yalnızca korku yoktu.

Biraz da umut vardı.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.