Hoş geldiniz güzel ailem🧡
Oylarınızı ve yorumlarınızı bekliyorum canlarım💫
Yeni bölüm için yorum sınırı 2 bin yorum💫
Sınır dolduğunda yeni bölüm gelecek💫
Keyifli okumalar, seviyorum sizi❤

21.Bölüm
"Burası biraz ne?.. Garip mi?" dedi kafamı salladım. Ablama nasıl anlatırdım bu evin mimarisi niye böyle dese ne diyecektim.
Kocam Kral ondan!
Bu konuyu açıklamak benim için zordu.
"Burası böyle bu konuda yapabileceğim bir şey yok özür dilerim."
Son zamanda yaşadıklarımda kolay şeyler değildi sonuçta. Kendimi birden evli bulmuştum, parmağımda ki bana sırıtan yüzüklere baktım. Sarı alyans ve tek taş yüzük sanki bana ait değildi. Emanet olarak takıyor gibiydim.
Sonuçta ben Sevdaydım.
Bu hayat Ceyda'ya aitti.
"Sana kolay gelsin." Masadan kalkıp elimdeki boş fincanı lavaboya bırakıp yatak odasına döndüm. Kenara bıraktığım çantamı alarak odadan çıktım. Salondan geçerken mutfak tarafına doğru gözüm kaydı Demir'e baktım masada bıraktığım şekilde işlerini hallediyordu. Telefonda büyük bir meseleyi halletmeye çalıştığını mimiklerinden anlaya biliyordum.
Çantamı omuzuma takarak evden çıktım. Artık sokaklar beni tedirgin etmiyordu. Bunun sebebi her köşe başında onun adamlarını görmemdi. Onların herkesin gözlerinde Ceyda idim ben. Başımı yere eğerek yavaş yavaş yoluma devam ettim. Tüm gözler benim üstümdeydi onların bu bakışları yüzünden Ceyda'yı merak eder olmuştum gizliden gizliye. Sanki bir filmin baş karakteri ikinci sezonda geri gelirdi de seyirci öyle mutlu olur gibiydi bana hissettirdikleri. Demir ve Ceyda bu ikilinin bir harika olduğunu Rıhtımda i herkes anlatıyordu bir masal gibi dilden dile geziyordu.
Demir ve Ceyda bir masal karakteri iken Sevda ve Demir bir yalanın iki karakteriydik.
Ceyda'nın nasıl ağır abi oluşunu, rıhtımda ki en iyi grubun onda olduğunu, herkesin Demir karşısında ağızını açamazken Ceyda'nın bir kelimesi ile Demir ağızını açamazmış. Aşk insanı nelere düşürüyordu. Evin en alttaki gizli depoda Babayani ve Portakalın sesi ile bende inmiş bulunmuştum duvarda duran silahları gördüğüm an nefesimin kesildiğini hissetmiştim. Evin altıda ki bu gizli depo aynı filimler de ki gibi cephanelikti.

Aklıma tekrar gelen görüntü ile gözlerimi yumdum. Babamın evinde her duvarda kitaplık olan bir ailede büyüyen ben şimdi o tabloyu gördüğüm an küçük bir şaşkınlık yaşarken Babayaninin sözleri ikinci şokumu yaşatmıştı.
Ben bu cephaneliği Demir ve adamlarına ait sanarken Ceyda'ya ait olduğunu öğrenmem benim için ikinci şoktu.
Ceyda olmadığım gibi karakter olarak kesinlikle iki apayrı insandık biz.
Ben o silahları, garip adlarını ,ne için kullandığını bilmediğim bir insandım. Görünce bile korku adrenalim tavan yapmışken. Ceyda onları kullanıyormuş.
Ben asla Ceyda olamazdım.
Onların beklediği kişi değildim sadece garip bir tesadüf müdür bilmiyorum ama Ceyda ile garip bir dış benzerliğimiz vardı. Hem de çok.
Ceyda ölmüş ama yaşıyor olsaydı yada onun fotoğraflarını aileme göstersem o kişinin ben olmadığımı asla anlamazlardı. Ceyda açık ben kapalı bir kızdım bu dış görünüşümüzde ilk ayırılan şeydi. Ceyda'yı az buçuk öğrenebildiğim kadar rıhtımda işkence yapmaktan en zevk alan kişinin o olduğu tüylerimi ürpertmişti. Ben birine vurmayı bırak benim yüzümden biri yere düşse birine bırak isteyerek, istemeyerek zarar versem vicdan azabı çeken kızdım. Korkak kız olarak tarif edebilirdim kendimi. Ceyda'nın ise gözü kara bir cesareti varmış.
İki aynı beden iki zıt karakter.
Elimin biranda tutulması ile korkarak geri gittim. Kalbim yerinden çıkacak gibi atması ile bakışlarımı Demir'e çevirdim. Bu adam niye gelmişti, nefesimi düzene koymaya çalıştım.
"Niye korktun?" Kara gözlerini gözlerime dikti.
"Sessiz sessiz gelip elimi tutuğun için olabilir mi?" Elimi çekmeye çalışsam da parmakları ile kilit yapmıştı.
"Sevda şu sokakta ki sesi duymuyor musun? Ne sessizliğinden bahsediyorsun Fatih Sultan Mehmet İstanbul' tekrar fetih ediyor galiba." Bakışlarımı ondan çekerek yürümeye devam ettim.
"En son dediğine gelirsek sence senin elini benden başka tutacak kim var ya cidden merak ettim." Gülerek dalga geçti.
Kralın karısı olduğum için yanıma kimse kolay kolay yaklaşamıyordu birde üstüne kapalı olmam öcü gibi göründüğümü düşündürmeye başlamıştı. Çattığım kaşlarım ile durup Demir'e döndüm. Yüz yüze bakarken sol elim onun sağ elinde duruyordu. Dışardan çok romantik bir çift gibi duruyorduk belki..
"Abim." Dedim dudaklarında ki kıvrım yavaşça dağıldı gözlerini benden çekerek başka noktaya çevirdi. Onu mort etmek hoşuma gitmişti kafamı ondan çekerek arkamı döndüğü an Şahin ile yüz yüze geldik. Yüzüne yayılan şok nedendi?
"Günaydın." Ortamda ki garip sessizliği bozmak istedim.
"Gü..Nay..Dın." Şahin yutkunarak gözlerini benden çekti. Acaba son konuşmamızı mı duymuştu? Oda bir zamanlar Ceyda'nın abisiydi değil mi?.. Aklıma gelen düşünceyle bende yutkundum. Benimle neden iyi anlaştığını anlayabiliyordum. Ölen kardeşinin yerine beni koymuştu galiba sonuçta dış görünümü olarak bire bir aynıydık. Ellerimi Demir'in parmakları arasından çekerek kurtardım bu sefer bir zorluk yaşamamıştım. Bir adım atarak Şahin'in koluna girdim.
"Şahin de benim ikinci abim bil. Biraz uyuz ama olsun."
KURT'DAN...
Demir abi bakışlarını Şahin'e çevirdi. Rıhtımda ki herkesin gözü benim ki karşımızda duran deprem öncesi titreşim dalgalarını hissetmeye başlamışlardı.
"Eee bir karar verdin mi? Sevda'ya söyleyecek misin abisi olduğunu?" Nefesimi tutarak bakışlarımı Şahin'e çevirdim. Kıstığım gözlerim ile onun tepkilerini analiz etmeye başladım.
"Evet verdim. Tabi ki söyleyeceğim sadece uygun zamanı bulmak istiyorum. Belki bilmediğimiz sırlar bu şekilde ortaya çıkar. Hala işim rahat değil ters gelen bir şeyler var. Ceyda hayattayken neden çıkmadı Sevda ortaya. Neden şimdi? Bu konudan Sevdanın haberi olmadığı belli zaten rıhtımda ki herkes kendi gözüyle görüp tanıdı. Aramızda ki en masum kişi Sevda. Ve ben kardeşimi kullanarak kimin ne yapmaya çalıştığını öğreneceğim işte o gün kimse karşımda olmasa iyi eder. Ben bir kardeşimi kaybettim ikincisin kaybetmeyi düşünmüyorum." Demir abi başını salladı. Şahin söylediği sözlerde haklıydı kardeşim yoktu ama olsaydı onun gibi davranırdım galiba.
Deste elinde ki vişne suyunu yudumlayarak geldi. Yanımdaki koltuğa oturdu çattığı kaşlarını benden çekince düzeltti. Bu uyuzu unutmuştum, baş belası kız kardeşim.
"Hamilelik nasıl gidiyor?" Kısık sesle sorduğum soruya güldü. Bana bakmadan cevapladı.
"İyi güzel bir his. İnşallah size çekmez çocuğum."
Dudaklarım kıvrıldı en çok beni uyuz ettiğine göre yeğenim kesinlikle bana benzeyecekti.
"Kurt dediğim işi hallettin mi?" Demir abinin bana seslenmesi ile ona baktım.
"Hangi işi diyorsun abi?" O kadar iş söylüyordu ki gün içinde şuan hangisini kast ettiğini anlayamamıştım.
Demir abi çattığı kaşlarını benden çekerek Portakal'a döndü.
"Portakal zindanda ki adamdan son durum ne?"
"Abi dediklerimizi yapacak akıllandı." Serçe güldü. Bu işte emeği büyüktü minik kuşun.
"Aferim size ekip. Peki sokakta durum ne Babayani?" Şahin ceketini alıp Demir abiye baş işareti verip rıhtımdan çıktı.
Babayani ensesini kaşıdı dün geceki olayı anlatmamıştı galiba.
"Abi dün akşam küçük bir olay oldu." Gözlerimi kısrak kollarımı göğsümde bağdaş yaptım. Dudaklarımı bükerek Babayaniyi dinlemeye başladım ne diyecekti acaba yad nasıl diyecek. Küçük bir olay diye girdiği olay beş dükkanın kundaklanması ile başlamıştı.
SEVDA'DAN...
Zile basıp çekildim. Kapı bir kaç saniye sonra açıldı ablamın kapıyı açmasını beklerken eniştemi gördüğüm an küçük bir şaşkınlık yaşadım. Kucağında tuttuğu Selvinaz ile bakışlarımı küçük yeğenime çevirdim.
"Sevda hoş geldin kardeşim." Tebessüm ettim, Selvinaz'ı kendi kucağıma aldım.
"Hoş bulduk abi." Ah doğru ya eniştemde benim abimdi. Bunu Demir'e bir laf arasında sokmam lazımdı beni tek sanmasa iyi olurdu.
"Sevdam ablam senin ne işin var?" Ablamın sözleri ile yeğenimi yemeyi bırakıp arkamı döndüm. Ablam elinde ki bavulu kenara bıraktı.
"Sana gelmiştim." Dedim ama bir yere gidiyorlar gibiydi.
"Niye haber vermedin kuzum, enişten işten izin almış bir haftalığına küçük bir tatile gidiyoruz bizde." Kendimi kötü hissetmiştim.
"Bende bir kaç eşya alıp giderim o zaman. Anahtarı da yöneticiye bırakırım." Eniştem güldü sözlerime.
"Saçmalama baldız çok uzakta yaşamıyorsun sende artık. Tatil dönüşü sizi ziyaret eder anahtarı da senden alırız." Eniştemin sözleri ile yüzüme yapay bir gülümseme geçirdim. En azından bu gece burada kalıp kafa dinlerdim. Ablam bana sarıldı, eniştem ile beraber evden ayrıldılar.
Salona geçip koltuğa kendimi bıraktım.
Uzaktan gelen tıkırdı sesleri ile uyku mahmurluğu ile yavaşça gözleri açmaya çalıştım. Kapanan çelik kapı ile kaşlarımı çatarken korkuyla uzandığım koltuktan kalktım. Gözlerim duvardaki saate kaydı akşam yedi olmuştu. Eniştem ve ablam çoktan tatil yerine varmışlardır, anahtar da bir tek bende olduğuna göre bu davetsiz misafir kimdi?
Demir beni yoklamak için i gelmişti acaba?
"De.. Demir sen mi geldin?" Bu saatte eve hırsız girmezdi değil mi? Kalbimin korkuyla sıkışması bir yana her an yere yığılabilirdim.
Salona yavaşça giren kişinin görüntüsü ile gözlerim kocaman açıldı.
DEMİR'DEN..
Eve gitmek istemiyordu bugün ayaklarım. Rıhtımda ki bir kaç konuyu daha hallettikten sonra bizim çocukların yanına geçtim.
"Abi biz açıktık ya sana mı geçsek?" Destenin sözlerine dudaklarım kıvrıldı.
"Bugün karnınızı başka yerden doyurun." Deste ve diğerlerinin suratları düştü.
"Sevda ablasına geçti yani sizin anlayacağınız bugün bende açım. Pizzamı ne söylüyorsanız söyleyin." Bakışlarımı elimdeki demir parçasında gezdirdim.
"Demir abi üzgün mü bana mı öyle geliyor?" Serçe'nin kısık sesle kurduğu söz ortama yayıldı.
"Evli adam normal değil mi?" Kedi ,Serçe'ye akıl veriyordu.
"O zaman Pizza söylüyorum ben." Mazlumun sorusuna kafa salladım.
"Bana lahmacun söyle." Babayaninin garip takıntısına istemsiz dudaklarım kıvrıldı.
"Tamam Babacığım nasıl dersen." Mazlum bu ekibin en genç üyesiydi. Yaşıtları bizim ekipten emir alırken o ekibine emir veren bir üyeydi. İsmi gibi yüzü vardı sadık ve mertti.
Deste ve Yakışıklı ekiplerini bir birine karıştırmıştı. Diğer üyeler bunu asla doğru bulmuyordu. Benim için ise başımı ağrıtmadıkları taktirde sorun teşkil etmiyordu. Bu üyeleri içinde en sevdiğim grup Casper'e aitti. Ben ve o dışında onları bilen yoktu. Buda benim düşmanlarım karşısında elim yüksek tutuyordu. Görünen adamlarım oldukları kadar onların gözle görmediği adamlarım burunlarının tipinde duruyordu. Buda bana zevk ve haz veriyor.
Gelen pizzaları yedikten sonra rıhtımdan çıkmak için kalktım.
"Yarın erkenden gelin." Ellerimi siyah deri ceketimin ceplerine koydum.
Vaveyla heyecanla bana bakarak konuştu.
"Abi yoksa aylardır çalıştığımız plana mı başlıyoruz?" Göz kırparak çenemi ağır ağır salladım.
"Artık yer altı kralı ve ekibi bir davete çıkma zamanı geldi. Levent Çakır'ın daveti de bunun için güzel bir fırsat." Ekibimin yüzünde tek tek zafer gülümsemesi belirdi.
Arkamı döndüğüm an Rıhtımın kapısından kendinden emin adımlarıyla Sevda girdi.
Ben geldim der gibi sağ elini havaya kaldırıp durdu.
"Sen bugün ablanda kalmayacak mıydın?" Portakal'ın sorusu ile gözlerini benden çekti Portakal'a baktı. Öksürerek boğazını tuttu sonra cebinden çıkardığı telefonuna bir şeyler yazıp bana uzattı.
Aaa şey onlar tatile gitti bende buraya geldim.
"Sesine ne oldu, niye konuşmuyorsun?" Serçe'nin sorusu ile tekrar bir şeyler yazdı bana uzattı
Sesim gitti
"Nasıl sesin gitti, sabah bülbül gibi şakıyordun?" Diyerek baktım gözlerini kaçırdı.
"Sevda yoksa alerjik bir şey falan mı yedin?" Portakal'ın sorusuna kafasını evet anlamında salladı.
"Neyse hadi iyi geceler millet." Sevda'nın elini tutarak rıhtımdan beraber çıktık. Gözleri benim üstümde dolandı. Ona baktığım an gözlerini çekmeden bakmaya devam etti.
DESTE'DEN..
Abimler hep beraber bugünkü planı devreye sokmaya başlamak için davete gitmişlerdi. Bende hamile olduğum için önce yakışıklı bey ve Abim tarafından rıhtımda beklemem uygun görülmüştü! Bu haksızlıktı ya!
Allahtan tek değildim. Sevda vardı da. Tabağıma ki pastayı ona doğru uzattım.
"İster misin?" Gözleri bir yere dalmış gibiydi. Bir derdi mi vardı acaba? Kaç saattir başının etini yemiştim alerjisi durumundan sesi de çıkmıyordu zaten garibin.
"Sevda?" İkinci seslenmeme rağmen hiç üstüne bile alınmadı.
"Sevda iyi misin?" Elimi omuzuna koyarak gözlerimi gözlerine diktim. Daldığı şeyden kendine gelerek bana baktı.
"Sevda nereye daldın yoksa Demir abimi mi özledin" Diyerek ona takılmaya başladım.
"Ne?!" Sesinde ki gariplik ile kaşlarımı çattım. Ses tonu garipti. Kızaran yanakları ile gözlerini kaçırdı.
"Sen niye bugün bir garipsin." Elinde tuttuğu telefonunun ekranını açtı bir şeyler yazdı sinirli sinirli. Durdu ne yazacağını kestiremiyor gibiydi. Ellerini dizlerinin üstüne bıraktı derin bir nefes alıp verdi. Ne yazdığını merak ederek elindeki telefonu çekip aldım.
"Ne olmuş halime. Sen beni ne kadar tanıyorsun ki, garipsin diyerek bir yaklaşımda bulunuyorsun. Balayına gittin, sonra bir geldin.." Sesli okuduğum yazısı ile dönüp yüzüne baktım.
"Ceyda'ya benzemeye şimdi başladın gerçekten. Çok yazık" Elimde ki telefonu aramızda ki boşluğa bırakıp koltuktan kalktım. Onu rıhtımda tek başına bırakarak dışarı çıktım. 219'a gitsem iyi olacaktı.
SEVDA'DAN..
Nefes nefese sokaklarda korkarak koşmaya devam ettim. Arkamda ki gelen adım sesleri beni daha çok korkutsa da pes edemezdim. Hele bugün asla! Köşeyi döndüğüm an sert bir çarpışma ile kendimi yere buldum. Gözlerim yerde bir çift ayakkabıya baktım.
Yakalanmıştım.
Gözlerimi sıkıca yumarak yerde geriye doğru gittim. Bileğime sarılan eller ile bağırmaya başladım.
"Bırakın beni! Yardım edin kimse yok mu!" Yanaklarımdan akan yaşlar ne korkumdandı, ne yakalandığım içindi. Demir için ağladım.. Rıhtımdakiler için ağladım onlara haber veremeyecek olmaktan korktum.
"Sevda ne bağırıyorsun! Ah!" Deste'nin sesi ile gözlerimi açtım.
"Deste?.." Yerden hızlıca kalkıp hemen arkamı dönüp baktım kimse yoktu.
"Pişman oldun değil mi o kaba sözlerin için neyse özür dilemek için geldiğin belli unuttum bile ama sen rıhtımdan çıkıp hangi ara sokağı dolanıp buraya geldin." Gözlerimden yaşlar akmaya devam etti.
"De.. Demir nerede ?" Titreyen ellerimi tuttu. Bakışları değişti, anlamıştı tersliği. Yada alnımdan akan kan ona anlatmıştı.
"Rıhtıma.. Geçiyorlar.." Ellerimi ondan kurtarıp rıhtıma doğru koşmaya devam ettim.
Girdiği şoktan çıkarak arkamdan oda koşmaya başlamıştı. Beni ve Desteyi gören bütün Demir'in adamları da bize katılmıştı. Nefesim bitmişti sanki rıhtım için döndüğüm son köşe başından sonra arabadan inen bizim çocukları görmem ile rahatladım.
"Sakın rıhtıma girmeyin! Sakın!" Tüm gücümle son nefesimle onlara bağırdım. Sesimi duydukları gibi hepsi bana döndü. Demir çattığı kaşları ile bana doğru yürümeye başladı. Durup güldüm nefes alarak onlara doğru kalan son enerjimle iki adım attım.
"Ne oluyor bu halin ne Sevda?"
"Ceyda.. Ceyda yaşıyor! Size tuzak kurdu, rıhtımın her yerine bomba yerleştirdiler." Olayları hızlıca ona anlatmak istedim.
Deste hızlıca arabalara doğru yürüdü bagajları açarak şaşkınlık içinde bana bakan sağ kollara bağırdı. İlk kez onu bu denli telaşlı görmüştüm. Bagajdan çıkardığı çelik yelekleri ve silahları sağ kollara attı.
"Ama bu olmadı Sevda, tüm planı mahvettin." Rıhtımdan gülerek çıkan Ceyda'ya baktım. Saçları açık üstündeki tişört ve ütüne giydiği çelik yelek ile korkarak ona baktım. Benim gibi herkesin gözü onun üstünde ona bakıyorlardı.
"Kardeş kardeşe böyle şeyler yapmamalı ama." Ağır ağır attığı bir iki adım ile bize doğru geldi.