~
Telaşla beni duvar ve kendi bedeni arasına sıkıştırdığı köşeden çekilmeye çalıştım. Benim telaşlı davranışlarım onun gülmesine neden olmuştu.
Ama kafamı toparlayamıyordum.
"Yapma."
Gülmeyi bıraktı. Yüzüne daha önce hiç görmediğim bir ifade yerleşti.
"Ne yapmayayım?"
KAFANI TOPARLA CEMRE.
"Gülme."
Bu sefer kaşlaını çatmıştı.
"Neden?"
Derin bir nefes aldım.
"Kafamı toparlamam lazım."
"Bunun benim gülmemle ne alakası olduğunu sorabilir miyim?"
"Soramazsın."
Son cümlemle ciddi ciddi kahkaha attı.
Ters bir bakış attım.
"Ciddi misin sen ya?"
Kahkahaları arasından "Neden gülmem bu kadar rahatsız etti seni?" dediğini işittim.
Sorun da bu ya, benim de bu soruya cevabım yoktu.
ODAĞINI DEĞİŞTİR, CEMRE.
"Lanet olsun ki benim de bu soruya cevabım yok. Ama gülme. Sen güldükçe düzgün düşünemiyorum."
Gülmeyi bıraktı. Elini sırtımın dayalı olduğu duvara yerleştirdi ve beni tek bir hamlemle bile öpebilecekmiş kadar yakınıma girdi. Gerçekten.
Şok ile bana daha da yakın olmasını engellemek amacıyla ciddi ciddi duvara yapıştım.
"Şimdi oldu mu, Yürüyen Bela?"
Hiçbir şey söyleyemedim. Ama beni bu kadar etkilemesine izin veremezdim.
Ardından aklıma bir fikir geldi.
Dizimi kaldırıp sertçe Aksel'in bacak arasına geçirdim. Kısık bir sesle inleyip dizlerinin üzerine düştü. Gülümsedim.
"Şimdi oldu mu, Mini Yeti?"
Tekrar gülmeye başladı. Yemin ederim ki boğabilirdim şuan onu.
"Eylül. Çok kötü durumda, yerinden kaldıramadım. Git bir bak diyecektim ama gerizekalı gibi alıntı yapıyorsun hala bana."
"Neden seni bu kadar etkilediğimi sorma hakkım yok mu?"
Hızlıca yerinden kalktı.
Sertçe ona baktım.
"Yok."
Gülümsemek dışında hiçbir şey yapmadan Eylül'ün odasına daldı. Birkaç dakika sonra da kucağında Eylül ile çıktı. 'Ne oldu bu kıza' bakışı attı bana.
Bende telaşla salona yöneldim yoksa annemler şüpeleneceklerdi.
Kısa bir süre sonra Aksel ve Eylül'de geldi.
Eylül kızarmış yüzüne tamamen kapatıcı sürmüştü. Yoksa annemlere yediremezdi sorun olmadığını.
Ardından sofraya oturduk. Annemler sofrada konuşurken bende masanın altında yemek yemesi için ayaklarımla Eylül'ü dürtüyordum.
Daha sonra birden bana baktı.
"Cemre sen Mert'i nasıl unutabildin? Nasıl seni aldatmasına rağmen unutabildin onu?"
Allah kahretsin.
Eylül kısık sesle söylemişti evet ama Eylül'ün yanı başında oturan abim tabiki duymuştu dediklerini.
Abim önce şokla Eylül'e baktı.
Ardından sertçe bana baktı.
"Mert kim, Cemre?"
Biliyorum, biliyorum bu üzgünlük Eylül'e alkol etkisi vermiş ve bu yüzden boşta bulunmuştu ama daha dikkatli olması gerekiyordu. Beş ay saklayabildiğimiz sırrımızı ömür boyu saklayabilirdik.
Babam da bana bakıyordu. Gülsen teyzenin şoka girmemesinden annemin ona daha önce anlatmış olduğunu anladım.
Ama abim, babam ve Aksel hala bir cevap bekliyordu. Mete amca oralı bile olmamıştı.
"Cemre cevap versene!"
Abim bana bağırınca irkildim. Ellerim titriyordu.
Abim yerinden kalktığı gibi yanı başımda belirdi.
Daha sonra sandalyemi yan çevirdi ve önüme eğildi. Aksel ve babamda ayağa kalkmışlardı.
"Cemre kızım ne diyor Eylül? Mert kim?"
Titreyen gözlerle babama baktım. Ne diyecektim ben onlara? Ne diyebilirdim ki? Benim beş ay önce çok sevdiğim bir erkek arkadaşım vardı, beni acımasızca aldattı ve hiç umursamadan terk etti mi diyecektim?
Aksel yanıma gelmişti. Gözleri 'gidelim istersen' diyordu. Eylül bile bu ağlamaklı halinden kurtulmuş, söylediklerinin şokuyla donmuştu. Ardından bu şoktan kurtulup yanıma geldi.
Birden abim anneme bağırmaya başladı.
"Biliyordun değil mi anne? Tepkisizliğinin tek açıklaması bu olabilir çünkü."
Annem sessizliğini sürdürdü. Abim bu sefer Aksel'e döndü.
"Kaan sende bende biliyordum dersen kafama sıkarım." Aksel de şoktaydı ve sadece başını hayır anlamında sallayabildi.
Abim babama döndü.
"Baba seninde bilmediğin çok açık. Yani bir tek biz erkekler hıyar yerine konulduk öyle mi?"
"Aynen öyle."
Kelimeler ağzımdan istemsizce dökülüvermişti.
Abim bana baktı.
"Ne dedin sen?"
Abim tam saçımdan tutacakken Aksel durdurdu onu.
"Cem bizim evimizde yapmasan? Ailevi meseleleri kendi evinizde çözseniz daha iyi olmaz mı?"
Abim derin bir nefes verdi. Daha sonra bana bakmadan masaya geri oturdu.
Aksel'in beni kısa sürelik olsa da kurtarması beni de az çok rahatlatmıştı.
Bu rahatlığım abimin bana tekrar dönmesiyle yok oldu.
"Sadece iki şey soracağım. İki. Bu arkadaşın ismi ne? Ve Eylül 'aldatma' derken neyi kastediyor?"
Omuz silktim.
"Normal aldattı işte."
Eylül bana ters ters baktı.
Gözlerimle bir işaret vermeye çalıştım. Abimi katil yapmaya çalışıyordu bence.
"Nasıl bir aldatma, Cemre?"
"Abi başka bir kızla yazışmış, hatta buluşacaklarmış. Telefonunda mesajlarını okumuştum. Daha sonra da ayrıldık işte, amma abarttın."
Sırrımı bilen herkese en sert bakışlarımı atmaya çalıştım. Ağzını açanı keserim misali. Ve Allah'ıma şükür kimse tek kelime etmedi ben bunları söyledikten sonra. Abim bile kapatmıştı konuyu, rahatlamıştım.
Ve bu rahatlamanın kısa süreli olmadığını umuyordum...
Bölüm Sonu.