Aras artık kaçmıyordu.
Dinliyordu.
Sokakta yürürken insanlara dikkatle bakıyordu. Sesleri ayırmaya çalışıyordu. Hangisi zararsız, hangisi tehlikeli…
Ama bu… düşündüğünden daha zordu.
Çünkü herkesin içinde karanlık vardı.
“…onu itsem ne olur…”
“…keşke yok olsa…”
“…nefret ediyorum…”
İnsanların çoğu bu düşünceleri asla gerçekleştirmiyordu. Ama Aras için hepsi gerçek gibiydi.
Zamanla uykusuz kaldı. Göz altları morardı. Gerçek ile düşünce arasındaki çizgi silinmeye başladı.
Ve sonra…
O ses geldi.
“…bugün olacak…”
Aras dondu.
Bu sesi tanıyordu.
“…engel olamazsın…”
Kalbi duracak gibi oldu.
“…çünkü yapacak olan sensin…”
“Hayır…” dedi fısıltıyla.
Ama ses devam etti.
“…sen yapacaksın…”
Aras aynaya baktı.
Gözlerinin içine.
Ve ilk defa… kendisinden korktu.