Saatler geçmiş hava kararmaya başlamıştı ne kadar yürüdüm bilmiyorum ama hâlâ doğru düzgün bir yer bulamamıştım ne bir market ne bir benzinlik ya da en azından bir araba en azından nerede olduğumu öğrenir ve Annaya haber verebilirdim ne kadar birbirimizle didişsekte böyle bir anda hemen gelir ve beni alırdı.
O kadar çok yorulmuştum ki bi an olsun geri dönmeyi bile düşünmüştüm ama o hatayı asla yapmam oradan kurtulmak için bunlara katlanmışken kendi ayaklarımla oraya asla dönmezdim. Elime baktığımda çok kötü durumdaydı büyük ihtimal ile mikrop kapmıştı ve çok fena sızlıyordu. O gün o fotoğrafı paylaşmasaydım şuan sıcak yatağımda mışıl mışıl uyuyordum belki de yeni aldığım kitapları okumaya başlamıştım.
Biraz daha ilerledikten sonra gördüğüm küçük bir market ile adımlarımı hızlandırdım sonunda karşıma işe yarar birşey çıkmıştı. Marketin kapısının önüne geldiğimde buranın normal bir market olmadığını anlamıştım. İçerisi silah doluydu hemen buradan gitmeliyim yoksa başıma dahada büyük bir bela açacaktım. Şu son günlerde başıma gelenlerin hesabı yoktu. Arkamı dönüp gidecektim ki arkamdan gelen ses ile korkuyla olduğum yerde kaldım
"Nereye böyle?" arkamı döndüğümde benden birkaç cm uzun olan hafif göbekli tahminimce ellili yaşların ortasında olan adam ile gerginliğim kat ve kat arttı şimdi Diablonun evindeyken anlaşma konusunda şansım biraz yaver girmişti ama bu adamla iletişim kuramayacağımın farkındaydım
"Hey sana diyorum?" burada olduğunu hatırlatırcasına sorduğu soru ile bir kaç adım geriledim, acaba buradan da arkamı döndüğüm gibi kaçabilir miydim? Denemekten zarar gelmezdi bence. Tam arkamı dönüp oradan uzaklaşacaktım kolumdan tutulmam ile olduğum yerde kaldım ve gergin bir şekilde adama baktım şuan ki yüz ifademi 20 metre uzaktan gören birisi bile ne kadar gergin ve korkmuş olduğumu anlayabilirdi
"Galiba seni korkuttum ki korkmakta hakl-" lafını bölen şey yanımıza doğru gelen kızın konuşmasıylı
"Baba ne oluyor burada?" diye soran kız ile içime azda olsa su serpilmişti bu adam ile yalnız kalmayı asla istemiyordum
"Birşey yok galiba yolunu kaybetmiş ama sanırım onu biraz korkuttum." diyerek mahcup bir şekilde yüzüme baktı galiba adamı biraz yanlış anlamıştım ama bende haklıydım hiç tekin bir tipi yoktu benim yerimde kim olsa arkasına bakmadan buradan çıkıp gitmek isterdi
"Merhaba eğer yardıma ihtiyacın varsa sana yardımcı olabilirim." bunu dediğinde kıza döndüm ve başımı olumlu anlamda salladım
"Pekala senin için ne yapabilirim?" sorusu ile elimi telefon şeklinde kulağıma tuttuğumda ne istediğimi anlamış olmalı ki elini cebine atarak telefonunu çıkarıp bana uzattı
"Buralardan çok insan geçmez, sen nasıl tek başına buralara kadar gelebildin?" çok fazla soru soruyordu ama malesef sorularının cevaplarını alamayacaktı. Omuzlarımı bilmiyorum dersecise hareket ettirdiğimde birşeyler anlamış olmalı ki bana bakarak
"Konuşamıyor musun?" dediğinde onu başımla onayladım
"Dur bir dakika hemen bir kağıt kalem getireyim." diyerek yanımızdan uzaklaştığında ilk karşılaştığım adam ile tek kalmıştık. Aradan geçen 1 2 dakikanın ardından kız gelmişti elinde ise kağıt kalem vardı
"Al bakalım kimi aramamız gerekiyorsa onun numarasını ver ben arayıp konuşurum hem olduğumuz yeri daha iyi tarif edebilirim." gülümseyerek ona baktım ve kağıda Annanın numarasını yazıp kıza verdim
"Pekala ona ne dememi istersin?" sorusu üzerine kalemi tekrar elime alarak kağıda yazmaya başladım
' adım Arel ona burada olduğumu ve beni alması gerektiğini söyler misin?'
yazdığım şeyi okuduğunda bana bakarak gülümsedi ve telefondan yazdığım numarayı tuşlayarak beklemeye başlad. Bir kaç çalıştan sonra telefon açılmış olmalı ki kız konuşmaya başladı ve bulunduğumuz adresi vererek telefonu kapattı
"Arkadaşın buraya baya bi uzak kalıyormuş istersen içeriye geç sana sıcak birşeyler veririm üşümüş olmalısın." dediğinde kafamı onaylamaz bir şekilde salladım Annayı burada bekleyecek ve başıma daha fazla bela almayacaktım her ne kadar bana yardım etmiş olsalarda onlara bu kadar kolay güvenemezdim.
"Pekala nasıl istersen ama istediğin zaman içeri gelebilirsin." diyerek yanımdan uzaklaştı. Artık buradan gitmek istiyorum sadece birkaç gün içerisinde o kadar çok yorulmuştum mi Anna beni alamaya geldiğinde arabaya bindiğim gibi uyumanın hayalini kuruyordum.
Yaklaşık bir 15 20 dakika geçmişti ve hâlâ birşey yoktu o kız Annanın buraya uzak olduğunu söylemişti umarım çokta uzak değildir çünkü daha fazla burada durmak istemiyordum zaten ayakta durmaktan bacaklarım ağrıma başlamıştı. Yan tarafımdan gelen ses ile kafamı oraya doğru çevirdim bu o kızdı elinde bir sandalye ve su şişesi ile yanıma geliyordu. Yanıma gelince elindeki sandalyeyi yere bıraktı
"Ayakta durmaktan yorulmuşsundur gel otur ve bir de su getirdim biraz stresli görünüyorsun belki içince biraz rahatlarsın." dediğinde teşekkür edercesine gülümseyerek suyu aldım gerçekten çok susamıştım. Arkasını dönüp benden uzaklaştığında sandalyeye oturup su içmeye başladım gerçekten çok susamıştım.
Aradan geçen dakikaların ardından üzerime bir ağırlık çökmüştü saatlerdir gram uyumamıştım o sırada kapının önünde 3 4 tane siyah araba belirmişti arabadan inen adamları görünce hızlıca ayağa kalktım bu oydu. Diablo, beni bulmuştu hızlıca içeri doğru ilerledim ve içeri girdiğimde ayakta bekleyen kızı gördüm bana mahcup bir şekilde bakıyordu. Ne oluyor burada üzerimdeki ağırlık her geçen saniye dahada çok artıyordu
"Özür dilerim." diyen kız ile o an herşeyin farkına vardım. Tuzak bu bi tuzaktı beni kandırıp Diabloya haber vermişlerdi yeniden başa dönmek istemiyordum kızı arkamda bırakarak hızlıca kapıya koştum ama kapıdan çıktığımda Diablo ile burun buruna gelmiştim. Kalbim korku ile atarken artık bedenimi taşıyamıyordum ne oluyor bana. Artık bacaklarımda hiç güç kalmamıştı ve kendimi serbest bırakmıştım ki belime sarılan kollar düşmemi engelledi
"İnsanlara çok çabuk güveniyorsun Arel." diyen ses ile kafama birşeyler dank etmişti. Su, o suyu içmemeliydim. Gözlerim yavaş yavaş kapanırken hissettiğim son şey havaya kaldırılan vücudumdu.


