Gözlerimi açtığımda hâlâ aynı odadaydım Diabloyu en son saatler belkide günler önce görmüştüm artık burada dura dura zaman algımıda yitirdim. Oturduğum yerden yavaşça ayağa kalkacaktım ama belimdeki şiddetli ağrı buna engel oldu, saatlerdir iki büklüm bir şekilde yerde duruyordum aradada istemeden uyuya kalıyordum.
Doğrulmaya çalıştıkça belimdeki ağrı daha da çok arttı. Kendimi zorlaya zorlaya olduğum yerde diklendim duvardan destek alarak ayağa kalktım ve kapıya doğru ilerledim artık dayanamıyorum kaç gündür burada aç susuz duruyorum ve artık bir yudum bile olsun su içmem lazım su içmedikçe baş ağrım katlanılmaz bir hal alıyor. Kapının önüne geldiğimde önce kapıyı açmaya çalıştım ama öncekiler gibi bu da başarısız olmuştu. Son kalan gücümle kapıyı yumruklamaya başladım artık birisi beni duysun ve şu kapıyı açsın burada nefes bile alınmıyor.
Kapıyı yumruklamalarım hiç bir işe yaramayınca kapının önünden çekildim ve bu sefer yere değil de odadaki sandalyenin üzerine oturdum. Hem yorgun hemde çok sinirliydim günlerdir burada aç susuz bekletiliyorum bir kişide gelip bakmıyor asıl sinir bozucu olan şey hicbirşey yapmadığım halde burada bunları çekiyor olmam. Kimsede yok ki yokluğumu fark etsin bi polise gitsin. O sırada aklıma Anna geldi, acaba yokluğumu fark etmiş midir? Lütfen fark etmiş ve polise gitmiş olsun ben daha fazla burada durmak istemiyorum.
Sandalyede oturmuş stres ile bacağımı sallıyordum. Buradan nasıl kurtulacağım acaba ben Anna polise gitse bile daha ben nerede olduğumu bilmiyorum onlar mı bulacak en fazla 2 gün arar sonra aramayı bırakırlar. Bu düşünceler ile sinirim artmıştı yeterdi artık boş yere çektiğim bu şeyler ne benim. Sinirle sağ elimi oturduğum sandalyenin yan tarafına vurdum ama elimde hissettiğim şiddetli acı ile içimdeki sinir bir anda paniğe dönüştü. Elimi cekemeye çalıştığımda elim sanki birşeye saplanmış gibiydi, elimi çektikçe canım daha da çok acıyordu. Anlık cesaret ile elimi hızlıca çektim ama hissettiğim acı ilk çektiğim acıdan çok daha fazlaydı ağzımdan dökülen inleme ile gözlerim yaşlarla dolmuştu bile. Elime bakmam lazımdı ama bu şuan görmek isteyeceğim son şey bile değildi.
Görmek istemesem bile elimin ne halde olduğunu elime ne olduğunu bilmem lazımdı. Gözlerimi sandalyeye çevirdiğimde yan tarafındaki ıslaklıktan elimi oraya vurduğumu anlamıştım orada ki benim kanımdı. Yavaş adımlarla sandalyeye yaklaştım ve orada ne olduğuna baktım. Gözlerimdeki yaşlar aralıksız akıyordu ve bu da görüşümü bulanıklaştırıyordu sol elim ile yaşlarımı silerek sandalyenin yan kısmını inceledim.
Orada bir çivi vardı. Allahın cezaları, kim niye bir sandalyeye bu büyüklükte bir çivi koyar ki?
Gözlerim istemsizce kanayan elime kaydığında gördüğüm görüntü midemin bulunmasına yetmisti. Kusmak istiyorum bu, bu çok iğrenç bişey. Elimden oluk oluk kan akıyordu o kocaman çivi avucumun içini resmen parçalamış. Ağzıma gelen mide suyum ile duvarin kenarına yaklaştım ve duvardan destek alarak kusmaya başladım. Kusmam bittiğinde ise sadece öğürüyordum elimin hali aklıma geldikçe ağlamam daha çok şiddetlendi.
Günlerdir açılmayan kapının sesini duyduğumda kafamı hızlıca kapıya çevirdim. Diablo, karşımda onu gördüğüm için bu kadar sevineceğim aklıma gelmemişti fakat aklıma gelen şeyler ile tüm sevincim kayboldu. Bu adam beni kaçırmış günlerce bu odada tutmuştu aç ve susuz bırakmıştı şimdi bana yardım mı edecekti.
"Arel? Ne oluyor burada?" sorduğu soru ile ellerimi kaldırıp ona birşeyler diyecek iken sağ elimdeki acı kendini daha çok belli etti. Acı bir şekilde inlemem ile gözleri ellerime bakmaya başladı, ben ise durmaksızın yaşlarımı akıtıyordum ne lanet bir acıydı bu. Çatılan kaşları ile korkum artmıştı yine neye sinirlendi bu adam ona bir zararım dokunmamıştı ki asıl benim sinirlenmem lazımdı ben onun yüzünden bu haldeyim.
"Eline ne oldu?" yanıma yaklaşarak sorduğu soru ile bir kaç adım gerilemiştim bu adamı yanıma yaklaştıracak değildim
"Dur bi yerinde sadece eline bakacağım!" yüksek sesi ile olduğum yerde durdum ve korku ile beklemeye başladım. Yanıma gelip sağ elimi tutup havaya kaldırdı ve incelemeye başladı
"Bu boş odada bunu yapmayı nasıl başardın sen?" az önceki haline nazaran daha sakin sorduğu soru ile cevap bekler gibi gözlerime baktığında kafamı yan tarafımızda duran sandalyeye çevirmem ile o da o tarafa doğru baktı yan tarafındaki ıslaklığı fark etmiş olmalı ki gözlerini kısarak oraya daha dikkatli baktı
"Çivi, elini o çiviye mi çarptın?" onu kafam ile onayladığımda gözlerini tekrar elime çevirdi
"Ama bu pekte çarpmayla olan bişey gibi durmuyor." yüzüme bakmamasıyla bir cevap beklemediğini anlamıştım aslında bir cevap beklese bile veremezdim. Kolumdan tutup yavaşça kapıya doğru ilerlemeye başladığında olduğum yerde durdum beni nereye götürüyordu ki bu şimdi. Asla onunla bilmediğim bir yere gitmezdim aslında burayı da bilmiyorum ama ya başıma daha kötü şeyler gelirse. Benim durmam ile o da durmuş bana bakıyordu, kafamı gelmek istemediğimi belirtir şekilde iki yana salladım onunla gitmek istemiyordum
"Sana bişey yapmayacağım sadece eline bakıcam ve bitecek tamam mı?" dediğinde başka çarem olmadığı için onu onayladım hem elime bakılması benim için daha iyi olacaktı böyle durursa büyük ihtimal ile mikrop kapardı. Hızlı adımlarla önümde ilerleyen adamı takip ettiğimde içerisinde sadece siyah bir koltuk takımı, orta sehpa olan bir odaya girdik koltuk takımının arkasında ise duvarın neredeyse tamamını kaplayan bir kitaplık vardı.
"Sen otur ben şimdi geliyorum." dediğinde kafasıyla işaret ettiği koltuğa oturdum o ise arkasına bakmadan odadan çıktı. Sahi bu adam kaçırdığı bir kızı nasıl bu kadar rahat tek başına bırakıp gidebiliyor şuan kaçsam ve onu şikayet etsem, bundan hiç korkmuyor mu? Aklıma gelen fikir ile hızlıca kapıya doğru ilerledim, salak gibi niye hâlâ burada duruyorsam elimde bir fırsat varken bunu değerlendirmeliydim. Hızlı adımlarla çıkış kapısını bulmaya çalışıyordum en sonunda gördüğüm merdiven ile koşarak üst kata çıktım.
Etrafa bakınırken içimde çok büyük bir stres vardı eğer yakalanırsam ne olurdu? Bunu düşünmek yerine kapıyı bulabilsem çok daha iyi olurdu da bu evin kapısı nerede eğer biraz daha o kapıyı bulamazsam o adam beni bulacaktı. Sağıma dönmem ile gördüğüm kapı ile neredeyse havalara uçacaktım, kapı gördüğüm için ilk defa bu kadar mutlu olacağımı asla tahmin edemezdim.
Kapıya doğru koştum ve kapıyı açtığım gibi kendimi dışarı attığımda gördüğüm manzara hiç iç açıcı değildi. Bu adamın bahçesinde niye bu kadar çok koruma vardı ve niye çıkmam ile hepsi bana bakmaya başlamıştı. İçlerinden birisinin bana doğru ilerlemesi ile bir adın geri atmıştım ki adam durdu ve arkama bakmaya başladı. Umarım o adam arkamda değildir kaçış planımın aksine yavaş bir şekilde arkamı döndüğümde bana bakan adamı görmem bir oldu şimdi önümde iki seçenek vardı ya burada kalıp o küf kokulu odaya geri dönecektim ya da arkama bakmadan koşacaktım.
O küf kokulu odaya dönmek istemediğim kesindi. Ani bir şekilde arkamı dönüp kapıya koşmaya başladım yakalanmam çok büyük ihtimaldi ama belki bi ihtimal bile olsa buradan kurtulabilirdim. Koşmam ile bahçedeki adamlar beni tutmak için bana doğru yöneldiği esnada keskin bir ses onları durdurdu
"Bırakın kaçsın, bakalım nereye kadar kaçabilecek." kendinden emin çıkan sesiyle adamlar bana doğru gelmeyi bırakıp sadece bana bakıyordu ben ise son hız bahçeden çıkmış ve evden uzaklaşmaya başlamıştım. Etrafımı incelekmek için bile durmadım gücüm bitene kadar koştum.
Aradan geçen 15 20 dakikanın ardından nefes nefese bir şekilde durdum ve etrafımı inceledim sol tarafımda bir yol sağ tarafımda ise ağaçlık bir alan vardı. Neredeyim ben? Umarım o adamdan kaçıcam diye daha beter hâlâ gelmez burada kurda kuşa yem olmazdım.
