İçeriğe geç

Sessizliğin kalbi

Bölüm 3 · 8 dk okuma

Sessizliğin kalbi

Bölüm 3

Bela

Gecenin bir yarısı kapımın alacaklı gibi çalınması ile uyandım, ne oluyordu, bu da kim şimdi? Anna ile gece yarısına kadar oturmuştuk Anna evine gidince bende yapacak bisey kalmadığı için uyumuştum.

Hızlıca yataktan kalkıp kapıya doğru ilerledim ilerledikçe ses dahada şiddetleniyordu, sesleri duydukça korkum çoğalmaya başladı. Tek başıma yaşıyorum ve ilk defa başıma böyle bişey geliyor. Korkudan titreyen adımlar ile kapıya yaklaştım ve sessizce kapının merceğinden kim olduğuna baktım. Bunlar kim? Hiç tanımadığım bi adam durmaksızın kapımı yumrukluyordu, arkasında ise 3 4 tane adam bekliyordu, bunların benimle ne derdi olabilir ki?

Acaba kapıyı açmalı mıyım? Hayır Arel saçmalama bu kapıyı açınca başına neler gelebilir biliyor musun? Kapının ardındaki adamların niyetini bile bilmiyorsun ki şu duruma bakarak hiçte iyi niyetli olduklarını düşünmüyorum. Kapıyı açmaya hiç niyetim yoktu çalar çalar evde olmadığımı sanıp giderler artık. Aradan geçen 1 2 dakikanın ardından kapı sesi kesilmişti tam gittiler diye sevinecek iken kapıdan gelen şiddetli bir ses ile kapı açıldı.

Şok içinde kapıya bakıyordum ki içeriye giren adamlar ile hızlıca odama doğru koştum, odama girer girmez kapıyı kitledim, çok fazla vaktimin olmadığının farkındaydım. Hızlıca ayağa kalktım ve camı açtım giriş katta olduğum için çok şanslıydım. Hemen camdan aşağı atladım ve tüm gücümle koşmaya başladım ama arkamdan gelen sesler odamın kapısının çoktan kırıldığına ve peşime düştüklerinin bir işaretiydi.

Her saniye adamlarla aramızdaki mesafe azalıyordu benimde nefesim artık bana yetmemeye başlamıştı ama bu adamların eline düşmektense nefessizlikten ölmeyi tercih ederdim. Son kalan gücümle koşmaya devam ediyorken bi anda kolumdan tutulmamla dengemi kaybedip yere düştüm. Adamlar tam karşımda duruyordu içlerinden birisi beni sertçe kolumdan tutup sürüklemeye başladı. Bağırıp yardım çağırmak istedim ama ağzımdan en ufak ses bile çıkmadı bu ses telleri ne işe yarıyordu. Göz yaşlarımdan önümü göremiyor kendimi adamların elinden kurtarmak için debeleniyordum Allahın cezası sokaktan bir tane bile insan geçmez miydi.

Fırlatmak suretiyle bir arabanın içine bindirildiğimde artık ağlamaktan gözlerimi açamıyordum beni tutan adam hala kolumu bırakmamıştı ben ise kolumu kurtarmaya çalışıyordum

"Eh yeter be seninle mi uğraşacağım bi yerinde dur!" diye bağırdığında bu ani tepkisi yüzünden irkilmiştim ama kolumu kurtarma çabam hâlâ devam ediyordu. Adamın kolları hep çizik dolmuştu ki en sonunda dayanamamış olacak ki kolumu bıraktı

"Bunuda sesini çıkartmıyor diye zorluk çıkarmaz sanmıştım ama kolumu yırttı bildiğin." artık dayanamadım ve anlamayacaklarını bile bile işaret diliyle konuşmaya başladım

'Sizi aptallar! Sesim çıkıyor olsaydı eğer bütün bu Rusyayı başımıza toplamıştım. Gerizekalılar.' adamlar boş boş bana bakıyordu, tabiki boş boş bakacaklar sanki dediğimden birşey anlıyorlar ya.

'Şerefsizler sizi! Siz kim olarak beni böyle zorla kaçırıyorsunuz.' beni anlamadıklarına emindim ama kendimi tutamıyordum aslında anlasalarda sorun olurdu adamlara hakaret ettim ama onlar hak ediyor resmen beni alıkoyuyorlar. Hepsinin yüzüne tek tek baktım onlarda bana bakıyordu. Ne yani burada tiyatro mu çekiyorum ben, içlerinden birisi konuşmaya başladı

"İşaret dili biliyorum ve bizim ile ilgili o aptal düşüncelerini kendine sakla!" siktir umarım dediklerim zoruna gitmemiştir ve beni parçalayıp köpeklere yem etmezdi. Aradan geçen dakikaların ardından demir kapıları olan bir evin bahçesine giriş yaptık, ne oluyor burda? Araba durunca yine kolumdan tutulup sürüklenmeye başladım kendimi kurtarmaya çalışsam bile işe yaramıyordu adam benden 10 kat daha güçlüydü. Eve girdiğimizde beni doğruca merdivenlerden aşağı indirdiler ve boş karanlık bir odaya bırakıp daha doğrusu fırlatarak gittiler. Yere düşmemin şiddetli ile dizlerim tırtıklı zemine sürtünmüş ve kanamaya başlamıştı bir bu eksikti zaten.

Adamların odadan çıkması ile birlikte hemen ayağa kalkıp kapıya koştum ve kapıyı açmaya çalıştım ama nafile çoktan kapıyı kitlemişlerdi. Odaya göz gezdirdim karanlıktı ve tahminimce etrafimda hiçbirşey yoktu, yoğun bi şekilde burnuma gelen küf kokusu ile midem ağzıma geldi burası ne kadar iğrenç bir yer. Tam o anda olayın ciddiyetini boyutunu anladım, hiç tanımadığım birileri tarafından kaçırılmış, iğrenç bir odaya kapatılmıştım ve başıma ne geleceği hakkında hiç bir fikrim yok. Kime ne yaptım da şuan buradayım ben. Düşünüyorum düşünüyorum ama aklıma hiçbir şey gelmiyor şu zamana kadar kimseyle bi sorunum olmadı, kimseyle ufakta olsa bir tartışmaya girmedim peki ya neden şuan buradayım?

Ne kadar süredir buradayım bilmiyorum ama saatler geçtiğine eminim hâlâ kimse yanıma uğramamıştı. O kadar çok ağlamıştım ki artık gözüm yaş gelmiyordu başım ise çatlayacak gibiydi, saatler geçtikçe uykum gelmeye gözlerim kapanmaya başlamıştı ama burada uyumak yapacağım son şey bile olmamalı hiç bilmediğim ve tehlikeli olan bir yerde uyumak kulağa hiçte normal gelmiyor.

Kapının aniden gürültü bir şekilde açılması ile olduğum yerde sıçradım ve içeriye arkasında 2 kişiyle birlikte bir adam girdi adam bana doğru gelirken arkasındakilerden birisi ışığı açtı, ışık açılınca saatlerdir ışık görmeyen gözlerimin acısıyla elimi gözlerime siper etmiştim. Birisi beni kolumdan tutup yerden kaldırdı ve odaya giren adamın önüne bıraktı. Kafamı kaldırıp adama baktım bu yüz bana çok tanıdıktı ama bu adamı nereden tanıyabilirdim ki benim böyle adamlarla ne işim olur. Ellerimi kaldırıp ona beni neden burada tuttuğunu soracaktım ki kalkmak üzere olan ellerimi bileklerimden tuttu

"Sen bana elini mi kaldıracaktın!?" diye bağırması ile geri çekilmeye çalıştım ama bırakmadı

"Kim olarak bana el kaldıracaktın lan sen, hem kimliğimi ifşa etmeye çalış hemde gel karşı çıkmaya çalış!" dediğinde istemsizce kafamı iyi yana sallamaya başladım bu adam kim ki ben onun kimliğini ifşa edeyim tanımıyorum bile, derdimi anlatamıyordum ki ağzımı açıp tek kelime diyemiyordum. En acısıda bu ya herkes bana herşeyi der ama ben ağzımı açıp tek laf diyemem çünkü Arel dilsiz. Karşımdaki adam bileklerimi istercesine bıraktığında dengemi sağlayamayarak yere düştüm, daha yeni dinmiş olan göz yaşlarım tekrar akmaya başladı.

"Konuşsana lan!" üzerime eğilerek bana bağıran adam ile yerde geri geri gitmeye çalışıyordum ama ben uzaklaştıkça o daha çok üzerime geliyordu

"Lan dilini mi yuttun konuş! Kimsin sen!" adamın bağırması ellerim harekete geçti ama daha hiç birşey yapamadan tekrar bileklerimden tutup beni ayağa kaldırdı

"Sen anlamıyor musun, sana diyorum ki konuş! Elini kolunu oynatmayı kes! Sadece ağzın oynayacak!" tükürürcesine bağırması ile daha çok ağlamaya başladım o ise beni konuşturmakta ısrarcıydı. İzin vermiyordu ki derdini anlatayım

"Konuşsana kızım dilini mi yuttun amına koyayım!" hayır dilimi falan yutmamıştım sadece bileklerimi bırakması lazımdı arabadaki o adam neredeydi beni anlamıştı işaret dili biliyordu ona anlatırsam benim bi suçum olmadığı ortaya çıkardı belki. Karşımdaki adam artık daha fazla dayanamamış olacak ki bileklerimi bırakarak beni yere doğru ittirdi ve arkasındaki adamlara döndü

"Konuşturun şunu! Ne yaparsanız yapın ama bu kız bu gün konuşacak!" dediğinde korkuyla olduğum yerde titremeye başladım bana ne yapacaklardı bilmiyorum ama ne yaparlarsa yapsın ben konuşamazdım lütfen bi mücize olsun yoksa burada başıma gelecekleri hayal bile edemiyorum. Adam arkasını dönmüş odadan çıkacak iken odaya koşarak bir adam girdi bu oydu arabadaki adam

"Diablo dur!" dediğinde Diablo dediği adam sert bir şekilde ona baktı

"Ne yapacağımı sana mı soracağım! " bağırması beni bile korkutmuştu o adam nasıl hâlâ arkasını dönüp buradan kaçmıyordu

"Diablo onu konuşturamazsın, kız dilsiz."

diyen adam ile Diablo baktım o ise çoktan bana bakıyordu ama fark ettiğim şey bana baktıkça öfkesi dahada çok artıyordu şuan varlığım bile onu sinirlendiriyor olmalı yoksa her saniye artan öfkesinin bir açıklaması olamaz

"Hepiniz çıkın buradan!" demesiyle adamlar odadan çıktı. Diablo sağ tarafa doğru yürüdü orada olan sandalyeyi öneme koydu ve oturdu orada bir sandalye olduğunu bile yeni fark ediyordum

"Kimsin sen?" sorusu üzerine yüzüne bakmaya başladım az önce konuşamadığımı öğrenmişti ve hâlâ bana soru soruyordu beni nasıl anlayacaktı ki bu düşüncemi bölen şey diablonun sesi oldu

"İşaret dili biliyorum sadece bana cevap ver." bunu duymam ile ellerim harekete geçti

'Arel , ismim Arel'

"Kimin adamısın?" kafam çok karışmıştı kimin adamı olduğumu düşünüyordu bu ne yani simdi boş yere mi bu kadar korku yaşadım ben kimsenin adamı falan olduğum yok ki benim

"Cevap ver!" bu adamın sesinin ayarı gerçekten yoktu bağırmadan konuşsa tüm sorunu çözebilirdik belki bağırarak işi daha çok yokuşa sürüyordu

'bana bağırma kimsenin adamı değilim ben' gözlerini ellerimden çekip yüzüme baktığında sertçe çenemden tuttu

"Sen beni aptal mı sanıyorsun!" diye bağırması ile gözyaşlarım tekrardan gözlerime dolmaya başladı

"Ağlamayı kes ve bana cevap ver! Kimin adamısın!" çenemde ki elini tutup itmeye çalıştım o kadar sert turuyordu ki artık çenem acıyordu. Çenemi bıraktığında kendimi geri çektim

'sana diyorum kimsenin adamı değilim ben, bırak artık beni.' dediğimde daha da çok sinirlenmişti, hava kalkan elini gördüğümde ellerimi hızlıca yüzüme siper ettim bu tamamen refleks ile olan birşeydi ama beklediğim gibi bir acı hissetmemiştim

"Aç şu yüzünü!" demesiyle hemen ellerimi yüzümden çektim bu adam beni nasıl bu kadar çok korkutmayı başarıyordu

"Bana bi cevap ver artık." benden bilmediğim birşeye cevap vermemi bekliyordu halbuki bilsem bu korkuyla şimdiye kadar bildiğim herşeyi söylemiştim

'sana birisinin adamı olduğumu düşündüren şey ne?' bunu demem ile birlikte cebinden bir telefon çıkardı, birşeyler yaptıktan sonra telefonu bana çevirdi

"Birisinin adamı değilsen bunu niye yaptın o zaman?!" ekrana baktığımda benim paylaştığım resim vardı şuan Diablonun kim olduğunu anladım onu tanımıştım o resmide çıkan adamdı sadece bir resim için beni buralara kadar sürüklenmiş hiç yaşamadığım bir korku yaşamıştım

'Bunu bilerek yapmadım rastgele bir anda çekmiştim bunu ve sende çıkmışsın.'

"Altına benim adımı yazmanda mı bir tesadüf o zaman" o resmi paylaştığımda gökyüzünün kırmızı rengi yüzünden "şeytan" yazmayı tercih etmiştim ama bunu türkçe yapmıştım bir dakika bu adamın adı diablo. Hayır salak kafam sınavlarda sallardın bu kadar tutturamazdın bunu nasıl becerdin

'Ben bilmiyorum sadece gökyüzünün rengine için yaptım seni tanımıyorum bile bırak beni artık evime gidiyim.' dediklerim üzerine kafasını onaylamaz bir şekilde iki yana sallayarak ayağa kalktı ve arkasını dönüp bulunduğumuz odadan çıktı.

Bölüm sonu

3 yorum