İçeriğe geç

Sessizliğin kalbi

Bölüm 2 · 4 dk okuma

Sessizliğin kalbi

Bölüm 2

Paylaşım

Evimin önüne gelince hızlıca anahtarımı çıkardım ve eve girdim hava bu aralar çok soğuktu zaten hassas olan cildim ise kurumaya yer arıyordu. Kabanımı çıkartarak girişte bulunan portmantoya astım ve odama doğru ilerledim. Dolaptan kendime hemen bir kazak ve eşofman aldıp giyindim ve ardından arkadaşım Annaya yazdım kendisi Rusyaya geldiğimden beri yanımda olan tek insan

Arel: Anna müsait misin??

anında aktif oldu ve bana cevap verdi

Anna: Sana her zaman

Arel: Bana gelebilir misin

Anna: Bir sorun yok değil mi sen normalde bu kadar kibar değildin

Arel: Hayır hayır bisey olmadı sadece bu gün yeni fotoğraflar çektim bu yüzden bana lazımsın

Anna: Ay bende birşey oldu sandım direkt fotografları atsaydın bakardım

Arel: Aslında birazda seninle vakit geçirmek istedim bu aralar çok görüşemedik

Anna: O zaman hemen geliyorum 10 dakikaya ordayım bekle beni

Arel: Bekliyorummm

yazdıktan sonra telefonu kapatarak fotoğraf makinemi elime aldım ve fotoğrafları tekrar incelemeye başladım fotoğrafı ilk çektiğimde fark ettiğim adamı tekrar fark ettim. Kameradan adamı büyüttüm gerçekten de fazlasıyla iri ve uzun bir adamdı 10 fırın ekmek yesem bu hale gelemezdim. Üzeri simsiyahtı hadi ama bu kadar iç karartmaya ne gerek vardı ki biraz renkli ol canım.

Hemen önümdeki orta sehpaya koyduğum telefonu aldım ve adamın resmini birde telefonumdan çektim, bir dakika ne yapıyorum ben, sapık mısın sen kızım?

Hayır yani sapıklıktan değil sadece daha dikkatli görmek istedim. E bu sapıklık değil mi? Ben galiba yavaştan delirmeye başladım kendi kendine konuşmak nedir ya. Oturduğum yerden kalktım ve mutfağa gittim Anna gelmeden birşeyler hazırliyim beraber yeriz.

Aradan geçen bi 15 20 dakikanın ardından kapı çaldı bende hemen hemen herşeyi hazırlamıştım zaten. Ellerimi yıkayıp kapıya doğru ilerledim ve aralıksız çalan zili duymamaya çalıştım. Bu kız her gelişinde böyle yapmak zorunda mı? Daha fazla beklemeden kapıyı açtım

"Ay kızım sürünerek mi geldin ne yaptın yarım saattir seni bekliyorum" daha eve geleli 1 dakika olmadan söylenmeye başladı bile. Salona girdiğimde Anna kendini koltuğa atmış montunu çıkarıyordu ellerimi kaldırarak

'Sadece 2 saniye bekledin ve hemen söylenmeye başlıyorsun' evet bunları işaret diliyle anlatıyorum çünkü konuşamıyorum aslında bu doğuştan değilde sonradan oluşan birşeydi

"Ne 2 saniyesi Arel yarım saat seni bekledim ya" demesiyle üzerinden çıkardığı montu bana doğru fırlatması bir oldu. Montu yanında ki koltuğun üzerine bıraktım ve yeniden ellerimi hareket ettirerek

'Tamam tamam şimdi sus ve bana yardım et bize birşeyler hazırladım, mutfakta' Anna ayağa kalktı ve hızlı adımlarla mutfağa ilerledi

"Kızım baştan desene şunu saatlerce bile beklerdim o kapıyı açmanı, çtım çıkmazdı!!" evet Anna tam bir yemek aşığı aslında bende öyleyim ama o artık ayrı bir boyuta taşıdı bu işi. Annanın ardından mutfağa girdim çoktan tezgahtaki atıştırmalıkları masaya koymuştu bile beni görünce

"Burayı bana bırak ben ayarlarım sen şimdi fotoğraf makineni getirdi aynı zamanda fotoğraflara bakarız." onu başımla onaylayıp salona gittim ve fotoğraf makinemi aldım ardından ise odama giderek diz üstü bilgisayarımı alarak mutfağa geçtim. Mutfağa geçtiğimde Anna çoktan masayı hazırlamış hatta oturup birşeyler yiyordu, bilgisayarımı ve fotoğraf makinemi masaya koyarak bende oturdum.

"Şimdi bakalım şu çektiğin resimlere!" Anna çektiğim resimlerle gerçekten çok fazla ilgileniyordu bu da beni çok mutlu ediyordu ben hariç birisinin yaptığım işleri sevmesi merak etmesi o kadar güzel hissettiriyordu ki

'Önce bilgisayara aktarayım öyle daha rahat bakarız' ellerimde olan gözlerini yüzüme çevirdi

"Tamam o zaman bende bu sırada sana bu gün olan şeyi anlatmalıyım. Neler olduğuna inanamayacaksın!" Anna anlatmaya başlarken bende fotografları bilgisayarıma aktarıyordum aradada Annayı dinlediğimi belirten mırıltılar çıkartıyordum.

"İşte böyle oldu şimdide düşünüyorum acaba bunu Austine söylemeli miyim, sence ne yapmalıyım?" Austin Annanın erkek arkadaşıydı birbirlerini gerçekten çok seviyorlar hatta bi kaç yıl sonra evleneceklerinr eminim

'Bence söylemelisin bu çocuğu önceden de reddettin tekrar tekrar gelip şans istemesi rahatsız edici birşey ve Bellanın saçlarını siyaha boyatmasına gelirsek o kız tam bir sarışın bebekti o saçlara nasıl kıymış!!' tek seferde söylemek istediğim herşeyi söylemiştim yani parça parça söylemek insani yoruyor çok söyliyim tek söyliyim. Tabi konuşabiliyor olsaydım bu durum belkide tam tersi olurdu kim bilir.

"Neyse canım bırak şimdi onları resimleri göster bakiyim." sandalyemi Annanın yanına doğru çektim ve resimleri açmaya başladım. Anna her resim için ayrı ayrı yorumlar yapıyordu ve en sonunda eleye eleye en güzel resmi seçiyorduk

"Arel baksana bu çok güzel, gökyüzü o kadar güzel çıkmış ki bence bunu paylaşmalısın" Annanın dedikleri ile resme baktım bu o adamın çıktığı resimdi ellerimi kaldırdım

'Aslında bende bunu atmak istedim ama baksana şuradaki adama yüzü çok belli olmuş ondan izinsiz bir şekilde atmamız onu rahatsız edebilir.' dediğimde güldü

"Hadi ama adamın karşısına bile çıkmaz belki hem çıkarsa da ne olabilir yani" ellerimi bilmiyorum dercesine iki yana açtım

"Hiçbisey olmaz en fazla paylaşımı sildirir hatta belki umursamaz bile bence bunu atmalısın." dediğinde tamam anlamında kafamı aşağı yukarı salladım.

Sosyal medya hesabıma girerek fotoğrafı seçtim ve yeniden inceledim. Caddede yan yana dizili olan kafeler ve onların yanmaya başlamış olan süs ışıkları tam bir görsel şölen yaratıyordu ama en mükemmel olan şey ise gökyüzü. Gökyüzü kızıl bir göl gibiydi daha önce çok fazla gün batımını çekmiştim ama çok farklıydı gökyüzü adete şeytan kırmızısına bürünmüştü.

Fotoğrafı incelemeyi bıraktım ve açıklama kısmına sadece "şeytan" yazarak paylaştım.

AREL

Bölüm sonu

6 yorum