İçeriğe geç

Sessizce Sevdiğim Çocuk

Bölüm 7 · 5 dk okuma

Sessizce Sevdiğim Çocuk

Bölüm 7

Köşedeki Burger King

Gün geçtikçe Ömer ile daha yakın bir şekilde dost oluyoruz. Her gün beraber kahvaltı yapmaya ve öyle yemeği yemeye başlıyoruz. Çıkışta bile servisime kadar beraber yürüyoruz. Sınıfta benden daha yakın olduğu birkaç arkadaşı vardı. Bu arkadaşlarıyla okul çıkışında play-station oynamaya ya da bir yerlerde oturmaya gidiyorlardı. Bir gün sınıfta onlar kendi aralarında boş bir derste konuşurken belden aşağı sohbetlerine sınıf başkanımız Duygu kulak misafiri olmuş. Ve bunu duyan Duygu neredeyse tüm okulu ayağa kaldırdı.

En son sınıfımıza kadın rehber hocalarımız gelip önce tüm kızları çıkarıp erkekler ile sonra tüm erkekleri çıkarıp kızlarla bir şeyler konuşmaya başladılar.

Tüm sınıf toplanınca ise gruptan çıkan konular ile ilgili Duygu söz hakkı aldı ve konuşulan her şeyi sınıf ortamında dile getirdi.

Bunu duyunca sohbeti dönen grup açıklama yapmaya başladı. Ve hepsi Ömer'de bir telefon olduğunu ve tüm bunların onun çıkardığını belirtti. Sınıftaki hemen herkesin telefonu vardı ve yanındaydı.

Telefon meselesini duyan kadın öğretmenimiz bunu kulak ardı ederek yönetime bildirmeyeceğini söyledi. Herkes birbirinden özür dileyerek barıştı ama Ömer en yakın arkadaşlarından büyük bir darbe yemişti. Ömer gibi bir insanın bu iftiralardaki hiçbir şeyi yapmayacağını tüm sınıf biliyordu. Ömer çok şaşırmıştı. Teneffüste onu teselli etmeye gitmiştim. Başının ağrıdığını söyleyince hızla kantine inip ona ağrı kesici hap almıştım.

Zorla da olsa yutmasını sağlamıştım. Artık arkadaşlarıyla konuşmama kararı alan Ömer ile şu an en yakın arkadaşı ben görünüyordum. Çıkışta beraber bir şeyler yapmamı teklif etti. Hemen kabul ettim.

Son dersin zili çoktan çalmış herkes okuldan ayrılmak üzere sınıftan çıkmıştı. Hazır halde Ömer'in ağır adımlarla hazırlanmasını izliyordum. Neredeyse masanın altında unutacağım telefonum çalmaya başladı.

Arayan servis şoförümüzdü. Telefonu açıp kendisine gelemeyeceğimi dışarıda işim olduğunu söyledim. Başta tereddüt etse de kabul edip telefonu kapattı. Sırıtarak telefonun ekranından kafamı kaldırım. Telefonu cebime koyup yüzümdeki sırıtmaya anlam vermeye çalışan Ömer'e yöneldim.

''Keşke sana nasıl heyecanlı olduğumu anlatabilseydim''. İç sesim resmen kavga edercesine bu cümleyi haykırıyordu. Ama Ömer bunun farkında değildi.

Hızlıca okuldan çıkıp merkeze giden minibüslere doğru yöneldik. Az sonra şehir merkezine yaklaşmıştık. Nereye gideceğimizi düşünürken aklıma bugün Ömer'in hiç yemek yemediği gelmişti.

''Köşedeki büyük Burger King'e girip, iki double whopper yesek mi ? ''

Kafasını kaldırıp sırıtarak '' Oha ben bitiremem, ben normal olandan yerim ya. Seni de evde beslemiyorlar mı ?'' dedi ve kafasını kaldırıp bana bakarak gülmeye başladı. O an büyük bir kahkaha atarak günlerdir yemek yemediğimi söyledim.

Aramızda sohbet devam ederken içeri girmiş, sipariş standında olan sıraya katılmıştık bile. Sıra bize gelince hızlıca siparişlerimizi alıp terasa çıktık. Bir taraftan yemek yiyor bir taraftan hissettirmeden Ömer'i izliyordum.

Her şeyi öğrenmek istiyordum. Ona ait ne varsa bilmek, her detayını aklıma kazımak istiyordum.

Saat ilerledikçe gülüşmeler, sohbet ve samimiyet artıyordu. Ömer'e daha da hayran olmaya başlamıştım. Laf lafı açarken bana sevgilim olup olmadığını sormuştu. Tedirginleştim. Sevgilim yoktu. Ama resmen kitlenmiştim. Hızlıca tedirginleşen yüzümü bozup, ''hayır, aslında uzun zamandır bir sevgilim yok. Sanırım ilişkileri yürütemiyorum.'' deyip yarım bıraktığım kolamdan bir yudum daha aldım.

Ömer sırıtarak ''nasıl olmaz, Seher senden hoşlanıyor sanıyordum. Hatta aranızda bir şeyler olduğunu bile düşünmüştüm.''

''Yok artık !!'' diyerek sanırım biraz kalkışmıştım. '' Seher ve ben sadece arkadaşız. Okula geldiğimden beri beraberiz. Ve çok sevimli iyi bir insan.'' diyerek devamını getirmiştim.

'' Tamam ya neden kızıyorsun? Sadece sordum ''. Cümleyi ufak bir sırıtmayla bitirip, cebinden telefonunu çıkardı. İç sesim hemen atağa geçip konuşmaya başladı tabi. '' Oo kesin selfie yapacak. Hadi bakalım Efe yine iyisin.''

Hayatta en çok korktuğum şeylerden biri ise iç sesimin biri tarafından duyulmasıydı. Düşünsenize, günde neredeyse her saniye içimizden bir şeyler düşünmeden edemiyoruz. Aklımızdan binlerce fikir, hayal ve düşünce geçiyor. Belki bir söz söylemeden kafamızda tasarlıyor, ölçüp biçtikten sonra kelimelere döküyoruz. Birinin zihnimizi okuması ya da iç sesimizi duyması, hayatımızı epey zorlaştırabilirdi.

Ben içimde bunları düşünürken, Ömer tuş kilidini açtığı Galatasaray arka planlı telefonundan galeri uygulamasına girdi. Çok geçmeden yapay papatya tacını taktığı siyah kısa saçlı, üzerinde kırmızı bir boğazlı kazak olan bir kız gösterdi. Başta anlam veremesem de Ömer'in sağında duran kızın Ömer'in elini tutunca karnım ağrımaya başlamıştı bile. Bu ağrıyı bilen bilir, tamamen manevi duygulardan ağrıyan karnınızı hiçbir şekilde avutup acısını dindiremezsiniz.

Ömer fotoğrafa bakıp ufak bir gülümsemeyle tuş kilidini kapattı ve üzülmekten yüzü kızaran bana döndü. ''İşte bu da yengen.'' Kimisi için ne kadar basit bir cümleydi bu. Benim için ise hayal kırıklığından başka bir şey değildi.

Normal olarak ben de Ömer'den beni sevmesini ya da ben gibi biri olmasını bekleyemezdim. Ama üzülmüştüm. Dünyam başıma yıkılmıştı. Kalan kolamdan bir yudum daha almak istedim, boğazımda aşağı inmiyordu. Beni buna bu kadar bağlayan şey ne idi peki? Dışarıda buz tutmuş karın üzerinde yürümeye çalışan insanları izlerken hep bu soru vardı aklımda. Birden az önce tuvalete kalkan Ömer geldi ve neyim olduğunu sordu. Allah'ım, bu sorudan o kadar nefret ediyordum ki...

...Soru cümlesine sahteci bir gülüşle kafamı yasladığım soğuk camdan kaldırarak cevap verdim '' Of be sınavlar yaklaşıyor, biz ise burada boş boş geziyoruz''. Kurduğum cümleye katılırcasına kafasını salladı. Evet, bu benim eve kaçış planımdı. O an yalnız kalmayı ya da evde olmayı o kadar çok istiyordum ki, çözümünü bu ucuz numarayla bulmuştum.

Ömer de çok kalmadan montunu giymeye başlamıştı bile. Ben de hızlıca kalkıp montumu giymiştim. Telefonumun ekranında annemden gelen cevapsız arama bildirimini kaydırıp cebime attım.

Ömer birden az önce oturduğum yere geçip cama sıcak nefesiyle buğusunu bırakarak gülen bir yüz çizmişti. Ne amaçla yaptığını hâlâ anlamış değilim. Sadece içinin güzelliği, saflığı hep dışarı bir şekilde çıkabiliyordu.

Yaptığı surata bakıp sırıtarak Ömer'e döndüm. '' Hadi ama hava iyice soğudu. '' Hemen ellerini ovuşturup '' tamam tamam, haydin gidek.'' Bir insan ağız yaparken bile bu kadar mükemmel görünebilir miydi ?..

Ömer'in mahallesine giden minibüslere kadar ona eşlik ettim. Elimizi havada tokuşturarak ayrıldık. Kulaklığımı takıp sokaklarda dolaşmaya başladım. Adele'in eşsiz sesiyle Ankara sokakları resmen bana dayanak olmuştu.

Annemin birkaç kez tekrar araması üzerine eve gitmeye karar verdim. Eve üzgün gitmemek için elimden geleni yapıyordum. Az sonra evimizin yakınlarında bir marketten birkaç şey aldım. Evin yolunu tuttum.

Eve gidip hızlı bir duş aldıktan sonra siyah fincanıma biraz kahve doldurup, dizinin kalan kısmını izlemeye koyuldum. Diziyi resmen birkaç günde bitirmiştim. Canım çok sıkkındı ve okula gitmek istemiyordum. Kafamı tavana yaslayıp akvaryumun mavi ışıkları içerisinde uyumaya çalışıyordum.

Uyku tutmuyordu. Ne yaptıysam uyuyamıyordum. Biraz telefonla vakit geçirip uyuya kalabilirdim. Telefonu elime aldığımda birkaç İnstagram bildirimi vardı. Takip istekleri kutusunda tanıdık birinin profilini gördüm. Bu Ömer idi. İsteği kabul etmeden telefonun tuş kilidini kapatıp düşünmeye başladım. Düşüncelerim arasına uykuya çoktan dalmıştım.

Sabah askeri bandosu gibi çalan alarma uyandım. Bu alarm işi beni epey sinirlendiriyordu. Hızlıca yataktan çıkıp aynanın karşısına geçtim. Dağınık siyah saçlarıma elimle biraz şekil verdikten sonra kahvaltı yapmaya masaya oturdum. Sabahtan beri 10 kez baktığım istek kutusunu tekrar açıp baktım, her seferinde de kabul etmeden çıkıyordum. Sadece bakıyordum.

Bölüm sonu

2 yorum

  • İşte buda yengen kelimesinin ağırlık ... Üzüldüm ya ben efemeee

  • ABİ EFENİN DUSUNCELİK ŞAKA Mİ HUPTURURUM BEN BUNU YAA SASPİKK