Victor salonda peluş oyuncağın olabileceği olası yerlere bakıyordu. Ahu ise meraklı bakışlarla onu izliyordu. Her baktığı yere hevesle bakıyor tavşanının orada olmasını istiyordu. "Burada bıraktığına emin misin?" Aslında Victor'un sorusunun bir önemi yoktu. Çünkü peluş oyuncağın nerede olduğunu bir kaç dakikada bulmuştu. Koltuğun arasına sıkışan oyuncağın kulağının küçük bir kısmı görünüyordu. Etrafına göz gezdirdiğinde hemen fark etmişti , o sadece bebeğiyle zaman geçirmek istiyordu. Ortada hiçbir şey yokken bunu yapmaya çalışsa Ahu kaçacak yer arardı. Ona kısa cevaplar verip kaçmaya çalışırdı. Kendisinden çekindiğini biliyordu. Bazen çekinerek oturduğu yere siniyordu. Victor ona bu hayatı zorunlu kılmıştı seçme hakkı vermemişti, devamında onu zorlamak istemiyordu. Ahu'nun Psikiyatristi olası bir baskı yada zorlamada dahada içine kapanabileceğinden bahsetmişti. Victor bunu duyunca onun üzerine gitmemeye oldukça dikkat etmeye başlamıştı. Onunla zaman geçirebilmek için an kolluyordu ancak asla onu zorlamıyordu. Ahu'yu ise zor durumda bırakan tek şey bu evin sınırlarıydı... "Eminim, yok mu?" Dedi Ahu üzgün çıkan sesiyle. Victor bir an bu küçük oyunu bitirmek istedi fakat yapmadı. "Belki de sana yeni bir peluş tavşan almalıyız." Ahu'nun dudakları büküldü o yeni bir tavşan istemiyordu. Kendi tavşanını istiyordu. "İstemem..." Dizlerini kendine çekerek kollarını etrafına sardı. "Buradadır, nereye gidecek ki." Ona sarılıp uyuyordu, şimdi neye sarılıcaktı. "Peluş tavşanını sana ben aldım. Aynısından bulurum." Dedi Victor onun yanına yavaş hareketlerle oturarak. Ahu'nun gözleri yaşardı. Yeşile ev sahipliği yapan gözleri uyku saatini geçirdiği için zaten kızarmıştı. "İstemem..." Dedi tekrar Ahu içli bir şekilde. Neredeyse ağlıcaktı. Sevdiği bir şeyi daha kaybetmiş gibiydi. Victor onun titreyen kirpiklerine baktı, kızaran küçük burnuna... Oyununa bir son verip oturduğu yerin hemen köşesine uzanarak tavşanı sıkıştığı yerden çekerek çıkardı. Ahu ona bakmadığı için bu hareketini görememişti. Victor tavşanı onun göz hizasında kaldırarak uzattı "Al bakalım." Gözleri buğulanan Ahu ellerinin tersiyle hızla gözlerini sildi. Zaman kaybetmeden peluşa uzandı. Eline aldığında sıkıca sarılmıştı. "Tavşanım neredeydin." Peluşa fısıldamasını kendisi hariç Victor'da duymuştu. Oyuncak tavşanın bir ismi yoktu. Ahu ona 'tavşanım' denemeyi tercih ediyordu. "Uyku zamanı." Ahu onun sesini duyduğunda yerinde kıpırdandı. Salona ilk geldiğinde Victor'un ona kızacağını düşünmüştü, hatta emindi bile. Fakat beklediğinin tam tersi olmuştu. Her an sinirlenmesine karşın ona karşı çıkmadı. Ayaklarını yere basacağı sırada Victor'un sert sesi onu durdurdu. "Yere basmak yok." Victor yerdeki büyük parçaları toplamış olabilirdi ama küçük parçalar hala yerdeydi. Oturduğu yerden kalkarak Ahu'ya doğru eğildi. Ahu daha ne olduğu anlayamadan Victor onu kollarının altından tutarak havaya kaldırdı. Ahu kendini geriye çekse bile nafileydi. Victor onu kucağına aldıkdan sonra sol koluyla alttan destekleyerek onu kendine yasladı, bir nevi Ahu'yu sol kolunun üzerine oturtmuştu. Ahu ise şaşkındı, bir şey söyliyecek zamanı bile olmamıştı. Kendini bir anda havada bulunca onun siyah tişörtünün bir kısmını avucuyla kavrayarak tutunmuştu. Ahu'nun şaşkınlığının yanında Victor'un ifadesi düzdü sanki her zamanki gibi normal bir şekilde merdivenlerden çıkıyordu. Ahu o kadar hafiftiki sanırsın hiçbir şey taşımıyordu. Bu kadar zayıf olması Victor'un canını sıktı. Tişörtünün kavradığı o küçük ele baktığındaysa derince bir nefes soludu... & Victor kahvaltı masasında sıcak kahvesini yudumluyordu. Masa eksiksiz hazırlanmış, her şey tamdı. Eksik olan tek şeyse Ahu'ydu... Rowenta elinde pankek dolu bir tabakla geniş yemek masasına ilerledi. Tabağı Ahu'nun her zaman oturduğu yere yakın duracak şekilde masaya bıraktı. "Efendim lütfen kusura bakmayın, küçük hanım şimdiye kadar uyanmış olurdu." Rowenta neredeyse içine kaçmış sesiyle açıklama yapıyordu. Victor beyin bazı konularda oldukça hassas ve asla bahane kabul etmediğini biliyordu. "Hemen şimdi uyandırıp kahvaltı yapması için-" Rowenta'nın telaşlı cümlesini bölen Victor olmuştu "Hayır, uyandırma. Geç uyudu." Cevap beklemeyen sesi oldukça soğuktu. Kara irislerini Rowenta'ya değdirdiğinde yüzünde hiçbir duygu yoktu. Victor'un bakışlarına maruz kalan arkasına bakmadan kaçmak isterdi, çünkü o gözlerden yansıyan tek şey boşluktu. Ne bir merhamet, nede bir hissiyat... Hiçbiri onda yoktu " Bu dediklerim görevinde aksama olabileceğini sana düşündürtmesin." Sözlerinde açık bir tehdit vardı. Bir nevi tek bir hatanda işini bitiririm diyordu, ve Rowenta emindiki Victor bey bunu hiç düşünmeden yapardı. Kendisinden önce bir çalışan daha olduğunu duymuştu korumalardan. Adının Emily olduğunuda eklemiştiler. Neden işten çıkarıldığını sorduğunda korumalardan sorumlu olan Kane bey imayla gülümsemiş ve işten çıkarılmadığını Victor beyin Emily'i saçlarından tutarak garaja kadar sürüklediğini söylemişti. Devamını anlatmasına gerek yoktu çünkü bu işlerde yaptığın hatanın bedelini canınla ödüyordun. Kendisinden önceki çalışan, sırf Ahu hanım mutfakda tek başınayken elinin küçük bir kısmını yaktığı için canından olmuştu. Bunu ilk öğrendiğinde Rowenta'nın kanı dondu. Ve o an anladı. Victor bey için önemli olan tek bir şey vardı, Ahu... Victor kahvesini bitirdiğinde ayağa kalkıp takım elbisesinin ceketini giyindi. Dış kapıyı es geçerek yukarı kata adımladı. Görmek için sabırsızlandığı o odaya sessizce girdi. Pembe ve Beyaz tonların hakim olduğu oda, bu evdeki sevdiği tek yerdi. Gözleri tüllerin ardında uyuyan kişiye kaydı. Bir kaç adım atarak tülleri bir kenara çekti Ahu'nun hemen yanına, yatağın ucuna oturmuştu. Onun bir avucundan küçük olan o nadide yüzü özlemle izlemeye başladı. Tavşanına sarılarak uyuyordu. Dün gece neredeyse onun için ağlayacaktı. Yüksek olan odanın ısısı yanaklarını hafifçe kızarmasına neden olmuştu. Hafif aralık dudakları insanı günaha davet edecek kadar güzeldi. Her bir detayını izledi Victor... Yavaşca yaklaşarak Ahu'nun kızaran yanağını hafifçe öptü. Uyanmasını istemiyordu. "Seni seviyorum bebeğim..." Sessiz fısıltısını kendisinden başka kimse duymadı. Ahu muhtemelen onu duysaydı "Neden seviyorsun ki, sevme istemem." Diye paniklerdi. Her zaman Victor'un sevgisi onu korkutmuştu. Victor ceketinin iç cebinde duran telefonuna bildirim gelmesiyle istemeyerek de olsa yatakdan kalktı. Odanın ısısını bir kaç derece düşürdü. Son kez Ahu'ya bakarak odadan çıktı. Evden çıktığında Rowenta arkasından kapıyı kapattı, ve Ahu yine yanlızlığıyla baş başa kaldı... Victor kapının önüne getirilen siyah Range Rover arabasına binerek aracı çalıştırdı. Evin arazisi epey büyüktü. Mülkten tamamen çıkması on dakikaya yakın sürmüştü. Victor gözleri yola odaklıyken kısa bir an telefonuna baktı, Sergio yazısına tıklayıp aramayı hoparlöre alarak telefonu yan tarafa gelişi güzel bıraktı. Çağrı bekletilmeden açıldı. "Rapor ver Sergio." Victor aracın hızını arttırarak ilerlerken Sergio'nun dediklerini dikkatle dinliyordu...
Bölüm 2
2. BÖLÜM
Bölüm sonu
3 yorum
Ya bende ilk bölüm görünmüyo herşeye yabancı kaldım Ahu'nun yaşımı küçük yaksa piskolojik problemini var
Ahuyla vakit geçirmek için fırsat kollayan Victor'a kahroldum 😔
Bölüm çol guzel

