Ahu elindeki pastel boyayı kullanırken bir anda boyası kırıldı. Genç kız buna dudaklarını büzerek baktı. O boyalarını çok seviyordu, resim yapmaya ise bayılıyordu. Şimdi ise en sevdiği pembe boyası kırılmıştı Victor'a söylese yenisini alırmıydı? Ahu bazen ondan ve onunla konuşmaktan korkuyordu... Belkide boyasını bantla yapıştırmalıydı. Kırılan boyasını bir kenara koyup resmini yapmaya devam etti. Salonun ortasında koltukların arasında duran masanın dibine, yere oturmuştu. Rowenta salona girerek "Ahu tabağındaki yemekleri bitirmemişsin!" Diye kızarak konuştu "vitaminlerini içeceksin o yemekler bitecek!" Diye de ekledi, Rowenta Ahu'ya ilgilenirdi bir nevi ona göz kulak olurdu. "Rowenta... Ama doydum kalanları nasıl yiyebilirim." Diye mırıldandı Ahu "O yemekler bitecek aksi takdirde Viktor beyi ararım." Dedi Rowenta hemen Ahu korkarak ona baktı "tamam ben hepsini bitirim ki" dedi panikle. Eğer Victor'u ararsa akşam olucakları kestiremiyordu. Masanın dibinden kalkarak mutfağa yemeklerinin kalanını yemeye gitti Bu sırada Rowenta'nın telefonu çaldı. Rowenta ekranda gördüğü isimle yutkundu ve bekletmeden aramayı açtı. "Buyrun efendim." Dedi usulca.Victor sert ve donuk sesiyle konuştu "Anlat." Dedi Rowenta biliyordu ki Victor bey sadece Ahu'nun ne yaptığından haberdar olmak için kendisi arardı. Sorgulamadan cevap verdi. "Sabah kalktığında kahvaltısını yaptı daha sonra çizgi film izlemek istediğinde bir kaç saat çizgi film izledi, ancak öğle yemeğini bitirmemişti onu uyararak yemeğini bitirmesini söyledim." Victor konuşmadan Rowenta'yı dinliyordu bebeğini özlemişti eve bir an önce gitmek istiyordu. Ahu'nun kendisi evde yokken neler yaptığını hep merak ediyordu. Kendisini görünce fazla konuşmuyor hareketlerine dikkat ediyor ve olduğu yere siniyordu. İlk başlarda Victor bu hareketleri yüzünden neredeyse sinirden deliriyordu ancak şu an daha sakin davranmaya çalışıyordu. 'zaman' diyordu Viktor içinden, zamanla bana alışacak... Victor telefonu kapattı. Bretva olarak fazlasıyla meşgul bir adamdı fakat işlerini daha hızlı bitirmeye çalıştı çünkü evinde görmek için can attığı küçük kızı vardı. Mutfakta zorla da olsa yemeklerini bitiren ve ilaçları içen ise Ahu'ydu... Ellerini yıkamak için banyoya gitti. Ellerini yıkadıktan sonra gözleri aynaya takıldı, kendi solgun yüzüne ve ışıltılarını kaybetmiş ormanı andıran yeşil gözlerine baktı. On sekiz yaşındaydı. Ancak bütün bu olanları kaldıramıyordu. Bütün bu olanlar onu yıpratmıştı. Hayatı ise zaten baştan aşağı değişmişti... & Victor'un arabası bahçede durdu. Korumalar hemen kapısını açarak inmesini bekledi, Victor arabadan inerek sakin adımlarla eve ilerledi. Kapıyı tıklattığında Rowenta kapıyı seri bir şekilde açtı. Zaten başkası da açamazdı evin içinde bir tek Rowenta çalışırdı. Başka kimse, buna korumalar da dahil evin içine giremezdi. Ahu'yu kimsenin görmesini istemiyordu. Victor Ahu'yu kendine saklıyordu. Rowenta kenarı çekilerek Victor'un içeri girmesini için alan tanıdı, içeri bir adım atarken "Nerede?" Dedi soğuk sesiyle "Odasında efendim." Dedi Rowenta saygıyla. Victor merdivenleri ikişer ikişer çıkarak sabırsızca Ahu'nun odasının kapısı sessiz bir şekilde açtı. Gözleri genç kızı aradı ancak odada kimse yoktu. Victor bir kaç adımla balkon kapısına yaklaştı. Gözlerinin görmek istediği o tatlı kişi buradaydı biliyordu. Kaçmış olabileceğini düşünmedi bile çünkü Ahu istesede kaçamazdı... Balkon kapısını biraz araladı ve dikkatle baktı. Ahu teras kadar büyük olan balkonunda bulunan rahat koltuğu ve sandalyeleri es geçmiş yere mermere oturmuş resim çiziyordu. Victor bunu görünce hafifçe gülümsedi ancak bir kaç saniye sonra onun soğuk zemine oturmuş olduğunu fark edince kaşları çatıldı. Ahu ise her şeyden habersiz boyalarını kullanmaya devam etti. Rüzgar efil efil esiyordu ve genç kızın ateşten bir kor gibi olan kızıl saçlarını omuzlarından arkaya sürüklüyordu. Saçlarının uzunluğundan fazlasıyla rahatsızdı Ahu, kalçalarına gelen saçlarını kesmek istediğinde Victor sinirle çıkışarak 'bu saçlar kesilmeyecek!' demişti. Victor ses çıkararak balkona bir adım attı. Ahu sesin gelmiş olduğu tarafa bakınca Viktor'u gördü. "Ayağa kalk." Dedi buyurgan sesiyle Ahu oturduğu sert zeminde kalktı elindeki boya kalemlerini de zemine bırakmıştı. "Bir daha yere oturmak yok." Dedi Victor katı sesiyle. "Peki."dedi Ahu hemen. Yere eğilerek boyalarını ve resim defterini aldı, sakince masanın üzerine koydu. Sakin davranmaya çalışıyordu ancak koşarak odasına dönmek istiyordu. Biliyordu ama eğer bunu yaparsa Victor kızardı. Ahu masanın sandalyelerinden birine oturduğunda Victor'da hemen çaprazda ki rahat koltuğa oturdu. "Bu gün neler yaptın?" Dedi Victor ilgiyle. Ses tonunu yumuşak tutmaya da özen göstermişti bebeği fazla kırılgan bir kişiliğe sahipti ve onu kırmamak için elinden geleni yapıyordu. "Hiç" dedi Ahu kısaca. Victor onun bu cevabına karşı sinirle soludu her gün aynı soruyu soruyordu, aldığı cevap ise değişmiyordu. Neler yaptığını tabiki de biliyordu ama bunları Ahu'dan dinlemek istiyordu. "Ne çiziyorsun?" Diyerek tekrar bir soru sordu Victor. Ahu ise "hiç" dedi bir kez daha. Victor sinirden gülerken bir yandanda yumruğunu sıkıyordu. Ahu sırtı ona dönük bir şekilde oturduğu için kendisini göremiyordu. Görse keza ondan hemen ürkerdi. Victor sinirlerine hakim olmaya çalıştı. O rusyanın en güçlü adamıydı. Adı bile geçince insanların tüyleri ürperirdi. Onun çeşitli işkenceleri dilden dile dolaşır insanlara korku salardı ancak bu ufaklık Victor'u çoğu zaman görmezden geliyordu. Viktor ise buna katlanamıyordu. "Ahu pastel boyalarını aşağıda dağınık bırakmışsın. Bir daha olmasın lütfen." Diyerek balkona çıktı Rowenta ve pastel boyaları da masadaki diğer boyaların yanına bıraktı. "Bir daha olmaz, söz." Dedi Ahu çekinerek. Rowanda Victor'a yemeğin hazır olduğunu söyledikden sonra tekrar aşağıya indi. Ahu pastal boyalarının arasında pembe rengin kırıldığını tekrar görünce küçük dudakları büküldü. Victor ise dikkatle onu izliyordu Ahu onu göremese bile victor'un açısı onun hareketleri gayet iyi görmesini sağlıyordu. Büktüğü dudaklarını görünce ise sessiz bir iç çekti. Neden o güzelim dudakları bükülmüştü? Ahu tereddüt ile düşündü, hafifçe arkasını dönerek oturan Victor'a baktı "Şey..." Dedi sessizce çekinerek Victor ise onun söyleyeceği kelimeleri bekliyordu. "Yeni Pastel boya alsak olur mu?" En sonunda kafasını hafif yana yatırarak tamamladı cümlesini. "Neden?" Diye sordu Victor aslında değil bir pastel boya envayi çeşit boyayı nedeni olmadan onun önüne serirdi ancak onunla karşılıklı konuşmak istiyordu ve bu fırsatı değerlendiriyordu. "Çünkü pembe rengim kırıldı..."dedi Ahu içinde bulunduğu bu hapishaneden ancak böyle uzaklaşabiliyordu. Bazen bir boyaya takılıyordu aklı, bazen ise küçüklüğünden kalma peluş oyuncaklarına. Kendince düşünecek yeni şeyleri oluyordu, burada bu evin sınırlarında düşünecek bir şey yoktu... "Tamam" dedi Victor yumuşak sesiyle, "Sana yeni boya alırım." Diye de ekledi. Ahu tekrar önüne döndü. Gül kurusu dudaklarında hafif bir tebessüm vardı bu tebessümü Victor'a göstermek istememişti. Onun bu gülüşü görmeye hakkı yoktu. Victor Ahu'dan çok fazla şey almıştı... Almaya da devam edecekti... Victor oturduğu yerden kalkarak "Yemek yiyelim." dedi. Ahu ise onu ikiletmeden oturduğu sandalyeden kalkarak odasına girdi. Victor yavaş adımlarla masaya yaklaştı ve az önce Ahu'nun hiç diyerek geçiştirdiği resme baktı. Güneşi denizde yansıyan bir sahil resmedilmişti. Herhangi birinin elinden çıkmış gibi değildi. Geçişler ustaca yapılmış tamamiyle gerçeğini gözler önüne seren muazzam bir resimdi. Victor resim defterinde hızla biten resmi koparttı. Seri bir şekilde kendi çalışma odasına girdiğinde kilitli çekmecesini açtı ve Ahu'nun özenle çizdiği diğer resimlere bir yenisini daha ekleyerek geri kapattı. Resimlerin teması hep aynıydı, deniz... Ahu bütün bunlardan önce sahile çok yakın bir evde yaşıyordu. Özlemi denize değildi, özlemi kendi özgürlüğüneydi. & Salonda yemek masasında oturarak yemeğiyle oyalanan Ahu derin düşüncelere ev sahipliği yapıyordu. Victor masada kendi yerine geçerek oturdu. Masa oldukça güzel hazırlanmıştı, yemekler çeşit çeşitti. Enfes bir görüntüye sahipti. Ahu ise çatalıyla tabağımdaki yemekelerle oynuyordu, oysaki sırf onun yemesi için sevdiği yemekler yapılmıştı. Tabağında ki eti küçük küçük kesen Ahu'nun amacı sadece oyalanmaktı. "Sanırım doydum." Dedi Ahu bir süre sonra ona bakmıyordu olabildiğince göz temasından kaçınıyordu. Onu bu hayata hapseden adama bakmayı reddediyordu. "Tabağında bir eksilme görmüyorum. Yemeğin bitmeden kalkamazsın." Victor bir yandan kendi yemeğini yerken konuştu. Derin bir nefes aldı Ahu. "Ama yemek istemiyorum ki." Aslında ona boyun eğmek istemiyordu... Victor çatalını bırakarak ona baktı "Yemelisin, zayıf düşmeni istemiyorum." dedi, Ahu'yu ilgiyle izleyerek. Ahu ise cevap vermedi sessiz kalmayı seçti çünkü Victor bazı zamanlarda bu kadar sakin kalmıyordu. Ahu zorlada olsa yavaş yavaş yemeğinin ucundan yiyordu. Victor Kara irisleriyle ve büyük bir ihtiyaçla onu izliyordu. Zarifçe çatalı tutuşuna, tabakdan gözleri çekmediğini için görebildiği kızıl ve uzun kirpiklerine, azar azar yediği yemekle dudaklarının kıpırdamasına... "Rowenta!" Diye bağırdı Victor belli bir süre sonra. Ahu oturduğu yerde bir anlık onun sesiyle irkildi ve bu Victor un gözünden kaçmadı. Salona giren Rowenta ellerini önünde bağlayarak ayakta durdu. "Ahu'yla ilgilen." Dedi kısaca Ahu masadan kalkarak sandalyesini düzeltti. "Tabi efendim, küçük hanımın uyku saati gelmek üzereydi zaten." Dedi Rowente. Ahu onu takip ederek yukarı kata çıktı. Victor arkasından kalkarak yukarıdaki çalışma odasına çıkarak bir kaç işiyle ilgilenmeye başladı. Rowenta Ahu'ya pijamalarını vererek giyinmesini için banyoya göndermişti. Ahu banyoda pembe pijama takımını giyerek çıkardıklarını katladı. Pijamaları onu olduğundan daha küçük ve tatlı göstermişti. Kısa kollu pijaması gayet rahattı. Banyodan çıkarak yatağına doğru adımladı. Yanlarından beyaz tüllerin yere kadar uzandığı yatağı çok güzeldi. Tam da prensesler gibi hissettirebilirdi Ahu'ya burada esir olmasaydı. Rowenta onun üzerini örtüp gece lambasını yaktı ardından odanın kapısı kapatarak yanından ayrıldı. Ahu bir süre yatağında oyalandı ama bir anda peluş tavşanının yanında olmadığını fark etti. Yatağından kalkarak ışığı açtı odasında tavşanını aradı. Kısa bir süre geçtiğinde peluş tavşanın odasında olmadığı düşüncesine vardı. Nerede olabilirdi? Salonda televizyon izlediği sırada yanındaydı acaba orada mı unutmuştu? Sessizce kapıyı açarak parmaklarının ucunda yürüyerek aşağıya indi. Salonda kimse olmadığı için ışıklar kapalıydı. Anlık olarak ışıkları yakmayı düşündü Ahu ama hemen bu fikirden vazgeçti. Eğer ışıkları açar ve Rowente onu fark ederse uyumadığı için çok kızardı. Karanlıkta dikkatle hareket ederek koltukların üzerine baktı Ahu, orta sehpayı da eliyle yokladı. Sıra raflara geldiğinde yukarıdaki raflara ulaşmak için parmak uçlarında yükseldi, gelişi güzel elleriyle aradığını bulmaya çalışıyordu, ellerini pervasızca hareket ettirirken ne olduğunu anlamadan yere bir şey düştü. Fazla ses çıkaran bir şey. Hatta sanırım kırılmıştı. Ahu yerinde donarken kimsenin bu sesi duymamasını diledi. Karanlığın hakim olduğu salonda yere eğilerek ne kırdığını anlamak istemişti ki ışıklar yandı. Ani gelen yoğun ışıkla beraber Ahu'nun gözleri kamaştı. "Ne yapıyorsun burada!" Rowenta'nın kızgın sesiyle suçlulukla etrafına baktı Ahu "Yatağında olman gerekiyordu ayrıca bu dağınıklık nedir!" Dedi Rowente. Ahu "Ben sa-" derken Rowenta bağırarak " Açıklama istemiyorum! Victor beye söylediğimde ona anlatırsın." Dedi. Ahu Victor'un adını duyunca " Rowente lütfen ona söyleme, lütfen. O kızar, uyumadığım için çok kızar." Dedi gözleri dolarken. Rowenta tekrar Ahu'yu azarlayacakken merdivenlerden Victor'un iri vücudu göründü sakinlikle aşağıya iniyordu. Rahat çalışmak için altında siyah bir eşofman ve üstünde yine aynı renk olan olan düz siyah bir tişört vardı. Sessizce merdivenlerden indikden sonra soğuk bir şekilde Rowenta'ya baktı. "Efendim Ahu hanımı odasında bıraktıkdan sonra kendisi aşağı inmiş ne için indiğini bilmiyorum fakat bibloyu yere düşürmesiyle duyduğum sesle buraya geldim. Kendisi kurallarınıza uymuyor." Dedi Rowente. Ahu, Rowenta'nın anlattıklarıyla gerilerek sessiz nefesler aldı. Neden kurallara uymuyor demişti ki sanki. Victor tek kelime etmedi gözleri önce yere düşüp kırılan biblonun parçalarında oyalandı. Ardından Ahu'ya değdi gözleri. Suçlu olduğunun farkındaydı bakışları yerde geziyor küçük parmaklarıyla oynuyordu. Gözleri hafif yaşarmıştı, gül kurusu dudakları ise hafifçe öne bükülmüştü. Hepsine dikkat etti Victor her ayrıntısına. Ahu Victor un sert bakışlarına daha fazla dayanamayarak sessizce "Victor..." Dedi. Bunu duyan Victor ise gözlerini derince kapattı, o ağzından adını duymak. Bu kadar güzel olabilir miydi? Bir kez daha söylemesi için her şeyi yapardı. Titreyen sesiyle onun adını söylemesi içini yaktı. Gözlerini açıp tekrar ona bakarken temkinli adımlarla Ahu'ya yaklaştı "Gidebilirsin Rowenta." Dedi keskince. Birkaç adım daha Ahu'ya yaklaştı. Üzerine gelen büyük bedenle korkarak geriye bir adım atmak istedi Ahu ancak tam o esnada sertçe belini kavrayan eller onu havaya kaldırdı. "Sakın!" Dedi Victor bağırarak Ahu'yu bir koluyla taşırken yerdeki cam parçalarına değdi gözleri. Ayağına batarsa onun kadar kendi canı da acırdı. Ahu'yu koltuğun üstüne yavaşca bırakıp yere doğru eğildi, büyük parçaları bir bir topladı. İşi bitince kırık parçaları masaya bırakarak tekrardan Ahu'ya döndü. "Neden yatakta değilsin?" Sesi her ne kadar kendine göre yumuşak olsada dışarıdan soğuk ve düzdü. Hala dolu dolu gözlerle ona bakan Ahu "Tavşanım..." Diye mırıldandı. Victor kaşlarını çattı onun devam etmesi için bekledi "Tavşanım yok, bulamadım." Sesi titriyordu. Victor olanları anlayarak ona baktı. Gece tavşanını aramak için inmişti aşağıya... Onsuz uyuyamazdı bilirdi. Ahu'nun yüzüne düşen bir tutam saçı parmağıyla kavrayarak nazikçe yüzünden çekti. "Pekala tavşanını beraber arayabiliriz, ancak sonra doğruca uyumaya gideceksin." Ahu şaşkınlıkla ona baktı, kızmayacak mıydı? "Onu en son nereye koydun?" Ahu, bu soruyla biraz düşündü. "Burada" dedi oturduğu koltuğun yanına elini koyup. Victor etrafına baktı. Ona yeni bir peluş tavşan alabilirdi ama şu an onunla ilgilenmek paha biçilemezdi.
Bölüm 1
1. BÖLÜM
6 yorum
Birinci bölüm burada gözükmüyor ne yapdıysamda olmadı. Bölümü okumak isteyen bana mesaj yazsın özel olarak bölümü atayım.
Bölüm görülmüyoo
Çok güzell hemen diğer bölüme koşuyorum🤩
Bayıldım eline kalemine sağlık✨
Kapağından bile güzel bşr kitap olduğunu anlamıştım kalemine sağlık duyguyu çok güzel yansıtıyorsun ✨
🔗https://discord.gg/MEvWFUsC5P 🕯️⚜️ KAYIP RUHLAR BÖLGESİ ⚜️🕯️ Karanlığın kapıları aralanıyor… Burada sıradanlığın yerini gizem, dostluk ve eğlence alıyor. Kayıp Ruhlar Bölgesi’ne adım at, kendine ait bir dünyanın parçası ol. 🌌 ✨ Sunucuda seni neler bekliyor? 🖤 Samimi sohbetler 🎮 Oyun ve etkinlikler 🎶 Müzik ve keyifli vakitler 🔮 Gizemli, karanlık bir atmosfer 🎭 Eğer sıradanlıktan sıkıldıysan, Kayıp Ruhlar Bölgesi tam sana göre… 🕯️ Ruhunu da al, bize katıl. 🕯️




