Bölüm-VIII
Davetsiz..
Hare'nin boğazından çıkan çığlık sessizliği parçaladı.
Araz aynı anda hareket etti. Bir saniye önce yatakta olan adam, bir anda Hare'nin yanındaydı. Onu bileğinden değil, bu kez doğrudan belinden kavrayıp kendine çekti. Hare'nin sırtı göğsüne çarptı, nefesi kesildi.
“Orada biri var!” Araz cevap vermedi. Gözleri kapıya kaydı.
Hare'nin hareket etmesine izin vermeden onu birkaç saniye olduğu yerde tuttu. Gözleri Hare'nin vücüdunda gezdi sanki birkaç saniye yaralanmadığından emin oluyordu. Hare, Araz'ın nefesini ensesinin yakınında hissedebiliyordu. Adamın bedeni tamamen gerilmişti.
Kadını arkasında tuttu ve kapıya ilerledi. Eli kapının koluna uzandı sonra kapıyı açtı.
Koridor boştu.
Araz birkaç saniye kıpırdamadan dışarı baktı. Gözleri karanlığın içinde dolaştı. Ardından başını hafifçe çevirdi. Hare hâlâ arkasındaydı. Araz eliyle onu geride tuttu. Bir süre daha koridoru dinledi.
Hiçbir şey. Hare'ye baktı sonra onu odanın içine işaret etti. Hare'nin yüzü gerildi.
“Beni burada bırakma.” Araz'ın bakışı sertleşti. Hare itiraz edecek gibi oldu fakat Araz kapıyı kapattı.
Klik.
Kilit döndü.
“Hayır!” Cevap gelmedi.
Ayak sesleri koridorda uzaklaştı. Hare kapıya koştu.
"Beni buraya kilitleme!" Sesinin karşılığını yalnızca evin derinliklerinden gelen sessizlik verdi.
Hare kapıya yaslandı. Kalbi hâlâ hızlı atıyordu. Az önce gördüğü o gözler zihninden çıkmıyordu.
Ya gerçekten biri vardıysa? Ya o geri dönmezse Dakikalar geçti. Sonunda kilit döndü, kapı açıldı.
Araz içeri girdi. Hare hemen doğruldu. Adamın yüzünü inceledi. Yaralanmamıştı. Sakin görünüyordu. Hare derin bir nefes verdiğini fark etti.
Araz hiçbir şey söylemeden geri çekildi, geçmesi için ona kapıda yer açtı.
"Ne oluyor?" Sessizlik.
Hare onunla birlikte çıkmak için kapıya yöneldi.
Tam yanından geçecekken Araz durdu. Hare de durdu.
Araz üzerindeki büyük, siyah ceketi çıkardı. Hare birkaç saniye ne yaptığını anlamadı.
“Ne?”
Araz ceketi ona uzattı, Hare tereddüt ederek aldı. Soğuktan dolayı verdiğini düşündü. “Üşümüyorum.” Araz yine cevap vermedi.
Hare ceketi üzerine geçirirken göğsüne doğru baktı. Bir anda durdu.
Beyaz gömleğin kumaşı tenini apaçık gösteriyordu. Altındaki siyah sütyen açıkça belli oluyordu. Hare'nin yüzü gerildi. Araz'a baktı. Adam çoktan arkasını dönmüştü. Hare birkaç saniye öylece kaldı.
Ama bu kez ceketi neden verdiğini anlamıştı. Kaşlarını çattı.
"Bunu şimdi mi veriyorsun?" Dedi soru olmayan sorusuyla. Ceketin önünü kapattı ve Araz'ın peşinden koridora çıktı. Bu kez aralarında eskisi kadar mesafe yoktu.
Koridordan geçerken ana salondaki şöminenin ışığı duvarlara vuruyordu. Ateş yanıyor, evin içindeki ağır sessizliği kırıyordu.
Mutfaktan hafif bir sandalye sesi geldi. Hare başını çevirdi.
Masada biri oturuyordu. Adam rahat görünüyordu. Sanki gecenin bir yarısında, kilitli bir eve gizlice girmek dünyanın en sıradan şeyiymiş gibi sandalyesine yaslanmıştı. Hare'ye baktı.
Gülümsedi sonra elini yavaşça kaldırdı.
“Selam.”
Hare olduğu yerde kaldı. Araz'ın bakışları adama döndü. Adamın yüzünde hâlâ aynı rahat ifade vardı, Hare ise Araz'a baktı. Sonra yeniden yabancı adama. Yabancı değildi, en azından Araz için.
Adamın üzerinde koyu renk, uzun bir mont vardı. Montun omuzları ve saçlarının uçları hâlâ ıslaktı. Belli ki dışarıdaki kardan yeni gelmişti. Islak montunu mutfağın girişindeki sandalyenin üzerine atmış, gömleğinin kollarını dirseklerine kadar sıvamıştı.
Araz'ın aksine yüzünde sertlik yoktu.
Koyu kahverengi saçları alnına dağılmış, yüzünde birkaç günlük sakal gölgesi oluşmuştu. Gözlerinde ise Hare'nin şimdiye kadar Araz'da hiç görmediği bir şey vardı.
Rahatlık.
Adam sandalyeden biraz doğruldu. “Sanırım ilk tanışmamız biraz kötü oldu.”
Hare cevap vermedi. Adam elini göğsüne götürdü. “Ben Karel.” Hare'nin kaşları çatıldı.
“Sen kimsin?” dedi Hare isminden bahsetmiyordu. Karel hafifçe gülümsedi.
“Şimdilik Araz'ın başına bela olan arkadaşı diyelim.”
Hare istemsizce Araz'a baktı. Adam hâlâ susuyordu. Karel sandalyesine yaslandı.
“Bu arada seni korkutmak gibi bir niyetim yoktu.”
Hare'nin yüzündeki ifade değişmedi.
“Kapının altında gözlerini gördüm.”
“Evet.” dedi Hare devam etti.
“Beni izliyordun.”
“Hayır. Kapının kilitli olduğunu gördüm, içeride biri olduğunu fark ettim. Merak ettim.”
Hare kaşlarını kaldırdı. “Bu mu açıklaman?”
Karel omuz silkti.
“Daha iyi bir açıklamam var ama onu anlatırsam kendimi daha kötü göstereceğim.” Hare istemeden şaşırdı. Karel gülümsedi.
“Bak, en azından dürüstüm.”
Araz mutfakta sessizce duruyordu. Karel ona baktı.
“Sen anlatmak istemiyorsun diye kızın bütün gece beni canavar sanmasına da izin vermeyeceğim.”
Araz'ın bakışları sertleşti. Karel hemen ellerini kaldırdı.
“Tamam. Canavar kısmını geri aldım.”
Hare ilk kez belli belirsiz gülümsediğini fark etti. Karel'in bakışları Hare'nin üzerindeki büyük siyah cekete kaydı, ardından kapının geldiği koridora, sonra yeniden Hare'ye baktı.
Yüzündeki gülümseme yavaşça genişledi.
“Bir dakika.” Hare kaşlarını çattı.
Karel başını hafifçe yana eğdi. “Yanlış anlamadıysam sen az önce Araz'ın odasından çıktın.” Hare'nin yüzündeki ifade bir anda değişti.
“Öyle bir şey değil.” Karel'in kaşları kalktı.
“Ben daha hiçbir şey söylemedim.”
“Yüzün söylüyor.” Karel kısa bir kahkaha attı.
Araz'ın bakışları ona döndü, Karel hemen toparlandı. Hare kollarını ceketin içinde birbirine sardı. “Ben kendi odamda kalıyordum.”
Karel merakla başını eğdi.
“Peki neden onun odasından çıktın?”
Hare'nin bakışları istemsizce Araz'a kaydı. Adam birkaç saniye onu izledi. Sonra başını hafifçe pencereye doğru çevirdi. Hare sustu.
Karel'in yüzündeki ifade değişti. Önce pencereye baktı sonra Hare'ye. Ardından ağzından uzun bir ses çıktı.
“Ha.” Hare kaşlarını çattı. Karel başını salladı.
“Pencereden kaçtın.” Hare birkaç saniye cevap vermedi. Karel gözlerini kapatıp derin bir nefes aldı sonra Araz'a baktı.
“Biraz seni yalnız bırakıyorum, bir kızı ikinci kattan atlatacak kadar ne yaptın?" Araz'ın yüzünde hiçbir değişiklik olmadı. Karel Hare'ye bakarak devam etti.
“Gerçekten etkileyicisin.” Araz'ın bakışları sertleşti.
Karel sandalyesinden kalktı. “Bu arada,” dedi Hare'ye dönerek, “O gözler için özür dilerim. Bir dahaki sefere kapıya vururum.”
Hare'nin yüzündeki gerginlik biraz olsun çözüldü.
“Bir dahaki sefer gelme.” Karel birkaç saniye ona baktı. Sonra gülümsedi.
"Bu da oldukça makul bir istek.”
Şöminedeki odunlardan biri çatırdadı. Sessizlik birkaç saniyeliğine yeniden eve yayıldı. Hare o an fark etti.Günlerdir bu evde yalnızca kendi sesini duymuştu. Sorularını. Öfkesini. Kapılara vururken çıkan sesleri. Araz'ın ağır adımlarını.
Şimdi ise mutfakta başka bir insan vardı. Ateşin yanında konuşuyor, gülüyor, evin ağır sessizliğini istemeden de olsa bozuyordu.
Bu tuhaf bir histi.
Sanki ev ilk kez gerçekten bir ev gibi görünüyordu. Araz bir anda Hare'nin yanına geldi. Hare başını kaldırdı. Adam başıyla koridoru işaret etti.
“Yine mi?” Araz cevap vermedi. Hare ayağa kalktı ve onunla yürümeye başladı. Karel arkasından seslendi.
“Bu sefer pencereyi kontrol etmeyi unutma.”
Araz dönüp ona baktı. Karel iki elini havaya kaldırdı. "Sadece uyardım. Bu kız düşündüğünden zeki."
Hare istemeden başını eğdi, Araz onu koridora doğru yönlendirdi.
Bu kez kolunu kavramadı, yalnızca arkasından yürüdü. Hare kapının önüne geldiğinde durdu.
Araz kapıyı açtı, Hare içeri girdi.
Tam kapı kapanmadan önce mutfaktan Karel'in sesi geldi.
“Bu arada Hare.” Hare dönüp koridora baktı. Karel uzaktan ona el sallıyordu.
“Tanıştığımıza sevindim.”
Hare birkaç saniye durdu sonra çok hafif başını salladı. Kapı kapandı.
Klik.