6 yıl önce
bilge her zamanki gibi ipekle birlikte yetimhaneden çıkıp gittikleri liseye doğru yürüyorlardı
"bilge şuradaki berke değilmi?"
ipek gözleriyle berkenin olduğu tarafı gösterdi.
bilge berkeye baktığında dalgalı koyu kahverengi saçları rüzgarın etkisiyle ahenkle dalgalanıyordu. marketten yeni çıkmıştı. elinde bir poşet ve poşetin içinde poşetin yarısını dolduracak kadar bilgenin en sevdiği çikolata vardı. bilgenin ona baktığını görünce gülümsedi. motorun arka koltuğundaki iki kasktan birini kafasına geçirdi. elleri ile bilgeye gelmesi için işaret yaptı. bilge şaşkınlıkla ipeğe döndü
"ipek ben şu dengesizin yanına gideyim bir iyi davranıyor bir zorbalıyor anlamıyorum ama yakında çıkar kokusu. Sen git okula ben gelirim"
ipek kaşlarını çattı ve dirseği ile bilgeye uyarı amaçlı vurdu
"en ufak belirtilerine kadar takip et belli olmaz bu hırtın ne yapacağı"
bilge, berkenin yanına doğru yürümeye başladı.
"efendim?"
berke arka koltuktaki kaskı bilgeye fırlattı.
"atla ve elimdeki poşet hakkında tek kelime bile etme bilge"
bilge elindeki kaskı taktı
"öyle olsun yakında çıkar kokusu"
bilge motorun arka koltuğuna oturdu ve ellerini berke nin omuzlarına koydu. berke kafasını omuzuna doğru çevirdi ve bilgenin onun omzuna koyduğu eline bakarken konuşmaya başladı.
"bilge kendini arabaların altına atmak istiyorsan omuzlarımdan tutmaya devam edebilirsin. belimden sıkıca tut hız yapıcam"
bilge oflayarak ellerini berke nin beline doladı.
ipek bilgeye göz kırpıp okula doğru yürümeye devam etti.
"berke ayıptır sorması nereye götürüyorsun beni acaba?"
berke motoru çalıştırdı ve sürmeye başladı
"gönlümün derinlerine bilge. kalbime mıhladım seni ama benim bile haberim yok" diye mırıldandı bilgenin duymayacağı kadar alçak bir sesle.
"hava almaya bilge. sıkılmadın mı sende yetimhaneden okula okuldan yetimhaneye"
bilgenin dudakları kıvrıldı fakat bu mutluluktan oluşan bir gülücük değildi. acıdan oluşan bir tebessümdü.
"aslında hiç sıkılmadım. sıkılsamda birşey yapamam çünkü birlikte zaman geçirebileceğim annem, babam, abim veya ablam yok. Aslında kimse yok sadece ipek."
iç çekerek berkenin motoru çalıştırıp sürmeye başlaması ile konuşmaya devam ettim
"Beni hayata bağlayan tek halat ipek"
bilge berke in yüzünü görmesede berkenin dudakları kıvrıldı
"benide hayata bağlayan biri var ama onun beni sevdiğinden emin değilim"
bilge onun konuşmayacağını anladığından sustu. Bir süre sessiz kaldıktan sonra bilge bir soru ile sessizliği bozdu.
"neden bana iyi davranmaya başladın? yaptıklarını geri telafi etmeye çalışarak kendini iyi hissetmek için mi yoksa gerçekten değiştiğin için mi?
berke yutkundum ve konuşmaya başladı.
"biliyorum yaptığım şeylerin bir telafisi olamaz bilge. eskiden yaptığım şeyler gerçekten büyük hatalardı ve sana her baktığımda kendimden utanacak hatalardı. biliyorum bundan sonra yapacağım hiçbirşey yaptığım şeylerin önüne geçemez. ama en azından eskisi gibi iğrenç bir ergen olmak yerine seni mutlu etmek istiyorum. hatalarımı telafi edemesemde ben bundan sonra sana acı çektirmek istemiyorum. bilge sen gerçekten çok güzel ve her yönden en iyisisin. kalbinde bıraktığım kırıkları sarmak istiyorum. kendim için değil sadece senin için istiyorum hepsi bu. bilge bana bir şans tanır mısın? en azından bizim için?"
günümüz
yağızla el ele tutuşurken birlikte kendi masamıza doğru yürüyorduk. Yağız az önce bir çatışma yaşanacağını ve bizi korumak için yanında çelik yelek ve silah getirdiğini söylemişti. Yağızla masaya geldiğimizde ipek ve Taylan çok gergin görünüyordu.
"ipek kalk lavaboya gidiyoruz."
ipek kalktığında bende yağızın sandalyesini yanında duran poşeti aldım ve ipek ile lavaboya yürümeye başladık. Tam birkaç adım atmıştım ki Yağız beni kolumdan tuttu ve kulağıma birşeyler fısıldadı
"sakın uzaklaşma bilge. burdaki itlerin ne yapacağı belli olmaz. özellikle berkenin masasındaki itler. berke sana yakınlaşmaya çalışırsa kendinden uzaklaştır. Ben taylanın yanında kalıp onunla birazcık konuşmam lazım.
tam bunları söyledikten sonra yağızın telefonu çaldı. Benden uzaklaşıp kimin aradığına baktı. taylana beklemesini işaret ederek cam kenarına doğru yürüdü. bizde ipekle birlikte lavaboya doğru yürüyorduk.
"çok korkuyorum bilge. Taylan bana birkaç şey anlattı ama Taylan bile gerildi. biz öyle şeyler bilmeyiz. Ben canlı canlı silah görmedim daha olacak iş mi bu? ayrıca sen neden bu kadar rahatsın?"
lavabonun kapısından içeri girdiğimizde ipeğin eline elimdeki poşeti tutuşturup bir kabine soktum. ipeğin çıkmasını beklerken kapı açıldı. herhangi bir kadın girmiştir diye başımı çevirip bakmadım. tâ ki bir iri el benim bileğimi yakalayıp beni adeta duvara yapıştırana kadar.
kim olduğunu görünce gözlerim fal taşı gibi açıldı. berke şuanda tam karşımda gözlerinden adeta arzu akarken bana bakıyordu. göz bebekleri irileşmişti.
ellerimi başımın üstünde elleri ile kelepçelemişti.
"napıyorsun lan?!"
benim bağırmamı umursamayıp diğer elini belime koyarak kendine çekti. dudaklarıma vahşice yapıştı. benim gözlerim açık kalmıştı. berkenin dili ile dudağımı tararken dişini dudağıma geçirdi. berkeyi bütün gücümle ittiğimde berke lavabonun yanına düşmüştü. tir tir titrerken berke ye bakıyordum. berke şaşırmıştı ve dudakları titriyordu. benim gözlerim gibi onun gözleri de fal taşı gibi açılmıştı. kafamı yukarı çevirdiğimde aynadan dudağımdan akan kanı gördüm. berkeyi iterken berke dudağıma dişini geçirip dudağımı kanamıştı. gözlerimi bileklerime götürdüğümde bileklerim mosmordu. nasıl sıkışsa bileklerimi morarmıştı. Bir elimi nefes alkışlarım ile kalkıp inen göğüsüme koydum. lavabonun kenarında duran çantamı alıp dışarı çıktım. dizlerim tir tir titriyordu ve başım çok feci bir şekilde dönüyordu. yaşadığım korku paha biçilemezdi. küçükken yaşadığım tacizi az öncede yaşamıştım. geçmişten açılan tozlu kabusu andıran hatıralar zihnime hücum ederken ben bir sandalyenin köşesine tutunup nefes almaya çalışıyordum. ellerim boğazıma gitti. boğuluyormuşum gibi hissediyordum. Bir el beni omuzlarımdan tuttu ve geri lavabonun içine çekti. kapısına tutundum ama izin vermedi. görüntüm bulanıklaşıyordu. arkamı döndüğümde berkeyi gördüm. Beni kendine doğru çektiğinden sırtım ona yaslıydı. alt tarafıma değen sertliği hissettim. ipeğin sesini duymuyordu ve kabinden kan sızıyordu. elleri ile beni kendine kenetlemişken bir eli bir bez ile ağzımı kapatıyordu. birkaç saniye sonra kendimi geri itip berkenin lavabonun üstüne düşmesini sağladım. kendimi geri çektiğimde bana koklattığı bezdeki ne ise başım dönüyor ve görüntün bulanıklsşıtken artık gözümün önü kararmaya başladı. hemen görüşüm yettikçe ipeğin olduğu kabine doğru koştum. kapıyı açtığımda klozetin üstünde kanlar içinde kalan ipeği gördüm. kafası geriye yatmıştı. elleri boş bir şekilde klozetin yan tarafında sarkıyordu. kalbimin olduğu bölge kanlar içindeydi ve kan heryerde ydi. Kan o kadar çok takmıştı ki ayaklarımda ayakkabıların tabanı şimdiden kan olmuştu.
"ipekkk!"
diye çığlık attım. gözlerimden yaşlar süzülürken kapının arkasından gelen silah sesleri ile kulaklarım çınlıyordu. nabzım kafamda atarken parmaklarımı saçlarımın arasından geçirdim. görüntü kararmaya başlarken gördüğüm tek şey kanlar içinde kalan ipeğin bedeni ve soluk yüzüydü. berke bana doğru gelirken ben yere yığıldım. sadece boşluk. hiç var olmamışım gibi.
-BÖLÜM SONU-