-YAĞIZ ALPTEKİN-
bana gelen telefon araması ile abimin kalp krizi geçirdiğini öğrendim. bilgeyi ve ipeği taylana emanet edip yedek silahımı taylana verdim. gerçekten korkmuştum çünkü tek yakınım abimdi. abimi gerçekten çok seviyordum. arabaya bindiğimde yüreğim ağzıma gelmişti. son hızla malikaneye doğru ilerlerken bir yandan yengem serap'ı aramaya çalışıyordum ama açmıyordu. malikaneye geldiğimde korumalar bana bahçe kapısını açtığında direk arabamı bahçeye park edip evin içine koştum. en üst kata ulaştığında herkesin yüzü bembeyazdı. yanımdan geçen hizmetçiler, hemşireler ve yengem serap. yüzleri bembeyazdı ve bu benim daha çok korkmama sebep olmuştu. Bir hışımla abimin odasına daldığımda abimin göğüsüne bağlı olan cihazlar vardı. monitörde abimin kalbinin attığı gözüküyordu. derin bir iç çektim ve ceketimi koltuğa fırlattım. abimin yatağının yanına diz çöktüğümde abimin yüzü solgundu. yatağın kenarına sarkan elini tutup avuç içini öptüğümde sol gözümden bir damla yaş yanağıma doğru süzüldü
abimi kaybedemezdim...
yengem serap içeri girdi ve arkasından kapıyı kapattı. yüzü bembeyazdı ve ağladığı belliydi. elleri ve bacakları titriyordu. elinde bir telefon tutuyordu. Bu telefon benimdi. telefonu titreyen ellerimle tuttuğumda taylanın beni aradığını gördüm. taylanın sesini duyduğumda korkmuştum çok telaşlı ve ağlamaklı geliyordu sesi.
"kardeşim koş ipeği vurmuşlar. kanlar içinde yatıyor ipek ama bilge yok! bilgeyi bulamıyorum Yağız!"
duyduklarıma gözlerim fal taşı gibi açıldı. dudaklarım titremeye başladı. onlar iyi miydi? bilge neredeydi? o azgın piç berke ona birşey mi yaptı? ellerim titrerken ilk başta abime sonra yengeme baktım. yengem titreyen bir sesle konuşmaya başladı.
"ablam sen git abin normale dönmeye başladı. git yardım et onlara. yanlız bırakma onları. merak etme bakarım ben abine"
telefonu cebime atıp koltuğun üzerimdeki deri ceketimi hızla üzerime geçirip koşmaya başladım. merdivenlerden hızla aşağı indiğimde arabanın anahtarını abimin sağ kolu olan berkay'dan aldım. arabayı sürerken kendimi kaybetmiş gibiydim. bilgeyi birkaç saat önce tanımama rağmen neden onu bu kadar önemsiyordum? durumunu sormak yerine neden gitmiştim ki direkt malikaneye? orada çatışma çıkacağını bile bile gitmiştim oradan. abimin ölüm korkusuyla ne yapacağımı bilmediğimden soluğu malikaneye almıştım sanırım. Bu herif ile bilgenin arasında neler yaşandı acaba? aklımda deli deli sorular dolaşırken restorant ın olduğu sokağa girdim. herkes çığlık çığlığa dışarıda koşuşturuyordu. polisler daha gelmemişti.içeri girdiğimde yerde yatan birçok cesedin yanından geçerek lavaboya doğru yürüdüm. lavaboya girdiğimde yerde yatan ipeği ve onu kollarının arasına alıp feryat figan ağlayan taylanı görünce yanlarına koştum. ipeğin nabzını ölçtüğümde yavaş olduğunu anladım. ceketimi çıkarıp ipeğin yarasına baskı uyguladım.
"kardeşim bunu bastır ipeğin yarasına."
Taylan kanlı elleri ile ceketi tutup ipeğin yarasına bastırıyordu. yerdeki küpe ilgimi çekti. gümüş ve kanlı olan küpeyi elime aldığımda donup kaldım. Bu küpeyi birkaç saat önce bilgenin kulağında görmüştüm. yaklaşık 2 dakika boyunca durduktan sonra başımı çevirdiğimde kırık lavabonun yanında duran bez parçası ilgimi çekti bezi eğilip elime aldığımda bezin üstündeki kırmızı ruj izi ile artık anlamıştım. bilgeyi gerçekten kaçırmışlardı.
-BÖLÜM SONU-