İçeriğe geç

Sessiz Kuzen

Bölüm 5 · 9 dk okuma

Sessiz Kuzen

Bölüm 5

TATİL

Sabah saat on birdi uyandım ve galiba ilk ben uyanmıştım,aşağıdakilerin sesi gelmiyordu çünkü

üzerimde siyah geniş bir tişört ve altımda da fazla kısa olmayan bir şort vardı

Aşağı indim gerçekten ilk ben uyanmıştım, bir kere uyanınca uykumun kaçtığını bildiğimden boş boş durmak yerine kahvaltı hazırlamaya karar verdim ve mutfağa gittim

İlk kez mutfak dağınık bir haldeydi,dün akşamki bulaşıklar lavabonun içinde yıkanmayı bekliyorlardı

Kendi kendime sırıttım "ahh,demek ki dün gerçekten de hepsi yorulmuş yoksa hayatta mutfağı böyle bırakmazdılar..." hemen kollarımı sıvadım ve lavabonun başına geçip bulaşıkları yıkamaya başladım

başlamadan önce kulaklığımı takıp müzik dinlemeye başladım

bulaşıkları yıkarken kendimi öyle bir kaptırmışım ki müziğe eşlik ediyordum

"çünkü ben bi İzmir'im bi gün Ankara"

"hava kapanıyo üzerime kapkara"

"yetenekliyim bana bak baba"

"yazıcam adımı bi gün o sokaklara"

"bi sebep miyim geçen aylara?"

"gelemem o haşereler ile yan yana"

"ne bi zamparayım ne bi maskara"

"ne bu tantana peki ne bu yaygara"

"dört yanımda dert kör aklımı çel"

"ahh yaşamak ölmekten beter"

"göğüsümde keder gözlerimde sel"

"ahh yaşamak ölmekten beter..."

Barış Yüksekkaya/ Ölmekten Beter

bir süre sonra bulaşıklar bitti ve kahvaltı için menemen ile kızartma yapmaya başladım

hem yemek yapıyor,hem şarkı söylüyor, hem de dans ediyordum

dans dediysem de öyle abartmalı değil tamam mı!?

patatesleri soyarken elimi kestim ve kanım biraz patatese bulaştı

"ağhh çok acıdıı"

bi peçete sarıp yemek yapmaya devam ettim

yarım saat sonra herşey hazırdı, bizimkiler de birazdan gelirdi herhalde...

mutfaktaki kanepeye oturup telefonda takılmaya başladım, karşıma dünkü imzadan bazı videolar çıkıyordu, herkes farklı kitabım hakkında konuşuyordu, kimileri Bağımlılık kimleri Yazılmış Kader,kimileri Masumiyet Oyunu, kimileri Bir Ortaokul Hikayesi hakkında yorum yapıyorlardı ama şuanlık kimsenin yeni kurgumdan haberleri yoktu...

aradan yarım saat geçti ama hala gelen giden yoktu en sonunda bende gidip onları kendim uyandırmaya karar verdim, ilk Zümrüt ablanın odasına gittim yavaşça kapıyı açtığımda hala yatakta mışıl mışıl uyuduğunu gördüm,tam onu uyandıracaktım ki aklıma şeytani bir plan geldi ve odadan çıktım, hepsini tek seferde uyandıracaktım ehehehheh

geri mutfağa döndüm ve telefonumu oradaki büyük hoparlöre bağladım, telefondan en gürültülü bir müzik seçtim

"elumde çiçeklerum çoktur diyeceklerum"

"aç kapıyu sevduğum yoktur gidecek yerum"

"boylarına bakarum saçuna gül takarum"

"kız senun gülüşüne İstanbul'i yakarum"

Turan Şahin / Ya Ben Anlatamadum

sesi o kadar yüksekti ki ben bile biraz rahatsız olmuştum ama hiç umurumda değildi! ;)

bir süre sonra Nazlı abla saçı dağınık bir şekilde aşağı indi,onun arkasında Mert abi Zümrüt abla derken herkes indi bazıları sinirliydi bazıları ise şaşkındı ama hepsi yeni uyandıkları için üstleri başları dağınıktı ben ise sırıtarak ve bağırarak şarkıyı söylemeye devam ediyordum

"ne oluyor oğlum?!" dedi sinir ve şaşkınlıkla Sinan abi

"sabah sabah bu ne müzik ya, kulağım sikildi!" Zümrüt ablanın dünkü siniri hala tazeydi

"aynen ya yataktan sıçradım resmen!" dedi Nazlı abla sinirle

"bir an sandım evi bastılar" dedi kulağını kaşıyarak Mert abi

"çok da umurumda saat kaç olmuş hala uyuyorsunuz ya, yemekler buz gibi oldu"

"ya tamam uyandır da böyle uyandırma Miray yaa" dedi Ayça

"oldu canım tek tek odalarınıza gelip 'hanım efendi,bey efendi uyanın hadi kahvaltı hazır' mı diyeyim Ayço!?"

"ayy tamam bir şey demedik!"

Mert abi yine sırıtmaya başladı "aslında iyi olur hee yok demem ben"

"Mert abii!"

"evet Miraycım?"

göz devirdim "Allah'ım sen bana sabır ver..." dedim ağlamaklı bir sesle ve masaya oturup yemeğe başladım "isteyen gelsin ya sizi mi bekleyeceğim bi de!"

diğerleri kıkırdadı ve onlarda masaya oturup kahvaltı yapmaya başladılar

"ellerine sağlık Miray ama sanki biraz soğuk olmuş yaa" dedi Nazlı abla sırıtarak

boom bastik side eyed bakışı attım "neden acaba,geç uyandığınız için olabilir mi Nazlı ablacım" dedim sinirle gülümserken

Zümrüt abla araya girdi "üff neyse beni dinleyin ben dün bilet fiyatlarına baktım zaten hepimizin de pasaportu var bu yüzden... tatil için İtalya'ya gideceğiz"

hepimiz önce bir baktık daha sonra ise onaylayan sesler çıkartıp yemeğe devam ettik

yemekte nedense kimse konuşmuyordu, oysaki bizimkiler çok gevezeydi...

aradan iki saat geçmişti, hepimiz işe gitmiştik ve Nazlı ablada kendi kozmetik salonuna gitti,orası dandik bir yerde değildi bir çok kadın ünlü gidiyordu,baya tanınıyordu ve her türlü hizmet vardı saç kesiminden tut maniküre kadar kısacası kızların yaptığı bakımların hepsi işte...

ayrıca Nazlı abla ünlü bir sosyal medya fenomeniydi eminim İtalya'ya gidince de baya içerik paylaşacaktı...

Emir ise antrenördü, futbol takımını maça hazırlıyor ve onlara taktik veriyordu

benim bugün imzam yoktu ama saat akşam altıya kadar ofiste olacaktım pff...

ilk gelen müşteri ile gün başladı haydi bismillah...

"evet hanım efendi şikayetiniz ne?"

"ya ben şey için geldim,kimlik yenileme"

"tamamadır,kimliğinizi alayım lütfen..."

Emir

kahvaltıdan sonra abim ile maça gitmiştik bugün aynı maçta çalışıyorduk ve bende abimin olduğu takımın antrenörüydüm

maçtan önce hepimiz maçın başlamasını bekliyorduk abim takım arkadaşları ile oturmuş telefonda takılıyordu ben ise son kontrolleri yapıyordum

Nazlı

sabah herkesten önce çıkıp salonu açtım,müşteriler birikmişti bile daha çalışanlar gelmemişti ama beş dakikaya gelirlerdi...

"evet hanım efendi ne istersiniz?"

"hmm ben tırnaklarıma manikür yaptıracaktım" telefonundan bir model gösterdi "bu olacak"

sabahın köründe de tırnak mı yapılır be kadın!? "tamamdır ben hemen başlıyorum"

yarım saat sonra tırnak bitti, zor bir model olduğu için uzun sürmüştü

"ne kadar tuttu?"

"bin iki yüz lira efendim"

kadın sanki elli lira verir gibi verdi parayı,hiç mi üzülmedin ya ablacım?

daha sonra o kadın gitti ve başka biri geldi,bazı çalışanlar da gelmeye başlamıştı bile

bu seferki müşteri saç kesimine gelmişti saç kesimi ile ilgilenen çalışan geldiği için ben uğraşmadım

saat öğlen dört olmuştu bile bugün erken çıkmak istedim ve salonu kızlara bırakıp çıktım

eve gelirken yolda Zümrüt ile karşılaştık

"aaa Zümrüt sen işte değildin?"

"bugün işim erken bitti neyseki"

"ayy ne güzel oldu karşılaştık"

"aynen yaa neyse gel otobüs geldi gidelim"

biz otobüse binip eve gittik

eve geldiğimizde Miray dışında herkes eve gelmişti

"Miro nerde?"

"valla biz de şimdi geldik Nazlı bilmiyoruz" dedi Mert

"dur bi arayayım ben" dedi Zümrüt ve arayıp mikrofonu açtı telefon bir süre çaldı daha sonra ise açıldı

"ya hanım efendi ben bakmıyorum diyorum anlamıyor musunuz ya!"

"alo?" dedi Zümrüt

"ya hayır, Allah belanı versin Berfin o bidona öyle basılır mı her yeri islattın yaa!"

"MİRAY!" Zümrüt'ün bir anda bağırması ile Miray şükür ki bizi duydu

"ayy pardon ya sizi unuttum bir an kızlar ne oldu"

"sen nerdesin Miray?" dedim

"işteyim işte bugün altıda çıkacağım mesaim var!"

ilk kez Miray'ın sesi sinirli geliyordu

"neyse tamam kapatıyorum sordum sadece" dedim ve hemen kapattım

herkes bana bakıyordu "şeyy galiba sinirliydi"

"galiba değil Nazlı sinirliydi valla" dedi Zümrüt kıkırdayarak

aradan iki saat geçmişti ve saat altıydı, biz salonda otururken kapı sesi geldi Miray gelmişti çok şükür kii

Miray'ın kulağında büyük kulaklığı vardı omuzunda çantası vardı ve bugün siyah topuklu giymişti topuklularını çıkartıyordu

üzerinde beyaz bir gömlek ve siyah bir pantolon vardı

"ahh canım çıktı bee"

"gel Miray bizde seni bekliyoruz" dedim alayla

"yemek yaptınız mı ben kurt gibi acım valla"

"yok ya dışarıdan mı istesek?" dedim

"olur ben lahmacun isteyeceğim siz?" dedi Miray

"bende lahmacun yerim yaa" dedim

"bana da uyar"dedi Zümrüt

"farketmez" dedi Mert telefondan başını kaldırma zahmetine bile girmeden

"yani bende okeyim zaten aklımda bir şey yok" dedi Emir

kısacası herkes onayladı ve hepimize ikişer tane lahmacun istettik

yarım saat sonra yemekler geldi Miray kulağındaki kulaklığı boynuna bırakıp kapıya yöneldi ve kapıyı açtı

"siparişiniz- Miray?" gelen yabancı erkek sesi ile hepimizin kafası otomatik olarak kapıya yöneldi ama en dikkatli Emir izliyordu, Emir Miray'dan mı hoşlanıyordu, çünkü bu aralar tavırları değişmişti

"Cihan? senin burada ne işin var?" dedi Miray, bir dakika bu çocuk... Miray'ın ortaokulda hoşlandığı çocuk değil miydi!?

bir anda Emir kalkıp Miray'ın arkasına geçince benle Zümrüt de göz geldik sırıttık ve bizde kalıp yanlarına gittik

arkamızdan Sinan, Mert ve Ayça de geldi bunlar da ne meraklı çıktı bi kere bu konu sizi ilgilendirmezz

"ya siparişinizi getirdim de...sen burada mı yaşıyordun?"

hakkını vereyim çocuk gözlüklü olmasına rağmen yakışıklıydı ama o yıllarada Miray ona açılmasına rağmen çocuk umursamamıştı,şimdi ise Miray baya değişmişti ve çocuk ona hayran gözler ile bakıyordu

poşeti Miray'a uzattı ama Emir Miray'dan önce davranıp poşeti hışımla çocuktan aldı,kıskanmış mıydı yoksa!?

Miray şaşkınca Emir'e baktı ama bir şey anlamayınca geri Cihan'a döndü

"içeri gelir misin konuşur kahve falan yaparım"

Miray'ın bunu demesi ile Emir'in gözlerinde alev belirdi,onu arkasından belinden tutup biraz kendine çekti ve Cihan'a baktı "gerek yok saat geç oldu zaten yarın işimiz var dinlenemiz lazım" dedi ve kapıyı çocuğun suratına çarptı,sesi buz gibiydi

herken ne olduğunu anlamıştı ve sırıtarak birbirlerine bakıyorlardı bi Miray salağı anlamamıştı yaa deliricemm

kafasını kaldırıp şaşkınca Emir'e baktı

"Emir çocuğu niye kovdun yaa?"

"bu seni ilgilendirmez ben eve bizim dışımızda başka erkeklerin girmesini istemiyorum" bakışlarındaki öfke rahatlıkla okunabiliyordu

"ama o benim eski okul arkadaşımdı,sadece konuşacaktık..."

"umurumda değil tamam mı" ona daha sıkı sarıldı

Mert boğazını temizler gibi yaptı "öhö öhö neyse uzatmayın hadi yemek yiyelim"

hepimiz sessizce masaya oturup yemek yemeğe başladık bugün nedense Emir Miray'ın yanına oturdu Miray kualklığını takmış müzik dinlerken yemek yiyordu diğerleri ise telefonan video izleyip yemek yiyorlardı benle Zümrüt ise kendi aramızda konuşuyorduk

yarım saat sonra herkes yemeği bitirmiş mutfağı toplamış hazırlanıyordu zaten bavullarımızı dün gece hazırlamıştık

hepimiz hazır olunca havaalanına doğru gittik uçağa bizince otuma planımız çok karışıktı ben ve Sinan, Emir ile Miray,Ayça ile Zümrüt ve Mert de tek oturuyordu,ne biçim bir otuma düzeniydi bu ya!?

Miray

uçağa binince ben cam kenarındaydım Zümrüt abla ile Ayça konuşuyordu, Mert abi telefonda takılıyordu,Nazlı abla arkada İtalya vlog çekiyordu gariban Sinan abi ise videonun kubanı olmuştu jcchckh

ben ise kendi kitabım olan Yazılmış Kader'i okuyordum ki yeni kitap için aklıma fikir gelsin ya da en azından nerede kaldığımı hatırlayayım

ben pür dikkat kitabımı okurken Emir de yandan merakla bana bakıyordu,gözüm ona kaydı "ne oldu bakıyorsun öyle?" dedim kıkırdayarak

"öyle bir okuyorsun ki merak ettim"

kitabı ona uzattım "istersen oku"

kitabı yavaşça elimden aldı "tamam bir bakayım" dedi ve okumaya başladı

ben ise laptopumu çıkartıp bölüm yazmaya başladım bir süre sonra Emir'in şaşkın sesi yükseldi "ananı sikeyim,olaya gel!" eli ile ağzını kapatınca kahkaha attım

"ayy böyle tepki vereceğini bilseydim önceden okuturdum sana"

"keşkee,neyse sus sus en heyecanlı yerindeyim"

dedi ve okumaya devam etti, ben ise gülerek bölümü yazmaya devam ettim

aradan iki saat geçmişti ve saat dokuzdu uykum gelmişti ve yazmayı bırakıp biraz gözümü dinlendirdim derken uyumuşum o sırada kafam Emir'in omuzuna düşmüş ama benim budan uyanınca haberim oldu...

bir saat sonra uyandım ve uçak da inişe hazırlanıyordu anons sesinden uyandım zaten rüyanın da en güzel yerindeydim yğaa

inince otele geçtik odalar ise iki tane iki kişilik bir tane de üç kişilikti bunlar son kalmıştı herkes kendi oda arkadaşını seçti

"ben Sinan ile iki kişilik odada kalacağım valla kusura bakmayın" dedi hızla Mert abi

"ben Ayça ve Nazlı da üç kişilik odada kalalım" dedi hızlıca Zümrüt abla

şaşkınca bir Emir'e bir diğerlerine baktım "hayatımda kuzen gördüm bu kadar hızlı satanını görmedim püü Allah sizi bildiği gibi yapsın" bu tepkime herkes kahkaha attı

"ne yapalım sen de hızlı olsaydın Miro" dedi alayla Nazlı abla

Emir kolunu omuzuma attı "çok da sorun değil bence ya,sonuçta kuzeniz" dedi ve göz kırptı

göz devirdim ve bavulu arkamdan sürükleyip odaya doğru lerledim "üff neyse ne!"

herkes arkamdan kahkaha atıp onlar da odalarına geçtiler...

Bölüm Sonu

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.