~Mühürlenmiş Geçmiş~
Depo patlamasından sonraki gün, şehirdeki gerilim tavan yapmıştı. Nadir’in cephaneliğinin yok edilmesi yeraltı dünyasında büyük bir şok yaratmıştı. Ancak Eren’in de durumu iyi değildi. İç kanama tehlikesi atlatmış, Leyla’nın güvenli dağ evinde gizlice tedavi ediliyordu.
Leyla, Eren’in pansumanını değiştirirken odada derin bir sessizlik vardı. Dışarıda hafif bir rüzgar esecek, çam ağaçlarının dallarını sallıyordu.
"Biraz daha az hareket etmelisin," dedi Leyla, dikişleri incelerken. "Kaburgalarında çatlak var Eren. Bir mucize eseri iç organların zarar görmemiş."
"Zamanımız yok Leyla," dedi Eren, yatakta doğrulmaya çalışarak. "Nadir yaralı bir hayvan gibi. Şimdi daha saldırgan olacak. Kaan’ın dün gece bizi vurmadığını fark ettin mi?"
Leyla duraksadı: "Evet... Silahını doğrulttu ama tetiği çekmedi. Neden?"
"Çünkü o bir profesyonel tetikçi ama bir cani değil," dedi Eren. "O adamın gözlerinde nefret değil, bir mecburiyet gördüm. Kaan’ın geçmişini araştırmalıyız. Nadir onu nasıl elinde tutuyor?"
Tam o sırada, evin kapısı çalındı. Eren hemen yastığının altındaki silahı çıkardı. Leyla kapının dikiz aynasından baktı.
"Eren... Gelen Musa Müdür. Yalnız."
Eren silahı indirdi ama tetikte kalmaya devam etti. Leyla kapıyı açtı. Musa Müdür içeri girdi, üzerindeki pardösüyü çıkarıp bir kenara koydu. Yüzü çökmüştü.
"Sizi bulmak zor olmadı," dedi Musa Müdür. "Eren, durumun nasıl?"
"İyiyim Müdür," dedi Eren soğuk bir sesle. "Bana haberlerle gelmiş olmalısın."
Musa Müdür masaya oturdu, cebinden sararmış eski bir dosya çıkardı:
"Kaan ile ilgili istediğin derin araştırmayı yaptım. Resmi kayıtlardan silinmiş olan o eski Askeri Arşiv dosyasını buldum. Kaan... On sekiz yıl önce yetimhaneden evlat edinilmiş. Onu büyüten adam kim biliyor musun?"
Eren ve Leyla merakla Musa Müdür’e baktı.
"Kaan’ı büyüten adam, beş yıl önce senin hapsettiğin Kartal," dedi Musa Müdür. "Yani Nadir’in eski patronu. Kartal, Kaan’ı bir evlat gibi değil, ölümcül bir silah gibi yetiştirmiş. Ancak bir detay daha var..."
Musa Müdür dosyanın bir sayfasını Eren’e doğru itti.
"Kaan’ın gerçek bir kız kardeşi var. İsmi Elif. Elif şu an ağır bir ilik kanseri hastası. Özel bir klinikte tutuluyor. Tüm tedavi masraflarını Nadir karşılıyor. Eğer Kaan Nadir’in dediklerini yapmazsa... Nadir kızı fişten çekecek."
Leyla dehşetle elini ağzına kapattı: "Tanrım... Adam kardeşinin hayatı için şantaj ediliyor! O yüzden tetiği çekiyor!"
Eren dosyadaki küçük kızın fotoğrafına baktı. Zihninde kendi kardeşi Ceylan canlandı. Kaan da kendisi gibi bir kardeş için savaşıyordu; tek farkı yanlış tarafta, bir canavarın elinde oyuncak olmasıydı.
"Kaan bir katil," dedi Eren, sesi titreyecek. "Ceylan’ın vurulduğu gece oradaydı. Ama o da benim gibi bir kardeş koruyucusu... Nadir her ikimizin de en hassas damarından vurmuş."
"Ne yapacaksın Eren?" diye sordu Musa Müdür. "Kaan’ı tutuklayacak mıyız?"
"Hayır," dedi Eren kararlı bir şekilde. "Kaan’ı kurtaracağız. Kaan’ın zincirlerini kırarsak, Nadir’in en güçlü silahını elinden almış oluruz. Ve Nadir’i devirmenin tek yolu bu."
Leyla, Eren’in gözlerine baktı: "Elif’in tutulduğu kliniği biliyor muyuz?"
Musa Müdür başıyla onayladı: "Şehrin kuzeyindeki özel bir tıp merkezi. Ama Nadir’in adamları orayı günün yirmi dört saatı koruyor."
Eren yataktan kalktı. Painkiller’ın etkisiyle acısını bastırmaya çalışıyordu.
"O kliniğe gideceğiz," dedi Eren. "Kaan ile yüzleşme vaktimiz geldi. Ama bu sefer silahlarla değil... Gerçeklerle."