~Yetim Kalan Düşler~
Kuzey Tıp Merkezi’nin sekizinci katı, yoğun bakım ünitesi... Koridordaki steril koku ve cihazların monoton bip sesleri, dışarıdaki fırtınalı geceye tezat oluşturuyordu.
Kaan, camın arkasındaki yatakta yatan küçük kardeşi Elif’e bakıyordu. Kızın saçları dökülmüş, yüzü bembeyaz kalmıştı. Kaan’ın gözlerinden sessizce yaşlar süzülüyordu. Savaş alanlarında vurulmuş, işkenceler görmüştü ama kardeşinin bu halini görmek onu içten içe bitiriyordu.
Arkasından bir ayak sesi geldi. Kaan elini refleks olarak ceketinin içindeki silaha götürdü.
"Silahına dokunma Kaan," dedi arkasındaki ses.
Kaan yavaşça döndü. Karşısında Eren duruyordu. Eren’in elinde silah yoktu, elleri ceplerindeydi. Birkaç adım ötesinde ise Leyla bekliyordu.
"Komiser..." dedi Kaan, şaşkınlıkla. "Beni nasıl buldun? Buradan hemen gitmelisin, Nadir’in adamları aşağıda."
"Aşağıdaki adamların şu an uyuyor Kaan," dedi Eren sakince. "Musa Müdür onları halletti."
Kaan kaşlarını çattı: "Beni öldürmeye mi geldin? Kardeşinin intikamını almaya mı?"
Eren, camın arkasındaki küçük kız Elif’e baktı. Sonra Kaan’ın gözlerinin içine baktı.
"Kardeşimin intikamını almaya geldim evet," dedi Eren. "Ama senin kanınla değil. Gerçek katilin kanıyla."
Kaan acıyla gülümsedi: "Benim ellerimde de kardeşinin kanı var Eren Komiser. Tetiği ben çekmesem de o pusuyu kuranların yanındaydım. Kendimi affedemiyorum. Her gece o gelinlikli kızın gözleri rüyama giriyor."
Leyla öne çıktı: "Kaan, Nadir’in sana yalan söylediğini biliyor musun?"
Kaan donakaldı: "Ne yalanı?"
Leyla elindeki tıbbi belgeleri Kaan’a uzattı:
"Ben bir hekimim Kaan. Elif’in doktoruyla konuştum ve dosyasını inceledim. Nadir kızın tedavisi için para ödemiyor. Aksine, Almanya’dan gelen uygun ilik örneklerini reddediyor! Kızın iyileşmesini engelliyor ki sen ömür boyu onun kölesi olasın!"
Kaan’ın elindeki belgeler yere düştü. Yüzü aniden kireç gibi bembeyaz oldu.
"Ne... Ne dedin sen?" dedi Kaan, sesi titreyerek. "İlik bulundu mu?"
"İki ay önce bulundu," dedi Leyla acı bir sesle. "Ama Nadir hastane yönetimine rüşvet vererek nakli durdurdu. Elif’i ölüme terk ederek seni yanında tutuyor."
Kaan’ın göğsü hızla kalkıp inmeye başladı. Dünyası başına yıkılmıştı. Yıllardır bir canavar için adam öldürmüş, masum insanların kanını dökmüştü ve hepsi devasa bir yalan üzerine kuruluydu.
"Ben..." dedi Kaan, dizlerinin üzerine çökarak. "Ben ne yaptım... Ben ne yaptım?!"
Kaan başını ellerinin arasına alıp hıçkıra hıçkıra ağlamaya başladı. Bir tetikçinin acı dolu feryadı koridorda yankılandı.
Eren Kaan’ın yanına geldi, diz çöktü. Elini Kaan’ın omzuna koydu.
"Kardeşini kurtarabiliriz Kaan," dedi Eren. "Almanya’daki donor ile iletişime geçtik. Nakil sürecini Musa Müdür başlatacak. Ama senin bize yardım etmen lazım. Nadir’i yok etmek için."
Kaan başını kaldırdı. Gözlerindeki pişmanlık yerini saf bir nefrete bırakmıştı.
"Nadir..." dedi Kaan dişlerinin arasından. "Onu kendi ellerimle boğacağım."
"Hayır," dedi Eren. "Onu kanuna ve adalete teslim edeceğiz. Ama önce onun ana karargahını, saklandığı köşkün şifrelerini bana vereceksin."
Kaan doğruldu, cebinden küçük bir flaş bellek çıkardı:
"Bu bellekte Nadir’in tüm hesapları, koruma düzeni ve saklandığı yeraltı sığınağının krokisi var. Ama dikkatli ol Eren... Nadir yalnız değil. Arkasında çok daha büyük bir güç var. Kartal’ın eski ortakları..."
Tam o sırada, koridorun sonundaki yangın merdiveninden silah sesleri yükseldi. Nadir’in durumu fark eden diğer adamları üst kata doğru hücum ediyordu.
"Geldiler!" dedi Kaan silahını çekerek. "Elif’i ve Leyla’yı buradan çıkarın! Ben onları tutarım!"
"Saçmalama!" dedi Eren. "Birlikte çıkacağız!"
"Hayır Eren!" dedi Kaan, Eren’i geriye doğru iterek. "Ben zaten mahvolmuş bir adamım. Kardeşimi sana emanet ediyorum! Ceylan’a borcumu ödememe izin ver!"
Kaan koridora doğru fırladı ve gelen adamlara ateş etmeye başladı.
"KAAN!" diye bağırdı Leyla.
Eren, Kaan’ın gözlerindeki kararlılığı gördü. Bu bir intihar değil, bir adamın ruhunu temizleme çabasıydı. Eren Leyla’nın elini tuttu, Elif’in sedyesini kilitleyip asansöre doğru koşmaya başladılar.
Arka planda Kaan’ın mermileri ve bağırışları yankılanıyordu. Kaan, kardeşinin ve masum insanların hayatını mahcelenlerin üzerine bir kasırga gibi yağıyordu.
Eren, Leyla ve Elif asansöre binip kapılar kapanırken, Kaan’ın vurulduğunu ve kanlar içinde yere düştüğünü son bir anlığına gördü. Kaan düşerken gülümsüyordu; çünkü artık bir katil olarak değil, bir kardeş olarak ölüyordu.