İçeriğe geç

Sessiz Küller

Bölüm 6 · 3 dk okuma

Sessiz Küller

Bölüm 6

6. Bölüm

~Yağmur Altında Veda~

Gri gökyüzü, şehrin üzerine ağır bir hüzün perdesi gibi çökmüştü. Sağanak yağmur, mezarlıktaki servi ağaçlarının dallarından süzülüp taze kazılmış toprağa düşüyordu. Ceylan’ın ve eşi Sertan’ın cenaze töreni yapılıyordu. Yandaki iki mezar, siyah şemsiyeler altındaki kalabalık tarafından sessizce izleniyordu.

Eren, şemsiye kullanmıyordu. Yağmur suları siyah takım elbisesinden aşağı süzülüyor, yüzündeki gözyaşlarına karışıyordu. Omzundaki askıya rağmen dimdik durmaya çalışıyordu ama içindeki yangın her geçen saniye daha da büyüyordu.

Yanında Leyla duruyordu. Leyla siyah şemsiyesini Eren’in üzerine doğru tutmaya çalışsa da Eren hafifçe elini iterek reddetti. O, acıyı, soğuğu ve yağmuru sonuna kadar hissetmek istiyordu.

İmam duayı bitirdiğinde kalabalık yavaş yavaş dağılmaya başladı. Musa Müdür, Eren’in yanına geldi, elini omzuna koydu:

"Başın sağ olsun evladım... Tarık her şeyi itiraf etti. Nadir’in hücreleriyle ilgili birkaç adres verdi. Ekipler operasyon için hazırlanıyor."

Eren başını çevirip Musa Müdür’e bakmadı bile: "O operasyonları durdurun Müdür. Nadir sizin polislerinize yem olacak bir adam değil. O çoktan o adresleri terk etmiştir."

"Eren, intikam hırsıyla hareket edemezsin—"

"Gidin buradan Müdür," dedi Eren sesi buz gibi. "Beni kardeşimle yalnız bırakın."

Musa Müdür derin bir iç çekerek uzaklaştı. Mezarlıkta sadece Eren, Leyla ve biraz ötede duran Leyla’nın yaşlı babası Ahmet Bey kaldı. Ahmet Bey, emekli bir hakimdi ve Eren’i kendi evladı gibi severdi. Bastonuna dayanarak Ceylan’ın toprağına bir avuç papatya bıraktı.

"Güzel kızım..." dedi Ahmet Bey, titrek sesiyle. "Mekanın cennet olsun. Ağabeyin bize emanet."

Ahmet Bey, Eren’in yanına geldi: "Evladım, bu gece bizim eve gel. Leyla ile birlikte olun. Yalnız kalman iyi değil."

"Sağ ol Ahmet Amca," dedi Eren. "Ama benim yapmam gereken şeyler var."

Leyla, babasının koluna girdi: "Baba, sen arabaya geç. Ben Eren ile birkaç dakika konuşup geliyorum."

Ahmet Bey başıyla onaylayıp mezarlığın çıkışındaki arabasına doğru yürümeye başladı.

Leyla, Eren’e döndü: "Eren, ne olur kendini kapatma. Tarık’ın ifadesinden sonra Nadir’in şehri terk etme ihtimali var. Eğer sakince düşünmezsek—"

Tam o sırada, mezarlığın dışındaki dar yolda siyah bir minibüs belirdi. Minibüsün sürgülü kapısı aniden açıldı.

Eren’in içgüdüleri anında devreye girdi: "LEYLA YERE YAT!"

Eren, Leyla’yı tutup mezar taşının arkasına doğru fırlattı.

Minibüsten dışarı çıkan iki susturuculu silah mezarlığa doğru ateş açmaya başladı. Mermiler mermer mezar taşlarını parçalıyor, etrafa taş kıymıkları saçılıyordu. Ancak katillerin hedefi Eren veya Leyla değildi!

Silahların namluları, arabasına doğru yürümekte olan yaşlı Ahmet Bey’e döndü.

"HAYIR! BABA!" diye çığlık attı Leyla.

Puf. Puf. Puf.

Üç mermi Ahmet Bey’in sırtına ve göğsüne saplandı. Yaşlı adamın bastonu elinden kaydı, yağmur sularının biriktiği çamura düştü. Ahmet Bey kanlar içinde yere yığıldı.

"BABA!" Leyla mezar taşının arkasından fırlamak istedi ama Eren onu sıkıca tuttu.

"Bırak beni! Babam! BABA!" Leyla çıldırmış gibi çırpınıyordu, tırnaklarını Eren’in koluna batırıyordu.

Eren belindeki silahı çıkardı, mezar taşının arkasından doğrulup minibüse doğru üç el ateş etti. Mermilerden biri minibüsün dikiz aynasını parçaladı. Minibüs hızla gaza basarak tekerleklerinden dumanlar çıkarıp olay yerinden uzaklaştı.

Tehlike geçince Eren Leyla’yı bıraktı. Leyla koşarak babasının yanına gitti. Dizlerinin üzerine düştü, babasının kanlı başını kucağına aldı.

"Baba! Bak bana! Lütfen gözlerini kapatma! Baba ne olur!" Leyla’nın feryadı mezarlıktaki yağmur sesini bastırdı.

Ahmet Bey son bir gayretle elini kaldırdı, kızının yüzüne dokunmaya çalıştı. Dudaklarından kan süzülüyordu.

"Ley... Leyla..." dedi fısıltıyla. "Eren’e... güven... kendini... koru..."

Ahmet Bey’in eli böğrüne düştü. Gözleri açık kaldı. Yağmur damlaları yaşlı adamın cansız gözlerine düşüyordu.

"HAYIRRRRR! BABA UYAN! LÜTFEN UYAN!" Leyla babasının cesedine sarılarak hıçkıra hıçkıra ağlamaya başladı. "GİTME! BENİ DE AL BABA!"

Eren yavaş adımlarla yanlarına geldi. Dizlerinin üzerine çöktü. Yağmur ikisini de sırılsıklam ediyordu. Leyla’nın acısı, kendi acısıyla birleşip devasa bir kara deliğe dönüşmüştü. Nadir, sınırları tamamen aşmıştı. Artık sadece Eren’in değil, etrafındaki herkesin hayatını birer birer yok ediyordu.

Eren elini Ahmet Bey’in gözlerine koydu ve yavaşça kapattı. Ardından ağlamaktan bayılmak üzere olan Leyla’yı kucağına aldı.

Leyla, Eren’in göğsüne vurarak ağlıyordu: "Neden Eren?! Neden biz?! Biz ne yaptık onlara?!"

Eren hiçbir şey söyleyemedi. Sadece Leyla’yı sıkıca sardı. Yağmurun altında, mezarlıkta, iki kayıp ruh birbirine sarılmış ağlıyordu. Eren’in gözlerinden akan tek bir damla yaş, yağmur suyuna karışıp toprağa süzüldü. Ve o an, Eren’in içindeki son insani duygu da o mezarlıkta öldü.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.