~Gece Yarısı Baskını~
Ömer’in ölümünün üzerinden iki hafta geçmişti. Şehirde geçici bir sessizlik hakim gibi görünse de, Kartal’ın yeraltı dünyasındaki son kalıntıları ve Musa Müdür’ün hapisteki adamları son bir intikam eylemi için bir araya gelmişlerdi.
Eren, Ömer’i ve Ceylan’ı yan yana toprağa verdikten sonra adeta bir gölgeye dönüşmüştü. Leyla ise Özel Şehir Hastanesi’nde küçük Elif’in ameliyat sonrası bakımını üstlenmişti.
Gece yarısı saat 02:00... Şehir Hastanesi’nin dördüncü katındaki çocuk yoğun bakım ünitesi sessizliğe gömülmüştü.
Aniden hastanenin elektrikleri kesildi. Jeneratörlerin devreye girmesi beklerken, acil servis kapısından giren siyah giysili sekiz elinde ağır silahlar olan adam içeriye fırladı.
Bu adamlar, Kartal’ın cezaevinden yönettiği son infaz timiydi. Amaçları basit ama acımasızdı: Eren’i yok etmek için Leyla’yı ve küçük Elif’i rehine almak.
"KİMSE KIPIRDAMASIN!" diye bağırdı teröristlerin lideri Volkan. "TÜM DOKTORLAR VE HASTALAR YERE YATSIN!"
Hastanede büyük bir çığlık ve panik koptu. Volkan ve adamları dördüncü kata, Elif’in odasına doğru hızla tırmandılar.
Leyla elektrik kesintisi üzerine Elif’in odasına koşmuştu. Silah seslerini duyunca kapıyı kilitledi, küçük Elif’i yatağın altına sakladı.
"Korkma Elif," dedi Leyla titreyerek. "Ağabeyin Eren gelecek. Bizi koruyacak."
GÜM! GÜM!
Kapı sertçe tekmelendi. Volkan kapının kilidini vurarak içeri girdi. Leyla’yı saçlarından tutup havaya kaldırdı.
"Bak sen..." dedi Volkan gülümseyerek. "Komiserin sevgilisi. Eren’i buraya çağıracaksın güzellik. Yoksa bu küçük kızı ve seni bu pencereden aşağı atarım."
Leyla Volkan’ın yüzüne tükürdü: "Asla! Onu buraya çağırmayacağım!"
Volkan silahın kabzasıyla Leyla’nın yüzüne vurdu. Leyla kanlar içinde yere düştü.
Tam o sırada hastanenin dışındaki ambülans sireni duyuldu. Eren, durumdan haberdar olur olmaz kendi arabasıyla hastanenin bahçesine dalmıştı.
Eren elinde iki tabancayla dördüncü kata giden yangın merdivenlerini üçer beşer tırmandı. İçindeki koruma içgüdüsü, Ceylan’ı koruyamadığı o geceki gibi devasa bir volkana dönüşmüştü. Leyla’yı ve Elif’i kaybetmeye tahammülü yoktu.
Eren dördüncü katın koridoruna daldı.
PAT. PAT. PAT.
Koridordaki iki teröristi anında etkisiz hale getirdi. Diğer teröristler ateşe karşılık verdi. Tıbbi cihazlar, serum şişeleri ve camlar paramparça oluyordu.
Eren siper alarak ilerledi. Bir teröristin üzerine fırlayıp adamın elindeki bombayı aldı, diğer teröristlerin olduğu odaya fırlattı.
BUMMM!
Patlamayla birlikte koridor dumanaltı oldu. Eren dumanın içinden bir hayalet gibi çıktı, kalan adamları tek tek etkisiz hale getirdi.
Son olarak Elif’in odasına girdi. Volkan, Leyla’nın kafasına silah dayamış, pencerenin kenarında duruyordu.
"Bir adım daha atarsan beynini uçururum!" diye bağırdı Volkan.
Eren silahını indirdi. Gözleri kan bürümüştü.
"Onu bırak Volkan," dedi Eren, sesi bir felaketin habercisi gibi. "Beni istiyorsun. Ben buradayım."
Volkan tam gaza gelip tetiği çekecekken, yatağın altından çıkan küçük Elif Volkan’ın bacağını ısırdı.
Volkan’ın dikkati dağıldı. Eren o saliseyi kaçırmadı. İleriye fırladı, Volkan’ın silah tutan elini yakalayıp bileğini kırdı. Ardından Volkan’ı pencereden dışarı, dördüncü kattan aşağı fırlattı.
Volkan büyük bir gürültüyle bahçedeki ambülansın üzerine çakıldı.
Eren hemen yere düştü, kanlar içindeki Leyla’yı kucağına aldı:
"Leyla! Bak bana! Leyla!"
Leyla zorlukla gözlerini açtı, Eren’in yüzüne dokundu: "Elif... Elif iyi mi?"
"İyi..." dedi Eren ağlayarak. "O iyi, sen de iyi olacaksın."
Eren, Leyla’yı kucağında taşıyarak acil servise doğru koştu. Hastane koridorları bir kez daha kan ve gözyaşıyla yıkanmıştı.