İçeriğe geç

Sessiz Küller

Bölüm 18 · 2 dk okuma

Sessiz Küller

Bölüm 18

18. Bölüm

~Son Kurşunun Ağırlığı~

Ağabeyi Ömer’in (Kaan) gerçeği öğrenmesinin ardından hastanedeki güvenlik önlemleri en üst düzeye çıkarılmıştı. Ancak Ömer’in ruhu darmadağın olmuştu. Kendi elleriyle olmasa da, büyüdüğü örgütün öz kardeşinin ölümüne sebep olması onu içten içe öldürüyordu.

Gece yarısı, hastane odasında tek başına kalan Ömer, yatağın kenarındaki demir korkuluğa baktı. Gözlerinde derin bir kabulleniş vardı.

Kapı hafifçe açıldı. İçeriye hemşire kılığında giren Leyla girdi. Elinde ilaç tepsisi vardı.

"Leyla..." dedi Ömer, sesi bir ölü tesisatı gibi soğuktu. "Eren nasıl?"

Leyla tepsiyi bıraktı, Ömer’in yanına oturdu: "Eren dışarıda. Senin için savcılıkla konuşuyor. Senin bir kurban olduğunu, Musa’nın seni manipüle ettiğini kanıtlamaya çalışıyor."

Ömer acıyla gülümsede: "Eren harika bir insan Leyla. Tıpkı çocukluğundaki gibi... Temiz ve merhametli. Ama ben kirlendim. Ellere bulaşan kan silinmiyor."

"Kendini suçlamayı bırak Ömer," dedi Leyla. "Sen kardeşini kurtarmak için savaştın. Elif iyileşiyor. Yarın kemik iliği nakli ameliyatına girecek."

Ömer’in gözleri parladı: "Elif... Gerçekten iyileşecek mi?"

"Evet," dedi Leyla gülümseyerek. "Eren donor işlemlerini hızlandırdı. Küçük kızın yaşayacak."

Ömer derin bir nefes aldı. Gözlerini tavana dikti: "O zaman benim bu dünyadaki görevim bitti demektir."

Leyla dehşetle Ömer’e baktı: "Ömer, sakın aklından kötü bir şey geçirme! Eren seninle yeniden bir aile olmak istiyor!"

Ömer Leyla’nın elini tuttu: "Leyla... Eren’e iyi bak. O senin sayende hayatta kalıyor. Ceylan’ın ve babanın intikamı alındı ama benim vicdanımdaki mahkeme beni müebbet hapse değil, ölüme mahkum etti."

Ömer cebinden sakladığı küçük bir enjektörü çıkardı. Soğuk mahzenden kaçarken yanına aldığı potasyum siyanür sıvısını enjektöre doldurmuştu.

Leyla çığlık atmak istedi ama Ömer elini Leyla’nın ağzına kapattı.

"Lütfen..." dedi Ömer fısıltıyla. "Bağırma. Eren’in beni böyle görmesine izin verme. Ona de ki... 'Ağabeyin Ceylan’ın yanına gitti. Onu korumak için.'"

Leyla gözyaşları içinde başını iki yana salladı: "Yapma Ömer! Lütfen yapma!"

Ömer enjektörü kolundaki damara sapladı ve pistonu itti.

"ÖMER!" Leyla enjektörü çekip attı ama çok geç kalmıştı. Zehir saniyeler içinde kanına karıştı.

Ömer’in gözleri kapanmaya başladı. Yüzünde ilk defa huzurlu bir tebessüm belirdi. Dudaklarından son kelimeler süzüldü:

"Ceylan... Ağabeyin geliyor güzelim..."

Ömer’in başı yana düştü. Kalp monitörü düz bir çizgi çizerek acı bir bip sesi çıkarmaya başladı.

Bİİİİİİİİİİİİİİİİİİİİİİİİİİİİİİİİİİİİİ...

Eren içeriye daldı. Monitörün sesini duyunca donakaldı. Leyla yerde ağlıyordu. Eren ağabeyinin cansız bedenine koştu, onu omuzlarından tutup sarstı.

"Ömer! Uyan! Ağabey uyan! Yeni kavuştuk Ömer! Bırakma beni!"

Eren ağabeyinin göğsüne başını koydu. Gökyüzüne doğru yankılanan o son feryat, bir ailenin tamamen yok oluşunun acı bir çığlığıydı. Son kurşun silahdan çıkmamıştı ama bir vicdanın ağırlığı bir canı daha alıp götürmüştü.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.