İçeriğe geç

Sessiz Küller

Bölüm 12 · 3 dk okuma

Sessiz Küller

Bölüm 12

12. Bölüm

~Soğuk Mahzenin Sırrı~

Şehrin en eski sanayi bölgesinin altında, Cumhuriyet öncesinden kalma devasa tuğla tonozlarla örülü Soğuk Mahzen yer alıyordu. Yerin metrelerce altındaki bu labirent gibi tüneller, nem ve çürümüşlük kokuyordu.

Eren ve Leyla, gizli bir havalandırma tünelinden mahzenin üst koridoruna sızmışlardı. Eren’in elinde susturucu takılmış bir Glock tabanca vardı. Leyla ise Eren’in ona verdiği hafif makineli silahı sıkıca tutuyordu.

Aşağıdaki büyük salonda, demir parmaklıklarla çevrilmiş hücreler vardı. Hücrelerin içinde elleri ve ayakları bağlı onlarca masum insan duruyordu. Kimi kaçırılmış iş insanları, kimi örgütün şantaj yaptığı tanıklardı.

Salonda yaklaşık on beş iyi silahlanmış koruma devriye geziyordu. Masanın başında ise Nadir oturmuş, harita üzerinde yeni kaçış rotalarını inceliyordu.

"Mühimmat deposu patladı, Kaan hain çıktı, polis her yerde bizi arıyor!" diye bağırıyordu Nadir adamlarına. "Tüm esirleri bu gece infaz edin! Kanıt bırakmayacağız! Şehri terk ediyoruz!"

Hücrelerdeki insanlardan ağlama ve yalvarma sesleri yükselmeye başladı.

Eren, Leyla’ya fısıldadı: "Nadir esirleri öldürmek istiyor. Bekleyemeyiz. Destek ekibini Musa Müdür getirene kadar bu insanları katledecekler."

"Ne yapacaksın?" dedi Leyla.

"Ben ana salona dalıp dikkatleri üzerime çekeceğim. Sen hücrelerin kilitlerini patlatıp insanları arka çıkışa yönlendireceksin."

"Eren, tek başına on beş adama karşı imkansız!"

Eren, Leyla’nın yüzünü ellerinin arasına aldı, alnından öptü: "Bana güven Leyla. Ben ölmem."

Eren demir korkulukların üzerinden aşağı sallandı ve doğrudan salona atladı.

PAT. PAT. PAT.

Susturucu sesleri mahzenin yankılı duvarlarında çınladı. Eren daha yere inmeden iki korumayı kafasından vurdu.

"KOMİSER BURADA!" diye kükredi korumalardan biri.

Salon bir anda cehenneme döndü. Eren bir beton kolonun arkasına siper alarak ateşe karşılık verdi. Çatışmanın gürültüsü hücrelerdeki çığlıklarla karışıyordu.

O kargaşada Leyla yukarıdan aşağı indi. Hücrelerin olduğu tarafa doğru koştu. Nöbetçi olan korumayı arkasından vurup yere serdi. Korumadaki anahtarları aldı ve hücre kapılarını tek tek açmaya başladı.

"Çıkın! Hızlı olun! Arka tünelden dışarı koşun!" diye bağırdı Leyla insanlara.

Esirler panik içinde kaçışmaya başladılar.

Bu sırada Eren, mermisi biten silahını atıp dead korumadan aldığı kaleşnikof ile ateşe devam etti. Üzerine gelen üç korumayı daha etkisiz hale getirdi. Ancak sol omzuna saplanan bir mermi parçası onu sarsı.

Nadir, Eren’in geldiğini görünce panikle yan kapıya doğru kaçmaya başladı.

"NADİR!" diye kükredi Eren.

Eren alevlerin ve mermilerin arasından fırlayarak Nadir’in peşinden tünele daldı. Tünel karanlık ve dardı.

Eren tünelin sonunda Nadir’e yetişti. Nadir arkasını dönüp ateş etmeye çalıştı ama Eren hamle yapıp Nadir’in elindeki silahı ok gibi fırlattı. İki adam tünelin çamurlu zemininde boğuşmaya başladılar.

Nadir cebinden çıkardığı av bıçağını Eren’in böğrüne saplamaya çalıştı. Eren Nadir’in bileğini sıkıca yakaladı. İki adamın kasları gerilmiş, nefesleri birbirine karışıyordu.

"Seni gidi kahraman komiser!" diye bağırdı Nadir, yüzüne tükürerek. "Kardeşini nasıl vurduğumuzu hatırlıyor musun?! Gelinliği kanlar içinde kalırken nasıl ağladığını?!"

Eren’in gözleri adeta delilikle parladı. İçindeki tüm acı ve nefret devasa bir güce dönüştü. Nadir’in bileğini ters çevirip bıçağı onun elinden düşürdü. Ardından Nadir’in yüzüne üst üste yumruklar indirmeye başladı.

Yumruk. Yumruk. Yumruk.

Nadir’in burnu ve çenesi kırıldı, kanlar içinde yere serildi. Eren Nadir’in boğazına çöktü, dizini adamın göğsüne bastırdı. Bıçağı yerden alıp Nadir’in boğazına dayadı.

"Yalvar..." dedi Eren, nefes nefese. "Kardeşim için yalvar!"

Nadir kan tükürerek gülümsede: "Vur beni Komiser... Vur da senin de benden bir farkın kalmasın... Ama bilsen ki... Ben sadece bir piyonum..."

Eren’in elindeki bıçak Nadir’in derisini kesti, bir damla kan süzüldü. Eren’in parmağı titriyordu. Tam o sırada tünelin girişinde Leyla belirdi.

"EREN! YAPMA!" diye bağırdı Leyla.

Eren başını kaldırdı. Leyla gözyaşları içinde ona bakıyordu.

"Eren, lütfen..." dedi Leyla fısıltıyla. "Onu öldürme. Eğer onu öldürürsen intikam seni yutacak. Bize onun vereceği isimler lazım. Ceylan için... Babam için onu adalet teslim et."

Eren Nadir’in gözlerine baktı. Sonra elindeki bıçağa baktı. İçindeki canavar adeta kan istiyordu. Ama Leyla’nın sesi, ona insan olduğunu hatırlatan tek şeydi.

Eren bıçağı yere fırlattı. Nadir’in suratına sert bir yumruk daha indirip onu bayılttı.

Eren ayağa kalktı. Derin bir nefes aldı. Leyla yanına koştu, Eren’e sarıldı.

"Başardın Eren..." dedi Leyla. "Onu canlı yakaladın."

Eren Nadir’in kelepçelenmiş bedenine baktı. Ama içindeki his, bu kâbusun henüz bitmediğini söylüyordu. Nadir’in "Ben sadece bir piyonum" sözü tünelde ıslık gibi yankılanıyordu.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.