İçeriğe geç

Sesiz Mahalle

Bölüm 6 · 2 dk okuma

Sesiz Mahalle

Bölüm 6

Bölüm 6

Aradan dört hafta geçmişti.

Mahalle dışarıdan bakınca yine aynıydı.

Çocuklar yine sokakta oynuyor, insanlar yine markete gidip geliyordu.

Ama Kemal için bazı şeyler eskisi gibi değildi.

Sessizlik artık huzur vermiyordu.

Bir anlamı vardı.

Ve o anlam hoş değildi.

O sabah Kemal ön bahçede oturuyordu.

Ceviz ağacının altında eski bir çay masası vardı.

İki sandalye.

Rüzgâr hafifti.

Kahvesini yudumlarken eski bir dostu geldi.

Eski cinayet bürodan arkadaşıydı: Selim.

Saçları tamamen beyazlamıştı ama yürüyüşü hâlâ sağlamdı.

“Sen hâlâ kahveye sadıksın,” dedi Selim gülerek.

Kemal hafifçe gülümsedi.

“Alışkanlıklar kolay gitmiyor.”

Selim sandalyeye oturdu.

Bir süre sessizce etrafı izlediler.

“Güzel yer bulmuşsun,” dedi Selim.

“Güzel… ama sessizliği fazla.”

Selim kaşını kaldırdı.

“Sen sessizliği severdin.”

“Seviyordum.”

İkisi kısa bir süre sustu.

Sadece rüzgâr ve kuş sesleri vardı.

Tam o sırada sokakta bir hareket oldu.

Bir araba durdu.

İçinden bir adam indi.

Kemal hemen tanıdı.

Emlakçı Murat.

Hızlı adımlarla karşı kaldırıma yürüyordu.

Elinde dosyalar vardı.

Selim başını çevirip baktı.

“Bu kim?”

Kemal ayağa kalkarken cevap verdi.

“Bir emlakçı.”

“Burada mı işi var?”

“Öyle görünüyor.”

Kemal yavaşça yürümeye başladı.

“Bir saniye, ben selam vereyim.”

Murat tam karşı kaldırıma doğru yürürken Kemal el kaldırdı.

“Hey, Murat!”

Murat başını çevirdi.

Yüzünde kısa bir şaşkınlık oldu.

“Ah, Kemal Bey!”

İkisi orta noktada buluştu.

Selim uzaktan onları izliyordu.

“Ne yapıyorsun burada?” dedi Kemal.

Murat dosyalarını gösterdi.

“İş.”

“İş mi?”

“Evet… hatırlarsın, sana birkaç ev göstermiştim.”

Kemal başını salladı.

“Hatırladım.”

Murat biraz daha ciddileşti.

“Şu karşı sokaktaki ev var ya…”

Kemal’in bakışı değişti.

“Evet.”

“Onu satmak için geldim.”

Kemal sessiz kaldı.

Murat devam etti.

“Bir müşteri grubu gelecek birazdan. Evi göstereceğim.”

Kemal sadece başını salladı.

“Anladım.”

Murat saate baktı.

“Gitmem lazım, Kemal Bey.”

“Tamam.”

El sıkıştılar.

Murat uzaklaştı.

Kemal geri döndüğünde Selim hâlâ oturuyordu.

“Kimdi o?” dedi Selim.

“Emlakçı.”

“Şu olay olan evin mi?”

“Evet.”

Selim kaşlarını çattı.

“Garip.”

Kemal sandalyeye oturdu.

“Ne garip?”

“İki ölüm oldu orada. Şimdi biri evi satmaya çalışıyor.”

Kemal sessiz kaldı.

Selim devam etti.

“Sen o eve bakmış mıydın?”

“Hayır.”

“Hiç mi?”

Kemal bir an durdu.

Sonra başını salladı.

“Bakmadım.”

Selim kahvesinden bir yudum aldı.

“Ben olsam bakardım.”

Kemal cevap vermedi.

Bir süre sonra Selim kalktı.

“Ben kaçıyorum.”

“Görüşürüz.”

Selim elini kaldırdı ve gitti.

Kemal yalnız kaldı.

Bahçe sessizdi.

Ama içi sessiz değildi.

Akşam olduğunda Murat’ın arabasını gördü.

Karşı sokakta duruyordu.

Bir grup insan evi inceliyordu.

Pencerelere bakıyor, içeriyi geziyorlardı.

Murat onlara bir şeyler anlatıyordu.

Gülüyorlardı.

Evi beğenmiş gibiydiler.

Kemal perdeyi biraz araladı.

Sadece izledi.

Hiçbir şey söylemedi.

Ama içinden tek bir düşünce geçti:

“İki ölümün olduğu bir ev… bu kadar kolay satılmamalı.”

Gece olduğunda ışığı kapattı.

Yatağa uzandı.

Tavanı izledi.

Ev sessizdi.

Ama artık o eski sessizlik değildi.

Bir şeyler başlamıştı.

Ve Kemal bunu çok net hissediyordu.

Gözleri yavaşça kapandı.

Ama zihni hâlâ açık kalmıştı.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.