İçeriğe geç

Sesiz Mahalle

Bölüm 2 · 3 dk okuma

Sesiz Mahalle

Bölüm 2

Bölüm 2

Taşınma beklediğinden daha uzun sürdü.

Kemal, kolilerin arasında saatlerce dolaştı. Her kutu açıldığında geçmişinden bir parça daha çıkıyordu sanki.

Kitaplar.

Eski bir kol saati.

Çekmecede unutulmuş birkaç mektup.

Bir köşede Aylin’in sevdiği küçük seramik kupalar…

Hepsini tek tek yerleştirdi ama bazı şeylere dokunmaya cesaret edemedi. O kutular açılmadan kaldı.

Ev yavaş yavaş doldu.

Ama içi hâlâ boştu.

Akşam olduğunda dışarıdan hafif bir rüzgâr esiyordu. Ceviz ağacının dalları cama vuruyordu.

Kemal montunu giydi.

Sadece yürümek istedi.

Mahalle gece olunca daha da sessizleşiyordu.

Sokak lambaları sarı bir ışıkla kaldırımları aydınlatıyordu. Ara sıra uzaktan bir araba geçiyor, sonra yine sessizlik geri geliyordu.

Kemal yürürken bir süre durdu.

Sokağın köşesinde küçük bir bar vardı.

Tabelasında solmuş harflerle “Mavi Fener” yazıyordu.

İçeriden hafif bir müzik sesi geliyordu.

Bir an düşündü.

Sonra kapıyı açıp içeri girdi.

Bar loştu.

Ahşap masalar, eski sandalyeler, duvarlarda sararmış fotoğraflar…

Burası zamanın biraz gerisinde kalmış gibiydi.

Barmen başını kaldırdı.

“Yeni geldin sanırım.”

“Bugün.”

“Hoş geldin.”

Kemal sessizce köşedeki masaya oturdu.

Bir içki istedi.

Etrafı izlemeye başladı.

İnsanlar çok konuşmuyordu.

Bu mahallede konuşmak yerine susmak daha yaygın gibiydi.

Saatler geçti.

Dışarıda rüzgâr şiddetlendi.

Yağmur ince ince başlamıştı.

Kemal son yudumunu aldı, hesabı ödedi ve ayağa kalktı.

Kapıyı açtığında soğuk yüzüne çarptı.

Sokak boştu.

Yağmur hafiflemişti ama kaldırım ıslaktı.

Bir adım attı.

Sonra siren sesi duyuldu.

Uzaktan geliyordu ama hızla yaklaşıyordu.

Bir polis arabası sokağın başından döndü.

Mavi kırmızı ışıklar evlerin duvarlarında kısa kısa parladı.

Araba Kemal’in tam yanından geçti.

O an birkaç saniye göz göze geldiler sanki.

Ama kimse durmadı.

Araba hızla mahallenin içine doğru kayboldu.

Kemal bir süre olduğu yerde kaldı.

Sonra omuz silkti.

“Her şehirde olur böyle şeyler.”

Ve yürümeye devam etti.

Eve döndüğünde saat gece yarısını geçmişti.

Işıkları açmadı.

Sadece mutfağa gidip bir bardak su içti.

Pencereden dışarı baktı.

Mahalle karanlıktı.

Sadece sokak lambaları yanıyordu.

Ve uzakta, o polis arabasının gittiği tarafta hafif bir hareketlilik vardı.

Ama Kemal artık buna dikkat etmiyordu.

Yorgundu.

Yatağa uzandı.

Uyku hızlı geldi.

Ertesi sabah kapı çaldı.

Kemal gözlerini açtı.

Saat henüz erken sayılırdı.

Kapıyı açtığında karşısında torunu Arda’yı gördü.

“Dede!”

Kemal hafifçe gülümsedi.

“Sabah sabah enerji dolusun.”

Arda içeri girdi.

“Balık tutmaya gideceğiz ya!”

Kemal başını salladı.

“Evet.”

Birlikte hazırlanmaya başladılar.

Oltalar, küçük bir kutu yem, termos…

Bir süre sonra evden çıktılar.

Sokağın sonuna doğru yürürken Arda birden durdu.

“Dede bak!”

Kemal başını çevirdi.

Karşı sokaktaki ev polis şeritleriyle çevrilmişti.

Sarı bantlar kapının önünden geçiyor, bahçeyi tamamen kapatıyordu.

Bir polis arabası evin önünde duruyordu.

Birkaç komşu uzaktan bakıyordu ama kimse yaklaşmıyordu.

Arda merakla sordu.

“Orada ne olmuş?”

Kemal gözlerini evden ayırmadı.

Uzun süre baktı.

Sonra kısa bir cevap verdi.

“Bilmiyorum.”

“Bakmaz mıyız?”

“Hayır.”

“Neden?”

Kemal oltasını omzuna aldı.

“Çünkü balıklar beklemez.”

Arda biraz söylenerek peşinden yürüdü.

Ama bir an daha arkasına baktı.

Göl sessizdi.

Su yüzeyi neredeyse aynaydı.

Arda oltayı atarken heyecanlıydı.

Kemal ise daha sessizdi.

Bir süre sonra Arda konuştu.

“Dede…”

“Hı?”

“Sen balık tutmayı nereden öğrendin?”

Kemal oltaya bakıyordu.

“Uzun zaman önce.”

“Kim öğretti?”

Kemal hafifçe gülümsedi.

“Hayat.”

Arda düşündü.

Sonra tekrar sordu.

“Sen eskiden ne iş yapıyordun?”

Kemal bu kez cevap vermedi.

Sadece suya baktı.

Arda ısrar etti.

“Polis miydin?”

Kemal yavaşça başını çevirdi.

Gözlerinde kısa bir anlık bir şey parladı.

Ne öfke.

Ne de üzüntü.

Sadece eski bir alışkanlık.

“Ben insanları dinlerdim,” dedi.

“Sonra ne olduğunu anlardım.”

Arda gözlerini kırptı.

“Bu dedektiflik gibi bir şey mi?”

Kemal hafifçe başını salladı.

“Belki.”

Tam o sırada Kemal’in oltası hafifçe gerildi.

Ama bu kez balık değil, sanki geçmişti.

Ve o geçmiş, bu sessiz mahallede çok yakında yeniden yüzeye çıkacaktı.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.