Gördüğüm yüz karşısında gülümsemem soldu.
Onu gördüm.
Irmak'ı...
Elleri, Kerem'in boynuna dolanmıştı. Yüzünde çapkın bir ifade vardı. Kerem'in yüzünü göremiyordum. Ama Tanrı'ya onunda öyle bakmamış olması için içimden yana yakına dua ediyordum.
Hayatım boyunca hep başkaları tarafından ezildim. Bu yüzden zaten okulumu değiştirmiştim. Beni eziyorlar diye...
Sonra bu okula geldim. Kerem'le tanıştım, Yusuf'la tanıştım, Irmak'la tanıştım. Onlar bana bunu yapmadılar. Onlar beni dostları olarak bildiler. Daha sonra Kerem'den hoşlandığımı fark etmiştim. Bunu kafamdan silmeye çalıştım, yapamadım. Kerem'i unutamadım...
Sonra Irmak geldi, Kerem'den onunda hoşlandığını fark ettim.
Kerem..?
O Irmak'tan hoşlanıyor muydu?
Ben bu düşüncelere dalmışken arkamdan beni dürten birisini farkettim. Kendime gelip hemen arkamı döndüm.
"Hey! İyi misin?" Bunu söyleyen kişi Eray'dı. Sınıfta kendini tanıtırken esmer kızlardan hoşlandığını belirten o kişi...
Gizem yoktu, gitmişti.
"İyiyim, teşekkür ederim." Dedim soğuk bir tavırla.
"Bir kaç defa yanındayken sana seslendim, ama sanırım dalmıştın."
Sonrasında fark ettim, Irmak'a bakarken dalmıştım ve kimsenin ne dediğini duymamıştım.
"Pardon, evet sanırım dalmışım..." Dedim.
Sevecen bir şekilde gülümsedi.
"Ben Eray." Dedi ve elini uzattı.
"Ben de Melek." Diyerek uzattığı elini memnuniyetle sıktım.
Biraz sohbet ettik. Kafa dengi birine benziyordu.
Eray bana birşeyler söylerken bende etrafa bakınmaya başladım, çünkü Yusuf'u hala görmemiştim.
"Hey, Melek! Beni dinliyor musun?" Dedi.
"Ha?" Anlamayarak ona baktım.
"Telefon fiyatlarını söylüyorum. Çok ucuzlamış."
Bunu diyince bende anlıyormuş gibi yaparak;
"Haa, Evet." Diyerek geçiştirdim.
"Melek."
"Efendim."
"Telefonlar ucuzlamadı."
Ona dönüp baktım.
"Nasıl yani?"
Kahkaha attı.
"Benim dediğimi anlamadığın halde evet dedin, anlayarak dinleseydin telefonların ucuzlamadığını, hatta pahalandığını söylerdin." Dedi gülerek.
"Yaa kusura bakma, bir arkadaşıma bakıyordum da..." Dedim bende mahcubiyetle gülerek.
"Sorun değil." Dedi ve tekrar kahkaha attı.
Etrafa bakındım Kerem ortadan kaybolmuştu. Irmak ise arkadaşlarıyla takılıyordu. Daha sonra dayanamayıp Eray'a tuvalete gideceğimi söyledim ve oradan çantamı da alarak hemen uzaklaşıp tuvalete doğru ilerledim. Tuvalete girince hemen telefonumu çıkardım. Bir sürü mesaj gelmişti...
Yusuf: Melek, biz terastayız. Çabuk gel!
Yusuf: MELEK GELLL!
Yusuf: KIZ ALLAH'IN CEZASI BAKSANA ŞU MESAJLARA!
Yusuf: KIZ SANA DİYORUM!
Yusuf: YÜCE RABBİM BANA SABIR VER!
Gülerek cevap yazdım.
Melek: Yüce rabbin seni kutsasın Yusuf. KFNNFNFNFJFJFNNF
Melek: Hemen geliyorum, yanımda Eray vardı.
Telefonu kapatıp çantama attım ve tuvaletten çıktım. Kenarda ki garsona terasa nereden gideceğimi sordum, hemen gösterdiği merdivenlerden yukarı çıktım. Karşıma çıkan kapıyı itekledim, ve harika bir manzara ile karşılaştım.
İzmir'in harika manzarası...
Terasta bir sürü masa ve sandalye vardı ama sanırım buradan kimsenin haberi yoktu. En köşede ki sandalye de onları gördüm.
Kerem, Gizem ve Yusuf'u.
Yusuf beni direk görünce "AY ÇOK ŞÜKÜR!" diyerek sandalyesinden kalktı, ve yanıma koştu.
"Kız, Allah'ın cezası! Nelerdesin sen?! Yürü geç, hadi!" Dedi yalandan bir sinirle, ve bende onun dediğini ikiletmedim. Kerem'in yanı boştu, oraya oturdum.
"Merhaba!" Dedim.
"Merhaba, hoşgeldin!" Dediler onlar da aynı anda.
O sırada birşey farkettim...
Yusuf, Gizem'e kaş göz yaptı.
"Bizim biraz işimiz var, hemen geleceğiz." Dedi Yusuf.
"Evet hemen geliriz." Dedi sırıtarak Gizem'de...
Yanımızdan kalkıp gittiler ve Kerem'le baş başa kaldık. Bir süre de öylece durduk.
İlk cümleyi o kurdu.
"Nasılsın?" Diye sordu.
O an içimden geçenleri açıklamak, dürüst olmak istiyordum.
"İyi değilim." Dedim tek nefeste. Gerçekten de değildim, moralim bozulmuştu. "O kadar yoruldum ki... Bugün partiye geldikten sonra kendimi kötü hissettim, bu hissin nedeni... Söyleyemem. Yalnızca kendimi çok kötü hissettim." Sebebi Irmak'tı...
Şefkatle gülümsedi.
"Sebebini anlatmak istemiyorsun sanırım. Ama sana bir hikayemi anlatabilirim." Dedi.
"Anlat." Dedim tek nefeste...
"Ben 14 yaşımdaydım, birgün babamla sahilde geziyorduk. O gün bir çelişkinin içerisindeydim. Babam bunu farketmişti ve bu çelişkinin ne olduğunu sormuştu. Bende ona anlatamayacağımı söylemiştim. Oda "O zaman sana tek birşey söyleyebilirim; Sesi dinle..." Demişti. Bende ona ne sesi olduğunu sormuştum. "İçindeki sesi... Kalbinin sesini..." Diye yanıtlamıştı. Sonra ne dediğini anladım, ve o çelişkiden kurtuldum. O zamandan beri her zaman ve hala içimdeki sesi dinlerim."
Sandalyeyi çekip yanıma yaklaştı.
"Sende Sesi dinle. Her zaman kalbindeki sesi dinle... İnan bana pişman olmayacaksın."
Ona baktım, yüzlerimiz birbirine çok yakındı. Kalbimdeki sesi dinlemeye çalıştım. Kalbim o an bana Kerem için atıyormuş gibi geldi. Çok... değişik bir histi...
10 Ekim 2023, O gün o terasta, o masada, o sandalyede bana "sesi dinle" demişti. Bunu asla unutmayacaktım...
"Allah'ın cezaları!" Yusuf arkamızdan öyle bağırınca hemen geri çekilip yüzlerimizi ona çevirdik. "Romantik anınızı bozdum kusura bakmayın ama aşağıda Irmak'a herkes hediyelerini veriyor, hadi gidip bizde verelim. Gelin!" Diyince Kerem'le utançlar içine gömülmüş vaziyette aşağı indik.
İndiğimizde Salonda sanki takı töreni vardı. Herkes sıraya dizilmiş Irmak'a hediyelerini veriyordu. Irmak'ta şımarıkça gülümsüyordu ve ara ara dönüp etrafa bakınıyordu. Birini aradığı kesindi.
Hepimiz sıraya girdik. Hemen arkama Kerem geçti, onun arkasına da Yusuf ve Gizem... Öyle öyle yaklaşık beş dakika sonra sıramız geldi. Irmak'a gülümseyerek aldığım hediyeyi verdim. Hediyemi hemen aceleyle alıp kenara, öbür hediyelerin yanına, atarak beni kenara itti ve Kerem'e sıkıca sarıldı. Şok içinde ona bakakaldım.
Tüm salon bize bakıyordu, ve ben utanç içerisindeydim. Yer yarılsa ve içine girsem tam yeri olurdu. Daha fazla kendimi tutamadım... Oradan koşarak ve ağlayarak uzaklaştım. Arkamdan seslendiklerini duysam bile dönüp bakmadım. Dışarı bir hışımla çıktım, ve hemen kenarda bekleyen taksiye binip oradan uzaklaştım.
Takside ki şoföre sahil kenarındaki bir kafenin adresini verdim ve on, on beş dakika sonra oraya vardım.
Taksiye ücretini ödeyip hemen araban indim ve mekana doğru ilerledim. Telefonum tüm yol boyunca çalmıştı ama ben çantamı açıp bakmamıştım bile ve hala çalıyordu. Bu benim sinirimi bozduğu için telefonu kapatıp geri çantama attım.
İçeriye girdiğimde etraf çok kalabalık değildi. Deniz gören bir masaya oturdum ve garsondan bir kişilik küçük bir pasta siparişi verdim. Ben hep moralim bozulduğunda bu mekana gelir, aynı pastadan hep yerdim. Genelde insanlar bu tarz şeylerde içmeyi tercih ederdi ama ben daha çok eğlendiğimde içmeyi tercih ederdim. Birçok insan içkiyi hüzünlendiğinde içilecek birşey olarak görürdü, ama bu durum benim için öyle değildi. Ben böyle şeylerde içki içerek unutmayı değil, pasta yiyerek ağlamayı seçerdim.
Belki de gerçeklerimden kaçmayı sevmiyorumdur..?
Garson önüme pastayı getirdi. Ona teşekkür edip bahşişini verdim ve pastayı ağlaya ağlaya yemeye koyuldum. Bunlar benim gerçeklerimdi, kaçamazdım. Hep ezilecektim, beni kimse sevmeyecekti. Hiç biri gelip bana aşık olmayacaktı. Benim kaderim buydu...
Ben bu düşünceler arasında ağlayarak pastamı yerken karşımdaki sandalyenin çekildiğini duydum. Gözlerim karşıma baktığında onu gördüm.
Kerem...
Beni bırakmamıştı, arkamdan gelmişti ve şimdi tam karşımda oturmuş bana bakıyordu. İkimizinde ağzından bir süre ses çıkmadı. Ben öylece durdum, oda öylece durdu.
Daha sonra dayanamayıp söze giren o oldu. "Hadi kalk, gidiyoruz." Bunu bekliyormuş gibi ayağa kalktım. "Tamam." Dedim sol elimle sol gözümdeki yaşımı silerek... Oda ayaklandı hesabımı zorla ödedi ve dışarı çıktık.
Caddeye doğru yürümeye başladık."Bana gidiyoruz." Kerem bunu söylediğinde dönüp ona baktım. "Sebebi ne?" Diye sordum. "İyi görünmüyorsun." Diye cevapladı. Annem buna asla izin vermezdi, ve ona karşı çıksam bedelini ağır bir şekilde öderdim.
Bu yüzden söze girdim. "Gelemem." Bana bu sefer o bu soruyu sordu. "Sebebi ne?" Gülümsedim. "Ailem bu tarz şeylere pek sıcak bakmaz, o yüzden..." Bunu bekliyormuş gibi cevapladı. "Bunu da düşündüm. Irmak anneni aradı. Bu gece kız kıza pijama partisi yapacağınızı söyledi ve zorla da olsa izin aldı." Bunu duyduğum an olduğum yerde durdum. O da durdu. "Ne?" Diye bir şok nidası çıktı ağzımdan. "N-nasıl, Irmak mı annemi aradı? Annemin numarasını nereden buldunuz? Annemden nasıl bu bahaneyle izin aldınız? Annem böyle şeylere izin vermez ki? Vermez. Gerçekten vermez..." Ben bu şekilde konuşurken Kerem karşıma geçip, iki elini iki koluma koydu.
"Melek..."
"Efendim..?"
"Rahat ol, hallettik."
"Gerçekten mi?"
"Gerçekten..."
Öylece kaldım. O bana baktı, bende ona baktım.
"P-peki neden..? Neden bunu yaptınız?"
"Orası da şimdilik bende kalsın." Dedi ve gülümsemeyerek göz kırptı...
Sonra bana sıkıca sarıldı. Bende ona sıkıca sarıldım. Birbirimize sıkıca sarıldık. İlk kez... Kerem ilk kez bana sarıldı...
Daha sonra çok sinir bozucu bir şey oldu... Kerem'in telefonu çaldı, bana sarılmayı bırakıp telefonuna baktı. Ardından yüzünde dehşet bir ifadeyle bana baktı...
~