İçeriğe geç

Serina

Bölüm 2 · 4 dk okuma

Serina

Bölüm 2

Bölüm iki

"Serina'nın dün çorba içtiğine eminsin değil mi?" Sessizce yanıt verdi Yakut "iksirli çorbayı içti eminim. sakin ol yarına kadar asla uyanmaz hadi gidip kazanalım şu ödülü." Dona da gülümsedi bu cümleye. Büyük rakibi bu gün onunla uğraşamayacaktı. Her yıl bu yarışmada ikinci oluyordu sebebinin Serina olduğunu düşünüyordu. Sonuçta birinci olan oydu. Üstelik ödüle ihtiyaç duymayacak kadar zengindi bu yüzden vicdan azabı çekemiyordu. Onun ödüle ihtiyacı vardı bu durumu adil hâle getiriyordu ona göre.

Alevlerin kraliçesi gibi lakaplara sahipti Serina. Kontrol edilemez denilen Ateşe resmen hükmediyordu. Bütün sahayı ateşe verip sadece hedefleri yakıyordu mesela. Alandaki çiçekler aynen duruyordu fakat hedef tahtaları kül oluyordu. Bu yeteneği onu her yarışmada birinci yapıyordu. Suyu kontrol edenlerden en yetenekliler insan haraketlerini kontrol edebilirdi lakin nedense Serina'nın haraketlerini kontrol edemiyorlardı. O güçlü bir cadıydı. Bir anka kuşu gibiydi. Hele o alevden kanatları. Sadece rüzgar elementine sahip cadıların uçabildiği gerçeğini yıkıyordu. Gerçi Serina bunu hep yapardı. Alevlerini kullanmanın yeni yollarını bulur dururdu. Dona ona karşı kazanamıyordu. Çağın dahisi olarak anılan su elementi cadı her seferinde Serina tarafından yeniliyordu. Onu yenmenin yolunu bulamayınca diskalifiye etmenin yolunu bulmuştu.

Serina ise gözlerini açtığında yarışmaya bir saat kala uyandığını düşünüyordu. Şaşkındı normalde hayatta bunu yapmazdı. Kabus görmekten uyuyamazdı bile! Gülümsedi uykulu bir şekilde yarışmayacağı için mutlu olmuştu. Lakin mutluluğu dışardaki sesleri duyunca söndü. Hemen penceresine koştu ve resmen şok oldu. Kutlama vardı. Yarışmanın ödülü Dona'nın elindeydi. Dışarıya kurulmuş koca masa tanıdıktı her zaman o masanın başında otururdu. Malum onun kaybettiği hiç olmamıştı. İyi de yarışma daha başlamamış olmalıydı neler oluyordu bir türlü anlayamıyordu. Hızla üstünü değiştirdi ve güzel tulum tarzı bir kıyafet giydi. Neler olduğunu öğrenmeye o kadar takıntılı haldeydi ki hazırlanıp odadan çıkması sadece 10 dakika sürmüştü. Hızlı adımlarla müdürün odasına gitmişti. Yarışma erkene çekilmisti de haberi mi yoktu ne oluyordu. Müdürün kapısına ulaştığında durdu ve kendine sakinleşmek için süre tanıdı. Derin bir nefes aldı ateşini kalbinin etrafına sardı. Bu onu sakinleştiriyordu ateş onu koruyor gibi hissettiriyordu. Güvende hissetmek onu mutlu ediyordu. Buraya gelirken ki panik halinden kurtuldu kendinden emin şekilde kapıyı çaldı. Yüzü ifadesizleşmiş başı ve duruşu dikleştirmişti. Asıl bir leydinin bir veliaht düşesin duruşuydu bu.

(M) "Girebilirsiniz"

Kapı gıcırdayarak açıldı ve Serina odaya adım attığı an odayı boğucu bir sıcaklık kapladı. Kimin geldiğini sözsüz belli eden bu sıcaklık kışın ortasında bile terletirdi.

(S) "İyi günler müdür Fin bir kaç sorum vardı."

(M) "Ah Serina demek sonunda uyandın. Küçük hanım antemanı abartmış olmalısınız dün odanıza arkadaşlarınız sizi uyandıramadığı için çağrıldım ve çekirdeğinizdeki gücün nerdeyse tamamı kullanılmıştı. Bilirsin böyle durumlarda çekirdek kendini toplayana kadar vücut kendini korumaya alır. Bir dahaki sefere daha dikkatli ol şanslısın ki sadece bir gün uyudun."

Şaşkın Serina ne diyeceğini bilemedi fark ettiği gerçek onu sarmıştı. Cadıların çekirdeği iki durumda tükenirdi aşırı antreman veya vücudu arındırma işlemi. Serina antreman yapmadığına göre bu demkti ki biri onu yarışmaya katılamasın diye zehirlemişti. Hatta belki de ondan kurtulmaya çalışmıştı. Çünkü Serina normal bir cadı değildi onu bile bir gün uyutan zehir çok güçlü olmalıydı. Muhtemelen başka bir cadı içseydi bir kaç hafta kendine gelemezdi. Zehir içtiği gerçeği bedenini sararken titremeye başladı Serina yine ölümle karşılaşmış gibiydi. Tramvalar kolay geçmezdi. Kabullenmek hep ilaç olmazdı insan hep gülemezdi. Yine de iki kere ölümden dönmüş bir kez ölmüş biri için ölümün lafı bile korkutucuydu. Bu sefer ölürse ne olucaktı yine mi reenkarnasyon yaşıyacaktı. Bu lanet yaşam çemberinden kurtuluş yok muydu.

(S) Müdür bey bana istediğim zaman beni mezun gösterebileceğinizi söylemiştiniz hatırlıyor musunuz? Bana artık öğretecek birşeyiniz olmadığı gerçeğini dahi iyi anlıyorum. Bana katıcak bir şeyiniz olmadığı gibi güvenliğimi sağlayamıyorsunuz. Bu yetersizliğiniz can sıkıcı en kısa sürede mezuniyet belgemi çıkarın. Çünkü artık burda bulunmak istemiyorum."

Müdür Finin cevap vermeye dahi şansı olmadı çünkü Serina odanın ısısını öyle bir arttırmıştı ki nefes almak bile neredeyse imkansızdı. Ki Serina cevap duymak istemiyordu. Adamın okulunda zehirlenmişti ama o bunu fark edememişti. Yetersizdi. Serina yetersizleri hiç sevmezdi.

Odasına döndü ve hızle eşyalarını topladı. Daha sonra yere oturdu elinde hafif bir kesik açıp kanını kaseye boşalttı. Yeterli heldiğinde elini ateşi ile sardı ve kesik hiç olmamış gibi yok oldu. Parmagını kanına batırdı ve yere semboller çizmeye başladı tahta zeminde kayan parmakları kusursuzca sembolü işliyordu. En sonunda tatmin olucak ki tahta kasede kalan kanını sembolün ortasına koyup gülümsedi. Elindeki kanları silmeden kaseyi tekrar tuttu ve kase alev aldı. Semboller ve kan bununla parlamaya başladı.

(S) Göster bana kutlu ateş beni zehirleyenleri. Göster ki onlara senin gücünü göstereyim. Adağımı kabul et beni kabul et alevlerim senin bir parçandır beni onlar adına tanı ve dileğimi yerine getir.

Kasede gördükleri ile yüzünde bir gülümseme belirdi kırmızı kanının içinde gördüğü yüzler bugün onun eğlencesiydi. Dönmeden bir disiplin cezası almak sorun olmazdı. Gülüşü büyüdü. Ailesinin yanına gitmeden halletmesi gereken ufak bir prüz bulmuştu. Sonunda kap kül oldu tahta sembolleri emdi ve kaptaki kanı iğrenç siyah bir sıvı haline geldi heryere dağıldı.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.