İçeriğe geç

Serina

Bölüm 1 · 4 dk okuma

Serina

Bölüm 1

Bölüm 1

Kendi evine yabancı

"Ateş kırmızısı saçları varmış" diye fısıldadı hizmetçi sonra da yüzünü buruşturdu

"Ateş'i kontrol edebilen bir cadıymış" tiksinti hizmetçinin yüzüne yuva yapmış gibiydi.

"Hayır suyu kontrol ediyormuş saçlarıysa masmaviymiş" bu ses umutluydu kötünün iyisini seçmeye çalışıyordu sanki

"Geçmişine dair her şeyi hatırladığını duymuştum." Acıma duygusu ile söylenmiş bir cümleydi bu. Leydisinin acı çekiyor olması onu gerçekten üzüyordu.

"Çok değişmiş kaba, ukala ve kendine özenmeyen biriymiş artık." Hadsizlik Bir cümle olsaydı bu cümle olurdu . Yüzündeki iğrenç ifade bile aylarca ceza almasını sağlayabilirdi buna rağmen ne diline ne de zihnine söz geçiremiyordu belliki

"Nasıl ölmüş?" Meraklı ve üzgündü bunu söyleyen uzun süredir görmese de leydilerini seviyordu ölüm acısını tattığı gerçeği üzmüştü onu

Elena gelen sorulara cevap vermiyor üstelik tepkisizliğiyle canları sıkıyordu. "Leydi Mia'nın yanına gitmem gerek sakın onun yanında da böyle saçmalamayın!" Sesinin tonu normaldi fakat karşısındaki 4 hizmetçinin tüylerini diken diken edebilecek kadar tehtitvariydi. Hizmetçiler önce yutkundu hemen ardından ise hızla kafalarını eğip onaylayan mırıltılar çıkardı. Leydi Serina'nın 4 yıllık cadı eğitimini tamamlamasına rağmen dönmeyişi hepsini meraklandırmıştı. 10 yaşında cadı olduğu öğrenilen leydi 4 yıldır cadı şatosunda eğitim almıştı. Bugün geri dönmesi gerekiyordu fakat dönmemişti.

Bunun tek anlamı ise onun bir elemente kontrol edebildiğinin ortaya çıkmış olmasıydı. Peki neydi bu element? Ateş mi? O zaman saçları kan kırmızısı olmalıydı. Yoksa hava mıydı? Gümüş saçlarıyla mı dönecekti saraya? Peki ya su ise okyanus gibi masmavi saçlarıyla dikkat çekici olacağı kesindi. Toprak elementi olması demek hayat dolu olması demekti. Yemyeşil saçlarıyla bir toprak elementinin leydileri olmasını ne çok istiyordular. Bu yüzdendi heycanları, merakları ama onlar nerden bilebilrlerdi ki dadıyı bu kadar rahatsız eden şeyin leydinin eğitime devam etmesi değilde leydinin kendisi olduğunu.

Leydi Serina bir leydi gibi değil bir lord gibi gözüküyordu. Paspal ve özenilmemiş hali kılıç tutmaktan hafifçe nasırlaşmış elleri insanların yanındaki rahat tavırları gerçekten bir leydiye hiç uygun değildi üstelik o bir çocuktu henüz nasıl kılıç vermişlerdi ona. Cadılar ve insanlar arasında ayrım yapmazdı ama bu onlara karşı bir önyargıya sahip olmasıni sağlıyordu. Leydisini onlara vermeden önce nasılda narindi oysa hele ürkek hallerini gözünün önünden atamıyordu bir türlü. ürkek leydisi gitmiş yerine cesur ve kendinden emin bir leydi gelmişti. O narin kız gitmiş yerine kim gelmişti.

Mia Serinanın ikizi kömür karası saçları okyanus mavisi gözleri mermer gibi bembeyaz teni... şuan 14 yaşında olsa bile belliydi bu leydi büyüdüğü zaman peşinde fazlasıyla lord koşturacaktı. Oysa Mia zaten aşıktı ama aşık olduğu bir kişi değil nesneydi. Saray kütüphanesine aşıktı henüz çeyreğini bille bitiremediği kütüphane kocamandı. İçeride binlerce kitap vardı ve eklenmeyede devam ediyordu. Lord ne kadar işleri yüzünden okuyamasada basılan her kitabı satın oluyordu. Bu durumdan en hoşnut kişi tabikide şatonun küçük leydisiydi.

Mia okuduğu her kitabı bir mektup aracılığıyla Serinaya gönderiyordu. 2 yıl önce Serina ona bir posta kutusu hediye etmişti bu kutuya koyduğu her şey Serinanın kutusuna gidiyordu Serina kutusuna ne koyarsa Miaya gidiyordu. Mia ise bu fırsatı kaçırmıyor okuduğu her kitabı gördüğü duyduğu her şeyi serinaya anlatıyordu serinada da bir fark yoktu o gün öğrendiği bütün büyüleri kavgalarını kardeşine anlatıyordu. Bu ikili yüz yüze olamasada kardeş olmalarının tadını çıkarıyordu buruktu ama güzeldi hele Serina ilk hayatında yaşayamadıği bu güzel duyguyu şimdi yaşıyordu. Onun ilk hayatında bir kardeşi olmamıştı iyikide olmamıştı..

Serina geçmişi ile arasına barikat kurmuştu. Ne olursa olsun ona göre o ilk hayatında babasıyla birlikte ölmüştü. Onun için o gunden sonrasi yoktu. O 17 yaşında ölmüştü. 21 yaşında değil. O babası ile o arabada can vermişti. Acılar içinde cayır cayır yanarak degil....

Ateş cadısı olduğunu Mia tabiki biliyordu. Ona ateşi uyandırdığı gün yazmıştı lakin gizli kalmasını rica etmişti ondan. O cesaretini toplayıp kendi söylemeliydi babasına lakin dili bir türlü dönmüyor kalemi tutmak ona büyük bir yük oluyordu. Babasının ondan korkması ondan tiksinmesi ihtimali Serina'nın tüylerini ürpertiyordu. Ateş cadıları 4 cadı grubundan en zararlı ve en kullanışsız olanıydı. Ne olucağı belli değildi yakardı. Yoğun yıkıcı gücün kontrolü zordu. Hep göz korkuturdu. Savaşta bile kullanımı yoktu. Düşman kadar dostada zarar verebilirdi. Diğerleri yararlı olduğundan isteselerde istemeselerde kabul görürdü. Acı olan buydu krallık yararına olanı korurdu.

Serina için bu çok zordu. O hep babasının kızı olmuştu ilk hayatı hep bununla övünmüştü. Babası öldüğünde de böyle demişti. İkinci hayatını hatırlamadığı çocukluğu da böyleydi. Dük kızlarına düşkündü ve bunu fazlası ile belli ediyordu. Onlarla sohpetler ederdi. Hatıralar yüzüne vurduğunda adım adım yıkmıştı. Düke olan sevgisi asla bitmemişti lakin bu sevgi yüzünden babasına ihanet etmiş gibi hissediyordu. Tuhaf bır çıkmazdı bazen dükün babasının reenkarnasyonu olduğunu düşünüyordu. Olmasa bile kabullenmişti. İkisi de onun babasıydı.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.