İçeriğe geç

Sensizliğimin 35 Yılı

Bölüm 2 · 2 dk okuma

Sensizliğimin 35 Yılı

Bölüm 2

Buruşturulan Hayellerime

"Şuna baksana!" dedi kağıdı önüme atarken. "İki cümleyi bir araya getiremiyorsun!" Bu sözlerin sahibi okulumuzda kötü eleştirileri ile bütün öğrencileri çileden çıkaran ve üst sınıflardan birisi sayesinde şanı tüm okula 'Heves Kırıcı Nebahat' olarak yayılan bir kadındı kendisi. Edebiyata karşı ben ve benim gibi ilgi duyan arkadaşlarımın en kötü kabusuydu. Fiziken zarar vermezdi insana bu kadın, insanın ruhuna doğru hakaretlerini savururdu. Çünkü biliyordu, Sözler bazen kasıklarınıza yediğiniz sert bir tekmeden de acıtırdı. Bunu nereden mi biliyordum. Gençliğimde ben de az değildim de ondan sevgilim. Gerçi sen bilirsin beni, hatta beni benden de çok bilirsin esmer sevgilim. Hatırladım. Bende bir fotoğrafın vardı.

Yarısı yırtılmış, Üzerine çay dökülmüş, Zamanın benim ve senin gibi yıprattığı bir fotoğraftı. Nitekim bir fotoğrafın yaşayabileceği tüm kötü şeyleri yaşamasına rağmen yıpranmasına asla müsaade etmediğim bir gülümseme taşıyordu o. Kaybetmeyeceğim, gitmesine izin vermeyeceğim zehirli, ancak dünya üzerine cenneti taşıyan güce sahip olan o bakışlar, sana aitti sevgilim. Ruhumun en derinlerinde benim bile kendime itiraf etmeyeceğim her şeyin farkındaydı resmin. Bana acıyabile, gülümsemesiyle kucak açabilen ve bazen de sinirlenen canlı bir resimdi esmer sevgilim. Ve itiraf etmem gerekirse resmin son 35 yılıma kıyasla çok daha şey hissedebilmişti.

Nebahat Öğretmen suratıma fırlattığı kağıtlrı tekrardan aldı. Ne bir şey diyebiliyordum, ne de bunun olmasını engelleyebiliyordum. gözlerim dolmuştu o an ama erkek adam ağlamaz derlerdi. Sahi sevgilim, neden böyle saçma bir söz bizim toplumumuzda yer edinmişti, Kendisini geliştirmeye dair hiçbir belirti göstermeyen toplumun kendi çevresine ve nihayetinde kendisine uyguladığı aptalca bir kalıp değil de neydi bu? Toplum illa bir kalıba sıkıştıracaksa insanları bu erkek adam ağlamaz kadar iğneleyici ve cehalet dolu bir şey olmamalıydı. Şayet erkek adam diye bir şey olacaksa eğer, erkek adam ağlayacak kadar kendisine saygı duyar olmalıydı.

Sonr ökeli bir şekilde kağıtları tüm sınıfın önünde yırtıp elinde parçalarını buruşturup çöpe attı. O zamanlar arka sıramda otururdun. Zilin sesini duyduğum gibi sınıftan çıkmıştım ve kendimi genelde fazla kimselerin olmadığı çatı katına atmıştım. O kadın bana ömrüm boyunca unutamayacağım bir travma bırakmıştı. Belki kendimi bir daha asla toparlayamayacaktım. Kalemi elime almaya korkacaktım. Çatı katında ne yaptığım bana kalsın, konumuzla bir alakası yok. tekrardan sınıfa girdiğimde Yırtılan ve buruşturulup çöpe atılan sayfaları sıramın üzerinde acemice birbant ile birleştirilmiş halde görmüştüm. İşte o an, Seni sevdiğimi hissetmiştim Sibel.

Bölüm sonu

2 yorum