İyi okumalar!
**
Çağıl ile beraber çalışmak için kütüphaneye gelmiştik. Herkesten uzakta kuytu bir köşede oturmuştuk. Çağıl bana ders anlatacağı için kimsenin rahatsız olmaması adına yapmıştık bunu.
Çağıl çantamı masanın üzerine bıraktıktan sonra sessiz olmaya çalışarak çantamın içinden kimya ile ilgili ne varsa çıkardım.
"Su?" dedi Çağıl beni dürterek.
"Efendim?"
"Bu kitaplar ne?" önüme kitapların arasından konu anlatımı olanı koydum.
"Kimya kitapları."
"Ciddi olamazsın? Biliyorum benimle saatlerce göz göze gelmek için kimya çalışmayı çok istiyorsun ama bu kadar kitap biraz şov bence."
Ona kurduğum cümleyi bana hatırlatınca çok sert olmayacak şekilde koluna vurdum. Sırıtarak masaya koyduğum konu anlatımını eline alarak sayfalarda göz gezdirdi. Birkaç saniye sonra kitabı masanın bir köşesine fırlattı. Ses çıkardığı için ona kaşlarımı çatarak baktım. Bakışlarımı görünce bir şey olmamış gibi kitapların yayınına bakarak en zor olanı eline aldı.
"Konu anlatımı kitabına gerek yok. Burada ben varken o kitabı getirmeni bana edilen hakaret olarak algılarım." dudaklarını büzerek 'hıh' diye ses çıkardı.
"Oldu olacak trip at Çağıl." dedim iğrenircesine bakarken. Bu sevdiğim kişi de olsa bir erkeğin trip atması sinirimi bozuyordu.
"Tamam kız şaka yapıyorum." dedi saçlarımı karıştırarak. Kütüphanede çok fazla kişi yoktu ve herkese uzak oturduğumuz için rahatça konuşabiliyorduk. Yine de elimizden geldiği kadar sessiz olmaya çalışıyorduk.
"Biraz yaklaş sorular üzerinden konuları anlatacağım bu şekilde daha iyi olur. Az çok biliyorsundur zaten," gözlerimi kırpıştırarak baktım, "değil mi?" diye korkarak cümlesini tamamladı.
"Aslında şey," kitabın sayfalarıyla oynarken ne cevap vereceğimi düşünüyordum. "Bilm-" cümlemi bitirmeme izin vermeden eliyle ağzımı kapattı.
"Sus, sakın o cümleyi tamamlama." kafamla onu onayladıktan sonra Çağıl elini dudaklarımın üstünden çekti. Elini çektikten sonra beklemediğim bir şey yaptı. Elini öptü.
"Resmen şu an öpüştük." dedi yalandan şaşırmış bir şekilde.
Gülerek omzuna vurdum. "Salak."
"Çok ayıp insan sevgilisine hiç salak der mi?" dedi.
Gözlerim söylediği şey yüzünden şokla açıldı. "Sevgili mi?"
"Öpüştüğümüze göre kanka olduk Su. Cidden sordun mu bu soruyu?" gözlerini devirerek elini bana uzattı. Elini tuttum. Gözleri ellerimize kaydı.
"Kalem ver diye elimi uzatmıştım." diyerek güldü.
"Kalem istediğini söylemezsen nereden anlayabilirim!" elimi elinden çekmek istediğim sırada buna engel olarak parmaklarını parmaklarımın arasından geçirdi.
"Böyle de ders anlatabilirim sanırım." diyerek önümdeki kalemi aldı. Gülerek ellerimize baktım.
"Benim elim çok terler."
"Bir şey olmaz üzerime silerim."
"Bu romantik değildi."
"Romantiklik yapmaya çalışmamıştım. Şimdi sus konumuza dönelim." cevap vermeden kitabı kendime biraz çektim. Şimdi daha iyi görebiliyordum.
Sınava sadece birkaç gün kalmıştı ve istediğim bölümü kazanmak zorundaydım. Bunun için az da olsa kimya bilmem gerekiyordu. Sayısal derslere çok fazla kafam basmasa da istediğim bölüm için sayısal derslere çalışmam gerekiyordu. Eğitim sisteminin saçmalığına sövmeyi bırakarak Çağıl'ın söylediklerini dinlemeye başladım. Ben bu sene ne olursa olsun üniversiteyi kazanacaktım çünkü kimya hocam harika!
*
Kimya çalışmaya başlayalı saatler olmuştu. Yorgunluktan kafamı masaya yasladım. Çağıl hiç yorulmadan bana ders anlatmaya devam ediyordu. Ne kadar yorgun olursam olayım onu dinliyordum. Kafam masanın üzerindeyken bir gözüm kitapta diğer gözüm ise Çağıl'ın gözlerindeydi.
Şu saate kadar her şeyi benim anlayabileceğim şekilde anlatmıştı. Yani salağa anlatır gibi. Gerçekten kimyayı anlamaya ve sevmeye başlamıştım. Böyle bir hocam vardı da ben mi anlamamıştım?
Çağıl anlattığı şeyi bitirip elindeki kalemi kitabın üzerine bıraktı. "Yoruldun mu?"
Kafamla onayladım. "Ama devam edebilirim."
"Olmaz. Bu halde anlatırsam sadece anladığını sanarak kendini kandırırsın. Kalk gidelim, sınava daha birkaç gün var sonra devam ederiz." esneyerek kafamı yasladığım masadan kaldırdım.
Uyuşuk hareketlerle masanın üstündeki eşyalarımı çantama yerleştirmeye başladım. Çağıl bana yardım ederken kaşlarını çatmıştı. Sebebini öğrenmek için ona döndüm. "Ne düşünüyorsun?"
"Bu kitapları çantaya nasıl sığdırdığını düşünüyordum. Büyük yetenek gerçekten." gülerek çantanın fermuarını çektim.
"Bunlar hiçbir şey değil. Siz erkekler ceplerinize nasıl her şeyi sığdırabiliyorsanız aynı şekilde biz de çantalarımıza her şeyi sığdırabiliyoruz."
Masanın üstündeki silgi tozlarını süpürdükten sonra sandalyeleri düzgünce masanın içerisine ittirdik. Nasıl bulduysak öyle bırakmıştık.
Çantamı benim almama izin vermeden Çağıl sırtlanmıştı. Çantamı taşıyıp bana yardım ediyor olması çok hoşuma gidiyordu. Çağıl'a yetişerek koluna girdim. Kola kola yürümek en sevdiğim şeylerden biriydi. İkra sürekli onun koluna girmeme kızsada Çağıl onun aksine gülerek yürümeye devam etmişti.
Kütüphaneden çıktıktan sonra artık konuşabileceğimiz için derin bir nefes almıştım.
"Çağıl?" onunla aynı adımları atmaya çalışarak cevap vermesini bekledim.
"Hm?"
"Bugün bana gerçekten çok yardımcı oldun, çok teşekkür ederim. Sınavda başarılı olacaksam sebebi sensin."
"Teşekkür etme Su. Sınavda başarılı olmanın sebebi ben olmayacağım, senin bir şeyler başarmak için gösterdiğin çaban buna sebep olacak." diyerek boşta olan eliyle saçımı karıştırdı. Yürümeye devam ederken ben de konuşmaya devam ettim.
"Neden teşekkür etmemi istemiyorsun?"
"Çünkü sevdiğim kişi için elimden geleni yapmam gerekiyor." söylediği şey kalbimin hızlanmasına sebep oldu.
Yüzümdeki gülümseme büyürken kalçamla Çağıl'a vurdum. O da bana karşılık vererek kalçasıyla bana vurdu. Beklemediğim hareket karşısında bir anlık dengemi kaybetsem de hızlıca toparladım
"Yavaş uçuyordum." dedim sesli gülerken.
"Pardon, hızımı ayarlayamadım."
Eve yaklaşırken kolumu kolunun arasından çektim. Sorgularcasına bana baktı. "Komşular görürse ben eve gidemeden bizim haberimiz gider."
"Ah şu gereksiz komşular." diyerek söylendi Çağıl. Kafamı aşağı yukarı sallayarak ofladım.
"O zaman gel burada sarılalım, malum evin önünde bunu yapmamız mümkün değil." gülümseyerek ona yaklaştım. Parmaklarımın üzerinde yükselerek kollarımı Çağıl'ın boynuna sardım. Saatlerce ona sarılabilirdim.
Çağıl iç çekerek konuştu. "Su."
Onu taklit ederek cevap verdim. "Hm?"
"Büyük bir sorun var." korkarak cümlenin devamını duymayı bekledim. Beklediğim şey ondan gelmemişti. Başka bir ses geldi arkamdan.
"Su?"
Bu ses hiç duymak istemediğim kişiye aitti.
"Çağıl ile neden sarılıyorsunuz?"
Ceren'e.
***
Bölüm sonu.
Böyle bir yerde kestim sövmeyin...








