İyi okumalar!
**
"Çağıl ile neden sarılıyorsunuz?"
Ceren'in sesini duyunca istemeyerekte olsa Çağıl'dan ayrılmıştım. Gözlerimi devirip arkama dönererek Ceren ile yüz yüze geldim. Kaşlarını çatarak bir bana bir de Çağıl'a bakıyordu.
"Sana hesap vermem gerektiğini bilmiyordum Ceren." kurduğum cümle onu daha çok kızdırmış olacak ki kaşları biraz daha çatıldı.
"Çağıl'ın burada olmadığını söylemiştin?" benim cevap vermeme gerek kalmadan Çağıl cevap vermişti.
"Burada değildim zaten evdeydim." gülmemek için kendimi sıktığım sırada Ceren ile göz göze geldik. Hiçbir şey olmamışım gibi yüz ifademi düzelttim.
"Öyle mi?" diyerek bize doğru adımladı. Çağıl Ceren'den korktuğu için bir adım geriye çekildi.
"Öyle."
Çağıl, Ceren'i umursamadan bana dönerek konuşmaya başladı. "Su ben artık gideyim." dedikten sonra kulağıma eğildi.
"Sevgilim."
Eski pozisyonuna geri dönerek bana göz kırptı. Tek kelimesiyle beni nasıl etkilediğinin farkında değildi anlaşılan. Kalbimin kulaklarımda attığını hissettim. Çok hızlı atıyordu.
Tabi bu anı bozmak için tek kişi yeterliydi. Ceren'in sesini duyunca gözlerimi Çağıl'ın üzerinden ayırdım.
"Telefonunu evde unutmuşsun Su." kaşlarım çatılırken elim cebime gitti. Hayır kesinlikle evde unutmamıştım, telefon cebimdeydi. Cebimden telefonumu çıkararak havaya kaldırdım.
"Tutuyorum çünkü elimde." diyerek elimdeki telefonu salladım.
Ceren'in de eli arka cebine gitti. Cebinden bir telefon çıkarıp beni taklit ederek telefonu havaya kaldırdı. "Tutuyorum çünkü elimde."
Elindeki telefonu görünce korkudan ağzım açık kalmıştı. Bu telefon benim eski telefonumdu. Daha da kötüsü benim Çağıl'a anonim olarak mesaj yazarken kullandığım telefondu.
Çağıl ne olduğunu anlamak için bir bana bir de Ceren'e bakıyordu. Kaşları çatılmıştı ve hayra alamet değildi.
"Su, bu telefon senin eski telefonun değil mi?"diye sordu Çağıl. Eski telefonum olduğunu nasıl hatırlıyordu? Bu, şu durumda düşünmem gereken son şey bile değildi. Kendimi toparlayarak bu durumdan kurtarmam gerekiyordu ama zor gibi görünüyordu. Çağıl'ın sorusunu pas geçerek Ceren'e adımladım.
"Bu telefonun sende ne işi var? Sen benim eşyalarımı mı karıştırdın?" en nefret ettiğim şey birisinin eşyalarımı benden izin karıştırmasıydı.
"Annen odandan boş kağıt getirmemi isteyince bu telefonu buldum. Eşyalarını karıştırmadım yani." kaşlarım alayla yukarı kalktı.
"Böyle odamı karıştırmamış mı oluyorsun yani?" dedim yalandan gülerek. Yüzümdeki ifadeyi silerek ciddileştim. "Ver telefonumu."
Yalandan gülerek telefonu arkasında sakladı. Şu an resmen kıskançlıktan ne yaptığını bilmiyordu. Çağıl'a takıntılı olduğu için Çağıl'ın ona ait olduğunu düşünüyordu.
"Telefonu vermezsem ne olur, Çağıl'a mı şikayet edersin ya da dur, ona bir daha mesaj atamaz mısın?" sinirden nefes alış verişim hızkanırken gözlerimi kapatıp sabır diledim.
Çağıl ne olduğunu anlamak için yanımıza yaklaşmıştı. "Su?" Çağıl'a bakamamıştım. Bakışlarım yerdeydi.
Çağıl'ın tepkisinin ne olacağını bilmediğim için şu an bunu öğrenmesinden korkuyordum. Daha yeni başlamış olan ilişkimizin bitmesinden korkuyordum. Çağıl'ın bir daha yüzüme bakmayacak olmasından korkuyordum.
"Su neden yüzüme bakmıyorsun? Ne oluyor ben anlamıyorum." Çağıl çenemi yukarı kaldırıp ona bakmamı sağlamıştı. Gözlerine bakarken istemsizce dolan gözlerimi görünce kaşları çatıldı. Ceren'in sesi ona dönmemize neden oldu.
"Çağıl ne olduğunu çok merak ediyorsun değil mi?" Ceren cevap almak için Çağıl'ın gözlerinin içine bakıyordu. İstediği şey olmamış Çağıl'dan cevap alamamıştı. Bozulduğunu belli etmemeye çalışarak konuşmasına devam etti.
"Sana yazan anonim vardı ya hani?" Çağıl'ın gözleri beni buldu. Korkuyla Çağıl'a bakıyordum.
"Evet var da bundan sana ne?" dedi Çağıl.
Ceren beklediği tepkiyi alamamış olacak ki gözlerini devirdi. Daha sonra korktuğum şeyi yaptı.
"He işte o Su'ydu." gülümseyerek elindeki telefonu havaya kaldırdı. "Hatta suç aleti elimde tuttuğum bu telefondu."
Çağıl öfkeli bakışlarını Ceren'e dikti ve telefonumu onun elinden aldı. Telefonu kurcalamadan arka cebime koyduktan sonra Ceren'e döndü. Yaptığı hareket şoka uğramama sebep oldu. Bunu beklemiyordum.
"Su'nun bana bu şekilde yazması seni neden ilgilendiriyor? Bunu söylemek sana mı düştü? Birisinin özelini karıştırmak kuzeni de olsan suç, umarım bunu biliyorsundur." diyerek beni geriye çekip Ceren'den uzaklaştırdı.
"Artık büyü Ceren böyle davranarak istediğini elde edemezsin. Bizi rahat bırak." Ceren'in gözlerinin dolmaya başladığını fark ettim. Bu beni üzmemişti.
"Ona kızman gerekiyordu, bana değil!" diyerek bağırdı Ceren. Cırtlak sesi yüzümü buruşturmama neden oldu.
"Bağırma be!" Ceren'in bakışları beni buldu.
"Bu kızda ne var anlamıyorum." dedi Ceren. 'Bu kız' ben oluyordum.
"Sende olan şeyler yok daha ne olsun." dedi gülerek. Kolunu omzuma attıktan sonra beni kendine çekti.
"Neyim varmış benim?"
"Kötü bir kalp." dedi Çağıl ve devam etti. "Sadece kendini düşünen bencil bir kalbin var senin." Ceren'den ne kadar nefret etsem de durması için Çağıl'ın kolunu tuttum. Çağıl'ın gözleri benim gözlerimle buluştu. Gözlerimle ne demek istediğimi anlamış olacak ki gözlerini bir kere kapatıp açtı.
"Gidelim Su." kafamla onaylayarak Çağıl'ın adımlarına uyarak arkamı döndüm. Ceren'i bir başına bırakmıştık.
Çağıl, Ceren'in yanında bana bir şey dememiş olsa da yalnız kalınca bana söyleyeceği şeylerden korkuyordum. Ona söylemediğim için yüksek ihtimalle bana kızacaktı. Bana daha önce hiç bağırmamıştı, belki de şimdi bağıracaktı. Konuşmadan yürümeye devam ediyorduk, evimden yeterince uzaklaşmıştık fakat hâlâ yürüyorduk. Sessizliği bozmak için ilk adımı ben attım.
"Çağıl?" korkarak adıyla seslendim. Çağıl omzumdaki elini sıkarak şimdi konuşmak istemediğini belli etmişti.
Birkaç dakika daha yürüdükten sonra parka gelmiştik. Kimse yoktu, sadece ikimizdik. Sessiz bir ortamda ve baş başa konuşmak için beni susturduğunu anladım.
Çantamı bankın üzerine bıraktıktan sonra karşıma geçerek gözlerimin içine baktı. Konuşmaya şimdi başlıyorduk işte. Beklentiyle gözlerine baktım. Ne düşündüğünü gözlerinden anlamaya çalışıyordum ama şu an duygularını çok iyi gizliyordu. Konuşacağını anlayınca kalbimi sakinleştirmeye çalıştım.
"Bana anonim olarak mesaj atanın sen olduğunu ne zaman söyleyecektin?" diyerek beklediğim soruyu sordu.
"Doğru zamanı bekliyordum." diye cevapladım sorusunu. Tatmin olmamış gibi baktı yüzüme.
"Doğru zamanın geldiğini nasıl anlayacaktın?"
"Bilmiyorum." cevabım gözlerini devirmesine neden olmuştu.
"Su, benden bir şey saklama." kırmasını beklerken benimle bu şekilde sakin konuşması şaşırmama neden olmuştu.
"Senden bir daha bir şey saklamayacağım Çağıl." gülümsedi. Bir dakika gülümsedi mi?
"Çağıl, senin bana kızman gerekmiyor muydu?" dedim kafamı kaşıyarak.
"Bugün sana kızmayacağım. Belki ilerde kızabilirim. Sana yeni kavuşmuşum kızar mıyım hiç?" kocaman gülümseyerek ona baktım. İç çekerek bana baktı.
"Hadi gel." dedi.
"Nereye geleyim?"
"Gel sarılacağız o kadar yolu sana rahatça sarılabilmek için yürüdüm."
Daha fazla beklemeden gülerek boynuna atladım. Belimden tutarak vücudumu vücuduna yapıştırdı. Yüzünü saçlarıma gömerek kokumu içine çekti.
"Manyaksın sen." dedim sarılmaya devam ederken.
"Ama beni seviyorsun." dedi gülerek.
"Evet, çok seviyorum."
"Biliyorum."
***
Bölüm sonu.
Aralarını bozacaktım da kıyamadım ya. Ah keşke Çağıl gibi sahiplenen biri olsa hayatımda...
Umarım bir hatam olmamıştır çünkü gece yazıp attığım için gözümden kaçabiliyor.



